Hayatımızın yoldaşı elektrik

En ucuz elektrik, tasarruf edilen elektriktir. Halkımızın huzuru, ekonomimizin geleceği enerjiye ve enerjinin en yaygın kullanımı olan elektriğe bağlı. Bu sebeple  zaman kaybetmeden gerekli önlemlerin alınması gerekiyor.              

Mesleğim ve içinde bulunduğum sanayi sektörleri gereği, Türkiye’de elektrik üretiminin gelişmesini iç içe yaşadım desem yeridir. Bugün elektrik enerjisinin hayatımızın her safhasında oynadığı rolü ve huzur içinde yaşamamızdaki vazgeçilmez önemini bilmem belirtmeye gerek var mı? “Elektriksiz yaşayabilir miyiz…?” sualini sormak bile beni ürpertiyor. Zira sağlığımızda da, hastalığımızda da yaşadığımız her saniyede elektrik enerjisi yer alıyor.

Ekonomimizin sağlıklı büyüyebilmesinde sanayi, ziraat, hizmet sektörlerinin ana girdisi, ihracatımızın ana unsuru olan sanayi üretimimizin vazgeçilmezi elektrik. 2016 yılında ihracatımızın azalarak toplam 142,6 milyar $ olarak gerçekleşmesi , 2017 yılı hedefimizin 150 milyar $ seçilmesi karşısında ihracatımızdaki büyüme yetersiz görülüyor. Zira mevcut pazarların kaybı, yeni pazarların giriş şartları karşısında ucuzlayan birim fiyatlar sonrası ihracat, miktar olarak artsa bile  toplam değer olarak azalıyor.  2015 yılında birim kilogram ihracat 1,44 $ iken 2016 yılında 1,37$/kg değerine gerilemiş durumda.

Ortadoğu’nun ve terörün durumu malum… ABD Başkanı Trump’ın politikalarının dünya politikalarını, ardından da petrol, doğal gaz, döviz, faiz ,fiyatlarını nasıl etkileyeceği belirsiz. Turizm geriliyor, 2016 yılında cari açık 34 milyar $ civarında oluştu. Kaderimizi sadece gayrimenkul satışlarına bağlayamayız. 2014 yılı Mayıs ayında “Hayatımızın Vazgeçilmezi” isimli makalemde: “Enerji güvenliğimiz tehlikede mi?” ve  “En pahalı enerji olmayan enerjidir” başlıklarıyla konuya dikkatleri çekmiştim. Şimdi de “En ucuz elektrik tasarruf edilen elektriktir” sözünü hatırlatmak istiyorum. Zira başta kamu kuruluşları olmak üzere her alanda elektrik tüketiminde çok büyük israf yaşanıyor.

 Bu sular hep akar, Siz böyle bakar

bayrak-intGençliğimizde Fırat Nehri üzerine Keban Baraj Santrali yapım etütleri yapılırken ülkemize gelen bir Alman mütehassıs:  “Bu sular hep akar, Siz böyle bakar? ” demişti.  Şimdi ben de “Ülkemizde rüzgar eser, güneş parlar bizler enerjiyi ithal edip hep ağlar” diyorum. Son aylarda aşırı soğuklarla birlikte doğalgaz tüketimi hızla artarken BOTAŞ’ın elektrik santrallerine verdiği gazı yarıya indirmesi hayra alamet değil. 1970’li yılların sonunda başlayıp 1980’li yıllarda devam eden kesinti ve kısıntılı günlerini yaşayıp büyük faturalar ödemiş başta sanayicilerimiz olmak üzere tüm sektörler endişe içinde. Kaldı ki üretimin ana girdilerinden olan elektrik enerji birim fiyatlarında diğer kesimlere indirim uygulanırken, sanayi alanında, güç, güç aşımı, reaktif güç bedellerinin yükseltilmesiyle artış beklentisi ve endişesi var. Bu konuda en büyük dikkati tamamen dövizle ithal ettiğimiz ve yaklaşık % 20’si elektrik üretiminde kullanılan doğalgaz çekiyor. Zira günlük 180-190 milyon m3 olan gaz girişi karşısında talep 230-240 milyon m3 çıkınca elektrikler kararıyor. 2016 yılı sonu itibariyle toplam kurulu gücümüz 78.497.004 mega watt %25,6’sı Kamu, %61,5’i serbest üretim şirketlerine %12,9’u ise diğer kuruluşlara ait. Üretim kaynaklarına baktığımızda %32,28 doğalgaz ve %17,33 ithal kömür bağlı üretimin 2016 yılı toplam 270 milyar kW saat üretimin %49,61’ini oluşturduğu ve tamamen dış kaynaklı olduğu dikkat çekiyor. Diğer kaynaklar ise hidrolik %24,32 rüzgar %5,67, jeotermal %1,56, biogaz %0,74, güneş %0,38 gibi yer alıyor. Ayrıca ithalat-ihracat farkı olarak da %1,68 oranında döviz karşılığı elektrik enerjisi ithalatı yapılıyor.

bayrak-1-intTürkiye’nin elektrik enerjisi üretimi, kamu ve özel kesim kuruluşları tarafından karşılanıyor. 21 dağıtıcı şirkete bağlı perakende satış firmaları dışında faaliyet gösteren bağımsız perakende firmaları da elektrik alıp satabiliyor. Elektrik piyasasındaki serbestleşme ilk imtihanını veriyor. Zira döviz kurlarındaki artışın yanısıra, doğalgaz kesintisinin olumsuz etkisi sonucu arz kaynaklı maliyet artışı karşısında perakende satış firmaları önce indirimleri kaldırıp şimdi de başta OSB Organize Sanayi Bölgeleri olmak üzere sözleşme iptaline gidiyorlar. Neticede sanayicinin elektrik enerji fiyatları % 20 civarında pahalanırken son bir yılda, birim kWh fiyatı iki katına yükseliyor. Halkımızın huzuru, ekonomimizin geleceği enerjiye ve enerjinin en yaygın kullanımı olan elektriğe bağlı. Bu sebeple  zaman kaybetmeden gerekli önlemlerin alınması gerekiyor. Gençliğimizde Fırat Nehri üzerine Keban Baraj Santrali yapım etütleri yapılırken ülkemize gelen bir Alman mütehassıs:  “Bu sular hep akar, Siz böyle bakar ? ” demişti. Şimdi ben de “Ülkemizde rüzgar eser, güneş parlar bizler enerjiyi ithal edip hep ağlar” diyorum. Geleceğimiz için elektrik enerjisi üretimi önündeki bürokratik engellerin kaldırılması dualarımla çok aydınlık günlere.

Ali COŞKUN

58. ve 59. Hükümetler 

Sanayi ve Ticaret Bakanı     

 

Yorum yok

Yorum Yazın