Global iş dünyasını etkileyecek değişim trendleri

Göreceli olarak daha genç çalışan nüfusuna sahip gelişmekte olan ekonomiler büyüme oranlarındaki patlamanın tadını çıkartırken nüfus yaşlanması gelişmiş ekonomilerde büyüme oranlarını baskı altında tutuyor. Bugün insanoğlunun yarısından fazlası şehirlerde yaşarken 2050’lerde dünya nüfusunun %70’inden fazlasının şehirlerde yaşaması bekleniyor.

 

Değerli Turcomoney okuyucuları, dergimizin Kasım 2016 sayıdaki yazımda dünyada ve ülkemizde şahit olduğumuz radikal değişimlere vurgu yaparak geleceğin ne tip değişimlere gebe olduğunu ve bu değişimlerin global mal hareketleriyle ilgili iş dünyası üzerine ne gibi etkilerinin beklendiği tartışmaya başlamıştık. Bu kapsamda özellikle Sanayi4.0 ve ilgili konuların nasıl bir moda akımı şeklinde ele alındığından dem vurarak stratejik açıdan karar alabilmek için gerekli çevresel değişimlerin yeterince gözden geçirilmediği hakkında bir eleştiriyi dile getirerek öncelikle ekonomik konulardaki değişimlerden bahsetmiştik. Üstelik henüz olgunlaşmamış teknolojilerin kullanılmasının ne gibi sorunlara gebe olduğunu geçtiğimiz ay ABD’de “hacker”ların akıllı cihazlar üzerinden yaptıkları saldırılar dolayısıyla hepimiz şahit olduk. Bugün ise teknolojik alandaki değişimleri başka bir yazıya saklayarak demografik, sosyo-kültürel ve hukuki konulardaki değişim trendlerinden bahsedeceğiz.

DÜNYA NÜFUSU YAŞLANIYOR

emeklilere-4-bin-354-konut-basvurulari-icin-son-iki-gun_1983705_720_400Tüm sektörlerin hem çalışanlarını hem de müşterilerini oluşturan biz insanoğluna dikkatimizi çevirdiğimizde öncelikli olarak dünya nüfusunun giderek yaşlanmakta olduğunu görmekteyiz. Göreceli olarak daha genç çalışan nüfusuna sahip gelişmekte olan ekonomiler büyüme oranlarındaki patlamanın tadını çıkartırken nüfus yaşlanması gelişmiş ekonomilerde büyüme oranlarını baskı altında tutuyor. Üstelik yaşlı nüfusun dünyanın birçok bölgesinde göreceli olarak düşük alım gücüne sahip olması durdurulamayacak gibi görünüyor. Her ne kadar toplu olarak önemli bir ekonomik güce sahip olmalarına rağmen gençlerle karşılaştırıldığında gelirlerinin büyük bir kısmını gıda, içecek, barınma ve enerji gibi gereksinimlere harcamakta oldukları görülüyor. Bu tip gereksinimlere harcanan paranın miktarı, yaşlılara önerilen dağıtım hizmetlerinin tipi ve çeşitliliği, stokların yapısı ve konumu gibi ekonomik konular geleceğin yöneticilerinin çözüm bulması gereken problemler arasında ilk sıralarda yer alabileceği öngörülüyor. Bu alandaki değişim diğer birçok faktörün yanında müşteri servislerini, daha fazla eve teslim dağıtım hizmetini, daha geniş mağaza koridorlarını, sağlık ünitesi bulunan alışveriş merkezlerini, çeşitli hizmetlerle destekli yaşam alanlarını ve hatta daha büyük etiketleri içeriyor.

SAĞLIK ÜRÜN VE HİZMETLERİ DÖRDE KATLAYACAK

Gerek yaşlanan nüfus gerekse artan farkındalık nedeniyle sağlık hizmetleriyle birlikte sağlıklı ürün ve hizmetlerin satışlarının da önümüzdeki on yıl içerisinde yaklaşık olarak dörde katlanacağı öngörülüyor. Müşterilerin daha sağlıklı bir yaşam kadar daha sağlıklı ürünlere de büyük önem gösterecekleri bu dönemde gerek yaşlanan nüfusla doğrudan alakalı gerekse sağlık hizmetlerinin giderek pahalılaşması nedeniyle önleyici ve tedavi edici sağlık hizmetlerine olan talep de giderek artacak. Sağlıklı ve sürdürülebilir yaşam olarak adlandırabileceğimiz ve sektöre özel lojistik çözümler gerektiren yeni gelişen bu tüketici segmentinin önümüzdeki yıllarda sağlık ve güvenlik pazarını yönlendirmesi bekleniyor.

ŞEHİRLEŞME ARTIYOR

int3Bugün insanoğlunun yarısından fazlası şehirlerde yaşarken 2050’lerde dünya nüfusunun %70’inden fazlasının şehirlerde yaşaması bekleniyor. Daha kısa bir projeksiyonda 2020’li yıllarda Mumbai, Delhi, Mexico City, Sao Paulo, New York, Dhaka, Jakarta ve Lagos’un yanı sıra İstanbul’un da 20 milyonun üstünde nüfusu barındıran mega kent statüsüne ulaşacağı bekleniyor. Bu durum şüphesiz ki farklı sektörlere ait çeşitli perakende mağazalarının boyut ve sayısı ile ilgili lojistik, tedarik zinciri ve dağıtım altyapısını doğrudan etkileyecek. Önümüzdeki yıllarda dünyanın bütün bölgelerinde tarımdan lojistiğe emek yoğun sektörlerde kendini hissettirecek olan yetenek eksikliğinin yöneticiler için önemli bir mücadele alanı oluşturacağı değerlendiriliyor. Yapılan araştırmalar bu yetenek eksikliğinin demografik değişimlerin bir fonksiyonu olarak ortaya çıktığını söylüyor. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde IT, finans ve bazı inovatif sektörlere verilen özel önem ile yeni nesil gençlerin daha esnek ortamlarda çalışmak istemesiözellikle lojistik gibi mücadeleci, zaman baskılı ve stresli sektörlerde yetenek eksikliği oluşmasının nedenleri arasında sayılabiliyor. Sonuç olarak ilgili alanlarda görülecek bu yetenek eksikliği öncelikle aynı zamanda söz konusu yeni jenerasyonun babası olan günümüz yöneticilerinin başını epey ağrıtacağa benziyor.

MÜŞTERİ TALEPLERİ GİDEREK ARTACAK

calisanlar-1384324960930Diğer taraftan tüketici teknoloji adaptasyonunda görülen artış özellikle mobil cihazlar yoluyla yapılan e-ticaretin artacağına yönelik emareler ortaya koymaktadır.  Dolayısıyla müşterilerin kişiselleştirilmiş çözüm ve hizmetlere olan talebin de giderek artmakta olması parti büyüklüğü ile sevkiyat frekansı arasında optimizasyon yapmayı daha da güçleştirecektir. Üstelik zaten kritik önemde olan müşteriler bireysel ölçüde daha da talepkar olmaya başlarlarsa müşteri tatminini ölçümlediğimiz geleneksel ölçütlerin de başarısız olacağını dikkatlerden kaçırmamalıyız. Hukuki ve genel ahlaki değerler açısından beklentilerimizi sıralamaya başladığımızda birinci sırada müşterilerin özellikle çevre, sürdürülebilirlik ve gıda güvenliği gibi konularda düzenleyici baskılar üzerindeki talebinin giderek artacağı geliyor. Yaşamsal öneminin yanı sıra genellikle bozulabilir ve/veya özel korunmaya ihtiyaç duyan yapısı nedeniyle gıda sektöründeki düzenlemeler de gelecekte sektörü ve iş süreçlerini doğrudan etkileyebilecek. Diğer taraftan ekonomik alanda yaşanan son krizlerin bir uyarı sinyali olarak dikkate alınması neticesinde ticari serbestliğe engel olmayacak çeşitli standart uygulamaların yaygınlaşması ve bu sistemin dışında kalan veya ayak uyduramayan ülkelerin dünya ticaretinden aldığı payın önemli ölçüde azalması bekleniyor. Bu kapsamda deniz taşımacılığında uygulanan %100 konteyner tartımı benzeri yeni uygulamalar gerek planlama gerekse operasyonel düzeydeki uygulamalar açısından şimdiden yöneticileri zorlamaktır. Geleceğin hepimize aydınlık günler getirmesi dileğiyle…

Doç.Dr. A.Zafer Acar

Piri Reis Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fak.

Uluslararası Lojistik ve Taşımacılık Böl.Bşk.

azacar@pirireis.edu.tr

Yorum yok

Yorum Yazın