Döviz kurlarının yönünü, FED’in faiz kararı belirleyecek

*Eylül ayında önce TCMB’den sonra da FED’den gelecek olan faiz kararları kurun yönünde belirmede etkili olacak. TCMB’den Temmuz ayındaki kadar yüksek olmasa da bir indirim daha bekleniyor. FED’in ise düşük de olsa 25 baz puanlık bir faiz indirimi yapma olasılığı var. Bu iki faiz kararının etkileri birbirinin etkisinin nötr olmasını sağlayabilir.

*Tekrar alevlenen ABD ile Çin arasındaki ticareti savaşı, piyasaların ana gündemi olmaya devam edecek. Mevcut görünüm ticaret savaşının kısa vadede çözülemeyeceğine ve diğer ülkelere de yayılma riskine işaret ediyor. Bu bağlamda Eylül ayında da piyasalar, ABD ile Çin arasındaki ticaret görüşmelerine ve özellikle Trump’tan bu konuda gelecek mesajlara odaklanacak.

*Ayrıca yurtiçi piyasalar için Eylül ayında en büyük risklerden birisi de Suriye’de yeniden yükselen tansiyon ve Jeopolitik riskler olacak. Bu konulardaki gelişmelere bağlı olarak BIST’in Eylül ayında 91.000-101.000 arasında geniş bir bantta dalgalanması bekleniyor.

Ağustos ayında ABD ile Çin arasındaki ticaret savaşının tekrar güç kazanması ve resesyon kaygılarıyla birlikte riskten kaçış hız kazandı. ABD Başkanı Donald Trump’ın, Çin’i kur manipülatörü olarak ilan etmesi ve her iki ülkenin birbirlerine misilleme olarak ek vergiler koyacağını açıklamasıyla birlikte global resesyon kaygıları tekrar yükseldi. FED’in faizleri indirmesine karşın Başkan Powell’ın toplantı sonrası faiz indirimlerinin devamı konusunda net açıklamalar yapmaması Ağustos ayında global borsalarda satışların tetiklenmesinde etkili oldu. Buna paralel olarak Powell’ın, Jackson Hole toplantısında da yaptığı açıklamaların geleceğe yönelik yönlendirme konusunda net olmaması ve birçok FED üyesinin Eylül toplantısı için faiz indirimine gerek olmadığı yönündeki açıklamaları da piyasalardaki risk alma iştahını düşüren ve riskten kaçışı hızlandıran diğer unsurlar oldu. Global riskten kaçışla birlikte güvenli liman olarak görülen ABD tahvil faizleri üç yılın en düşük seviyeleri olan 1,44’e kadar gerilerken, yine güvenli liman talebiyle altın fiyatlarında yükseliş gerçekleşti. Global resesyon kaygılarıyla gelişmiş ülke tahvil faizleri düşüşüne devam ederken bir çok gelişmiş ülke tahvilleri negatif faizle fiyatlanmaya başladı. Bloomberg verilerine göre negatif faizli tahvil stokunun 15 trilyon dolar ile toplam tahvil stoku içindeki payı %30’lara yükseldi. Resesyon kaygıları ile birlikte Ağustos ayında yurtdışı borsalarda sert satışlar yaşanırken BIST’te bundan nasibini aldı. Ağustos ayına 101.000 seviyeleri üzerinde başlayan BIST ay içinde 94.000 seviyelerine kadar gerilerken ayı %5’i aşan düşüşle tamamladı. Bankacılık endeksi ise negatif ayrışarak %9’u aşan düşüş gerçekleştirdi. BIST Ağustos ayında negatif ayrışırken, seçilmiş belli borsalar içinde Rusya, Brezilya ve İngiltere gibi borsalarından sonra en fazla değer kaybeden borsalardan biri oldu. Global resesyon kaygılarıyla Ağustos ayında petrol fiyatları %10 yakın düşüş gösterirken, petrol ihracatçısı olan Rusya ve Brezilya gibi ülke piyasalarının EM içinde negatif ayrıştıklarını görüldü.

SURİYE’DE YAŞANAN GELİŞMELER, TÜRKİYE İÇİN RİSKLERİ ARTIRDI

Ağustos ayında EM piyasaları resesyon kaygıları ve FED’in faiz indirimlerine devam edip etmeyeceğine yönelik belirsizlikle negatif ayrışırken, TL varlıklar da EM içinde negatif ayrışan grupta yer aldı. Özellikle TCMB’nin kredi büyümesini teşvik etmek için aldığı zorunlu karşılık kararı sonrası TL varlıklardaki negatif ayrışmanın hızlandığı görüldü. Kararın genişleyici bir para politikası adımı olarak görülmesi sonrası TL, dolar karşısında Ağustos ayında %5’in üzerinde değer kaybı ile Real ve ZAR gibi para birimlerinden sonra Ağustos ayında EM içinde en fazla değer kaybeden para birimi oldu. Yine global tahvil faizlerindeki güçlü düşüş eğilimine rağmen yurtiçi 10yy tahvil faizleri zorunlu karşılık kararı sonrası 150 baz puan üzeri yükseliş gerçekleştirerek negatif ayrıştı. Ağustos ayına 350’li seviyelerde başlayan CDS’ler, ay içinde 430 seviyelerine kadar güçlü bir yükseliş gerçekleştirerek TL varlıklar ilişkin risk algısının kısa vadede tekrar güçlendiğine işaret etti. Arjantin’de yapılan ön seçimlerde piyasa ekonomisi dinamiklerine karşı söylemleri olan muhalefetin galip çıkması sonrası Arjantin varlıklarında sert değer kayıpları yaşandı. Arjantin piyasalarındaki dalgalanmanın EM içinde benzer ülkelere bulaşma riski Türkiye CDS’lerinin yükselmesinde etkili olan faktörlerden biri oldu. TL varlıklardaki negatif ayrışmada Suriye’de yaşanan gelişmelerin Türkiye için jeopolitik riskleri tekrar yükseltmesi de etkili olan içsel nedenlerden biri oldu.

GLOBAL PİYASALARDA RİSKLERDEN KAÇIŞ DURACACAK MI?

FED Temmuz ayı sonundaki toplantısında beklentilere paralel olarak 10 yıl aradan sonra faizleri 25 baz puan düşürerek %2,00-%2,25 aralığına indirdi. Karar iki üyenin karşı oyuna karşılık sekiz üyenin oy çokluğu ile alındı. FED, gelecek dönem için faiz indirimlerine ilişkin net bir sinyal vermedi. FED, faiz indirimine gerekçe olarak küresel gelişmeler ve enflasyondaki durgunluğu gösterdi. FED Başkanı Powel, faiz oranlarının ekonomiyi desteklemesi için atıldığını ve sonraki dönemlerde ABD ile global ekonomik aktiviteleri gözlemlemeye devam edeceklerini söyledi. Powell, aşağı yönlü risklerin önüne geçmek için faiz indirimine gittiklerini belirtirken, uzun dönemli bir faiz indirimi döngüsünün başlangıcında olmadıklarını söyledi. Faiz indirimine karşılık FED Başkanı Powell’ın yaptığı açıklamalar piyasalarda kafa karışıklığı oluşmasına neden oldu.  Açıklanan FED tutanakları da gelecek toplantı ve sonrası için faiz kararına ilişkin belirsizliği devam ettirdi. Bazı FED üyelerine ve Powell’in faiz indirimine ilişkin belirsizlik yaratan açıklamalara rağmen piyasalar Eylül toplantısı için 25 baz puanlık bir faiz indirimini %100 olasılıkla fiyatlıyor. Dolayısıyla FED’in Eylül toplantısında faizleri sabit bırakması durumunda piyasalardaki satışların ve özellikle EM’lerdeki negatif ayrışmanın güçlenerek devam etmesi bekleniyor. FED’in faizleri indirerek bir önceki toplantıya göre daha net mesajlar vermesi durumunda ise Global piyasalarda yaşanan riskten kaçışın durması bekleniyor.

KREDİ BÜYÜMESİ TEŞVİK EDİLİYOR    

TCMB Temmuz ayındaki 425 baz puanlık faiz indiriminin ardından Ağustos ayında kredi büyümesini teşvik edecek şekilde TL zorunlu karşılık oranlarında değişikliğe gitti. TCMB, zorunlu karşılıklardaki bu değişiklik kararının finansal istikrarı desteklemek ve makro ihtiyati bir araç olarak daha esnek ve etkin kullanılmak için aldığını açıkladı. Buna göre yıllık kredi büyümesi %10-20 arasında olan bankalar için Türk lirası zorunlu karşılık oranlarını %7’den %2’ye indirirken diğer bankalar için zorunlu karşılık oranlarında herhangi bir değişikliğe gidilmedi. Ayrıca TL olarak tesis edilen zorunlu karşılıklara uygulanan %13 faiz oranı, kredi büyümesi referans değerler arasında gerçekleşen bankalar için %15’e yükseltilirken, diğer bankalar için %5 olarak hesaplanacağını açıkladı.

ABD ile Çin arasındaki ticaret savaşının kur savaşına dönmesi FX piyasasında da oldukça volatiliteye neden oluyor. Ağustos ayı başında ABD’nin Çin’i döviz manipülatörü ilan etmesi doların değerini düşürürken, EUR/USD paritesi de 1.11’den 1.12’ye tırmandı. Daha sonrasında parite tekrar 1.11’in altına gerilese de iki ülke arasındaki bu gel-gitler sert iniş çıkışlara sebep oluyor. Paritede ilk etapta 1.1050 seviyesinin önemli destek olarak çalıştığı görülüyor. Bu destek kırılırsa 1.09 ön plana çıkabilir. Aksi yönde ise 1.1220 ile 1.1350 satıcıların arttığı direnç seviyeleri olarak karşımıza çıkacaktır.

FED’İN FAİZ KARARI, KUR’UN YÖNÜNÜ BELİRLEYECEK

Ağustos ayında 5.45’ten başladığı yükselişini kademeli olarak sürdüren Dolar/TL kuru düzenli bir yükseliş gerçekleştirdi. Ay sonuna doğru Asya seansında 6.30’a fırlayıp geri dönen dolar kuru kısa süreli bir tedirginlik oluşmasına neden oldu. Ancak, düşük likidite esnasında stop emirlerin tetiklenmesiyle oluşan bu fiyatlamanın etkisi kısa sürdü. Eylül ayında önce TCMB’den sonra da FED’den gelecek olan faiz kararları kurun yönünde belirmede etkili olacaktır. TCMB’den Temmuz ayındaki kadar yüksek olmasa da bir indirim daha bekleniyor. FED’in ise düşük de olsa 25 baz puanlık bir faiz indirimi yapma olasılığı var. Bu iki faiz kararının etkileri birbirinin etkisinin nötr olmasını sağlayabilir. Kurda alımların güçlenmesi durumunda, teknik olarak 5.87 ve 6,00 seviyeleri hedef olarak karşımıza çıkacaktır. Olası geri çekilmelerde ise 5.75 ve 5.55 takip edilecek önemli destek seviyeleridir.

PİYASALARIN ANA GÜNDEMİ, TİCARET SAVAŞLARI

Geçtiğimiz ay belirttiğimiz 1.500 seviyelerine hızlı ulaşan altının ons fiyatı bu seviye üzerinde kalarak yerini sağlamlaştırıyor. Ticaret savaşları ve jeopolitik risklerin de sürekli tetiklediği alımlar bir süre daha devam edebilir. Bu durumda 1.565 seviyesi takip edilecektir. Alımların bu direnci de aşması durumunda 1.595 noktası hedeflenebilir. Gerilimin azalması ve risk iştahının geri gelmesi durumunda ise altında geri kar satışları yaşanması bekleniyorr. Altın için 1.515 ve 1.480 izlenebilecek önemli destek seviyeleri olarak görülüyor.

ABD ile Çin arasındaki ticareti savaşı tekrardan alevlenirken, piyasaların ana gündemi olmaya devam edecek. Mevcut görünüm ticaret savaşının kısa vadede çözülemeyeceğine ve diğer ülkelere de yayılma riskine işaret ediyor. Bu bağlamda Eylül ayında da piyasalar, ABD ile Çin arasındaki ticaret görüşmelerine ve özellikle Trump’tan bu konuda gelecek mesajlara odaklanacak. Piyasaların bir diğer gündemi ise FED faiz kararı olacak. Piyasalar Eylül toplantısı için 25 baz puanlık faiz indirim olasılığını %100 olasılıkla fiyatlarken, Aralık toplantısı dahil toplam 50 baz puanlık faiz indirimini %80 olasılıkla fiyatlıyor. Ancak FED üyeleri ve FED Başkanı Powell’ın en son Jackson Hole’da yaptığı açıklamalar faiz indirimi konusunda net ve yönlendirici değildi. Bazı üyeler Eylül ayında faiz indirimine gerek olmadığını ve ekonomik verilerin şuan ani bir faiz indirimi gerektirmediğini söylüyor.

FED, EYLÜL’DE FAİZ İNDİRİMİNE GİDER Mİ?

Eylül ayında FED’in faiz indirimine (18 Eylül) gitmemesi durumunda EM’lerdeki riskten kaçışın devamı bekleniyorken EM içinde TL varlıkların seyrinde TCMB’nin faiz indirimlerine (12 Eylül) devam edip etmeyeceği belirleyici faktör olacak. TL varlıklar FED’in sıkılaşmaya gittiği dönemde EM içinde bundan en fazla negatif etkilenen grupta yer almıştı. FED’in faiz indirimlerine devam etmesi durumunda TL varlıkların pozitif etkilenen grupta olması bekleniyor. Bu bağlamda yurtdışı piyasaların Eylül ayında dalgalı bir seyir izlemesi bekleniyor. Risk iştahı FED faiz kararına kadar zayıf kalmaya devam edebilir. Ancak ayın ikinci yarsısında FED’in piyasaları destekleyecek bir karar açıklaması ve projeksiyonların faiz indirimlerinin devamına işaret etmesi piyasalarda güçlü bir toparlanma sağlayabilir. Ticaret görüşmelerine ilişkin pozitif gelişmelerin bu süreci desteklemesi bekleniyor. Aksine FED’in faizleri indirmeyerek gelecek verilere göre ihtiyatlı bir yaklaşım çizmesi satışların hızlanarak devamına neden olacaktır.

MERKEZ BANKASI, FAİZ İNDİRİMİNE DEVEM EDECEĞİ SİNYALİNİ VERDİ

Ay içerisinde gelecek ikinci çeyrek büyüme verisi ve enflasyon başta olma üzere makro verileri takip edecek olan yurtiçi piyasalarda Eylül ayında en önemli gelişme TCMB faiz kararı ve sonrasında vereceği mesajlarda olacak. TCMB’den bir önceki toplantıda faiz indirimlerinin devam edeceği yönünde sinyal vermesi nedeniyle piyasalar halen faiz indirimlerinin devam edileceği beklentisini koruyor. Piyasada 100-300 baz puan aralığında geçen ay olduğu gibi geniş bantta bir indirim beklentisi var. Ayrıca yurtiçi piyasalar için Eylül ayında en büyük risklerden birisi de Suriye’de yeniden yükselen tansiyon ve Jeopolitik riskler olacak. Bu konulardaki gelişmelere bağlı olarak BIST’in Eylül ayında 91.000-101.000 arasında geniş bir bantta dalgalanması bekleniyor.

Osman Göktan

Şeker Yatırım Genel Müdürü

goktan@turcomoney.com

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası