Motivasyon nasıl sağlanır?

Liderin asli görevlerinden biri, şirketin vizyon ve misyonuna uygun olarak, yıllık plan-programlar yapmak ve belirlenen bu hedeflere dönük olarak, çalışanlarının bilgi, yetenek ve kabiliyetlerinden üst düzeyde yararlanmak, bunun için de tüm çalışanlarını hedefe kilitlemek, motive etmektir.

Motivasyonu düşük bir çalışan, sabahları bir ayağı işe giderken diğer ayağı eve döneyim ister, işe başlayınca bir türlü konsantre olamaz, sürekli ara dinlenmesine çıkar ya da masasına oturmamak için elinden gelen her şeyi yapar. Sürekli işle ilgisi olmayan telefon görüşmeleri yapar, çalışma esnasında sürekli esner/uyuklar, mesai bitsin de bir an önce işten çıkayım diye düşünür, kapasitesinin çok az bir kısmıyla işleri halletmeye çalışır. Sonuç olarak verimsizdir, ne kendisine ne de şirketine katkı sağlar. Bir şirket için bu tip çalışanların sayısının az olması belki çok bir sorun yaratmaz ama fazla olması önemli bir sorundur. Takımın üyesi olmaktan çıkar, toplam faydası oldukça azalır.

Belirtilen bu nedenlerle, bir yöneticinin yapması gereken en önemli şey, çalışanlarına motive etmektir. Motivasyon, kelime olarak kulağa hoş gelen kısacık bir kelime ancak, onun gereğini yapmak ise oldukça zordur. Ancak yapılınca çok olumlu sonuçlar doğurur. Dolayısıyla hiç bir yönetici, lider motivasyonu ihmal edemez, ettiği ölçüde ise başarısızlık kaçınılmazdır.

                                                          LİDERİN ASLİ GÖREVİ

Liderin asli görevlerinden biri, şirketin vizyon ve misyonuna uygun olarak, yıllık plan-programlar yapmak ve belirlenen bu hedeflere dönük olarak, çalışanlarının bilgi, yetenek ve kabiliyetlerinden üst düzeyde yararlanmak, bunun için de tüm çalışanlarını hedefe kilitlemek, motive etmektir. Motivasyon, yakıt olarak amaç depolar, vizyonla yola çıkar ve eylemle kendini gerçekleştirir.(Pat Mesiti)

Yıllar önce katıldığım bir eğitimde anlatmışlardı. Motivasyonu düşük bir çalışanı gözlemliyorlar. Çalışan, gün içinde ruh gibi dolaşıyor, verimsiz, çalışma saati bitse de bir an evvel çıksam diye düşünüyor, adeta ağır çekim çalışıyor. Sonra, aynı çalışan işten çıkıyor, arkadaşlarıyla futbol oynamaya gidiyor. Gözlemci, çalışanın oradaki tavırlarını izlediğinde, şaşkınlıktan gözlerine inanamıyor. Zira aynı çalışan, sahanın lideri. Koşuyor, bağırıyor, çağırıyor, gol atmaya çalışıyor, enerjisini  en üst düzeyde kullanıyor, arkadaşlarını sürekli olarak uyarıyor, yararlı olmak için elinden gelen her şeyi yapıyor. Aynı karakter ve oldukça farklı sonuçlar. Bunun en büyük nedeni, yaptığı işi sevme ve motivasyon/konsantrasyon farkıdır.

Motivasyon, başarının vazgeçilmezidir.  Motivasyonu düşük çalışanlarla başarılı sonuçlar elde mümkün değildir. Motivasyonu oluşturacak olan kişi liderdir.

                                          İŞYERİNDE FUTBOL MAÇINDAKİ HEYECANI YARATABİLMEK

Şimdi bu gözle çevremize – çalışanlarımıza bir bakalım. Birinci mi yoksa ikinci durumdaki çalışan profili ile mi çalışıyoruz. Eğer birinci durumdaki gibi konsantrasyonu düşük bir çalışana sahipseniz, suç en az onun kadar lider olarak sizdedir. Ancak işyerinizde, futbol maçındaki kişinin heyecanını yaratabiliyorsanız gerekli motivasyonu sağlayabilmişsiniz demektir. Bunu sürdürmek ve geliştirmek gerekir.

Motivasyon, kişinin işini tutkuyla yapması durumudur. Charles Schwab’ın belirttiği gibi, insan sınırsız bir coşku duyduğu her şeyin üstünden gelebilir.

.                                    MOTİVASYONU DÜŞÜK ÇALIŞANLARLA BAŞARI MÜMKÜN DEĞİL

Motivasyon, başarının vazgeçilmezidir.  Motivasyonu düşük çalışanlarla başarılı sonuçlar elde mümkün değildir. Motivasyonu oluşturacak olan kişi liderdir. Ancak burada çalışanlara da çok büyük görev düşüyor. Zira hayatınızı ortaya koymazsanız, hayatınızı kazanamazsınız.(Friedrich Schiller)

Liderlerin yaratacağı motivasyona ek olarak, çare, biraz kişilerin de kendilerini motive etme anlayışında yatıyor. Başka bir deyişle, insanın doğasındaki özle didişmek yerine, onunla işbirliği yapmak, problemi çözecektir.

Motivasyonun ana unsurlarını, Abraham Maslow’un aşağıdan yukarıya sıralanan kişisel ihtiyaçlar hiyerarşisinde görebiliriz.(*)

  • Fizyolojik İhtiyaçlar (açlık, susuzluk, uyku vs.)
  • Güven ortamı (geleceğe güvenle bakma, tehlikelerden korunma)
  • Büyüme (ait olma, sosyal etkinlikler, aşk)
  • Kendisiyle barışık olma (özsaygı, mevki, toplumda kabul görme)
  • Kendini bulma (büyüme, kişisel gelişim ve tamamlama)

Dikkat edilirse en başta, vazgeçilmez nitelikteki “fizyolojik ihtiyaçlar”, en üstte ise daha vazgeçilebilir nitelikte olan “kişinin kendini bulması” yer alıyor. Yani kişisel ihtiyaçlar hiyerarşisi, somuttan soyuta doğrudur. Çalışanlar, kazançlarının büyük bir bölümünü yeme-içme-güvenlik gibi kişisel ihtiyaçlarına, kalan az kısımlarını ise sosyal etkinlikler-özsaygı-mevki gibi ihtiyaçlara ayırıyorlar.

                                    MOTİVASYON TESİS ETMEDE EMPATİ ÖNEMLİ

Elbette Maslow’un hiyerarşisi, motivasyon sağlamada tek başına yetmeyecektir. Zira, motivasyon durumsaldır ve zaman, kişi ve yere göre farklı sonuçlar doğurabilir. Yani, reçete değil, ana check list niteliğindedir.

Motivasyon tesis etmede empati de çok önemlidir. Yönetici, kendisini çalışan yerine koyup, buna göre yapılması gerekenleri gözden geçirmelidir.

Özetleyecek olursak; lider, şirket vizyonuna uygun olarak çalışanlarının motivasyonunu en üst düzeye çıkararak başarılı sonuçlar elde edebilen kişi olmalı, çalışanlar ise kendisini işe adayarak kendi geleceklerini sağlamalıdırlar. Aksi halde, motivasyonu düşük çalışanlarla/takımlarla başarı mümkün değildir.

(*) JPatronlar Değil Liderler-John Adair-Peter Reed

Şaban Çağıran

cagiran@turcomoney.com

 

 

 

 

Yorum yok

Yorum Yazın