Başaramayacaklar!

Okuduğum her yazı ayrıştığımızdan bahsediyor. Ayrıldık diyor bu kalemler. Ayrıldık; başörtülü-baş örtüsüz,  okumuş-cahil, köylü-şehirli , şu partili- bu partili, kıyı şeridi – iç kesimler öyle bir ayrıştık ki diyorlar insanın içi ürperiyor. Yıllarca yurt dışında ve bir çok farklı ülkede yaşamış biri olarak diyebilirim ki; “Bir yabancının, kendini yabancı hissetmeyeceği yegane ülkedir Türkiye.”

 Hayat, her şeye rağmen devam ederken her yerden gelen şehit haberleriyle ruhumuz sarsılıyor. Hepimiz her gün bir başka umutla yazılı, görsel basına sarılıyoruz. Ben de hepiniz gibi bu yönde hareket ediyorum. Yüreğimin acısını bir parça dindirmek için elime ne geçerse okuyor ve neredeyse tüm kanallardaki haberleri izliyorum.

AYRILDIK DİYOR BU KALEMLER

Okuduğum her yazı ayrıştığımızdan bahsediyor.

Ayrıldık diyor bu kalemler…

Ayrıldık; başörtülü-baş örtüsüz,  okumuş-cahil, köylü-şehirli , şu partili- bu partili, kıyı şeridi – iç kesimler öyle bir ayrıştık ki diyorlarlar insanın içi ürperiyor.

Bu, birbirinden ünlü kalemler bir tek bizi  esmer-beyaz diye ayrıştırmıyorlar.

GAZETECİ DEĞİL SANIRSINIZ SOSYOLOG HEPSİ

Gazeteci değil, sanırsınız doktoralarını yapmış sosyolog hepsi. Oysa ben bu ünlü gazeteci yazarlarların kalemlerinden çıkan bir çok yazıyla aydınlanıyor, bir çok şey öğreniyorum. Öyle ki bir kaç tanesinin yazdıklarını okumadan güne başlayamıyor, vakit darsa hep bir şey eksikmiş gibi hissederek günü yaşıyorum.

 YANILIYORSUNUZ… MÜTHİŞ BİR TOPLUMUZ!

Ama şu günlerde yazılanlarla kahroluyorum ve buradan bu vesile ile onlara seslenmek istiyorum.

“Yanılıyorsunuz” biz iyi günlerde ayrışmış gibi duran ama günü geldiğinde nasıl bir bütün olunacağını bilen müthiş bir toplumuz.

Nereden mi biliyorum?

Çünkü biz bunu defalarca yaptık…

 ADAMIN AKLINI BAŞINDAN ALIRIZ

bayrak-1-intZamanı gelmeye görsün. Ne bir işaret bekleriz, ne bir ses, ne bir lider. Bir anda tek nefes, tek yürek oluverir, adamın aklını başından alırız. Ben yanılıyorsam açın tarihe bakın. Uzağa gitmeye gerek yok en yakın tarihe bakın yetmişlere. Bana yakın yaştaki herkes hatırlayacaktır. Öyle kötüydü ki ortalık, her yerden bir patlama haberi geliyordu. Sabah evden çıkarken annem sıkı sıkı tembih ederdi eve gecikirseniz, gecikin ama sakın telefon kulübelerinden “telefon etmeyin”!.

“SÖZ KONUSU VATANSA GERİSİ TEFERRUATTIR”

Çünkü; o dönemlerde telefon kulübeleri patlardı. FKÖ-Filistin Kurtuluş Örgütü üstlenirdi çoğunu. Telefon eder biz yaptık derlerdi. Rahmetli dedem, bunlar, ne kendilerini, ne çocuklarını, ne de torunlarını sevmiyorlar. Kan yerde kalmaz derdi. İkinci katta oturmamıza rağmen annem televizyonu yere indirmişti, bizde yerde otururduk seyrederken. Korkardık pencereden bir serseri kurşun gelip birimizi götürmesin diye. Bir çok şeyin “yok” veya “sınırlı” olduğu dönemlerdi. Tarımdan sanayiye geçmeye çalışıyordu canım ülkem çırpınıyordu. Yine bin parçaydık sonra birden mesele ” memleket meselesi” oldu, Gazi Mustafa Kemal’in dediği gibi,  geriye kalan her şey bir anda teferruat oluverdi.

 BİR DEV OLDUK ÇÖKTÜK KIBRIS’A

Bir dev olduk çöktük Kıbrıs’a kan kusturanların üzerine. Bir bütünün vazgeçilmez parçalarıyız, bir anda tek vücut, tek nefes oluveririz adamın aklını başından alırız, bu böyle biline. Şu sıralar çok sıklıkla yaşadığımız, daha doğrusu bize zorla yaşatılan yol kazalarımız var ve kabul etmemiz gereken ciddi bir güvenlik zafiyetimiz. Bir başka gerçekse kötüye engel olmak zor, aklına koyduysa merkez bankasını soymak tamda New York’un göbeğinde veya indirmek istiyorsa ikiz kuleleri, kötü engel tanımıyor.  Bunlarda bitecek ve bir gün her şey olduğundan daha iyi olacak. Yapmamız gereken sabırla beklemek ve hatırlamak Fransa topraklarında doğana Fransız, Amerika’da doğanlara Amerikalı, denildiği gibi Türk topraklarında doğan da Türk’tür. Binlerce yıldır bin çeşit mülteciye, dil, din, ırk hiç bir ayırım yapmaksızın önce sığınak, sonra yuva, sonra vatan olmuştur. Hemde neredeyse her beş yılda bir. Bakın etrafınıza, sorun herhangi bir tanıdığınıza size atalarının nereden geldiğini uzun uzun anlatsınlar. Bunca benzemezin yaşadığı bu bereketli topraklarda elbet sorunlar olacaktır. Zira henüz yeni gelenin, kültürünü tanımadan, aksanına alışmadan bir başka grup geliyor. Kolay değil, iki farklı cins bile aynı yöne bakıp aynı şeyleri hissetmek için zamana ihtiyaç duyuyor.

 YABANCI, KENDİNİ YABANCI HİSSETMEZ TÜRKİYE’DE

bayrak-intSon yirmibeş yıla bir bakalım. Rusya parçalanır Türkiye’ye sığınmacı gelir, Yugoslavya parçalanır Türkiye’ye sığınmacı gelir. Arap Bahar’ı yaşanır, Afganistan savaşı olur, Körfez karışır, Sudan bölünür, Irak, Suriye derken bir bakmışsınız dev bir mozaik yaşamaya başlamıştır bu topraklarda. Ülke olarak öyle çok şeyimiz yok. Sunacaklarımız sınırlı. Misafir misafirliğini bildiği sürece, sevgimiz, saygımızsa sonsuz. Yıllarca yurt dışında ve bir çok farklı ülkede yaşamış biri olarak diyebilirim ki; “Bir yabancının, kendini yabancı hissetmeyeceği yegane ülkedir Türkiye.”

….ve bir kez daha tarihe bakın, terörün can yaktığını ama hiç bir zaman kazanamadığını göreceksiniz.

Rahat durun beyler!

Zuhal Mansfield

DEİK Avustralya İş Konseyi Başkanı

 

 

Yorum yok

Yorum Yazın

Site Haritası