Lezzetsiz gastronomi de olmaz, lezzetsiz turizm de…

İzmir’de ürettiğimiz ve tüm dünyaya ihraç ettiğimiz kuru incirleri böylesi tek tek olmasa bile, esas kutusunun üzerinde, güzel bir İzmir fotoğrafı ile kaplayıp, satamaz mıyız? 

İhraç ettiğimiz konserve kutularımızın, turşu, reçel kavanozlarımızın, içki şişelerimizin ve atıştırmalık ürünlerimizin paketlerinde tarihi ve doğal değerlerimize dikkat çekemez miyiz?

Türkiye lezzetlerinin profesyonelleri, yazarları, markaları, işletmeleri ve Lezzet Dostları, bu konuda yıllardır hizmet veriyorlar. “Lezzetsiz gastronomi, dolayısıyla da lezzetsiz turizm olmaz” diyorlar. El birliği ve güç birliği ile yurt içinde ve dışında, bu konu ile ilgili etkinlikler düzenliyor, bilinçli tanıtımlar gerçekleştiriyorlar.

Mekan ve hotel yatırımcı ve yöneticilerinden seyahat acentası yetkililerine, köşe ve roman yazarlarından TV dizileri ve film yapımcılarına, habercisinden sanayicisine, ilgili her kesimde: “En iyi lobby, yemekle yapılır ve yemekte yapılır” sözümüz değer kazanmaktadır.

Sağ olsunlar, var olsunlar!

Onlarca sene önce: İtalyan, Fransız, Yunan, Çin ve diğer ülke gastronomlarının, ülkelerinin mutfak ve lezzetlerini tanıtmak ve yaymak için yaptıklarını artık bizlerde geç de olsa, yapabiliyoruz.

Şükürler olsun!

MARKALARIMIZIN BİZE HAS LEZZETLERİNİ TAKDİM EDEBİLİYORUZ

Turizm ve gastronomi fuarlarının yanı sıra inşaat emlak ve daha birçok konudaki fuarlarda, toplantı ve etkinliklerde lezzetlerimizden örnekler sunabiliyor, hediyelerimizi “özgün lezzetlerimiz” arasından seçip verebiliyoruz. Artık, yerli ve yabancı dostlarımıza “Belçika Çikolatası” veya “Fransız Şarabı” yerine, kendi markalarımızın bize has lezzetlerini: Lokum, çay, baklava, simit, sucuk ve diğer emsal lezzetlerimizi, ezilip büzülmeden, gururla takdim edebiliyoruz.

Ne mutlu!

Gittiğimiz ülkelerdeki dostlarımızı, oralarda mevcut (biliyorsunuz, dünyada Türk’ün olmadığı yer kalmadı) sıkça görülen kebapçılarımıza, dönercilerimize ve sayıları azda olsa, seçkin Türk lokantalarına götürebiliyoruz.

Ülkemize gelen konuklarımızı ise; doğal güzelliklerimizin içindeki şık ve modern, bize özgü alkollü / alkolsüz mekanlarda ağırlayabiliyor. Merak uyandıran ve tiryakilik yaratan lezzetler sunabiliyoruz.

“LEZZET MARKALARIMIZI” AMBALAJLI SERGİLEYELİM

Sırada: Sınırları aşabilen “Lezzet Markalarımızı” kutulu, şişeli vs. ambalajlar ve etiketler içinde özgün değerleriyle sergileyebilmek var. Bundan 40 yıl önce, yurt dışında tesadüfen aldığım, bir İtalyan çikolata kutusunu açınca gördüğüm, özendiğim, unutamadığım ve yıllardır üretici firmaların yöneticilerine anlattığım bir hususu siz değerli okurlarımla da paylaşmak istiyorum.

Bu kutunun içinde ayrı ayrı ambalajlı, 5×5 cm. ebadında, yaklaşık 100 adet Madlen Çikolata vardı. Ancak, bu paketlerin hepsinin de üzerinde, İtalya’nın farklı turistik yörelerinin, renkli ve cezbedici fotoğrafları ile isimleri mevcuttu.

Şimdi sormak lazım: Böyle yöreler bizim ülkemizde yok mu? Örneğin: İzmir’de ürettiğimiz ve tüm dünyaya ihraç ettiğimiz kuru incirleri böylesi tek tek olmasa bile, esas kutusunun üzerinde, güzel bir İzmir fotoğrafı ile kaplayıp, satamaz mıyız?

İhraç ettiğimiz konserve kutularımızın, turşu, reçel kavanozlarımızın, içki şişelerimizin ve atıştırmalık ürünlerimizin paketlerinde bu tarihi ve doğal değerlerimize dikkat çekemez miyiz?

Yeni ve farklı fikirleri, hep birlikte gündeme taşıyalım, tartışalım, tanıtalım. Ülkemize, turizmimize, gıda sanayiimize, bağlantılı tüm sektörlerimize, dolayısıyla insanımıza ve ekonomimize katkı sağlayalım.

Vasfi Pakman

Lezzet Markaları Derneği Başkanı

pakman@turcomoney.com

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.