Cezalar çözüm mü?  

Başta bankalar ve finans kuruluşları olmak üzere hemen her sektördeki pek çok kuruluşa özellikle vergi, tüketicinin korunması, reklam, suç gelirlerinin aklanmasıyla mücadele ve mevzuat düzenlemelerine aykırılıklar nedeniyle yüksek tutarlı cezalar veriliyor. Peki bu cezaların verilmesi, çözüm getiriyor mu?

Günümüzde her alanda yaşanan hızlı değişim, bununla bağlantılı olarak artan riskler ve yaşanan olumsuzluklar yasal düzenlemelerde de artışa neden oluyor. Gerek uluslararası, gerekse de ülkelerdeki düzenlemeler hızla artıyor. Düzenlemelerin etki alanı genişliyor. Yeni düzenleyici kurullar ortaya çıkıyor. Bunlar tarafından yapılan alt düzenlemeler baş döndürücü bir hızla ilerliyor. Bu düzenlemeler ile sıkı kurallar getiriliyor. Ülkemiz de bu gelişimden etkileniyor.

Yeni düzenlemelerde yer alan ceza konuları ve tutarlarında geçmiş dönemlere göre önemli artışlar dikkat çekiyor. Yasalar veya diğer düzenlemelerde belirtilen kurallara aykırı davranılması durumunda önemli cezalar öngörülüyor. Bu cezalar hapis cezaları olabileceği gibi idari para cezaları veya diğer tedbir kararları olabiliyor. Özellikle kriz dönemleri veya yaşanan olumsuzluklardan sonra yapılan tepki düzenlemelerinde daha sıkı kurallar ve cezalar söz konusu oluyor. Geçmiş dönemlerle kıyaslandığında özellikle idari para cezaları tutarlarında önemli yükselişler görülüyor.

                                                         PARA CEZALARI ARTIYOR

Bazı aksaklıklar için kuruluşun yıllık geliri veya aktif büyüklüğü üzerinden yüksek tutarlı oranlar ile idari para cezaları öngörülüyor. Bazı konularda tespit edilen her bir aksaklık için işlem adedi kadar ceza verileceği belirtiliyor. Örneğin bir bankanın bir müşterisinden bir çok kimlik tespiti dokümanından yalnızca bir tanesinin eksik olması durumunda müşterinin yaptığı işlem adedi kadar ceza yükselebiliyor.

Bu gelişmelerin doğal sonucu olarak gerek uluslararası, gerekse de ulusal kuruluşlar tarafından yapılan denetimler artıyor. Kamu kurumları ile düzenleyici otoriteler tarafından daha sık ve sıkı denetimler yapılıyor. Bazı denetimler teknolojik imkânlardan faydalanılarak uzaktan da yapılabiliyor. Bu denetimler sonucunda tespit edilen aykırılıklarda ve aksaklıklarda ise çok yüksek tutarlı para cezaları verilebiliyor. Daha önce hiç karşılaşmadığımız yükseklikte cezalar söz konusu olabiliyor.

                                      YÜKSEK TUTARLI PARA CEZALARI VERİLİYOR                      

 Bu kapsamda başta bankalar ve finans kuruluşları olmak üzere hemen her sektördeki pek çok kuruluşa özellikle vergi, tüketicinin korunması, reklam, rekabet, çevre koruma, suç gelirlerinin aklanmasıyla mücadele, kişisel verilerin korunması gibi çeşitli alanlardaki ihlaller ve mevzuat düzenlemelerine aykırılıklar nedeniyle yüksek tutarlı cezalar verildiği görülüyor. Özellikle idari ve mali özerkliğe sahip düzenleyici kurulların bulunduğu sektörlerde bu kurullar tarafından yüksek tutarlı cezalar verilebiliyor.

Bu cezalar milyar dolarları ve yüzlerce milyon TL’yi bulabiliyor. Özellikle ABD ve Avrupa Birliği’nin yaptırım kararları ve çevre koruma düzenlemelerini ihlal eden bazı kuruluşlar milyar doların üzerinde cezalar ile karşı karşıya kaldı. Ülkemizde bazı bankalar ise özellikle tüketici ve rekabet mevzuatına uyumsuzluklar nedeniyle son yıllarda 100 milyon liranın üzerinde cezalar aldı. Bazı sektörlerde ceza stokunun milyar TL’nin üzerindeki düzeylere ulaştığı görülüyor.

                                  CEZALANDIRMA YAKLAŞIMI ÖN PLANA ÇIKIYOR                 

Geçmişten beri bir çok kanun ve düzenlemede para cezaları söz konusuydu. Fakat uygulamada çok yüksek tutarlı cezalar ile karşılaşılmıyordu. İstisnai bazı durumlarda bu tür örnekler olabiliyordu. Fakat son yıllarda bu gelişimin tersine döndüğü hem düzenleme hem de uygulamada cezalandırma yaklaşımının giderek yaygınlaştığı görülüyor. Kanun ve düzenlemelerde belirtilen cezalar kamu kurum ve düzenleyici otorite denetçilerinin inisiyatif kullanmalarına engel oluyor. Raporlarda yer verilen aksaklıklara bu kurumlar tarafından yüksek tutarlı cezalar veriliyor.

Ceza alan kuruluşlar tarafından bu cezaların bir çoğu dava konusu ediliyor. Bazı davaların kazanıldığı da görülüyor. Fakat genel olarak kuruluşlar bu cezaları erken ödeme indirimini de kullanarak ödemek zorunda kalıyor. Bununla birlikte bazı büyük cezalara bakıldığında düzenlemelerde açık olmayan ve tereddütlü bazı konuların da raporlara konu edildiği ve itirazlara rağmen ceza verildiği, bazı örneklerde yeni düzenlemeler ile getirilen kuralların geçmiş dönemlere de uygulanarak cezaya konu edildiği, bunun yanı sıra üzerinden bir kaç yıl geçmiş ve tespit edildiği tarihte düzeltilmiş aksaklıklara da ceza uygulandığı görülüyor.

                                  REHBERLİK VE YÖNLENDİRME ESAS OLMALI                       

 Yasalarda veya diğer düzenlemelerde belirtilen kurallara aykırılıklarda belirli cezalar öngörülmesi ve uygulanması doğaldır ve gereklidir. Bununla birlikte ceza konuları ve tutarlarının düzenlemelerin amacı ile uyumlu bir şekilde ve ölçülü olması da büyük önem taşıyor. Tespit edilen aksaklıklarda hemen ceza uygulanması yöntemi kuruluşların önemli zorluklar yaşamasına neden oluyor. Kuruluşların mali bünyeleri bu cezalardan olumsuz etkileniyor. Bazı kuruluşlar ise iflas ile karşılaşabiliyor. Bu da ülkemiz ekonomisine ve istihdama olumsuz etkilerde bulunuyor. Bu nedenle cezalar sorunların çözümüne yeterli katkı sağlamıyor.

Bu olumsuzlukları önlemenin yolu da kanun ve düzenlemelerde ön planda olduğu görülen cezalandırma yaklaşımının değiştirilerek rehberlik ve kılavuzluk yaklaşımının ön plana taşınmasından geçiyor. Bu çerçevede tespit edilen eksikliklerde öncelikle kuruluşların uyarılması, eksiklik ve aksaklıkları düzeltme şansı ve süresi verilmesi, aksaklıkları düzelten kuruluşlara ceza verilmemesi, ancak yapılan uyarıya rağmen aksaklıkları düzeltmeyen kuruluşlara düzenlemelerde öngörülen para cezasının son seçenek olarak uygulanması önem taşıyor.

Bu nedenle, kanun koyucu ve düzenleyici otoriteler tarafından bunun bir felsefe olarak belirlenmesi, yeni kanun ve düzenlemelerin bu çerçevede hazırlanması, mevcut düzenlemelerde zaman içinde bu yönde değişiklikler yapılması, ceza konu ve tutarlarının düşürülmesi, kamu kurum ve düzenleyici otorite denetçileri tarafından denetimlerde bu yaklaşımın esas alınması, yasa ve düzenlemelere uyum sağlamaları için denetçiler tarafından kuruluşlara rehberlik edilmesi, onların yönlendirilmesi ve para cezasının son tedbir olarak uygulanması gerekiyor.

Gürdoğan Yurtsever

yurtsever@turcomoney.com

 

Yorum yok

Yorum Yazın

Site Haritası