Referandum sonrası ve yapısal reformlar

Yapısal reformların itici gücü, ise önceki yazılarımda da üzerine basarak ifade ettiğim gibi KOBİ’lerdir. Zira, 3,9 milyon KOBİ, tüm işletmelerin %99,8’ini oluşturuyor.

2017’nin ilk iki ayında referanduma kilitlenen Türkiye, 2016’nın son çeyreğinde tüketim harcamaları ve kredi artışı ile belli oranda büyüme kaydetmekle birlikte referandum sonrasının belirsizliği ile piyasalar bir durgunluk içerisine girdi.

DOLAR’IN SEYRİ NASIL OLACAK?

Türkiye’de son bir yıl içindeki ekonominin seyri Philips eğrisi olarak anılan ve bir ekonomide enflasyonla işsizlik arasında ters yönlü ilişki bulunduğunu ele alan teorinin aksine, stagflasyona benzer bir karakter gösteriyor. Enflasyon ve işsizlik aynı yönde hareket ediyor. Referandum sonrası yurtdışı piyasaların desteği ve belirsizliğin azalması ile Türk Lirası Dolar ve Euro karşısında değerlenme eğilimine girdi. Bir başka risk artırıcı gelişme olmazsa beklentiler Temmuz 2017’ye kadar Dolar’ın 3,55-3,60, Euro’nun ise 3,90-3,95 bandında hareket edeceğini gösteriyor.

YAPISAL REFORMLARIN İTİCİ GÜCÜ

Ekonominin yatay seyrine rağmen enflasyon ve işsizlikteki artışın önlenmesine yönelik olarak parasal tedbirler uygulanmasından ziyade yerli ve yabancı yatırımcıların güveninin geri kazanılabilmesinin daha önemli olduğu, güvenin ise ancak yapısal reformlarla sağlanabileceği düşünülüyor. Yaklaşan sezonda turizm, gıda ve inşaat sektörlerinde sağlanacak gelir artışları istihdam ve stagflasyon eğilimi üzerinde olumlu etki yapacaktır. Yapısal reformların itici gücünün ise önceki yazılarımda da üzerine basarak ifade ettiğim ve tüm işletmelerin %99,8’ini oluşturan 3,9 milyon KOBİ’nin olması gerekiyor.

2016‘nın üçüncü çeyreğinde %1,3’lük ekonomik daralmanın etkisi ile KOBİ kredilerinde yaşanan azalma sonrasında Kredi Garanti Fonu (KGF) ile sağlanan destek ile birlikte 2016’nın son ve 2017’nin ilk çeyreğinde (henüz Mart rakamları belli olmamasına rağmen) toplamda 434 milyar TL kredi hacmine ulaşıldı.

ÜRETİMİ VE İHRACATI TEŞVİK EDEN TEDBİRLER ALINMALI

Mikro ve küçük işletmelerde %4’ün üzerinde büyüme kaydedildi. Buradan çıkarılacak bir başka sonuç da KOBİ segmenti içerisinde büyümenin mikro ve küçük işletmeler yönünde olduğudur. Ancak son beş çeyrek boyunca imalat sanayii kapasite kullanım oranlarına baktığımızda kapasite kullanım oranlarının düşmesine paralel işsizlik oranlarının artması, kullanılan KGF teminatlı kredilerin KOBİ’ler tarafından yeni yatırımların finansmanından ziyade mevcut kredilerin yapılandırılması ve vadelerin uzatılması amacı ile kullanıldığına işaret ediyor. Makro ekonomik açıdan istenilen sonucun alınabilmesi için üretim ve ihracatı teşvik eden tedbirler yanında yapısal reformların hızla gerçekleştirilmesinin gerekli olduğu düşünülüyor.

 

2015 Aralık 2016 Mart 2016 Haziran 2016 Eylül 2016 Aralık 2017 Şubat
Aylık İmalat Sanayii Kapasite Kullanım Oranı (%) 78,1 76,2 78 78,1 78,1 76,8

Doç. Dr. Mehmet Yazıcı

yazici@turcomoney.com

 

 

 

Yorum yok

Yorum Yazın