Reform paketiyle desteklenen yeni bir politika oluşturulmalı

*Türkiye yorgun ve yönsüz bir ekonomik yapı içerisindedir: Türkiye gerçekleştirdiği geniş tabanlı makro ekonomik ve yapısal reformlar sayesinde 2003 yılından itibaren oldukça güçlü bir ekonomik büyüme sağlayıp yoksulluğu azaltmayı başardı.

 *Türkiye dış kırılganlıkları yönünden edilgen bir ülke değil, yapısal, yönetimsel ve konjonktürel sorunları vardır. Türkiye’nin temel sorunu belirlenmiş net bir iktisat politikası olmamasıdır. Özellikle 2009 yılından itibaren kamu harcamalarını arttırılması ve merkez bankasının hızla faiz indirilmesine dayalı olarak büyüme sağlandı.

*Sorunlar giderilmeden ve gelir ve kapasite artırıcı uygulamalara gidilmeden sadece borç ve krediye dayalı olarak talep körüklemesiyle sağlanan büyüme sürdürülebilir değildir. Sonuç enflasyon ve borç sorunu oldu.  Gelir düzeyinin ve büyüme hızının artmamasının nedeni talep eksikliği ve düşük kapasite kullanımıdır.

*Aşırı teşvikler otomatik dengeleyicilerin işlevsiz kalmasına ve mali gücün zayıflamasına neden oluyor. Halbuki şu anda bile mali güç Türkiye için önemli bir çıpadır ve son dönemdeki göreceli olarak bir ılımlı ortamın geri gelmesini Türkiye’nin yeterli mali gücü sağladı. Bu gücün daha fazla yıpratılmaması gerekir.

Durgunluğu aşmak için genişletilen maliye politikası, devlet bankalarının yüksek kredi artışları, net ihracatın güçlü katkısı, kamusal teşvikler ve giderek göreceli bir şekilde daha olumlu yöne evrilmeye başlayan piyasa algısı eşliğinde desteklenen ekonomi, beklentilerin aksine 2019’un ilk yarısında pozitif bir büyüme kaydetti.

Piyasa üzerindeki baskıları azaldıkça, Türk Lirası’nda başlayan istikrar arayışları, ithalat daralması ve güçlü bir turizm sezonu sonucunda cari açık riski hızlıca gerileyerek ve biraz da baz etkisiyle enflasyonda hızlı bir düşüşe zemin hazırlandı. Bu ise TCMB’nin politika faizlerini düşürmesine olanak sağladı.

FED’in düşük faiz uygulama politikalarına Avrupa’nın ve Japonya’nın da genişlemeci para politikası uygulamalarına devam edecek olması Türkiye ekonomisi için yeni olanaklar sağlayabilir.

KAPSAMLI BİR REFORM PAKETİNİN UYGULAMAYA KONULMAMASI

Ancak, kapsamlı bir reform paketinin uygulamaya konulmaması, gelişmekte olan piyasalara karşı duyarlılıkta genel bir bozulmanın olması, politika uygulama risklerinin hep yüksek seyretmesi ve olumsuz yerel veya jeopolitik gelişmeler gündemin negatif başlıklarıdır.

Yüksek dolarizasyon hali, zayıflamış olan iç güven, artan kamusal mali açıklar, artan koşullu borçlar ve bunların tüketiciler ve yatırımcılar üzerinde yarattığı belirsizlikler mevcut mali alanı sınırlandırıyor.

TL ANİ BİR DEĞER KAYBINA DURGUNLUK VE ARTAN İŞSİZLİK EŞLİK ETTİ

Mevcut konjonktürde güçlü ve sürdürülebilir büyüme beklentileri büyük oranda zayıflamıştır. Yorulmuş bir ekonomiye, olumsuz jeopolitik gelişmeler ve gelişmekte olan ülkelere yönelik negatif algılar eklenince 2018 yılında TL ani bir değer kaybına uğradı ve bu duruma ekonomik durgunluk ve artan işsizlik eşlik etmeye başladı.

Türkiye yorgun ve yönsüz bir ekonomik yapı içindedir: Türkiye gerçekleştirdiği geniş tabanlı makro ekonomik ve yapısal reformlar sayesinde 2003 yılından itibaren oldukça güçlü bir ekonomik büyüme sağlayıp yoksulluğu azaltmayı başardı.

YORGUN, YÖNSÜZ VE KİMLİKSİZ BİR SOSYO-EKONOMİK BİR YAPIYLA KARŞI KARŞIYA KALINDI

Ancak, aynı zamanda da gelir artışının değil, kredi artışının beslediği iç talebe ve kısa vadeli dış borç akımlarına bağımlı bir ekonomi ortaya çıkmış oldu.  Zamanla ortaya çıkan ve biriken yeni reform ihtiyaçları da göz ardı edildiği ve devam ettirilmediği için, dengesiz, riskli ve doğal potansiyelini zorlayan yorgun, yönsüz ve kimliksiz bir sosyo-ekonomik bir yapıyla karşı karşıya kalındı.

Faiz dışı harcamalardaki artış ile vergi gelirleri arasında fark giderek büyümesi Türkiye’nin geleneksel olarak güçlü borç ödeme dinamiklerini zayıflatmasına izin verilmemelidir. Geriye dönük kamu maaş endekslemesinin kaldırılması, birçok sübvansiyon, sosyal harcama ve transfer harcamalarını rasyonel bulmuyoruz.

AÇIKLANAN YENİ PROGRAM TAHMİNLER ÜZERİNE KURGULANDI

Açıklanan yeni program esasında tahminler üzerine kurgulandı. Ancak bu tahminlerin nasıl gerçekleştirileceğinin yol haritası ve mevcut konjonktürün analizi kamuoyu ile bizlerle paylaşılmamıştır.

Türkiye dış kırılganlıkları yönünden edilgen bir ülke değil, yapısal, yönetimsel ve konjonktürel sorunları vardır. Üstelik konjonktürel sorunlar giderilmediği için, bu geçici sorunların tamamı yapısal sorunlara dahil olmaya devam ediyor.

Türkiye’nin temel sorunu belirlenmiş net bir iktisat politikası olmamasıdır. Özellikle 2009 yılından itibaren kamu harcamalarını arttırılması ve merkez bankasının hızla faiz indirilmesine dayalı olarak büyüme sağlandı.

GELİR DÜZEYİ VE BÜYÜME HIZININ ARTMAMASININ NEDENİ TALEP EKSİKLİĞİ VE DÜŞÜK KAPASİTE KULLANIMIDIR

Ancak yapısal sorunlar giderilmeden ve gelir ve kapasite artırıcı uygulamalara gidilmeden sadece borç ve krediye dayalı olarak talep körüklemesiyle sağlanan büyüme sürdürülebilir değildir. Sonuç enflasyon ve borç sorunu oldu.  Gelir düzeyinin ve büyüme hızının artmamasının nedeni talep eksikliği ve düşük kapasite kullanımıdır.

Uzun vadeli enflasyonu ve buna dayalı olarak da faiz oranlarını kalıcı olarak düşürmek para politikasının en önemli zorluğu olmaya devam ediyor. Bankalar sermaye yetersizliği ve ciddi bir tahsilât zorluğu içerisine düşmemekle birlikte, kredi yeniden yapılandırma ihtiyaçlarının artması varlık kalitelerini düşürdü. Türkiye Varlık Fonu’nuna tanınan yatırım ve harcama yetkisi, merkezi bütçe kapsamının dışındaki kamu harcamalarının yönetimini riske atacak tehlikeler içeriyor.

ILIMLI ORTAMIN GERİ GELMESİNİ TÜRKİYE’NİN YETERLİ MALİ GÜCÜ SAĞLADI

Aşırı teşvikler otomatik dengeleyicilerin işlevsiz kalmasına ve mali gücün zayıflamasına neden oluyor. Halbuki şu anda bile mali güç Türkiye için önemli bir çıpadır ve son dönemdeki göreceli olarak bir ılımlı ortamın geri gelmesini Türkiye’nin yeterli mali gücü sağladı.

Bu gücün daha fazla yıpratılmaması gerekir. Özellikle finansman gereksinimlerini karşılamak amacıyla uygulamaya alınmış olan teşviklerden kaçınılmalıdır.

Orta vadede mali gücü artırmak ve istikrar arayışlarını sağlama amacıyla;

  • Sermaye akışlarını önleyen (valör uygulaması, dövizli fatura, swap engelleri vb) uygulamaların bir an önce kaldırılması,
  • Merkez Bankasının kredibilitesini ve bağımsızlık seviyesinin artırılması, liraya tekrar güven sağlayarak dolarizasyonun sınırlandırılması, enflasyonun düşürülmesini ve rezervleri güçlendirilmesi amaçlarıyla tekrar sıkı ve daha net bir para politikası uygulanması,
  • Bankacılık sektörünün raporlamalarını şeffaflaştırmak ve sık sık yeni stres testleri yaparak kamuoyu ile paylaşılması, hatta bilfiil 3.tarafların denetimine açılması,
  • Finansal istikrarı ve orta vadede daha güçlü ve daha esnek bir büyümeyi desteklemek adına, Banka ve şirket bilançolarının temizlenmesi için daha sağlam ve daha istekli adımlar atılması,
  • Kapsamlı ekonomik ve yönetişim reform paketleriyle desteklenen yeni bir politika seti oluşturulması gerekiyor.

Orhan Ökmen

JCR Euraisa Rating Başkanı

okmen@turcomoney.com

 

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası