Azerbaycan 5 yılda 3 kat zenginleşti - Haber 1 Anasayfa'ya git | Anasayfam yap | Sık kullanılanlara ekle | RSS

Azerbaycan 5 yılda 3 kat zenginleşti

Kardeş ülke Azerbaycan, yıllardır yaşadığı sıkıntılı süreci aşmanın sevincini yaşıyor. Makus talihini yenen ülke, zengin petrol ve doğalgaz yataklarıyla Kafkasya’nın parlayan yıldızı haline geldi.

azerbaycan_5_yilda_3_kat_zenginlesti_2.jpg  ♦ Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in akılcı dış politikalarıyla; Rusya ve bölgedeki diğer komşularla iyi ilişkiler kurulurken,  öte yandan ABD ve AB arasında dengeli bir politika izleniyor. Bağımsızlığın ardından, ekonomi de güçleniyor.

  ♦ Petrol ve doğalgaz kaynaklarıyla son 5 yılda milli gelirini 20.9 milyar dolardan, 51.8 milyar dolara yükselten Azerbaycan, bu dönemde ihracatını 13 milyar dolardan, 26.5 milyar dolara çıkarmayı başardı.

  ♦ Sıcak paraya, pek de sıcak bakmayan Azerbaycan, yabancı sermaye yatırımlarında paylaşım anlaşması (PSA) sistemini benimsiyor. Sıcak para yerine, doğrudan yatırım politikaları tercih ediliyor.

  ♦ Hızlı bir gelişme ile adeta yeniden inşa edilen Azerbaycan’da inşaattan turizme, enerjiden tarıma, telekomünikasyondan gıdaya kadar birçok sektör yatırımcı için büyük fırsatlar içeriyor.


   EKONOMİDE REKOR BÜYÜME
   Dünyanın en hızlı büyüme gerçekleştiren ülkelerinden biri olan Azerbaycan, 2005 ile 2009 yılları arasında yüzde 21’lik bir GSYİH artışı ile ekonomide rekor büyümeye imza attı.

   30 Ağustos 1991’de bağımsızlığını ilan eden Azerbaycan, Ermenistan’ın dağlık Karabağ bölgesini işgal etmesiyle sancılı bir dönem yaşadı. Ardından yönetime gelen deneyimli politikacı Haydar Aliyev ile adım adım kalkınma hamlesini gerçekleştirmeye başladı. Haydar Aliyev’in 2003’te vefat etmesinin ardından yapılan seçimde iktidara gelen oğul İlham Aliyev ise, Azerbaycan’ı uluslararası arenada bir adım ileri götürdü. Yürüttüğü dengeli dış politika ile Azerbaycan’ı istikrarlı bir ülke haline getirmeyi başardı. Azerbaycan ekonomisi son dönemlerde dünyanın en hızlı büyüme gerçekleştiren ülkelerinden biri oldu. 2005 ile 2009 arasında ortalama yüzde 21’lik bir GSYİH artışı ile ekonomide rekor büyüme gerçekleştiren Azerbaycan, deyim yerindeyse uçuşa geçti.

   Bu büyüme, yüksek derecede yatırım alan ve ihracatta hem hacim, hem de birim fiyat olarak artışlar kaydeden enerji sektöründen kaynaklanıyor. Son yıllarda ise küresel krizin emtia piyasalarına olan olumsuz etkisi ve buna paralel olarak petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki düşüş nedeniyle Azerbaycan’ın büyüme hızı yavaşladı, 2008 yılında yüzde 10.8, 2009 yılında ise yüzde 9.3’lük bir büyüme gerçekleştiren Azerbaycan, bu dönemde Rusya ile Gürcistan arasındaki gerginlikten de olumsuz yönde etkilendi.

   Önümüzdeki dönemde Azerbaycan ekonomisinin küresel krizin etkilerinden kurtulabilmesi için öncelikle talebin tekrar toparlanması gerekiyor, ancak bu alanda bazı zorluklar var. Küresel kriz nedeniyle yabancı sermaye girişinin azalacak olması, emtia fiyatlarının düşüş trendine girmesi bu zorlukları artıracak nitelikte. Ancak dış talep konusunda ise petrol ve doğalgaz alanlarındaki artan üretim hacminin ihracatı olumlu yönde etkilemesi bekleniyor. 2010 yılında fiyatların artması, dolayısıyla Azerbaycan ekonomisinin büyüme oranlarında da bir önceki yıla göre bir artış kaydedilmesi muhtemel görülüyor.

   PETROL VE DOĞALGAZ EKONOMİNİN İTİCİ GÜCÜ
   Petrol ve doğalgaz ekonomik büyümenin motoru konumunda. Yabancı sermaye bu sektörlere yatırım yapıyor, keza ihracatın yüzde 90’ı bu sektörlere dayanıyor.

   Piyasa ekonomisine geçiş süreci devam eden Azerbaycan’da devletin hala önemli ağırlığı var. Ülkenin ekonomik açıdan en büyük zenginlikleri, sahip olduğu büyük petrol ve doğalgaz yatakları, tarıma elverişli toprakları ve SSCB döneminden miras kalan büyük sanayi tesisleri ile sanayi altyapısı... Azerbaycan son yıllarda enerji sektöründeki büyüme sayesinde yeniden yükselişe geçti. Halen petrol ve doğalgaz sektörleri ülkedeki ekonomik büyümenin motoru konumunda.

   Nitekim yabancı sermayenin büyük bir kısmı bu sektörlere geliyor, keza ihracatın yüzde 90’ını bu sektörler gerçekleştiriyor. Aynı şekilde kamu gelirlerinin büyük bir kısmı bu sektörlerden kaynaklanıyor. Döviz rezervlerindeki artış da yine bu sektörlerden sağlanıyor. Son yıllarda küresel piyasalarda petrol ve doğalgaz piyasalarında fiyatların yükselmiş olması Azerbaycan ekonomisini adeta uçuşa geçirdi. Ancak madalyonun öbür yüzüne bakıldığında bu gücün negatif yüzü gözüküyor.

azerbaycan_5_yilda_3_kat_zenginlesti_3.jpg

   Zira tek bir sektöre aşırı derecede bağımlı olmak, Azerbaycan ekonomisini küresel piyasalardaki fiyat dalgalanmalarına karşı kırılgan hale getiriyor. Bu duruma karşı bir önlem olarak Azerbaycan hükümeti, enerji dışındaki sektörlerin geliştirilmesine ve ekonomik yapının çeşitlendirilmesine öncelik veriyor. Tabii bunu yapmak kısa vadede oldukça zor gözüküyor.

   Azerbaycan’da petrol üretiminin devlet kontrolünde olması, ekonomide kamu payının oldukça büyük olduğu anlamına geliyor. Petrol gelirleri doğrudan, ya da Azerbaycan Devlet Petrol Fonu aracılığıyla devlete aktarılıyor ve burada biriken fonlar, kamu çalışanlarının maaşlarının ödenmesi, savunma harcamaları, sosyal güvenlik ödemeleri, özel sektörle yapılan sözleşmeler ve kamu yatırım projeleri için kullanılıyor.

   KAFKASYA’NIN PARİS’İ BAKÜ 
   İhtişamlı binaları, birbirinden lüks caddeleri ve mağazaları, sokaklara taşan cafeler, restoranlar ve tabii gecelere damgasını vuran eğence mekanları ile Bakü, sanki Kafkasya’nın Paris’i…

   Yeni dönemin ultra zenginleri, Azerbaycan’ın da yeni dönemine işaret ediyor. 2009 yılı tahminlerine göre 2 milyonluk nüfusa sahip olan başkent Bakü, ülkenin aynı zamanda en büyük şehri. Bakü hem Azerbaycan’ın, hem de tüm Kafkasların en büyük limanı konumunda. Azerbaycan’ın kültür ve finans merkezi olan Bakü’de, başta devlet petrol şirketi SOCAR olmak üzere ülkenin tüm büyük firmalarının merkezlerine de ev sahipliği yapıyor. Aynı şekilde Kafkasların piyasa kapitalizasyonu açısından en büyük menkul kıymetler borsasına sahip olan Bakü’de halkın artan gelir seviyesine paralel olarak son dönemlerde çok sayıda alışveriş merkezi açıldı.

   Bloomberg BusinessWeek dergisinin “Dünyanın En Pahalı Şehirleri” sıralamasında 2008 yılında 109. sırada olan Bakü’nün 2009’da 20. sıraya yükselmiş olması da şehrin geçirmekte olduğu dönüşümü ortaya koyuyor. Bakü’den sonra ülkenin diğer önemli sehirleri ise nüfuslarına göre sırayla Gence (324 bin), Sumgayıt (282 bin), Mingeçevir (100 bin), Karaçukur (78 bin), Sirvan (77 bin), Nahçıvan (76 bin), Bakıhanov (72 bin), Seki (66 bin) ve Yevlah’tır (58 bin).

azerbaycan_5_yilda_3_kat_zenginlesti_5.jpg   DÜNYA DEVLERİ GÖZÜNÜ AZERBAYCAN PETROLÜNE DİKTİ
   Azerbaycan’ın dış ilişkilerinde ekonomi faktörü ve özellikle de tabii kaynaklar önemli rol oynuyor. Ülkenin sahip olduğu geniş ve büyük ölçüde henüz el değmemiş petrol ve doğalgaz rezervleri Rusya ve Çin’in yanı sıra, Amerika, İngiltere, Fransa ve diğer Batılı birçok ülkenin ilgisini çekiyor.

   Nitekim batı ülkelerindeki dev enerji firmaları, Azerbaycan’da yatırım yapmaya başladı ve 2006 yılında Bakü-Tiflis-Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı’nın hizmete girmesiyle bu sektör ciddi bir ivme kazandı.

   ABD ve Avrupa tarafından desteklenen sözkonusu boru hattı, ilgili ülkelerin Ortadoğu petrollerine ve Rus taşıma hatlarına bağımlılıklarını azaltmaları için fırsat olarak görülüyor. Benzer şekilde 11 milyar dolarlık Nabucco projesi de Batı tarafından destekleniyor.

   Azerbaycan dünyada petrol üretiminin başladığı ilk ülkelerin başında geliyor. Bakü bölgesinde 20. yüzyılın başlarında petrol çıkartılmaya başlandı. Bağımsızlığını kazanmasıyla birlikte ülkenin enerji sektörüne yüksek miktarlarda yabancı yatırım gelmeye başladı ve üretim miktarı hızla arttı.
Azeri petrolünü dünya pazarlarına ulaştıracak olan Bakü-Tiflis-Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı’nın tamamlanarak devreye girmesi ve bu hattı doldurmak için yeni yataklarda üretime başlanması nedeniyle Azerbaycan’ın petrol üretimi 2005 yılında ciddi bir artış gösterdi. Bir önceki yıla göre yüzde 43’lük bir artışla 22.2 milyon ton olarak gerçekleşti. Üretim artışı sonraki dönemlerde de devam etti ve 2006 yılında 32.3 milyon ton, 2007 yılında 41.8 milyon ton, 2008 yılında ise 44.4 milyon ton petrol üretildi…  

   Azerbaycan halen dünyadaki toplam üretimin sadece yüzde 1’ini gerçekleştiriyor. Ancak ülke, her geçen yıl küresel piyasalarda daha iddialı bir oyuncu haline geliyor. 2009 yılında Azerbaycan, üretimini bir önceki yıla göre yüzde 13.5 artırarak 50.4 milyon ton petrol üretimi gerçekleştirdi. Devlet petrol şirketi SOCAR, ülkedeki petrol ve doğalgaz üretimini gerçekleştiriyor, iki petrol rafinerisini işletiyor, boru hatlarının ve petrol ile doğalgazın ithalat ve ihracatının sorululuğunu üstleniyor.

   Azerbaycan hükümeti, SOCAR’ı özelleştirmedi, enerji sektörüne doğrudan yabancı yatırım girişini üretim paylaşım anlaşmalarıyla sağladı. Analistler, bunu son derece mantıklı bir politika olarak nitelendiriyor.

   azerbaycan_5_yilda_3_kat_zenginlesti_6.jpgKARDEŞ ÜLKE İŞBİRLİĞİ
   Hem Azerbaycan,  hem Türkiye'nin liderleri geçmişten bugüne "Bir millet iki devlet" söylemiyle hareket ederek ilişkileri güçlü  tutuyor.

   Azerbaycan ile Türkiye arasındaki ilişkiler her zaman güçlü bir zeminde ilerledi. O kadar ki her iki ülkenin liderleri de bu ilişkileri hep “Bir millet, iki devlet” şeklinde nitelendirdi. Türkiye, Azerbaycan’ın bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü koruması ve sahip olduğu tabii kaynakların sunduğu ekonomik potansiyeli etkin bir şekilde hayata geçirme konusunda sürekli destek veriyor. Bazı dönemler iki ülke arasında küçük kırgınlıklar yaşansa da, temel zeminde ilişkiler hep güçlü bir rotada ilerledi. Bugün de Türkiye, kardeş ülke Azerbaycan’ın en güçlü müttefiki ve dostu konumunda. Bunu hem ekonomik ilişkilerde, hem de siyasi arenada görmek mümkün.

   ÜRETİLEN PETROLÜN YÜZDE 70’İ İHRAÇ EDİLİYOR

   Azerbaycan, ürettiği petrolün yüzde 70’ini ihraç ediyor. Şu anda Azeri petrolü üç boru hattı üzerinden ihraç ediliyor. Bu hatlardan birisi Bakü’yü Gürcistan’ın Karadeniz kıyısındaki Supsa limanına bağlayan hat, diğeri ise yine Bakü’yü Rusya’nın Novorossisk limanına bağlayan hat.

   Azeri-Çıralı-Güneşli yataklarından çıkartılan petrol ile doldurulan, 1,776 km uzunluğunda ve yıllık 50 milyon ton ham petrol tasıma kapasitesine sahip Bakü-Tiflis-Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı’ndan ise Haziran 2006 itibariyle Azeri light petrolü dünya piyasalarına ihraç edilmeye başlandı. Bunların yanı sıra Batum’a demiryolu üzerinden petrol sevkiyatı da yapılıyor. Azerbaycan’da toplam kapasiteleri yılda 22 milyon ton olan iki adet petrol rafinerisi bulunuyor. Üretilen doğalgazın bir kısmı 2007 yılından beri Gürcistan ve Türkiye’ye ihraç ediliyor.

   Ancak doğalgaz, Azerbaycan’ın ihracatında halen yüzde 1’lik bir yer tutuyor.SOCAR’ın açıklamasına göre ülkede halen 61 petrol ve doğalgaz yatağı aktif durumda. Bunlara ilave olarak 40 yatak da keşfedilmeyi ve işlenmeyi bekliyor.

   PSA ANLAŞMASIYLA ENERJİ YATIRIMLARI  DESTEKLENİYOR
   Haziran 2010 itibariyle yabancı yatırımcılarla 32 üretim paylaşım anlaşması (PSA) yapan Azerbaycan’da, enerji sektöründe yabancı yatırımcılara diğer sektörlerde mevcut olmayan bazı avantajlar sağlanıyor.
   Diğer yandan 2005 yılından beri yabancı yatırımcıların oluşturduğu Azerbaycan Uluslararası Petrol Konsorsiyumu (AIOC), Devlet Petrol Şirketi SOCAR’ın önünde en fazla petrol üreten kuruluş konumunda. 2009 yılında Azerbaycan’ın toplam 50.4 milyon tonluk petrol üretiminin 41.9 milyon tonu Azeri-Çıralı-Güneşli  yataklarını işletmekte olan AIOC tarafından gerçekleştirildi. Birçok ülkeden enerji şirketi Hazar Denizi’ndeki projelerde yer alıyor, Azerbaycan hükümeti de çıkartılan petrol ve doğalgazın Batı piyasalarına taşınması için yeni boru hattı projelerini etkin bir şekilde destekliyor. Bu noktada İngiltere’nin Azerbaycan’da bir hayli farklı konumda olduğu dikkat çekiyor. Bunun başlıca sebebi Azerbaycan’daki en büyük yatırımcılardan birisinin İngiltere kökenli enerji firması BP olması.

   TÜKETİM PATLAMASI ENFLASYONU TETİKLEDİ
   Azerbaycan’da son dönemlerde hızla büyümekte olan enerji sektörüne gelen doğrudan yabancı yatırımları ve dolayısıyla ülkeye yüksek miktarlarda para girişi, 2004 yılından itibaren enflasyonist bir baskı oluşturdu. Nitekim 2005 yılından başlayarak, Azerbaycan Merkez Bankası faiz oranlarını yükseltmek zorunda kaldı.

   Söz konusu yılda yüzde 9,6, 2006’da ise yüzde 8,3 olarak gerçekleşen TÜFE artışı 2007 yılında yüzde 16,7’ye, 2008’de ise yüzde 20.8’e çıktı. Bu artışın gerek iç, gerekse de dış ekonomik gelişmelerden kaynaklanan bazı nedenleri var. Dış gelişmelerin başında petrol ve gıda fiyatlarında küresel çapta yaşanan artışlar geliyor.

   Söz konusu artışlar dünya ekonomisinde enflasyonist baskılar oluşturdu ve Azerbaycan da doğal olarak bundan etkilendi. Diğer taraftan, içeride mal ve hizmet fiyatlarına yapılan zamlar, kamu harcamalarındaki artışlar ve petrol ihracatı karşılığında ülkeye giren büyük miktardaki para enflasyonist eğilimlerin artmasına neden oldu. Bu sebeplere ayrıca zenginleşen bazı kesimlerin lüks otomobil ve konut talebini patlatmasını eklemek gerekiyor. 
2009 yılından itibaren ise enflasyon büyük ölçüde hız kesti. Bu dönemde iç talebin azalması, parasal genişlemenin hız kesmesi ve emtia ile gıda fiyatlarında geniş çaplı düşüşler gerçekleşmesi nedeniyle enflasyon oranı yıllık yüzde 1.5’e kadar indi. 2010 yılında ise gerek iç talepte gerekse parasal genişlemede bir canlanma görülüyor. Bahsi geçen gerekçeler sonucunda 2010 yılında enflasyon yüzde 5.7 olarak gerçekleşti. 

azerbaycan_5_yilda_3_kat_zenginlesti_7.jpg
 
   CARİ AÇIK DEĞİL, CARİ FAZLA VERİYOR
   Azerbaycan'da 2009 yılında 2.1 milyar dolar seviyesinde gerçekleşen cari fazla 2010 yılında tekrar artmaya başlayarak 4.2 milyar dolar seviyesine yükseldi.

   Türkiye dahil birçok ülkenin baş belası dış ödemeler sistemindeki dengesizlik, cari açık Azerbaycan ekonomisi için geçerli değil. Bunun nedeni petrol ve doğalgaz ihracatı nedeniyle ülkeye kayda değer döviz girişi sağlanması. Nitekim Azerbaycan ekonomisi,  2005 yılına kadar cari açık veriyordu.
İlerleyen yıllarda petrol ve doğalgaz ihracatından elde edilen gelirler sayesinde cari fazla vermeye başladı. 2008 yılında ihracat bir önceki yıla göre yüzde 43.8 oranında artarak 30.6 milyar dolar seviyesine yükseldi, ithalat da artsa da bu artış ihracat kadar yüksek hacimli olmadı. Sonuçta 2008’de Azerbaycan 16.5 milyar dolarlık bir cari fazla kaydetti. 2009’dan itibaren ise küresel kriz nedeniyle ihracatta bir düşüş oldu ve buna bağlı olarak cari fazlada azalma meydana geldi. 2009 yılında  2.1 milyar dolar seviyesinde gerçekleşen cari fazla 2010 yılında tekrar artmaya başlayarak 4.2 milyar dolar seviyesine yükseldi. Bu rakam GSYİH’nın yüzde 9’una tekabül ediyor.

   SICAK PARA YERİNE DOĞRUDAN YATIRIM POLİTİKASI
   Azerbaycan yönetimi, yabancı sermaye konusunda son derece akılcı bir politika izliyor. Hükümet, ekonomik büyümeyi dış borçlanma yerine doğrudan yabancı sermaye yoluyla finanse etmeyi tercih ediyor. Azerbaycan portföy yatırımlarına, yani sıcak paraya sıcak bakmıyor. Azerbaycan, sahip olduğu zengin enerji kaynakları sayesinde eski Sovyet cumhuriyetleri arasında en fazla yabancı sermaye çeken ülkelerden birisi haline geldi.

   Bu sermaye ülkeye çoğunlukla üretim paylaşım anlaşmaları (PSA) yoluyla geliyor. Bunların en önemlisi de başta BP olmak üzere yabancı petrol şirketlerinin oluşturduğu (AIOC) yani, Azerbaycan Uluslararası Petrol Konsorsiyumu.  Halen ülkenin üç büyük offshore yatağını (Azeri-Çıralı-Güneşli) işleten AIOC’un ortaklık yapısı, ülkeye giren yabancı sermayenin dağılımını da gösterir nitelikte. AIOC’de İngiliz firmalarının yüzde 34, ABD firmalarının yüzde 25, Japonya’nın yüzde 14, Norveç’in yüzde 9 ve Türkiye’nin yüzde 7 payı var.

   Azerbaycan’ın yabancı sermaye konusunda izlediği bu politika, toplam kamu borç yükünün kontrol altında tutulmasını sağlıyor. Genel olarak ülkenin toplam dış borcunun GSYİH oranı her yıl bir düşüş kaydetse de kamu sektörü borcunun özel sektör borcuna göre çok daha az olduğu görülüyor.
Nitekim 2007’de 2.9 milyar dolar, 2008’de 2.6 milyar dolar olan Azerbaycan’ın toplam dış borcu, 2009 sonu itibariyle 2.4 milyar dolar seviyesine indi. 2010 yılı içinse EIU (Economist Intelligence Unit) tahminlerine göre Azerbaycan’ın dış borcu 3.3 milyar dolar seviyesinde.

   Bu seviyede bir borç, küresel standartlara göre oldukça düşük kabul ediliyor. Bu nedenle Azerbaycan’ın borçlarını ödeyememe riski yok denebilecek kadar az. Azerbaycan’da devlete ait küçük ve orta ölçekli isletmelerin tamamına yakını özelleştiriliyor.


   İHRACATIN LOKOMOTİFİ PETROL VE DOĞALGAZ
   Azerbaycan’ın ihracatında enerji kaynaklarının büyük bir ağırlığı var. 2009 yılında 14.7 milyar doları ihracat, 4.9 milyar doları ithalat olmak üzere toplam 19.6 milyar dolarlık dış ticaret hacmine ulaşan Azerbaycan’ın ihracatının yüzde 91.7’sini petrol ve petrol ürünleri oluşturuyor. 2010 yılında ise petrol ve gaz ürünleri toplam ihracatın yaklaşık yüzde 95’ine ulaştı. Bu durum genel olarak pozitif bir tablo oluştursa da beraberinde belirli riskleri de getiriyor. Zira ihracatta ürün çeşitliliğini artırmak çok önemli. Aksi takdirde konjonktürel gelişmelere bağlı olarak ihracat akışı tehlikeye girebilir. Nitekim 2008 yılına kadar hızla artan ihracat, küresel piyasalardaki olumsuz gelişmeler ve düşen petrol fiyatları nedeniyle inişe geçti.

   İHRACATTA İTALYA, İTHALATTA TÜRKİYE VE RUSYA ÖNDE
   Azerbaycan, bağımsızlığını kazandığı günden bu yana dış ticaretini Batı’ya açma politikası izliyor. Bu politikanın sonuçları 2000’li yıllarla beraber alınmaya başlandı ve 2008 yılı itibariyle İtalya, Azerbaycan’ın en fazla ihracat yaptığı ülke oldu. Azerbaycan Cumhuriyeti Devlet İstatistik Komitesi (AZSTAT) verilerine göre 2010 yılında Azerbaycan’ın en çok ihraç pazarını yüzde 33 ile İtalya oluşturdu.

   Bu ülkeyi yüzde 8 ile Fransa ve İsrail, yüzde 7 ile ABD, yüzde 4 ile Ukrayna takip etti. Azerbaycan’ın ithalatı ise ihracatına nazaran daha fazla bir çeşitlilik arzediyor. 2008 yılında ithalatın yüzde 30’unu makine ve elektrikli teçhizat oluşturuyordu. Bunların tamamı petrol sektöründe kullanılmak üzere ithal edilen ürünler.

   Bu kalemden sonra sırasıyla yüzde 17’lik bir payla ulaştırma araçları, yüzde 11 ile metaller ve yüzde 7 ile gıda ürünleri geliyor. 2010 yılında Azerbaycan’ın en fazla ithalat yaptığı ülke yüzde 17 ile Rusya Federasyonu oldu. Rusya’yı yüzde 11,7 ile Türkiye, yüzde 9 ile Almanya ve Çin, yüzde 7 ile Ukrayna takip etti.  Görüldüğü üzere Azerbaycan’ın ithalatında bir ağırlığı olmayan Türkiye, ithalatında çok önemli bir paya sahip. Zira Azerbaycan’da inşattan mobilyaya, gıdadan bilişime hemen her alandaki ürünlerde Türkiye’nin damgası var.

   KAFKASYA’NIN GIDA AMBARI
   Kafkasya’nın “gıda ambarı” olarak da adlandırılan Azerbaycan’ın toplam yüzölçümünün yüzde 55’ini tarım toprakları oluşturuyor. Tarım sektörü Azerbaycan’da toplam GSYİH’nin yüzde 5.8’ine karşılık gelse de ülkede en fazla istihdam sağlayan sektörü durumunda. Toplam işgücünün yaklaşık yüzde 40’ı bu sektörde çalışıyor. Ancak sektörde geniş çaplı reformlar yapılmaktaysa da, yapısal sorunlar ve yatırım yetersizliği nedeniyle Azerbaycan’da tarım büyük ölçüde sübvansiyonlara bağımlı durumda.

  Zirai üretim artısının son on yıldır sürekli olarak yavaşlaması bu durumun sonucu olarak ortaya çıkıyor. 2000 yılında yüzde 12.1 olan artış, 2001 yılında yüzde 11.1’e, 2002 yılında yüzde 6.4’e indi ve sonraki yıllarda bu eğilim devam etti. 2006 yılında bu rakam yüzde 0.9 gibi çok düşük bir seviyeye kadar geriledi. 2007 yılında ise yüzde 4, 2008 yılında yüzde 6.1, 2009 yılında ise yüzde 3.5 olarak gerçekleşti.

   Azerbaycan’da tarım sektörünün yüzde 99’u özel sektörün elindedir. Tarım sektöründeki yetersizlikler nedeniyle Azerbaycan, gıda alanında ithalata bağımlı durumda. Ülkenin toplam ithalatının yüzde 16’sını tarımsal ürünler, gıda ve içecekler oluşturuyor. Sektörde konserve meyve ve sebze üretiminin ağırlığı söz konusu. Azerbaycan’da gıda isleme endüstrisi üç ana koldan oluşuyor. Bunlar et isleme, süt ve süt ürünleri üretimi ve konserve sebze ve meyve üretimidir

azerbaycan_5_yilda_3_kat_zenginlesti_8.jpgAZERBAYCAN’DA YAŞAM...

   CIA World Factbook tahminlerine göre 2011 yılı itibariyle 8.3 milyonluk bir nüfusa sahip olan Azerbaycan’da 15 yaş altındakilerin nüfusa oranı yüzde 23.4, 64 yaşın üzerinde olanların oranı ise yüzde 6.6 seviyesinde. Ortalama ömür süresi 67 yıl. Bu rakam erkekler için 62.9 yıl, kadınlar için ise 71.7 yıl. Halkın yüzde 51’i şehirler, yüzde 49’u ise kırsal kesimde yaşıyor. 2011 tahminlerine göre Azerbaycan’da nüfus artış oranı yüzde 0.85 seviyesinde.

   Bu oran yüzde 1.14’lük dünya ortalamasının oldukça altında. Azerbaycan’da nüfus artışını frenleyen en önemli faktörün göç olduğu görülüyor. Halen 3 milyon Azerbaycanlı, Rusya’da yaşıyor ve çoğunlukla misafir işçi olarak hayatını sürdürüyor. Ayrıca Avrupa’da ve Balkan ülkelerinde de yüzbinlerce Azeri’nin yaşadığı tah9min ediliyor. Azerbaycan’daki ülke içi mülteci sayısı ise 800 bin seviyesinde.

   Azerbaycan nüfusunun yüzde 95’i Müslümanlardan oluşuyor. Laik anayasal sistem sayesinde ülkede farklı etnik gruplar ve farklı inançlar özgür bir hayat sürdürüyor. Dinsel azınlıklar arasında Hıristiyanlar nüfusun yüzde 4’ünü oluşturuyor. Bunların arasında Rus, Gürcü ve Ermeni Ortodokslar başta geliyor.

   Ülkenin resmi dili olan Azerice, Orta Asya cumhuriyetlerinde konuşulan Türkçe’den çok Türkiye Türkçesi’ne daha yakın olan bir dil. 1920’lere kadar ülkede Arap alfabesi kullanıldıktan sonra 1929 itibariyle Latin alfabesine geçildi. Son yıllarda Rusça’nın kulllanımı azalmakla birlikte sıkça kullanıldığı gözleniyor.

   KONUT ÜRETİMİ İNŞAAT SEKTÖRÜNÜ COŞTURDU
   Azerbaycan’da inşaat sektörünün gelişmeye başlaması, 1997 yılında çıkan bir kanunla sektördeki devlet tekelinin sona erdirilmesiyle oldu. Bu tarihten itibaren sektöre yapılan yatırımlar hızla arttı. İnşaat sektöründeki faaliyetler büyük ölçüde petrol ve doğalgaz sektörlerindeki gelişmelerle bağlantılı olup, enerji altyapısı ve boru hattı projeleri inşaat sektörünün temel faaliyet alanını oluşturuyor.

   1997-98 döneminde Bakü-Supsa hattı yapılırken inşaat sektörü, GSYİH’nin yüzde 12’sine karşılık geldi. 2009 yılı itibariyle inşaat sektörünün Azerbaycan GSYİH’si içerisindeki payı yüzde 7.4 seviyesinde. Aynı yıl Azerbaycan’da inşaat projelerine 5.2 milyar Manat’lık yatırım yapıldı, bu yatırımların yüzde 60.3’ü devlet, yüzde 39.7’si ise özel sektör tarafından finanse edildi.

   Projeleri yüklenen firmalara bakıldığında ise projelerin yüzde 74.7’nin özel sektör, geri kalan yüzde 25.3’ün ise kamuya ait inşaat firmaları tarafından gerçekleştirildiği görülüyor. İnşaat sektörünün önümüzdeki dönemlerde de büyüme trendine devam etmesi ve enerji sektörünün yanı sıra özel sektör tarafından finanse edilen konut ve iş merkezi gibi inşaat projelerinin ağırlık kazanması bekleniyor.

   YABANCI BANKALAR GÖZÜNÜ AZERBAYCAN’A ÇEVİRDİ
   Bankacılık ve finans sektörü, yabancı yatırım için önemli derecede bir potansiyel ve uygun yatırım imkânları sunan bir sektör. 1992 yılında kurulan ve 1995’te bağımsız bir statü kazanan Azerbaycan Merkez Bankası, ülkenin para politikalarından ve finans sektörünün denetlenmesinden sorumlu. 1994 yılında ülkede 210 banka varken, bugün bu rakam 45’e inmiş durumda. Merkez Bankası, sektörü konsolide etmek için kademeli olarak asgari sermaye düzeyini yükseltti ve sektör bu şekilde düşük sermayeli küçük bankalardan arındırıldı.

   Gelir seviyesi artan ve dolayısıyla yatırıma daha fazla yönelebilen Azerbaycan halkının son dönemlerde bankacılık sistemine olan güveninin de arttığı görülüyor. Ocak 2010 itibariyle Azerbaycan bankalarındaki mevduatların toplam değeri 4.654 milyar Manat’a ulaştı. Ağustos 2007’de faaliyete geçmiş olan Azerbaycan Mevduat Sigorta Fonu, bu güvenin oluşmasında önemli bir rol oynadı..
Sektördeki en büyük kuruluş, yüzde 50.2 hissesi kamuya ait olan ve sektördeki toplam varlıkların yarsını elinde bulunduran Azerbaycan Uluslararası Bankası.

   Diğer yandan devlet, sahip olduğu diğer bir büyük banka olan Kapital Bank’taki yüzde 50 hissesini 2007 yılında sattı, ancak bu özelleştirme projesi finans çevrelerinin umduğu gibi sektöre büyük stratejik bir yabancı yatırımcı girmesini sağlayamadı. Buna rağmen yabancı sermayenin Azerbaycan’ın bankacılık ve finans sektörüne olan ilgisinin arttığını söylemek mümkün. Son dönemlerde ülkede temsilcilik açan yabancı bankaların başında Commerzbank ve Citibank geliyor.


   MANAT DOLARDAN DAHA DEĞERLİ
   2010 yılında 1 dolar 0.803 Manat seviyesi civarında işlem gördü. Bugün ise 1 dolar 0.797 – 0.791 Manat aralığında seyrediyor.

   azerbaycan_5_yilda_3_kat_zenginlesti_9.jpg2006 ile 2008 yılları arasında Azerbaycan Merkez Bankası, sürünen kur (crawling peg) sistemini uyguladı. Bu çerçevede Manat’ın değeri periyodik olarak, önceden açıklanan sabit bir oranda, ya da önceden belirlenmiş bazı göstergelerdeki gelişime göre ayarlandı. Mart 2008’de ise bu sistem terk edilerek, Manat’ın Euro ve Amerikan dolarından oluşan bir sepete bağlandığı bir sisteme geçildi. Bu yeni sistemle kurda istikrar sağlanması, dışarıdan ithal edilen enflasyonun düşürülmesi ve daha esnek yeni bir sisteme geçiş için zemin hazırlanması amaçlandı. Bu değişikliğe rağmen aynı yıl içerisinde geçici olarak yeniden Amerikan dolarına bağlı olarak sabit kura dönüldüğü açıklandı.

   Bunun sebebinin de iki farklı dövizden oluşan sepetin USD-EUR paritesindeki dalgalanmalar yüzünden fazla bir değer kaybına yol açabilecek olması gösterildi. 2008 yılında 1 dolara 0.822 Manat, 2009’da ise 1 dolara 0.804 Manat ortalamasına ulaşan döviz kurlarında büyük ölçüde istikrar sağlandığı görülüyor. 2010 yılında ise 1 dolar 0.803 Manat seviyesi civarında işlem gördü. Bugün ise 1 dolar 0.797 – 0.791 Manat aralığında seyrediyor.

   TURİZMDE YATIRIM PATLAMASI YAŞANIYOR
   Geçmiş yıllarda başkent Bakü’de bile 5 yıldızlı otel yoktu. Ancak aradan geçen yıllarda Azerbaycan’ın, turizm sektörünü geliştirmeye özel bir önem vermeye başlamasıyla birlikte durum çok değişti. Zengin bir kültürel mirasa ve doğal güzelliklere sahip olan Azerbaycan’a gelen turist sayısı her geçen yıl artmaya başladı.

   Nitekim ülkeye, 2000 yılında turizm amacıyla 681 bin kişi geldi. Bu rakam 2009 yılında 2.3 milyona yükseldi ve sadece bir yılda yüzde 40’lık bir artış yakalandı.

   Küresel kriz ortamında birçok ülkeye giden turist sayısı azalırken, Azerbaycan’ın bu başarısı dikkate değerdir. Azerbaycan’ı ziyaret edenlerin sayısındaki bu müthiş artış bir anda uluslar arası otel zincirlerinin gözünü Bakü’ye çevirdi. Nitekim ülkede son dört yıl içerisinde toplam 30,706 odaya sahip 320 yeni otel inşa edildi. Halen 35 yeni turistik tesis de inşa halinde.
 

Cesur ÇAÇA - Turcomoney / Aralık 2011

cesur@kmedya.com

İlgili Haberler
Türkiye-Azerbaycan ekonomik ilişkileri artıyor

Türkiye-Azerbaycan ekonomik ilişkileri artıyor

Kafkasların en büyük şehri Bakü’de bir araya geldiğimiz Türkiye Bakü Büyükelçisi İsmail Alper Coşkun; iki ülke arasındaki köklü birlikteliğin, hangi ekonomik projelerle taçlandırıldığını anlattı.
THY, Azerbaycan’daki uçuş gücünü arttırıyor

THY, Azerbaycan’daki uçuş gücünü arttırıyor

1991 yılından bu yana Azerbaycan’da 3 noktada uçuş yapan THY, toplam pazarda lokal tasıyıcıdan sonra ikinci sırada.
TPAO, Azerbaycan’da

TPAO, Azerbaycan’da

17 yıldır Azerbaycan’da faaliyetlerini sürdüren TPAO, enerji projelerine 3,8 milyar dolar yatırım yaptı.

Yorumlar yükleniyor...