Global ticaret savaşı, piyasalar için çok riskli

Nisan ayında piyasaların ana gündemi ticaret savaşlarına ilişkin gelişmeler olacak. ABD Başkanı Trump’ın önce çelik ve alüminyum ithalatına yönelik korumacı tedbirlerinin ardından Çin’e yönelik imzaladığı ek gümrük vergileri genelgesi, dünya ticaretinde dengeleri sarsacak. Bu genelgenin yayınlanmasından sonra diğer ülkelerin de ABD’ye karşı korumacı politikalar uygulamaya başlamasıyla global bir ticaret savaşının yaşanma riski piyasalar için kısa vadeli en büyük risklerden biri olacak.

Borsa İstanbul Global piyasalardaki ticaret savaşları endişeleri, Moody’s’in not indirimi, jeopolitik riskler, faizlerdeki yükseliş ve TL’deki sert değer kaybının da etkisiyle Mart ayında 113.400-119.000 arasında hareket ederek ayı %3.4 düşüşle tamamladı. Bankacılık endeksi %7.8 bulan değer kaybı ile güçlü negatif ayrışırken, Sanayi endeksi ise ayı %1.1 sınırlı düşüşle kapattı. Mart ayında TL döviz sepeti %5’e yaklaşan sert değer kaybına maruz kalırken, gelişmekte olan ülke kurları içinde açık ara negatif ayrıştı. TL’deki ve tahvil faizlerindeki güçlü negatif fiyatlamaya karşın BIST, TL varlıklar içinde kısmen pozitif ayrışarak daha güçlü bir görünüm sergiledi. Ancak, TL’deki sert değer kayıpları nedeniyle dolar bazında BIST, MSCI EM endeksine göre güçlü negatif ayrışma gösterirken, TL bazında da EM ortalamasının üzerindeki kayıpla ayı tamamladı.

                                                  TRUMP’TAN ÇİN’E 50 MİLYAR DOLARLIK EK VERGİ

Mart ayında yurtdışında ana gündemin FED faiz kararı olması beklenirken, ABD başkanı Trump demir-çelik ithalatındaki vergi artışlarının ardından, Çin’e yönelik yeni gümrük tarifelerini içeren genelgeyi imzalayarak korumacı politikalar ve ticaret savaşlarını piyasaların ana gündemine getirdi. Trump’ın Çin’e 50 milyar dolar ek gümrük vergisi getiren genelgeyi imzalamasıyla başta ABD borsaları olmak üzere Global borsalarda volatilite Şubat ayında olduğu gibi tekrar yükseldi. ABD’nin korumacı ekonomi politikalara başvurmasıyla ülkeler arasında bir ticaret savaşının başlayabileceği ve bunun da Global büyümeyi olumsuz etkileyeceği beklentileriyle piyasalarda sert satışlar yaşandı. Ticaret savaşlarının gündem gelmesiyle Global risk alma iştahında hızlı düşüş yaşanırken, ticaret savaşlarının gelişmekte olan ülkeleri (EM) daha az etkileyeceği beklense de EM piyasaları da EM Dünya endeksine paralel kayıplarla ayı tamamladı. Başta Petrol olmak üzere Mart ayında petrol fiyatlarında güçlü yükseliş yaşanırken, diğer emtialardaki yükselişler sınırlı kaldı.

                                      KORKU VE ENDİŞE ENDEKSİ, KRİTİK SEVİYEDEN KAPANDI

Şubat ayında piyasaların en önemli risk göstergesi haline gelen volatilite endeksi VIX Mart ayında 13 seviyelerine kadar düşse de ticaret savaşları beklentileriyle tekrardan 26 seviyelerine kadar hızlı yükseliş gerçekleştirdi. Korku ve endişe endeksi olarak da adlandırılan VIX ayı kritik seviye olan 20 seviyelerinde kapattı. Kısa vadede ABD borsaları için volatilite ve satış baskısı riskinin ortadan kalkması için VIX endeksinin ilk etapta 19 seviyesi altına gelmesi ve düşüşüne devam etmesi gerekiyor. VIX endeksi bu seviye üzerinde kaldıkça ABD borsaları için satış baskısı ve dalgalı seyrin devam etmesi dolayısıyla da global risk alma iştahının düşük seyretmeye devam etmesi bekleniyor.

                                                       MOODY’S, TÜRKİYE’NİN NOTUNU DÜŞÜRDÜ

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s, Türkiye’nin kredi notunu “Ba1″den “Ba2″ye düşürdü ve not görünümünü ise “negatif”ten “durağan”a çevirdi. Not görünümü geçen yıl “negatif”e çekilmişti. Kredi notunun negatif çekilmesi 12-18 ay arasında bir not indirimi gelebileceğinin işareti olarak kabul ediliyordu. Moody’s’İN not indirimine gerekçe olarak, kurumsal yönetim kalitesinde bozulma ve dış şok riskinin artması gösterildi. Moody’s not indirimi kararına piyasaların ilk tepkisi sınırlı oldu, ancak sonrasında Tahvil’de satışlar ve TL’de buna bağlı olarak hızlı değer kayıpları yaşanmasında not indiriminin etkili olduğu görüldü. BIST’te ise zaten yatırım yapılabilir not seviyesini daha önceden kaybedildiği için Moody’s kararının etkisi sınırlı oldu.

ABD’DE ENFLASYONUN SEYRİ NE OLACAK?

Mart ayı toplantında FED beklendiği gibi faizleri üyelerin oy birliğiyle 25 baz puan artırarak %1,50-1,75 aralığına yükseltti. FED 2018 için faiz tahmini %2,1’de sabit tutarken, 2019 için %2,90’a yükseltti, böylece 2018 yılı için toplam 3 faiz artışı beklentisini korurken, 2019 için 2 olan faiz artırım beklentisini 3’e çıkarmış oldu. FED, ekonomik görünümün son aylarda güçlendiğini vurgularken, büyüme tahminini 2018 için %2,5’den, %2,7’ye yükseltti. Bununla beraber, enflasyonun önümüzdeki aylarda yükselmesini ve orta vadede %2 seviyesinde istikrar kazanması beklenmeye devam ediliyor. FED’in 2018 yılı için toplam 3 faiz artış beklentisini koruması piyasalar tarafından pozitif karşılandı. FED kararı sonrası DXY dolar endeksi gerilemeye devam etti. FED başkanı Powell, “Kademeli faiz artışı politikamız ile tutarlı bir adım attık ve bugünkü faiz artırımı para politikasını kademeli şekilde sıkılaştırma kararlılığımızın sürdüğünü gösteriyor” dedi. Powell, FED bilançosunu küçültme programının düzgün ilerlediğini ve değiştirme niyetlerinin olmadığını da ekledi. Önümüzdeki dönemde ABD enflasyonundaki seyir piyasalar açısından önemli olacaktır. FED kararı piyasalar için pozitif olsa da Trump’ın korumacı politikaları ve ticaret savaşları endişeleri nedeniyle risk alma iştahını kısa vadede düşmeye devam etti.

                            MERKEZ BANKASI, SIKILAŞTIRMA POLİTİKASINA DEVAM EDECEK

TCMB Mart PPK toplantısında GLP ve haftalık repo faizlerini sırasıyla  %12,75 ve %8,0 olarak sabit bıraktı. PPK özetinde önceki toplantıya göre değişiklik olarak “ana eğilime ilişkin göstergeler katılık sergilerken çekirdek enflasyonun yüksek seyrettiği gözlenmektedir” ifadesinin eklenmesi göze çarpıyor. TCMB enflasyonda kalıcı düşüş sağlanan kadar para politikasında sıkı duruşun kararlılıkla korunacağı mesajını yineledi. TCMB’den ilerleyen dönemde faizlerin indirmesi beklenmesine karşın TÜFE enflasyonundaki seyir bunun bu sene için pek mümkün olmayacağına işaret ediyor. Aksine TL’de son dönemde oluşan değer kayıplarının ve volatilitenin artarak devam etmesi durumunda, TCMB para politikasında bir miktar daha sıkılaştırmaya gitmek zorunda kalabilir. Bu sıkılaşmayı GLP faiz oranında bir artışla yapabileceği gibi diğer para politikası araçlarını kullanılarak gerçekleştirebilir.

POWELL’İN FAİZ ARTTIRIMI MESAJI

Şubat ayının son gününde FED Başkanı Powell’ın konuşma metninde büyüme görünümünün güçlü seyrettiği, finans piyasalarındaki son oynaklığın ekonomi üzerinde etkisi olmayacağı, bu anlamda kademeli faiz artışlarının devam edebileceği vurgulanmıştı. Powell’ın faiz artırımını destekleyici konuşmasıyla Dolar’ın değer kazanması Dolar/TL kurunun 3,80 üzerinde tutunmasına neden oldu. İlerleyen günlerde ABD Başkanı Trump’ın Çin’e yönelik yaptırımları gelişmekte olan ülke para birimlerini olumsuz etkiledi. Yurt içinde ise TCMB, beklentilere paralel faizlerde değişikliğe gitmedi. Tahminlerin üzerinde gelen Şubat ayı enflasyon verisinin ardından Merkez Bankası’nın zaten bir değişiklik yapması beklenmiyordu. Kararın açıklandığı günün gecesinde ise Uluslararası Kredi Derecelendirme Kuruluşu Moody’s sürpriz bir kararla Türkiye’nin kredi notunu bir kademe indirerek yatırım yapılabilir seviyenin iki not altına indirdi. Dolar endeksinin gerilediği günler de dahil olmak üzere negatif ayrışan Türk Lirası’nın etkisiyle kur önce yurt içi piyasaların kapalı olduğu saatlerde daha sonra yurt içi piyasaların açık olduğu zaman diliminde 4.00 seviyesinin üzerine çıktı. 3,98 üzerinde kalındıkça kurda Türk Lirası aleyhine işlemlerin devamı beklenebilir. Bu durumda 4,03 ve 4,10 dirençleri hedeflenebilir. 3,98 aşağısındaki fiyatlamalarda ise 3,9330 ve 3,8950 destekleri izlenebilir.

                                                AVRUPA MERKEZ BANKASI’NIN TUTUMU

FED Başkanı Powell’ın Şubat ayının son gününde faiz artırımını destekleyici konuşması sonrası değerlenen Dolar endeksiyle birlikte EURUSD paritesi Mart ayına 1,22 seviyesinin aşağısına çekilerek başlamıştı. Avrupa Merkez Bankası (ECB) ise Mart ayı toplantısında beklendiği gibi para politikasında değişikliğe gitmedi. Toplantıda aylık 30 milyar Euro’luk varlık alımlarının gerekmesi halinde daha fazla devam edeceğini belirtilirken; bildiriden ‘ekonomik durum kötüleşirse gerektiği durumda varlık alımı miktarının artırılabileceği’ ifadesinin çıkarıldığı duyuruldu. Bu gelişme üzerine paritede kısa vadeli geri çekilme gözlemlendi. Yılın ilk iki ayında 1,25 üzerini test eden EURUSD paritesi Mart ayında bu seviyeye ulaşamasa da ayın devamında genel olarak artıda seyretti. Paritede Dolar aleyhine işlemlerin gerçekleşmesinin en önemli nedeni olarak ABD Başkanı Trump’ın çelik ve alüminyuma ek gümrük vergisi getireceği haberinin olduğunu söyleyebiliriz. İlerleyen günlerde Trump’ın Çin’e ek gümrük vergisi getirmesi öngören genelgeyi imzalamasıyla da söz konusu baskılanma hız kazandı. Teknik olarak bakıldığında; 1,23 seviyesinin parite için oldukça kritik olduğunu belirtebiliriz. Bu seviyenin aşağısındaki fiyatlamalarda 1,2150 ve 1,1950 desteklerini takip edilebilir. Paritede Euro lehine işlemlerin gerçekleşmesi halinde ise 1,2460 ve 1,2550 direnç noktalarına doğru yükselişler görülebilir.

                                                   DEĞERLİ METAL FİYATLARI YÜKSELEBİLİR

Bilindiği üzere Şubat ayının başlarında ABD hisse senetlerindeki sert satış dalgasıyla ABD hazine tahvilleri güçlü yükselmiş ve altın güvenli liman niteliğini ön plana çıkararak 1.360 Ons/USD üzerini test etmişti. Mart ayında genel olarak satıcılı seyir içerisinde olan kıymetli metal, ayın sonlarına doğru tekrar söz konusu özelliğini gündeme getirerek 1.356 üzerine yükseldi. Ayın son haftasında ise oldukça volatil olan ons altın, Dolar endeksinin toparlanmasıyla birlikte sert geri çekilme kaydederek 1.321 sınırını test etti. Geri çekilmenin devamı halinde sarı metalde 1.300 ve 1.250 destek noktaları gündeme gelebilir. Nisan ayında küresel risk alma iştahının düşük seyretmesi durumunda değerli metalde tekrar yükseliş eğiliminin baskın olması beklenebilir. Bu durumda 1.350 direnci tekrar test edilebilir. Bu direnç üzerinde tutunması halinde ise en son Ocak ayında görülen 1.365 üzeri seviyeler ön planda olabilir.

 

                       TİCARET SAVAŞLARI İLE GELİŞMELER, PİYASALARIN YÖNÜNÜ BELİRLEYECEK

Nisan ayında piyasaların ana gündemi ticaret savaşlarına ilişkin gelişmeler olacak. ABD başkanı Trump’ın önce çelik ve alüminyum ithalatına yönelik korumacı tedbirlerinin ardından Çin’e yönelik imzaladığı ek gümrük verileri genelgesi sonrası diğer ülkelerin de ABD’ye karşı korumacı politikalar uygulamaya başlamasıyla global bir ticaret savaşının yaşanma riski piyasalar için kısa vadeli en büyük risklerden biri olacaktır. Ticaret savaşlarının başlaması global büyüme üzerinde baskı oluşturacağı için piyasalara etkisinin güçlü negatif olması bekleniyor. Bu nedenle de Trump’ın korumacı tedbirler uygulamasıyla birlikte başta ABD borsaları olmak Global piyasalarda hem volatilite hem de satışların yaşandığını gördük. FED’in yeni başkanı Powell, Yellen’in kademeli faiz artışı söylemini devam ettirirken, ekonomik verilerdeki güçlenmeye rağmen FED 2018 için üç faiz artışı beklentisini korudu. Nisan ayında FED toplantısı olmaması nedeniyle piyasalar özellikle FOMC’de oy kullanma hakkı olan üyelerin yapacağı açıklamaları dikkatle takip edecek. Üyelerin gelen ekonomik veriler sonrası faizlerin daha hızlı artırılması gerektiği yönündeki yapacağı açıklamalar özellikle EM piyasaları tarafında satışlara neden olacaktır.  Nisan ayında merkez bankaları tarafında Avrupa Merkez Bankası (AMB) ve Japonya’ya Merkez Bankaları’nın (BoJ) faiz kararı takip edilecek. BoJ’un parasal teşvikleri azaltabileceği yönünde vereceği mesajın piyasalardaki bol likidite döneminin beklenenden erken sonlandırılabileceği endişeleriyle piyasalarda satışları tetikleyebilir. Ancak FED açıklamalarında olduğu gibi AMB ve BoJ’un piyasa dostu yaklaşımlarını devam ettirmesi bekleniyor. Mart ayında Global piyasalarda oluşan riskten kaçış ve satıcılı seyir sonrası Nisan ayının piyasalar için toparlanmanın ön plana çıktığı bir ay olması bekleniyor. Ticaret savaşı tartışmalarıyla birlikte piyasalardaki satış baskısı devam etse de sınırlı kalması ve ay içinde tepki alımlarının hakim olması bekleniyor. Bununla birlikte ticaret savaşları endişeleriyle oluşacak olası satışlardan gelişmekte olan ülkelerin (EM) daha az negatif etkilenmesi bekleniyor. Mart ayında başta petrol olmak üzere emtia fiyatlarında oluşan yükselişin devam etmesi EM piyasalarındaki pozitif ayrışmayı destekleyecektir. Ancak, başta petrol başta olmak üzere emtia fiyatlarındaki yükselişin devamı durumunda BIST ve TL varlıklar EM içinde Mart ayında olduğu gibi negatif ayrışabilir.

                                                  TL’DEKİ DEĞER KAYIPLARI DURACAK MI?

Nisan ayında açıklanması beklenen 128 milyar TL’lik teşvikler yurt içi gündemin önemli maddelerinden biri olması ve piyasalara sınırlı da olsa pozitif etki yapması bekleniyor. Borsa İstanbul’da işlem gören birçok büyük ölçekli şirketin bu teşviklerden yararlanması bekleniyor. Piyasalar açısından bir diğer konu ise TL’deki değer kayıplarının durulup durulmayacağı olacaktır. TL’deki değer kayıplarının durulmasıyla birlikte BIST’in halen EM içinde iskontolu işlem görmesi, güçlü gelen büyümenin yeni teşvikler ile devam edeceği beklentisiyle Nisan ayında, Mart ayındaki kayıpların telafi edilmesi bekleniyor. Ancak, global olarak riskten kaçışın yaşanması ve risk iştahının gittikçe azalması durumunda BIST’in de yurtdışına paralel satışlarla karşılaşması kaçınılmaz olacaktır. Nisan ayında ABD’de devam eden dava ilgili gelecek olumsuz haberler ve jeopolitik risklerdeki artış piyasaları etkileyebilecek gelişmeler olacaktır.

Osman Göktan

Şeker Yatırım Genel Müdürü

goktan@turcomoney.com

 

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası