zeynep ökten

“İyi senaryo 4,08, kötü senaryo 4,60”

2017 yılında dünya ile senkronize büyüdüğümüzü söyleyen Okan Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Zeynep Ökten, Türkiye’nin en büyük sorununun enflasyon olduğunu belirterek tasarruf yapıp, yapısal dönüşümlere hız vererek; 2018 yılında yüzde 6’lık büyümeyi sürdürmemiz gerektiğine dikkat çekti. 

Okan Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Zeynep Ökten 2017 yılı Türkiye ekonomisini değerlendirerek 2018 yılına ilişkin öngörüde bulundu. 2017 yılında Türkiye’nin tüm dünyayla senkronize bir şekilde büyüdüğünü söyleyen Doç. Dr. Ökten, “Sadece biz büyümedik dünyada olumlu bir büyüme trendi vardı. Amerika büyüdü, AB büyüdü, gelişen ülkeler büyüdü. Yaşanan bir sürü siyasi sıkıntılar vardı, komşularla problem vardı, AB ile gerginlik vardı, Amerika’yla vardı ama bu arada artı şeyler de yaşandı. 2016’da yaşadığımız turizmdeki birden duruş bitti böylece Türkiye’ye turist akını gelmeye başladı ve döviz girişi olmuş oldu. İhracatımız nispeten çoğaldı ve devletin de verdiği mali genişlemeyle birlikte verdiği desteklerle esasında ekonomide biraz tüketim bazlı da olsa bir büyüme trendine girdik” dedi.

”2017 TÜM DÜNYAYLA SENKRONİZE BÜYÜDÜĞÜMÜZ BİR YIL OLDU”

2017 Türkiye ekonomisini değerlendiren Doç. Dr. Ökten, ”2017 tüm dünyayla senkronize büyüdüğümüz bir yıl oldu. Sadece biz büyümedik, Amerika büyüdü, AB büyüdü, gelişen ülkeler büyüdü. Siyasi sıkıntılara rağmen artı şeyler yaşandı. 2016’da yaşadığımız turizmdeki duruş bitti, Türkiye’ye turist akını gelmeye başladı ve döviz girişi olmuş oldu. İhracatımız nispeten çoğaldı ve devletin de verdiği mali genişlemeyle birlikte verdiği desteklerle ekonomide biraz tüketim bazlı da olsa bir büyüme trendine girdik” ifadelerini kullandı.

”YATIRIMLA BÜYÜMEYİ TERCİH ETMEK ZORUNDAYIZ”

Tüketim bazlı büyümenin olumsuz etkilerinden bahseden Doç. Dr. Ökten, şöyle konuştu. ” Tüketim bazlı büyüme çok çeşitli olumsuz etkiler yapıyor. En büyük problemimiz tasarruf yapmayan bir ülke olmamız. Ekstra kazandığımız 100 liranın ancak 12 lirasını tasarruf edebiliyoruz. Bol miktarda para harcıyoruz. Biz hak etmediğimiz vaziyette, ürettiğimizin çok üstünde tüketiyoruz. Tüketim bazlı büyüme cari açığı da artırıyor. Dolayısıyla cari açık ve dış borçla birlikte sonuç dolara yansıyor, dövize yansıyor. Tüketimle büyümek yerine yatırımla büyümeyi tercih etmek zorundayız. Büyüme istihdama yansımıyor. İstihdama yansıyabilmesi için bu büyümenin, yatırımların artıyor olması lazım. Yani tüketimden çok yatırımın artıyor olması lazım. ”

”EN BÜYÜK SORUN ENFLASYON”

Büyüme trendimizin gelişmekte olan ülkelerle karşılaştırıldığında çok daha iyi olduğunun altını çizen Doç. Dr. Ökten, ” Yaklaşık bazlardan arındırırsak dönem sonunda yüzde 5.5-6 büyüme trendini yakalamış olacağız. Dördüncü çeyrek henüz açıklanmadı ama yüzde 6’yı iyi bir büyüme hızı olarak düşünüyorum. En büyük olumsuzluk, enflasyon. 2004’ten beri yaşadığımız en yüksek enflasyon oranını yakaladık. Tüketimdeki büyük artışlar, döviz kurlarının özellikle doların çok oynak olması ve yükselmeye başlaması girdi maliyetlerini artırarak yükselişe sebep oldu” dedi.

”ESAS AMACIMIZ GERÇEK ÇÖZÜMLERE ULAŞMAK OLMALI”

2017’de yaşanılan olumsuzlukları 2018’e taşımamak için önlemler almamız gerektiğini söyleyen Doç. Dr. Ökten, ”2018’in çok kötü bir yıl olacağını düşünmüyorum. 2019 seçimlerine ilişkin olarak hükümetin biraz daha gevşek bir maliye politikasıyla devam edeceğini düşünüyorum. 2018’i hallederiz ama 2019 nasıl geçecek önemli olan o. Günü kurtarmak değil, gerçek çözümlere kavuşmak bizim esas amacımız olmalı. Büyümeyi 2018 yılında da devam ettirmemiz gerekli ” diye konuştu.

”KESİN TAHMİNLER İÇİN MÜNECCİM OLMAK LAZIM”

2018’in ilk üç ayında dövizlerdeki fazla hareketliliğin aşağıya doğru seyredeceğini düşündüğünü dile getiren Ökten şunları söyledi;

”Dolar, 3.70’lerin sonu 3,80’lerin başı civarında hareket edebilir. Burada biraz iyimser senaryom var. Çünkü enflasyonun da düşeceğini düşünüyorum. Ama 3 aydan sonra, 2018’in sonuna doğru dolarda yine bir yükselme var. Çok farklı senaryolar mevcut. 4.08 olan pozitif bakanlar da var, 4.60’ları bulacak diyen kötü senaryolar da var. Biz kesin bir tahmin yapamayız bunu yapmak için müneccim olmak lazım. Merkez Bankası’nın (MB)  alacağı kararlar çok önemli, daha sıkı bir para politikasının yürütülmesi ve daha doğru bir faiz politikasıyla umarım enflasyonun da dizginleme hedefini amaç edinir ve buna bağlı olarak da dolar kurunda da umut verici gelişmeler yaşanır.”

“YAPISAL DÖNÜŞÜM YAPMALIYIZ’’

2018 yılını rahat geçirebilmek için yapısal dönüşüm yapılmasına dikkat çeken Ökten, “Bugünden itibaren hemen yapısal dönüşüme geçilemez ama önümüzde yol almamız gereken çok ciddi, çok önemli şeyler var. Ar-Ge çalışmalarını çok ciddi anlamda artırmalıyız,teknoloji yaratmalıyız, katma değeri yüksek ürünler üretmeliyiz. Ancak bu sayede rekabet gücümüzü artıracağız. Teknolojiye yatırım yapmak zorundayız. Bunun için hükümetin şirketler bazında bir uygulaması olması lazım. Size alanlar yarattık, bu alanlarda desteklerimizi sağladık, teşviklerimizi verdik bu teşvikler karşılığında da siz kazancınızın belli bir oranını mutlaka Ar-Ge’ye ayırın, teknoloji yaratın ki, ülke olarak küresel anlamda gücümüz artsın. Bir geminin içindeyiz bu gemiyi yürüten herkes, bütün şirketler, hepimiz yararlanacağız. Şirketler yukarı doğru çıkarsa işsizlik düşecek ve hepimiz kazanacağız. Ben gelecekten çok umutluyum” dedi.

“ASGARİ ÜCRET YUKARI ÇEKİLDİKÇE İŞSİZLİK ARTACAKTIR”

Bugün açıklanacak olan asgari ücrete ilişkin görüşlerini aktaran Doç. Dr. Ökten, şöyle konuştu:

“Ben ne yazık ki işçi sendikalarının tahminlerinin ve isteklerinin çok gerçekleşebileceğini düşünmüyorum.  Büyük bir ihtimalle enflasyona bağlı olarak bir asgari ücret belirleyecekler. Asgari ücretin bin 600 veya bin 650 civarında olmasını bekliyorum. Çünkü yeni yılla birlikte asgari ücretteki devletin işverene sağladığı 100 lira desteği kesiyor.

Asgari ücreti daha da yukarı çıkartırsak işsizliği artıracağız. İş veren açısından baktığımız zaman maliyet arttığı süre içinde çalıştıracağı işçi sayısını azaltacak. Eğer dışarıdakiler çok fazlaysa zaten içerdekilerin de ücreti düşer.

Peki dışarıda bu kadar işsiz varken, biz içerdekilerin ücretini nasıl yükseltebiliriz? İş veren bir süre sonra ‘kusura bakmayın sizi çıkartıyorum 2 kişi yerine 1 kişi istihdam ediyorum ve içerdeki daha çok çalışsın’ diyebilir. Onun için dışarıdaki istihdamı artırmayı, işsizliği düşürmeyi çalışmalıyız ki asgari ücreti ilerde yükseltebilelim. Bunun başka türlü çaresi olmaz.”

Yorum yok

Yorum Yazın

İlgili Haberler