Merkez Bankası’nın rezerv varlıkları yeterli mi?

Uluslararası rezervlere sahip olmayan bir merkez bankasının kur şoklarına veya spekülatif ataklara karşı tamamen olmasa da büyük ölçüde savunmasız kalır. Bu nedenle merkez bankaları, döviz rezervlerini yeterli seviyede tutmak zorundadır.

TCMB tarafından yayımlanan Uluslararası Rezervler ve Döviz Likiditesi istatistiklerine göre 2018 yılı Ocak ayında Merkez Bankamızın resmi rezerv varlıkları veya daha basit bir ifadeyle döviz rezervleri 115 milyar 297 milyon ABD doları düzeyinde. Söz konusu rezervlerin brüt değer olduğunu özellikle vurgulamakta fayda var. Her ne kadar TCMB bu rezervlerin tamamını kullanabileceğini çeşitli vesilelerle açıklamış olsa da ve bu iddiası haklı görülebilse de tüm rezervlerini tüketmeyi hiçbir merkez bankasının göze alamayacağına dikkat çekmek yerinde olacaktır.

KUR ŞOKLARINA VE SPEKÜLATİF ATAKLARA KARŞI NE YAPILMALI?

Döviz (veya altın) rezervleri bulundurmayan bir merkez bankasının öncelikle ulusal paranın dış değerini (döviz kurlarını) etkilemek bağlamında manevra alanının daralması olgusuyla karşılaşacağı biliniyor. Başka bir ifadeyle, uluslararası rezervlere sahip olmayan bir merkez bankasının kur şoklarına veya spekülatif ataklara karşı tamamen olmasa da büyük ölçüde savunmasız kalması söz konusu olacaktır. Ancak, bu kapsamda dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta, merkez bankasının döviz rezervlerinin esasen brüt rezervler olduğu gerçeğidir. Dolayısıyla döviz yükümlülükleri olan bir merkez bankasının rezervlerini değerlendirirken net rezervler üzerinde de durmak gerekiyor.

Ocak 2018 itibariyle Merkez Bankası’nın 25 milyar 286 milyon ABD doları değerinde altın rezervleri ve 88 milyar 444 milyon ABD doları düzeyinde döviz rezervleri bulunuyor. Söz konusu brüt rezervlerin 64 milyar 849 milyon ABD doları tutarındaki kısmı menkul kıymet olarak değerlendirilirken, 23 milyar 595 milyon ABD dolarlık kısmı nakit ve mevduat olarak tutuluyor. Nakit ve mevduat olarak sınıflandırılan rezervlerin neredeyse tamamı (22 milyar 103 milyon ABD Doları) başka ülkelerin merkez bankalarında bulunduruluyor.

                                       MERKEZ BANKASI’NIN TOPLAM NET REZERVİ 48.4 MİLYAR DOLAR

Merkez bankamızın döviz yükümlülükleri söz konusu istatistiklerde toplam 66 milyar 851 milyon ABD doları olarak görünüyor. Bu tutarın 65 milyar 228 milyonluk kısmı ise ticari bankaların yabancı para ve altın cinsinden zorunlu karşılıklarıdır. Burada söz konusu bankaların merkez bankasında zorunlu karşılık olarak bulundurdukları altın rezervlerinin karşılığı ise 15 milyar 338 milyon ABD dolarıdır. Tüm bu veriler birlikte değerlendirildiğinde görülecektir ki, Merkez Bankası’nın 9 milyar 948 milyon doları altın ve 38 milyar 554 milyon doları döviz olmak üzere toplam net rezervi 48 milyar 446 milyon ABD dolarıdır.

 

                                  MERKEZ BANKASI’NIN REZERVLERİ YETERLİ DEĞİL

Görüldüğü üzere Merkez Bankası’nın brüt rezervlerinin oldukça yüksek olarak değerlendirilen düzeyi döviz yükümlülükleri hatırda tutulduğunda daha düşük bir düzeye iniyor. Üstelik kamu kesiminin döviz olarak takip olunan mevduatı, kredi mektuplu mevduat hesapları ve genel anlamda vadesi bir yılı aşan döviz yükümlülükleri bu hesap dışında tutuluyor. Tüm bu veriler ışığında rahatlıkla iddia edilebilir ki TCMB’nin net uluslararası rezervleri yeterli değil. Kanımca bu bağlamda iki önemli adım atılabilir. Bunlardan birincisi rezerv opsiyon mekanizması kapsamındaki karşılıkların ve döviz tevdiat hesaplarına uygulanan karşılıkların Türk Lirası olarak tutulması zorunluluğunun getirilmesi olacaktır. Orta vadeye yayılacak kademeli bir geçiş aracılığıyla net döviz rezervlerinin bugünkü seviyesinin çok üzerine çıkması sağlanabilecektir. Diğer taraftan da TCMB, Türk Lirası karşılığı döviz alımları yaparak uluslararası rezervlerini güçlendirmelidir. Halihazırda bankacılık sisteminin likidite açıklarını açık piyasa işlemleri aracılığıyla fonlayan TCMB, bu kanaldan verdiği likiditeyi azaltarak döviz (ve TL karşılığı altın) alımları için gereken kaynağı bulacaktır. Esasen bu öneri TCMB tarafından piyasaya sunulan TL fonlamasının içeriğini değiştiriyor. Ancak benimsenecek bu yöntemle hem net döviz rezervleri artırılacak hem de Türk Lirasının aşırı değerlenmesi eğilimlerine karşı daha etkin bir politika izlenebilecektir. Fiyat istikrarını sağlama ve sürdürme hedefini kısa vadede başarılı olan değerlenen bir ulusal para stratejisini benimsemeden başarabilirse TCMB Türk Lirası’nı gerçek anlamda istikrarlı bir konvertibl para haline getirebilecektir.

Doç. Dr. Ertuğrul KIZILKAYA

kizilkaya@turcomoney.com

 

Yorum yok

Yorum Yazın

Site Haritası