Merkez Bankası, faizleri düşürür mü?

Son günlerde piyasalarda en çok sorulan iki sorudan biri, ABD Doları neden düşüyor? İkincisi ise, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası 25 Temmuz’da faizleri indirecek mi? 

Mehmet Cihat Altay yazdı…

Önemli görüşmelerin gerçekleştirildiği G-20 Zirvesi’ni kazasız belasız atlatan küresel piyasalar, son dönemdeki gelişmelerle az da olsa nefeslenme fırsatı yakalamış gibi gözüküyor. Türkiye de ekonomik yönden yaşadığı tüm baskıların ardından mola sürecine girmiş durumda. Yalnız bu nokta dinlenme noktası değil, aksine tam da çalışma ve ülkemizin ekonomi altyapısını tekrardan rayına oturtma zamanıdır.

Küresel ve yerel yönden birçok başlığın olumlu ya da stabil aşamalardan geçtiği bu dönemde yapısal ve ekonomik reformları hızla hayata geçirmemiz şart.

İBB SEÇİMLERİ VE G-20 ZİRVESİ’NİN ARDINDAN…

Aslında her şey Haziran’ın son haftasında yenilenen İstanbul seçimlerinin kesin olarak sonuca varması ve G-20 Zirvesi’nin kazasız belasız atlatılmasıyla toparlanmaya başladı. Küresel piyasalar üzerinde baskı yaratan G-20 Zirvesi ile Türk lirası üzerinde baskı yaratan, yenilenen İstanbul seçimlerinin geride kalması, USDTRY paritesinin gevşemesinin fitilini ateşleyen gelişmeler olarak öne çıktı. ABD Başkanı Donald Trump’ın Çin’e uygulayabileceği ek gümrük vergilerini dondurduğunu ve Huawei üzerine uygulanan yasakları gevşettiğini açıklaması küresel piyasalarda irili ufaklı rallilere sebep oldu. Ticaret müzakerelerine devam etme kararını veren iki süper güç, şimdilik tele konferans ile görüşmelerine devam ediyor.

Şimdilik, ticaret antlaşmasından ziyade sakin bir müzakere dönemi bile herkes için mutluluk verici bir dönem olarak görülüyor.

Bu makalemizde, son dönemde duyduğum iki soru hakkında  bir analiz yapmak istiyorum.

  1. Dolar neden düşüyor?
  2. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası 25 Temmuz’da faizleri indirecek mi?

Soruların cevabına hemen geçmeden önce küresel gelişmeler hakkında bir özet geçmekte fayda görüyorum. Olumlu gelişmelere geçmeden önce olumsuz gelişmeleri sıralayıp bir kenara koyalım. Trump’ın her an yeni bir ticaret savaşı cephesi açabilme ihtimali ile ABD-İran gerilimi gibi başlıklar son dönemin endişe uyandıran başlıklarından birkaçı olarak göze çarpıyor. Her ne kadar son günlerde, ABD ve İran sürtüşmesi üst seviyelere tırmanmış olsa da bu sürtüşmenin yakın veya orta vadede müzakere masasında sonlanacağı hissine sahip olanlardan biriyim. ABD-Kuzey Kore liderleri arasında daha bir yıl öncesine kadar yaşanan karşılıklı hakaret etme yarışının geçtiğimiz günlerde Trump ve Kim Jong-un’un el ele Kuzey Kore sınırından yürümesiyle sonuçlandığı hatırlayalım! Trump, 2020 sonundaki genel seçimler öncesi önemli bir tahrike maruz kalmadıkça, İran ya da bir başka ülkeyle savaşa girmeyecektir. Burada piyasaların merak ettiği konu, bir savaştan çok müzakere masasına geçilmesine ne kadar zaman kaldığıdır.

TL’YE YARAYAN DIŞ ETKENLER…

Yavaşlayan ekonomisine önlem almak için genişleyici politikalara yöneleceğinin sinyallerini veren Avrupa Merkez Bankası’nın (AMB) yanı sıra güçlü verilerle büyümeye devam etmesine rağmen Amerika Merkez Bankası’nın (FED) düşük enflasyona ve küresel ekonominin yavaşlamasına önlem alma sinyalleri veriyor. FED, 31 Temmuz’daki FOMC toplantısında muhtemelen 25 baz puan ile 50 baz puan arası bir indirime gidecek. Daha dört ay öncesine kadar FED’in faiz indireceği konuşulmuyorken son dönemde FED Başkanı Jerome Powell’ın daha güvercin açıklamalara geçiş yapması tüm beklentileri değiştirdi. Bu durum ise dolar endeksinin güç kaybetmesine, risk iştahının artmasına ve böylece sıcak paranın gelişmekte olan ülkelere ve hatta nispeten yüksek faiz imkanı sunan ülkelere yönlenmesine sebep oluyor. Türkiye de gelişmekte olan ülkeler arasında yer aldığı için bu durumdan faydalanmaya başlamış durumda. Genel ortalamaya baktığımızda, Türkiye’de yaşanan durumun aksine dünyada düşük enflasyon ve düşük faizin tabiri caizse moda olduğu bir dönemden geçiyoruz.

Endişelerin arttığı dönemlerde, sıcak paranın risk iştahının azaldığını ve güvenli limanlara çekildiğini biliyoruz. Geçtiğimiz aya kadar G-20 Zirvesi’ndeki görüşmelerden çıkabilecek kötü sonuçlardan çekinen sıcak para güvenli limanlarda beklemeye çekilmiş, dolar endeksi ve altın yükselmişti.

Kesin olan bir şey var ki G-20 Zirvesi’nde gerçekleşen görüşmelerin sonuçları piyasa beklentilerinin üzerindeydi ve zirvenin ardından piyasalarda rallilerin yaşandığına şahit olduk. “Peki, bu rallilere sebep olan gelişmeler neydi?” diye soracak olursak aslında çok pozitif bir gelişmeden bahsedebilmek güç olacaktır.

Ne ABD-Çin müzakereleri bir antlaşmayla son buldu ne de Trump’dan Türkiye’ye yaptırım uygulanmayacağı hususunda net bir açıklama geldi. Evet, yine de G-20 zirvesi beklentilerin üzerinde gerçekleşti fakat burada ki mühim konu ise zirve öncesi beklentilerin çok düşük olmasıydı. Piyasaların yeşile bürünmesinin nedeni aslında buydu.

G-20 Zirvesi’nin atlatılmasıyla düşüşe geçen dolar endeksinin yanında piyasalara yayılmaya başlayan sıcak para, Türkiye’de yenilenen seçimin sonlanması ile Türkiye’ye de giriş yapmaya başladı.

S-400 VE TÜRK LİRASI ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ…

Tüm bu olumlu küresel gelişmelere rağmen USDTRY paritesinin düşüşünü yavaşlatan ana sebep ise ABD ile olan S-400 alımı anlaşmazlığıydı. Birkaç çeyrekten bu yana devam eden bu gerginlik son dönemde S-400’lerin teslimat tarihinin yaklaşmış olması ile Haziran 2019’da had safhaya çıktı. İki ülke yetkililerinin karşılıklı söz düelloları ve spekülatif haberler USDTRY’nin dalgalanmasına ve Türk lirasının baskı altında kalmasına sebep oluyordu. Dış piyasalardan olumlu haberler geldikçe S-400 konusu USDTRY’nin düşüşüne ya engel oluyor ya düşüşünü yavaşlatıyordu. S-400 hakkında sürekli yapılan haberler ve açıklamaların ilk başlarda zararı olsa da piyasaların hareketini ve beklentilerine zamana yaydı ve S-400 tesliminin gerçekleşmesi ile muhtemel CAATSA yaptırım haberlerinin etkisinin azalmasına sebep oldu.

G-20 Zirvesi’nde Trump’ın olumlu açıklamalarıyla başlayan, geçtiğimiz günlerde S-400’ün teslimatının başlamış olmasıyla devam eden süreç, Trump’ın yine dün yapmış olduğu ılımlı açıklamalarla USDTRY üzerindeki baskıyı şimdilik almış gözüküyor. ABD Başkanı dün yaptığı açıklamada şimdilik Türkiye’ye bir yaptırım uygulamayı düşünmediğini belirtmesinin ardından bir başka söyleşisinde hernekadar daha alınmış net bir karar yok dese de Türk lirası üzerindeki baskı şimdilik kırılmış durumda. S-400 konusunun yaptırım uygulanmadan bitirilmiş olması, F35 teslimatı yapılsa da yapılmasa da Türk lirasının önündeki en büyük engellerden birini kaldırmış olacaktır.

ENFLASYON İLE FAİZ ARASINDAKİ MAKAS AÇILDI

Türkiye’de enflasyon oranı son dönemde düşüş trendine girmiş durumda. Haziran ayı yıllık enflasyon verisinin %15.71’e düşmesiyle beraber halihazırda %24 olan politika faizi ile arasındaki fark açılmaya başladı. Bu durum da faizlerin düşüşe geçmesi hususunda söylentilerin ve beklentilerin artmasına sebep oldu.

MERKEZ BANKASI’NIN FAİZDE 250 BAZ PUANLIK İNDİRİM YAPACAĞI BEKLENİYOR

Yerli ve yabancı birçok ekonomist ve analistin yavaş ve sistematik olarak düşürülmesini önerdikleri faiz oranı konusu geçtiğimiz hafta başka bir boyuta taşınmış oldu. TCMB Başkanı Murat Çetinkaya’nın görevden alınmasıyla faizdeki düşüş oranı beklentileri yükseldi. Çetinkaya’nın yerine atanan Murat Uysal göreve başladığı andan itibaren faizi sert bir oranla indireceği hususunda bir beklentiyle karşılaştı.

25 Temmuz’daki Para Politikaları Kurulu toplantısının ardından faizde en az 250 baz puanlık bir indirimin açıklanması bekleniyor. Bu beklentinin de yeni atanan TCMB Başkanı ile beraber piyasalarda yer etmeye başlaması, yeni beklentilerin üzerinde bir faiz indirimi açıklanmadığı müddetçe paritede sert bir hareket yaşanmasını engelleyecektir.

Faiz kararının ardından Türk lirasının kayıp yaşamaması, yıl sonuna kadar faizlerin daha da aşağıya çekilmesi konusunda TCMB’ye motivasyon kaynağı olacaktır.

Her ne kadar faizlerin aşağıya çekilmesi; yatırımları, sanayi sektörünü ve borsaları canlandıracak olsa da, acele hareketlerden kaçınmalı ve sağlam adımlarla, sistematik bir şekilde faiz oranlarını aşağıya çekmeliyiz. Ne de olsa, yukarıda bahsettiğimiz, dış piyasalardan yansıyan olumlu gelişmeler ekonomimize son dönemde ister istemez yardımcı olmuş olsa dahi yapılması gereken rüzgara yaslanmaktan ziyade kendi yolumuzu çizmek olacaktır.

 

 

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

İlgili Haberler

Site Haritası