Mevcut politika ile fiyat istikrarı sağlanır mı?

*Ülkemizin enflasyon olgusu bağlamında uzun soluklu konumu ise ne yazık ki olumsuzdur. 1970’lerin başlarından itibaren 2000’li yılların başına kadar geçen 30 yıllık kayıp dönemde gerçekleşen yüksek enflasyon makroekonomik istikrarımızı sürekli bir biçimde zedelemiştir.

*Enflasyon hedefini yüzde 2 olarak belirlemeden, benimseyeceği zorlu politikalarla fiyat istikrarını söz konusu hedef kapsamında gerçekleştirmeden uygulanmaya başlanılan bu tarz politikalar kalıcı bir makroekonomik başarı getiremeyecektir.

*Türk Lirasını değerli hale getirmek suretiyle düşürülen bir enflasyon, bu tarz bir politikayı sürdüremediğiniz küresel bir konjonktürde hızla değer kaybeden ulusal para ile tekrar ortaya çıkabilecektir.

Enflasyonun Eylül ayı itibarıyla tek haneye düşmüş olması olumlu bir gelişmedir. Ancak, enflasyon ve benzeri ekonomik süreçlerin dinamizmi dikkate alındığında, tek haneli bir enflasyon düzeyine ulaşmanın değil, orada kalmanın önemli olduğu vurgulanmalıdır.

Hatta daha da ileri giderek tek hane enflasyonun da yeterli olmadığı ve daha spesifik bir amacın öne çıkarılması gerektiği tartışılabilir. Esasen bu ve benzeri tartışmalar çok uzun zamandır iktisatçıların ve onlardan da önce kimi önemli düşünürlerin zihinlerini meşgul etmiştir.

Bu çerçevede iktisat politikası tartışmasının ulaştığı güncel konum, enflasyonu yüzde 2 civarında stabil kılmak olarak şekillenmiştir. Başka bir ifadeyle, söz konusu oran fiyat istikrarı amacının somut ifadesidir denilebilir.

ÜLKEMİZİN ENFLASYON BAĞLAMINDA UZUN SOLUKLU KONUMU OLUMSUZDUR

Ülkemizin enflasyon olgusu bağlamında uzun soluklu konumu ise ne yazık ki olumsuzdur. 1970’lerin başlarından itibaren 2000’li yılların başına kadar geçen 30 yıllık kayıp dönemde (bu ifade daha önce çeşitli defalar TCMB tarafından sunumlarında kullanılmıştır) gerçekleşen yüksek enflasyon makroekonomik istikrarımızı sürekli bir biçimde zedelemiştir.

Güçlü ekonomiye geçiş programı bağlamında tek haneye düşürülen enflasyon oranı görece daha istikrarlı bir dönem yaşandığına işaret etmiş olsa da bu dönemin gelişmeleri de yukarıda tanımlanan cinsten bir fiyat istikrarı dönemi yaşanmasını engellemiştir. Ülkemiz için düşük olarak nitelendirdiğimiz yüzde 6 ila 8 civarındaki enflasyon, fiyat istikrarının göstergesi sayılabilecek yüzde 2 oranının 3 ila 4 katı şiddette bir enflasyondur.

Dolayısıyla, Türk Lirası söz konusu dönemde de iç değerini koruyamamış olmakla birlikte, uluslararası sermaye hareketlerinin yarattığı olumlu konjonktür kapsamında dış değerini koruyabilmiş ve hatta değer kazanmıştır.

YAYGIN İKTİSADİ ZİHNİYET DÖVİZ KURLARINI TAKİP ETMEYİ YETERLİ GÖRMEKTEDİR

Ne yazık ki bizim ülkemizde yaygın olan iktisadi zihniyet ulusal paranın dış değerini, başka bir deyişle döviz kurlarını takip etmeyi yeterli görmektedir. Başka bir şekilde ifade etmek gerekirse, görünene odaklanmakta ve arka plandaki nedenleri veya görünmeyen dinamikleri ihmal etmektedir.

Esasen geniş kitlelerin bu hataya düşmesi mazur görülebilir olsa da bu alanda görevlendirilmiş uzman kuruluş olarak merkez bankamızın da benzer bir tavır sergilemesi dikkat çekmektedir. Dolayısıyla denilebilir ki merkez bankacılığı bizim iktisat zihniyetimizde pek de anlaşılamamış bir konu olarak yerini almaktadır.

ENFLASYON HEDEFİNİ YÜZDE 2 OLARAK BELİRLEMEDEN KALICI BİR MAKROEKONOMİK BAŞARI GELMEYECEKTİR

Hali hazırda TCMB mevcut enflasyon dinamiklerine bakarak para politikasında genişlemeci patikaya savrulmaktadır. Enflasyon hedefini yüzde 2 olarak belirlemeden, benimseyeceği zorlu politikalarla fiyat istikrarını söz konusu hedef kapsamında gerçekleştirmeden uygulanmaya başlanılan bu tarz politikalar kalıcı bir makroekonomik başarı getiremeyecektir.

Daha somut bir biçimde ifade etmek gerekirse, TCMB öngörülebilir gelecekte bugünlerde yaptıklarının tam tersini yapmak zorunda kalırsa bu durum hiç te şaşırtıcı olmayacaktır.

Türk Lirasını değerli hale getirmek suretiyle düşürülen bir enflasyon, bu tarz bir politikayı sürdüremediğiniz küresel bir konjonktürde hızla değer kaybeden ulusal para ile tekrar ortaya çıkabilecektir.

Doç. Dr. Ertuğrul Kızılkaya

İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi

kizilkaya@turcomoney.com

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası