2018 zor geçti, 2019’un ikinci yarısında büyüme hızlanacak

*2018’in ikinci yarısı zor, çetin şartlarda ve sıkıntılı geçti. Alınan tedbirlerle Kasım ve Aralık aylarında piyasalarda dengelenme sağlandı. Son çeyrekte eksi büyüme gelse bile, 2018’i yüzde 3 civarı büyüme ve TÜFE’de yüzde 20, Yİ-ÜFE’de yüzde 35 civarında bitirebiliriz.

*2019’da ülke ekonomisinde, 1’inci yarısı toparlanma, 2’inci yarısı yükselme süreci yaşanacaktır. Yine dinamik, esnek, şoklara dayanıklı, değişen şartlara hızlı uyum gösterebilen özel sektörümüzün lokomotifliğinde sıkıntıları aşacak güçteyiz.

*Özel sektörün finansmana ulaşması rahatlatılmalı maliyeti düşürülmelidir. Kamu kurumları ve belediyelerin taahhüt ve hizmet tedariki yapan özel firmalara olan borçları acilen ödenmelidir. Devletin özel sektör kuruluşlarına olan KDV borçları acilen ödenmelidir.

2017 yılında yüzde 7,4 büyüme, 1,5 milyon kişiye yeni istihdam artışı, 3,75 TL değerinde dolar kuru, Borsa’da (BİST) yüzde 50 artış ve ihracatta yüzde 10 civarında artış gibi olumlu gelişmelerle kapatan Türkiye’mizin ekonomisi, 2018 yılına da çok iyi başlamıştı.

2018’in ilk çeyreğinde ülkemiz ekonomisi yüzde 7,3 büyüme kaydetti. Ancak Mart ayının ortalarından itibaren dünyada ve yurtiçinde yaşanan bazı gelişmeler 2018 yılı 2.çeyrekten itibaren ülkemiz ekonomisini zorlamaya başladı.

Yurtdışında 2018 Mart ayı ortalarından itibaren ABD’nin başta Çin olmak üzere, AB ülkeleri ve Türkiye gibi birçok gelişmekte olan ülkelerden yaptığı demir-çelik ve alüminyum ürünlerinde ek gümrük vergileri getirmek yoluyla ticaret savaşları başlatması ve FED’in 2018’de dört defa faiz arttırımı programını açıklaması, güçlü dolar dönemini ve gelişmekte olan piyasalardan ABD’ye fon akışları sürecini hızlandırdı.

MERKEZ BANKASI 4,25 PUAN FAİZ ARTTIRMAK ZORUNDA KALDI

Yurtiçinde ise, Mart ayı ortalarından itibaren kredi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye ekonomisi hakkında algı bozma amaçlı raporları ve kredi notu indirimleri ardı ardına gelmeye başladı ve ardından erken genel seçim kararı alındı. Buna bağlı olarak, 24 Haziran seçimlerinin sonucunu etkilemeye yönelik raporların açıklanması artınca, Mayıs ayı içinde döviz kuru piyasalarında ciddi bir türbülans yaşandı ve Merkez Bankası 23 Mayıs ve 28 Mayıs ile 7 Haziran toplantılarında politika faizini toplam 4,25 puan arttırmak zorunda kaldı.

24 Haziran 2018 seçim sonuçları güçlü bir siyasi istikrar tablosu ortaya çıkarmasına rağmen, Temmuz ayı boyunca döviz kurunu suni olarak yükseltme ve faiz oranlarını yükseltmeye mecbur bırakma çabaları devam etti. Ağustos ayı başında ABD ile rahip Brunson’ın tutukluluk halinin siyasi bir krize dönüşmesi üzerine, 9 ile 13 Ağustos tarihleri arasında döviz kurunun 1 dolar=7,26 TL’ye kadar zıplatıldığı spekülatif ve manipülatif bir finansal atak ile karşı karşıya kaldık.

ALINAN TEDBİRLERLE KUR SALDIRISI 1 DOLAR=6 TL CİVARINDA DENGELENDİ

Hükümetin, BDDK ve Merkez Bankasının aldığı tedbirler, halkın milli birlik ve milli paraya sahip çıkma ruhuyla birleşince, bu kur saldırısı 1 dolar=6 TL civarında dengelendi. Ancak kısa bir süre sonra döviz kurlarının birçok firmalar tarafından astronomik fiyat artışlarına dönüştürülmesi, bankaların Ağustos – Ekim ayları arasında finans akışlarını durdurması, finansman maliyetini yüzde 40 civarına taşıması, ülke ekonomisi üzerinde önemli tahribat ve olumsuz etkiler meydana getirdi.

Ekim itibariyle yüzde 25,5’e yükselen enflasyon, 2018 2.çeyrekte yüzde 5,6, 3.çeyrekte yüzde 1,6 olarak gerçekleşen ekonomik büyüme ve 4.çeyrekte küçülme beklentisi, uzun ve kısa vadeli toplam 230 milyar dolar döviz borcu olan özel sektörün borç yükünün yüksek faiz ve yüksek kurlar nedeniyle ağırlaşması, işsizliğin artması (Eylül itibariyle yüzde 11,4 işsizlik oranı ve 3.750.000 işsiz sayısı) gibi olumsuz etkiler ile 2018 yılını tamamlamak zorunda kaldık. Merkez Bankası’nın da politika faizini 13 Eylül’deki PPK toplantısında 6,25 puanlık dramatik artışla yüzde 24’e çıkarması, yüksek faiz maliyetinin yüksek enflasyona yol açması  ve ekonomide yavaşlama etkilerini belirginleştirdi.

ALGI BOZMA AMAÇLI RAPORLAR VE KUR YÜKSELTME MANİVELASI

Özetle, iyi başlayan 2018 yılında ekonomi, özellikle yurtdışı kredi derecelendirme ve finans kuruluşlarının algı bozma amaçlı raporları, not indirimleri, dünya ticaret savaşları, fon ve sermaye çıkışlarının ABD’ye yönelmesi, genel seçim belirsizliği, yüksek faiz lobisinin döviz kurunu yükseltme manivelasını kullanması, 2018’in ikinci yarısının zor, çetin şartlarda ve sıkıntılı geçmesine sebep oldu.

Buna karşın, hükümetin, ekonomi kurumları, BDDK ve SPK’nın ekonomide aldığı tedbirler, hükümetin “dengeleme – disiplin ve dönüşüm” prensibiyle açıkladığı ve dengeli ekonomik büyüme ile beraber, enflasyonu, bütçe açığını ve cari açığı azaltma, tasarrufu arttırma, kamu harcamalarını kısma amaçlarını benimsediği Yeni Ekonomi Programı (YEP), Merkez Bankası’nın para politikasındaki sıkı ve kararlı duruşu, dış politikada ABD ve AB ile sorunları çözme amaçlı temaslar, 2019’un Kasım ve Aralık aylarında mali piyasalarda dengelenmenin sağlanmasını olumlu etkiledi. Ayrıca inşaat, otomotiv, mobilya ve beyaz eşya sektörlerinde 31 Aralık 2018’e kadar süreceği açıklanan vergi indirimleri, reel sektör açısından iç piyasalardaki satış ve üretim kaybını hafifletti.

AZALAN DIŞ AÇIK VE ARTAN TURİZM GELİRLERİYLE CARİ AÇIKTA DÜŞÜŞ

2018 yılının Ağustos ayından bu yana dış ticaret açığının artmadığına, turizm sektöründeki olumlu ve yüksek turist sayısı ve turizm gelirleriyle beraber, Ağustos-Ekim arasında cari işlemler fazlası verildiğine şahit oluyoruz. Böylece dış ticaret açığında 2017’deki 76 milyar dolardan 2018’de 56 milyar dolara gerileme, cari işlemler açığında ise 2017’deki 47,5 milyar dolardan 2018’in tamamında 30 milyar doların altında bir rakama gerçekleşecek gibi görünüyor.

Ekonomik büyüme oranında son çeyrekte eksi büyüme yani küçülme gelse bile, 2018’i yüzde 3 civarı bir büyüme oranı ile kapatabileceğiz. Enflasyonla mücadele çerçevesinde Kasım ayındaki düşüş Aralık’ta da devam edecek gibi görünüyor. 2018’in tamamını TÜFE’de yüzde 20, Yİ-ÜFE’de de yüzde 35 civarında bitirebiliriz. İşsizlikte artış maalesef devam edecek gibi görünüyor. 2018 sonunda 4 milyonun üzerinde işsiz sayısı ve yüzde 13 civarı işsizlik oranını görebiliriz.

2019’DA BÜYÜME YAVAŞLAYACAK, FAİZ ARTIRIMLARI YAVAŞLAYACAK

2019 yılı beklentilerine gelince, dünyada başta ABD ve Avrupa Birliğinde 2018’e kıyasla 2019’da büyüme tahminleri biraz aşağıya çekiliyor. Siyasi açıdan gerek ABD içinde, gerekse AB ülkelerinin lokomotifi Almanya, Fransa, İngiltere ve İtalya’da siyasi istikrarsızlık ve kutuplaşma, aşırı uçların yükselişi gibi gelişmeler ülke ekonomilerini yavaşlatabilir.

Brexit’in yumuşak mı, yoksa sert mi gerçekleşeceğine İngiliz Parlamentosu Ocak ayı içinde karar verecek. Bu kararın İngiliz ekonomisi, İngiltere – AB ilişkileri ve mali piyasalarda ciddi yansımaları olacak. Yine ABD ile Çin arasında 3 ay ara verilen ticaret savaşı için barış müzakerelerinden çıkacak netice, dünya ekonomisinin 2019’daki seyrini belirleyici olacak. Amerikan Merkez Bankası’nın (FED) faiz artırımlarında yavaşlaması, 2019’da 2 defadan fazla artırım yapmaması bekleniyor.

TÜRKİYE YILIN İKİNCİ YARISINDA BÜYÜME SÜRECİNE GİREBİLİR

Türkiye ekonomisine gelince; 2018’in ilk çeyreğindeki yüzde 7,3’lük büyümenin baz etkisiyle 2019’un ilk çeyreğinde de küçülme yaşanabilir. 31 Mart 2019 mahalli seçim sonuçları, siyasette istikrarsızlığa yol açacak bir tablo çıkarmazsa, inşallah 2019’un ikinci çeyreğinde üretimde toparlanma ve 2019’un 2. yarısında büyüme sürecine ve yükselişe geçebiliriz.

Merkez Bankası’nın para politikasındaki sıkı duruşu ve hükümetle beraber enflasyonu düşürme programı mutlaka devam edecektir. Bu gelişme piyasada ticari kredi maliyetlerinin aşağıya gerilemesini tetikleyebilir. Kamu bankaları, Türkiye Kalkınma Bankası ve yeni kurulan Emlak Bankası birlikte piyasaya lokomotiflik yapmaya devam etmeliler. Özel sektörün finansmana ulaşması rahatlatılmak zorundadır ve maliyeti düşürülmek zorundadır.

KAMU KURUMLARI VE BELEDİYELERİN ÖZEL FİRMALARA BORÇLARI ÖDENMELİDİR

Kamu kurumları ve belediyelerin taahhüt ve hizmet tedariki yapan özel firmalara olan borçları acilen ödenmelidir. Bu firmalar zor durumdadır ve ağır finansman yükü altındadır. Acil ödemeler, bu firmaları ve çalışanlarını, bu firmalara iş yapıp alacaklı olan kişileri ve firmaları rahatlatacaktır.

Devletin özel sektör kuruluşlarına olan KDV borçları acilen ödenmeli ya da bu firmaların finansman kullanımına teminat sayılmalı, ya da devletin diğer kurumlarına olan borçları için mahsuplaşma yapılabilmelidir.

İSTİHDAMI TEŞVİK VE VERGİ İNDİRİMİNİN UZATILMASI ÇOK OLUMLU

Artan işsizlik karşısında, hükümetin acilen 2019’un birinci gününden itibaren yeni istihdamı teşvik etmek amacıyla belirli süreli vergi ve sigorta muafiyeti gibi tedbirleri açıklayıp yürürlüğe koyması çok büyük bir ihtiyaçtır ve olumlu oldu. 2018 yılının son iki ayı için mobilya, otomotiv, beyaz eşya ve konut satışlarında uygulanan vergi indirimlerinin 2019’un 3’üncü ayının sonuna kadar uzatılması çok olumlu bir karardır.

ÖZ SERMAYEYE DÖNÜŞ, YERLİ MALI KULLANIMINI, İHRACATI VE İSTİHDAMI ARTIRMA

Sonuçta, kamu kesimi de, özel kesim de, 2018 yılının ikinci yarısında yaşadığı çalkantılı ve sıkıntılı süreçten gerekli mesajları alarak; 2019 yılında öze dönüş, öz sermayeye dönüş, yerli malı kullanımını arttırma, tasarrufları arttırma, özel sektör yatırımları ve tek çare ihracatı arttırma yoluyla, ekonomik büyümeyi arttırma, istihdamı her şart ve daimde yükseltme, bütçe açığını kontrol ve mali disipline devam etme, dış ticaret ve cari işlemler dengesindeki açıkları azaltma hedeflerini başarmak zorundadır.

2019’da ülke ekonomisinde, 1’inci yarısı toparlanma, 2’inci yarısı yükselme süreci yaşanacaktır. Yine dinamik, esnek, şoklara dayanıklı, değişen şartlara hızlı uyum gösterebilen özel sektörümüzün lokomotifliğinde sıkıntıları aşacak güçteyiz, inşallah… Önce tedbirli ve temkinli olacağız, iyimserliğimizi asla kaybetmemeliyiz.

Doç. Dr. Ömer Bolat

İZÜ Öğretim Üyesi

bolat@turcomoney.com

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası