2019’da ekonomik görünüm: İkinci yarıda toparlanma olur mu?

*Yılın ilk yarısında devam edecek olan iç talep ağırlıklı zayıflıkların yılın ikinci yarısından itibaren toparlanma ve güçlenme sürecine girecek olması, artan dış ticaret ile turizm genişlemesi var olan daralmayı kısmen telafi edecek. 

*Merkez Bankası’nın döviz rezervleri konusundaki iletişim politikasının şeffaf olmaması dövize talebi artırıyor.  BOTAŞ’ın dış borç ödemelerinin yanında döviz rezervlerindeki ani düşüş talebi artırdı

*TL’nin değerinde son günlerde yaşanan ani değer kayıplarının nedenlerinden birisi de kur ve faiz üzerinde eş zamanlı olarak kapalı kapılar ardından tebliğ yoluyla aşağı yönlü baskılayıcı uygulamalar oldu. 

*Gerileyen ekonomiye karşın, devam eden yüksek enflasyon seviyesi ve dış ticarete yön verecek olan küresel ortamın hangi yönde devam edeceği, politika başarısında Türk ekonomisinin temel risk faktörleridir.

Orhan Ökmen* yazdı…

Merkez Bankası’nın döviz rezervleri konusundaki iletişim politikasının şeffaf olmaması dövize talebi artırıyor. Esasen TL’nin değerinde son günlerde yaşanan kayıpların temel nedeni, birikimli, ani, yüksek ve toplu bir döviz talebi değildir.

Özellikle 2019 Mart ayında enerji ithalatçısı BOTAŞ’ın yüksek miktarlı dış borç ödemesine ve diğer cari döviz ödemelerine bağlı olarak Merkez Bankası’nın net döviz rezervlerinde kısa sürede yaşanan 7-8 milyar dolarlık hızlı düşüş hane halkının ve yabancı yatırımcı algısını bozmuş ve döviz talebini artırdı.

TL’nin değerinde son günlerde yaşanan ani değer kayıplarının en önemli nedenlerinden birisi de kur ve faiz üzerinde eş zamanlı olarak kapalı kapılar ardından tebliğ yoluyla aşağı yönlü baskılayıcı ve zorlayıcı uygulamalardır. Ayrıca kamu banklarının döviz satıcısı konumunu sürdürememesi de son dönemdeki TL’nin ani değer kayıplarının nedenlerinden birisi oldu

TL’nin değer kayıplarında TCMB’nin dolaylı yöntemlere yönelmesi politika etkinliğini azaltıyor: TCMB’nin bu döviz artışı karşısında TL’yi savunmak için direkt olarak faiz artırmak yerine dolaylı faiz artış yöntemlerini tercih etmesi ve bu kapsamda haftalık repo ihalelerini iptal etmesi TL’nin değer kaybının durdurulmasında etkili olamadı.

Sonuçta, döviz fiyatlarında olası hareketliliğin üzerinde, mevcut politika faiz seviyelerinin ve para politikasının koruyuculuğu tekrar bozuldu.

TL POZİSYONLARDAN ÇIKIŞTA ETKİLİ OLAN UNSURLAR…

Türk Lirasına ve Türk varlıklarına karşı risk algısının olumsuz olarak şekillenmesi, temel ve öncelikli olarak politika ağırlıklı faktörlerle bağlantılıdır. Zira son günlerde TL’nin değer kaybetmesinde ve carry trade işlemlerine dahil olan TL pozisyonlardan çıkış yaşanmasında etkili olan unsurları şöyle sıralayabiliriz: ABD tarafından Türkiye orijinli ürünlerin tercih öncelikli statüden çıkartılmasının yarattığı negatif ortam, dış ilişkilerde artan negatif haber akışları, NATO dışı ülkelerden sağlanacak askeri ekipmanların NATO ülkelerinde yarattığı gerginlik, yakın coğrafyanın jeopolitiğindeki Batı dünyası ile yaşanan görüş ayrılıkları ve Türk ekonomisinde yüksek seyreden enflasyonun diğer ülke enflasyon oranları arasında oluşan farklılıkların neden olduğu matematiksel düzeltmeler…

Politik faktörlerin risk yaratma kapasitesinin azalması halinde TL’nin dış değerinde aşağı yönlü dengelenme süreci istatistiki olarak yeniden başlayacak.

Gerileyen ekonomiye karşın, devam eden yüksek enflasyon seviyesi ve dış ticarete yön verecek olan küresel ortamın hangi yönde devam edeceği, politika başarısında Türk ekonomisinin temel risk faktörleridir.

YILIN İKİNCİ YARISINDAN İTİBAREN TOPARLANMA VE GÜÇLENME

Ancak, yüksek enflasyon seviyesinin özellikle talep bazlı faktörlere dayanan kısmında artışa neden olacak gerekçelerin azalmış ve daha da azalacak olması, yılın geri kalanında enflasyon seviyesinin düşmesinde etkili olacak. Keza, ithal girdi maliyetlerindeki düşmeye ve iç talep gelişmelerine bağlı olarak enflasyon göstergelerinde bir miktar iyileşme şimdiden gözleniyor.

Enflasyonun düşecek olması ise, mevcut ekonomik büyüme zorluklarını kısa dönem içerisinde zayıflatacak.

Yılın ilk yarısında devam edecek olan iç talep ağırlıklı zayıflıkların yılın ikinci yarısından itibaren toparlanma ve güçlenme sürecine girecek olması, artan dış ticaret ile turizm genişlemesi ve iç finansal piyasaların fon sağlama isteksizliğinin azalması genel yatırımlarda var olan daralmayı kısmen telafi edecek.

BAZI SEKTÖRLERDE EKONOMİK DENGELENME BELİRGİNLEŞMEYE BAŞLADI

Esasen Türkiye ekonomisindeki daralma durma noktasına ulaşmış ve bazı sektörlerde ekonomik dengelenme eğilimi yavaş yavaş belirginleşmeye başladı. Ancak şu ana kadar gerçekleşen ekonomik kayıpları kısa sürede telafi edebilecek yeterlilikte bir büyümenin koşulları henüz bulunmadı: Finansal sistemde rezerv olarak bekleyen kaynaklar, yatırım ve tüketim harcamalarının hızlı bir şekilde artmasına imkân veremeyecek seviyededir. Zira iktisadi faaliyetin yavaşlamasına neden olan finansal koşullardaki sıkılık hala devam ediyor.

Ayrıca, faiz oranlarının yüksekliği ve geçmişteki hızlı gelir artışları sağlama olanakları orta ve uzun süre için kısıtlıdır.

Politika faizlerinin yeterli ve koruyucu seviyesi nedeniyle piyasa faiz oranlarının trendi aşağı yönlüdür. Ayrıca politika faizlerinin döviz olan talebini engelleyici gücünü korumakta olduğu için enflasyonun aşağı yönlü dönmesine yardımcı olmaktadır. Örneğin faiz marjları birkaç ay öncesine kadar 15 puana kadar çıkmıştı. Şimdilerde 2,5 puan civarına kadar düşerek normalleşti. Bu düşüşte daha çok kamu bankalarının sübvansiyonlu uygulamaları başarılı olsa bile sektör geneline yayılmış durumdadır.

Orhan Ökmen

JCR Eurasia Başkanı

okmen@turcomoney.com

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası