MAKYAJINIZ KABUSA DÖNÜŞMESİN!

Her kadın guzeldir… Kadınların kendilerini daha da guzelleştirmek ve cekici hale getirmek için yaptıkları makyaj, ortak ve kotu malzemelerin kullanılmasıyla kabusa donuşebiliyor. Dunyagoz Etiler’den Dr. Deniz Oral makyaj malzemelerinin kullanımında dikkat edilmesi gereken noktanın hijyen olduğunu soyledi. Herkesin kendisine ait ozel makyaj malzemelerini kullanması konusunda uyarıda bulunan Dr. Oral, “Makyaj malzemeleri anne-kız, abla-kardeş arasında bile asla paylaşılmamalı. Allerji potansiyeli duşuk olan dermatolojik olarak test edilmiş kaliteli urunler tercih edilmeli” diye konuştu.

KONTAKT LENS KULLANANLAR DİKKATLİ OLMALI
Dr. Deniz Oral, kontakt lens kullananları bu konuda daha dikkatli olmaya davet ederken şu uyarılarda bulunuyor: “Kontakt lens takarken yaldızlı far, goz kalemi gibi ince partikuller iceren makyaj malzemeler dikkatle kullanılmalı. Bu tur makyaj malzemeleri kontakt lenslerin uzerine yapışabilir veya lens ile goz yuzeyi arasına kaçarak rahatsızlık hissi ve hatta kornea tabakasında çizilmelere neden olabilir. Lenslere yapışan makyaj malzemelerinin bazen lens solusyonları ile temizlenmesi de mumkun olmayabilir. Boyle lensler tekrar kullanılmamalı ve yeni bir lens ile değiştirilmeli. Kontakt lens takarken lensler makyaj uygulanmadan takılıp, daha sonra makyaj yapılmalı ve gunun sonunda once lensler cıkartılıp, daha sonra makyaj temizlenmeli. “

“HASTALIK BULAŞABİLİR”
Gozun dış ortam ile surekli temas halinde olan bir organ olduğunu ifade eden Dr. Deniz Oral, makyaj malzemelerinin ortak kullanılmasıyla bazı hastalıkların bulaşabileceği konusunda da uyarılarda bulundu. Dr. Oral, vucut salgılarıyla bulaşabilen Hepatitlerin (sarılık) ihtimal duşuk de olsa hastalıklı kişinin gozyaşı ile temas sonucu bulaşabileceğini belirterek şoyle konuştu: “Halk arasında goz nezlesi olarak bilenen adenoviral konjonktivit ve diğer goz enfeksiyonları da goz farı, goz kalemi, rimel gibi makyaj malzemelerinin ortak kullanımıyla gecebilir. Bulaşıcı goz enfeksiyonlarından korunmak icin ailede ve yakın arkadaşlar arasında makyaj malzemelerinin ortak kullanımından kacınılmalıdır”

DR. FüSUN UZUNOĞLU

ERKEN TEDAVİ İLE GOZUNUZUN OMRU UZASIN

Şeker hastalığı, dünyada 50 yaşınaltındaki aktif çalışan kişilerde 1 numaralı körlük nedeni. Peki büyük iş gücü kaybına neden olan bu hastalıkların önüne geçmek için şeker hastaları hangi sıklıkla göz hekimine gitmeli?

Kucuk damar hastalığı olan diyabet, retinanın kılcal damarlarını tıkayarak beslenmesini
engeller. Diyabetik retinopati denilen bu durum eğer zamanında mudahale edilmezse retinanın
tamamen kaybına ve korluğe kadar gidebilir. Retinada noktasal kanamalar ve minik baloncuklar (anevrizmalar) oluşarak başladığı icin hasta bunun erkenden farkına varamaz. Hastalık ilerlediğinde retinadaki kılcal damarlarda tıkanmalar ve odem alanları oluşur. Daha sonra bunlar birbiriyle buluşarak daha buyuk alanları tutar. Beslenmeyen alanlardan salgılanan bazı faktorler retinada yeni ve anormal kucuk damarların gelişmesine yol acar. Normal retina damarından farklı olan bu anormal yeni damarlar cok kolay kanama eğilimindedir. Goz içerisindeki tekrarlayan bu kanamalar, retina yuzeyinde zarların gelişmesi, retinanın cekintilerle yerinden ayrılması gibi bircok sorunu da beraberinde getirir.

GöRME AZALIR
Dunyagoz Maltepe’den Dr. Fusun Uzunoğlu, diyabetik retinopatinin farklı donemlerde gormeyi değişik derecede etkilediğini ifade ederek, şoyle konuştu: “Ozellikle makula (gorme merkezi) yani sarı nokta bolgesi tutulmuşsa gorme azalır. Hastalar yakını goremez ve ince işleri yapamazlar. Yeni kılcal damarlardan oluşan kanamalar nedeniyle gorme aniden de kaybedilebilir. Bu hastalarda aynı zamanda hipertansiyona bağlı retina bozuklukları, goz tansiyonu ve katarakt da daha sık goruluyor. “

ERKEN TANI VE TEDAVİ öNEMLİ
Diyabetik retinopati tedavisinin başarısında hastalığın aşamasının onemli rol oynadığını vurgulayan Dr. Fusun Uzunoğlu, şoyle diyor: “Erken donemde gelen hastalara yapılacak iyi bir goz dibi muayenesi, floresan anjiografi (FFA) ve ve OCT (makula tomografisi) ile gozle gorulemeyen bazı bulgular saptanarak hastalığın aşaması belirlenir. Buna gore planlanacak lazer tedavisi ve tekrarlanan goz ici enjeksiyonları sayesinde gorme kaybı yuzde 80-90 oranında onlenebiliyor. Gec kalındığında ise 1-2 yıl icinde korluk oluşabilir. Tedaviyle amaclanan ilerleyici gorme kaybını engellemek, gormeyi o anki durumuyla koruyabiliyor. Cunku kaybedilen gorme tekrar kazanılamaz. Sonucta diyabet kronik bir hastalık, gözdeki hastalık da ilerlemeye devam edecek. O nedenle hastanın sık sık gorulmesi ve tedavinin surdurulmesi cok onemli.”

GöZ KONTROLLERİNİ İHMAL ETMEYİN!
Dr. Fusun Uzunoğlu, onemli bir noktaya da değinerek: “Gelişmiş ulkeler de dahil olmak uzere, hastalar korluk tehlikesi konusunda bilgilendirilmiş bile olsa, şikayetleri olmadığı icin retina muayenelerini aksatmaktadırlar. Oysa diyabette erken tanı ve tedavi ile gorme korunabilir.Her diyabet hastası 6 ayda bir goz hekimine gitmeli ve goz dibine (retina) baktırmalı. Diyabetik retinopati teşhisi konulduğunda takip sıklığı hastalığın şiddetine gore değişir. Tedavi bittikten sonra bile hastaların 3 ay aralıklarla kontrol edilmesi, oluşan yeni bozuklukların yerleşmesini onleyebilir ve geri donulmez noktaya gelmeden mudahale edilmesini sağlayabilir.”

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası