Hükümet, reformlara hız vermeli

Referandum sonrası hükümetin ekonomik reformlara hız vermesi bekleniyor. Bu çerçevede son dönemde hızlı yükselişe geçen enflasyon başta olmak üzere makroekonomik veriler takip edilecek. Her ne kadar Hazine’nin anlaşması olmasa da S&P’nin kredi notuna ilişkin yapacağı değerlendirme yakından izlenecek.

Nisan ayına 89.000 seviyesinden başlayan BIST-100 endeksi ay içinde referanduma yönelik belirsizlikle sınırlı geri çekilme yaşasa da referandum sonrası hızlı yükselerek 95.196 ile tarihi zirvesini gördü. BIST hem dolar bazında hem de TL bazında MSCI endeksleri içinde Nisan ayında en iyi performansı gösteren borsadan biri oldu. Nisan ayında BIST dolar bazında MSCI gelişmekte olan ülke endeksinin (EM) yaklaşık %6 üzerinde performans gösterdi. BIST’teki güçlü yükselişe, karlılık artışı beklentisi ve benzerlerine göre düşük çarpanlarla işlem gören bankacılık sektörü hisseleri öncülük etti. Nisan ayında bankacılık endeksi yaklaşık %9 yükseliş gerçekleştirirken, relatif olarak BIST-100 endeksinin yaklaşık %3 üzerinde performans gösterdi. Referandum sonrası kısa vadeli belirsizliklerin ve kısmen erken seçim riskinin ortadan kalkması, global tarafta devam eden risk alma iştahı, BIST’teki yükselişi destekleyen ana unsurlar oldu. Hollanda’da seçimlerin piyasa dostu denilebilecek şekilde sonuçlanmasının ardından Fransa’daki referandumda AB yanlısı olan Macron’un ilk tur seçimlerini, AB karşıtı olan Le Pen’in önünde tamamlaması ve ABD’de beklentilerin altında gelen son veriler ile FED’in faiz artırımlarımda acele etmeyeceği ihtimalini yükseltmesi, Nisan ayı sonlarında global risk alam iştahını artıran diğer etkenler oldu. Nisan ayında ABD’nin kimyasal silah kullanımı sonrası Suriye’ye yaptığı askeri müdahale jeopolitik riskleri artırsa da sonuçları bakımında Türkiye’nin bölgedeki politikasını destekleyen bir hamle oldu. Bu hamle, Türkiye için pozitif beklentileri kuvvetlendirdi. Diğer yandan Nisan ayında Kuzey Kore’nin füze denemesi yapması ve sonrasın ABD açıklamalarıyla Jeopolitik riskler son dönemin zirvesine çıktı. Trump’ın ay içinde Dolar’ın değerli olduğuna ilişkin açıklamalar gelişmekte olan ülke piyasalar için risk göstergesi olan hem ABD tahvil faizleri hem de DXY (Dolar endeksi) endeksinde düşüşe neden oldu. Bu da başta TL olmak üzere gelişmekte olan ülke kurları üzerindeki negatif baskının azalmasına neden oldu.

PİYASALARIN YÖNÜNÜ YENİ MESAJLAR BELİRLEYECEK

FED’in Mart ayında faizleri 25 baz puan artırarak %0,75-%1,00 aralığına yükselttiği toplantının tutanakları açıklandı. Tutanaklarda FED’in bu yıl içinde kademeli faiz artışlarına devam edeceği ve 4,5 trilyon dolarlık bilançosunu küçültmeye başlayabileceği sinyali verildi. Üyelerin çoğu kademeli sıkılaştırmaya devam edilmesini desteklediği söyledi. FED faiz kararı sonrası açıklama yapan üyeler genel olarak bu yıl için 3 faiz artırımının uygun olacağına yönelik açıklamalar yaptı. Piyasaların şuan için 2017 yılında 3 faiz artışını fiyatladığı görünüyor. Piyasaların yeni hikayesi ekonomik toparlanmanın güçlenerek devam etmesi ve Global büyüme beklentilerinin yükselmesi şeklinde olacaktır. O nedenle piyasalar artık FED’in faiz artırımlarından çekinmiyor. Ancak, FED’in beklenenden önce ve hızlı bir şekilde bilanço küçültmesine gideceğine yönelik sinyal gelmesi ya da bu yönde beklenti oluşması piyasaları olası bir faiz artırımından çok daha fazla negatif etkileyecektir. Bu nedenle önümüzdeki dönemde bilanço küçültmesine yönelik gelecek mesajlar ve yönlendirmeler piyasaların için belirleyici olacaktır.

ENFLASYON, BEKLENTİSİ DEVAM EDİYOR

TCMB Nisan ayındaki toplantısında piyasa beklentisinin aksine geç likidite penceresi (GLP) faiz oranını 50 baz puan artırarak %12,25’e yükseltirken, politika faizini %8,00’de ve faiz koridoru üst bandını ise %9,25’de sabit bıraktı.  PPK özetinde iktisadi faaliyetin kademeli toparlanma sergilediği ifadesi korundu. Tutanaklarda son aylarda yaşanan maliyet yönlü gelişmeler ve gıda fiyatlarındaki oynaklık enflasyonun hızlı bir yükseliş göstermesine neden olmuştur denilerek enflasyondaki kısa vadeli yükselişe dikkat çekildi. Enflasyonun bulunduğu yüksek seviyelerin fiyatlama davranışlarına dair risk oluşturduğu vurgulanırken, enflasyon görünümündeki bozulmayı sınırlamak amacıyla parasal sıkılaştırmanın güçlendirilmesine karar verildiği belirtildi. Piyasalarda genel beklenti faizlerin sabit bırakılması olduğu için karar sonrası faiz ve kur tarafında sınırlı da olsa pozitif fiyatlama gerçekleşti. TCMB faizleri sabit bırakmak için uygun ortam olmasına karşın GLP artırarak fiyat istikrarını sağama ve enflasyonla mücadele konusunda kararlı olduğu mesajını verdi. Bu mesaj kısa vadede TCMB’nin kredibilitesini yükseltecek bir hamle oldu. Son dönemde %11,49 seviyelerine kadar yükselen ağırlıklı ortalama fonlama maliyetinin önümüzdeki dönemde enflasyon beklentilerine göre yükseliş eğilimini devam ettirmesi bekleniyor.

TRUMP’IN AÇIKLAMALARI, KÜRESEL PİYASALARI ETKİLEDİ

Nisan ayının siyasi ve jeopolitik riskler açısından oldukça yoğun geçtiğini söylemek yanlış olmaz. ABD’nin Suriye rejimine yönelik düzenlediği füze saldırısı, ABD-Kuzey Kore ilişkileri gibi jeopolitik riskler yatırımcıların güvenli limanlara olan talebini artırsa da; Fransa’da gerçekleşen Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrası yatırımcıların tekrar riskli varlıklara yöneldiği takip edildi.  Diğer yandan, ABD Başkanı Trump’ın Dolar’ın çok güçlendiğine ve düşük faiz politikasını sevdiğine dair açıklamaları küresel piyasalarda volatiliteyi artırdı. Yurtiçinin en önemli gündem maddesi ise anayasa değişikliği referandumuydu. Referandum öncesi fiyatlanmaya başlayıp değerlenen TL varlıkları, referandum sonrasında belirsizliğin bir miktar ortadan kalkması ile birlikte güçlenmeye devam etti. Referandum sonrası yeni haftaya 3.6357 seviyesinden başlayan Dolar/TL kuru kademeli olarak düşüşünü sürdürdü. 3.5937 seviyelerinde fiyatlanan kur, TCMB’nin faiz kararının da desteğiyle 3.5604’e kadar geriledi. 3.56 aşağısındaki fiyatlamalarda kurda 3.50 desteğinden sonra 3.45 seviyesine kadar geri çekilmeler olabilir. 3.56 üzerinde tutunması ve 3.66 seviyesini aşması halinde 3.75 direnci gündeme gelebilir.

MACRON’UN KAZANMA İHTİMALİ, AB ÜLKELERİNİ RAHATLATIYOR

Euro/Dolar paritesinin bu ayki seyrini belirleyen olay hiç şüphesiz Fransa’da gerçekleşen Cumhurbaşkanlığı seçimleriydi. Her fırsatta Fransa’yı Avrupa Birliği’nden çıkarmayı dile getiren ve bu kapsamda aldıkları karardan dolayı İngiliz siyasetçileri ve halkını tebrik eden Marine Le Pen’in seçimleri kazanabileceği beklentisi Euro üzerinde baskı yaratmaktaydı. Bu nedenle seçimlerin ilk turunu Yürüyüş Hareketi’nin lideri Emmanuel Macron’un kazanması ve seçimde ikinci olması sebebiyle ikinci turda aşırı sağcı Ulusal Cephe Partisi’nin lideri Le Pen ile karşı karşıya gelecekleri sonucu piyasalarda risk iştahını artırdı. Çünkü seçimleri Macron’un kazanacağı düşüncesi Avrupa Birliği ile ilişkilerin güçleneceği beklentilerini de beraberinde getiriyor. Seçim sonrası parite yeni haftaya yukarı yönlü olarak 1.0897 seviyesinden başladı ve 1.0950 direncini test etti. Bu direncin üzerinde tutunabilmesi pariteyi 1.1040’dan sonra 1.1140 seviyesine taşıyabilir. 1.0950 aşağısındaki fiyatlamalarda ise 1.0850 ve 1.07 destekleri takip edilebilir.

KUZEY KORE GERGİNLİĞİ ALTIN TALEBİNİ ARTIRDI

Global piyasalarda Kuzey Kore’nin nükleer gücünün dünyayı endişelendirmesi, Trump yönetiminin etkileri, Rusya ve İran’ın Suriye konusunda koordinasyonu görüşmesi gibi artan jeopolitik endişelerden dolayı yatırımcıların riskten kaçınmaları altın gibi güvenli limanlara olan talebi artırdı. Ons altın Nisan ayında bu jeopolitik gelişmelerin etkisiyle 1295 seviyelerine kadar yükseldi. Fransa’da gerçekleşen seçimlerden sonra risk iştahının artması sarı metalin gerilemesine neden oldu. 1265 seviyesinin aşağısında fiyatlanması ons altında 1250 ve 1220 destek noktalarını gündeme getirebilir. 1265 üzerindeki yükselişlerde ise 1275 ve 1295 direnç noktaları izlenebilir.

LE PEN KAZANIRSA PİYASALAR TÜRBÜLANSA GİRER

Mayıs ayında yurtdışında ekonomik tarafta FED faiz kararı ve sonrasında toplantı tutanaklardaki ifadeler ile FED üyelerinin ay içinde yapacağı açıklamalar yakından izlenecek. Mayıs ayında FED’in faizlerde bir değişikliğe gitmesi beklenmiyor. Piyasaların gözü tutanaklarda bilanço küçültmesine ilişkin bir ifade olup olmayacağında olacak. Son olarak vergi indirimlerine yönelik taslağı açıklanan ancak detayları belli olmayan Trump politikalarına ilişkin gelişmeler gündemdeki yerini koruyacaktır. Her ne kadar gündemden düşse de en büyük risk kaynağı yine Jeopolitik riskler olacaktır. Özellikle Kuzey Kore ile ABD arasında devam eden gerginlik yakından izlenecek. Gerilimin artması, Kuzey Kore’nin yeni bir füze denemesi yapması durumunda global piyasalarda satış baskısının oluşması beklenmektedir.  Global tarafta takip edilecek bir diğer konu ise Fransa Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turu olacak. İlk turda AB yanlısı Macron’un seçimi önde tamamlaması piyasalarda kısa süreli ciddi bir ralli yaşanmasına neden oldu. Piyasalar Macron’un ikinci turda seçileceği beklentisini fiyatlıyor. Ancak, AB karşıtı görüşleriyle bilinen Le Pen’in seçimlerden galip çıkması başta Avrupa olmak üzere piyasalarda ciddi bir türbülansa yol açacaktır.

PETROL FİYATLARINDA DÜŞÜŞ OLURSA…

Yurtiçinde YSK 16 Nisan referandum kesin sonuçlarını açıkladı. Bunun ardından hemen devreye girecek yasa nedeniyle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın AKP’ye 21 Mayıs’ta yapılması beklenen olağanüstü kurultayda geri dönmesi ve bu kurultay öncesinde bir kabine değişikliğine gidilmesi bekleniyor. Bu değişikliklerin beklentiler dahilinde olması ve ekonomi yönetiminde önemli bir değişiklik beklenmemesi nedeniyle piyasalara etkisinin sınırlı olması bekleniyor. Bununla beraber, referandum öncesi gerilen ve Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’nin Türkiye’nin tekrar siyasi izlemeye alması ile yüksek seyrini halen koruyan AB ilişkilerine yönelik gelişmeler de piyasalar açısından önemini korumaya devam edecektir. Ayrıca, Suriye’deki gelişmeler yakından izlenmeye devam edilecek. Ekonomi tarafında ise referandum sonrası hükümetin ekonomik reformlara hız vermesi bekleniyor. Veri tarafında ise son dönemde hızlı yükselişe geçen enflasyon başta olmak üzere makroekonomik veriler takip edilecek. Her ne kadar Hazine’nin anlaşması olmasa da S&P’nin kredi notuna ilişkin yapacağı değerlendirme yakından izlenecek. Nisan ayında yurtdışı piyasalardan güçlü pozitif ayrışan yurtiçi piyasaların Mayıs’ta yurtdışıyla daha yüksek körele şekilde hareket etmesi bekleniyor. Bu beklentiler ışığında Mayıs ayında genel olarak gelişmekte olan ülkelere yönelik risk alma iştahının momentum kaybetmekle birlikte devam etmesi beklenmiyor. Nisan ayında olduğu gibi petrol fiyatlarındaki düşüşün devamı durumunda petrol ihracatçısı gelişmekte olan ülke piyasalarının negatif ayrışmaya devam etmesi beklenir. Net petrol ithalatçısı ülke olan Türkiye’nin ise genel olarak bu durumdan pozitif etkilenmesi beklenir. Petrol fiyatlarındaki düşüşün devamı durumunda Rusya-Brezilya Sat, Türkiye Al önerileri ön plana çıkabilir. Yurtiçi piyasalar gelişmekte olan ülke piyasaları içinde kısmen ucuz kalan varlık fiyatlarıyla önümüzdeki dönemde de yabancı yatırımcıların ilgi odağı olması bekleniyor. Referandum sonrası siyasi risklerin azalmasıyla birlikte Nisan ayında pozitif ayrışan TL varlıklar sınırlı da olsa Mayıs ayının ortalarına kadar bu eğilimi devam ettirebilir. Ancak, özellikle BIST’te oluşan kısa vadeli ralli sonrası kar satışı yaşanma riskinin artmış olması ve Mayıs ayı ritüeli olan “Sat ve Git” beklentilerinin de etkisiyle Mayıs ayı içinde TL varlıklarda kar satışları oluşması bekleniyor. Son 6 yılın BIST performansı ortalamalarına bakıldığında bu beklentiyi teyit eder niteliktedir. BIST’in son 6 yılda genel olarak Mayıs ayına iyi başladığı sonrasında ise ayın ikinci yarısında genelde satışlarla karşılaştığı ve genel olarak ayı düşüşle kapattığı görülüyor. Bu sene de benzer şekilde BIST’in Mayıs ayının ilk yarısında pozitif eğilimini sürdürme çabasında olması ancak tarihi zirve seviyelerde olması nedeniyle ayın ikinci yarısında kar satışlarıyla karşılaşması yüksek olasılık olarak değerlendiriliyor.

Osman Göktan

Şeker Yatırım Genel Müdürü

goktan@turcomoney.com

 

 

Yorum yok

Yorum Yazın