Anadolu’nun yemek mirası ve hikayeleri

Anadolu bizlere yüzlerce çeşit yemeği miras bırakmış. Bu yemeklerin her birini anlatmak oldukça zor. Bugün yedi farklı bölgeye ayrılmış olan topraklarda, her bölgenin kendine has özellikleri ve yemekleri bulunuyor.

Birçok yemeğin muhakkak kendine özgü hikayeleri de var. Anadolu’da birbirinden ilginç hikayelere sahip sayısız yemek olduğunu söyleyebiliriz. Tarhana çorbası ve hünkar beğendinin olduğu gibi…

Binlerce yıllık bir tarih ve sayısız medeniyete ev sahipliği yapan Anadolu toprakları, her konuda olduğu gibi yemek üzerine de büyük bir birikime sahip. İlk çağlara avcılıkla başlayan Anadolu’nun yemek hikayesi, günümüzde hem kendi geleneklerini korumaya hem de yeniliklere ayak uydurmaya devam ediyor.

Anadolu bizlere yüzlerce çeşit yemeği miras bırakmış. Bu yemeklerin her birini anlatmak takdir edersiniz ki, oldukça zor. Bugün yedi farklı bölgeye ayrılmış olan topraklarda, her bölgenin kendine has özellikleri ve yemekleri bulunurken, kimi yemekler ise tüm Anadolu’da sevilerek tüketiliyor.

YEMEK, BİR UÇTAN KISA BİR SÜREDE SİZE ULAŞABİLİYOR

Tabi günümüzde teknolojinin ve ulaşılabilirliğin çok yaygın olması ve sürekli şehirleşen yaşam, Anadolu’nun bir ucundaki yemeği kısa bir sürede size ulaştırabiliyor. Bu anlamda milyarlarca yıllık insanlık tarihinin en şanslı nesilleri olmanın tadını çıkarıyoruz diyebiliriz.

Aslında birçok yemeğin muhakkak kendine özgü hikayeleri de var. Anadolu’da birbirinden ilginç hikayelere sahip sayısız yemek olduğunu söyleyebiliriz.

TARHANA ÇORBASININ HİKAYESİ

Hemen her yörede yapılan tarhana çorbasının hikayesi bunlardan bir tanesi.  Rivayete göre bir gün bir kadın evde bulunan malzemelerle yemek yapmaya koyuluyor. Yoğurt, domates, biber, soğan gibi her mutfakta bulunan ürünleri bir kase içinde karıştıran kadın, diğer taraftan da tartıştığı eşini düşünüyormuş.

Kadın kocasına kızgınlıkla birlikte malzemeleri karıştırırken bir anda mutfak camının önünde kocasını görünce elindeki karışımı sinirini yatıştırmak adına mutfak camından fırlatmış.

Fakat bu hikayenin asıl kahramanı ne kadın ne de kocası. Fırlatma anında mutfak camı önünde duran bir ekmek tahtası. Aradan geçen günlerde kocası karısının gönlünü almış olacak ki her şey yoluna girmiş.

Kadın ekmek doğramak için mutfak camının önünde bulunan ekmek tahtasını alınca üzerinde kurumuş karışımı görmüş. Bu kuru kalıntıları israf etmiş olmanın pişmanlığıyla toplamış ve su ile karıştırarak çorba yapmış. Akşam yemeğinde çorbayı yiyen kocası ise bu çorbayı çok beğenmiş ve tarhana çorbasının hikayesi bu şekilde başlamış.

PEKİ YA HÜNKAR BEĞENDİ?

Anadolu’dan bir başka yemek hikayesi ise; hünkar beğendi yemeğine ait. İsmine bakınca yemeği hangi hünkar beğenmiş acaba diye düşünebilirsiniz.

Fakat yemeği beğenen bir hünkar değil, Fransız İmparatoriçesi. İmparatoriçe, Sultan Abdülaziz döneminde Osmanlı’ya bir ziyarette bulunur ve Dolmabahçe Sarayının mutfağında ilk defa yapılan bu yemeği çok beğenir ve dilinden düşürmez. Bunun üzerine imparatoriçeye karşılık gelen kavram Osmanlı’da hünkar olduğu için yemeğe hünkar beğendi ismi verilir.

Aslını sorarsanız bu durum faydamıza olmuş diyebiliriz. Öyle ki İmparatoriçe beğendi isminde bir yemek, sırf ismini telaffuz etmemek adına bile bir daha yapılmayabilirdi.

Zuhal Mansfield

TMG Dış Ticaret Madencilik Yönetim Kurulu Başkanı

mansfield@turcomoney.com

 

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası