simi-adasi-ege

Simi: Butik bir adada yüz rüyası

*Eylül geride kaldı, sonbaharın en güzel dönemine girildi. Farklı tatil yapmak, ruhunuzu dinlendirmek, birbirinden lezzetli yemeklerle keyfinize keyif katmak istiyor musunuz? Simi adası, sizi bekliyor…

*Simi nerede mi? Çok kimse bilmese de burnumuzun dibinde, Ege’nin güzel denizine bakan bu Yunan adası, bozulmamış doğası, muhteşem mimarisi ile tatil severler için cennet beldelerden biri…

Butik otel olur da, butik ada olmaz mı? Yazımızın konusunu oluşturan bu küçük Yunan adası yani Simi işte tam böyle,  küçük ve butik bir ada. Üstelik bizim kıyılarımızın da tam dibinde.

Simi (bizdeki diğer adı ile Sömbeki) adasını, birkaç yıl önce Rodos’tan bizi geri getiren feribotun yolcu indirip, bindirme için 5-10 dakika uğraması sayesinde görmüş ve çok etkilenmiştim. Farklı bir mimariye sahip, kimisi pastel tonlarda boyalı, çok bakımlı mimarisiyle adeta Hollywood film setlerinden fırlamış izlenimi uyandıran bu şirin adayı bu sene ziyaret etme olanağımız oldu.

SİMİ’YE NASIL GİDİLİR?

Biz Simi’ye Kos üzerinden aktarma yaparak gittik. Önce Bodrum/Turgutreis’ten bizi Kos’a götürecek feribota saat 09.30’da bindik, yaklaşık yarım saat süren yolculuktan sonra Kos (Istanköy) limanına geldik, gümrük, pasaport işlemlerini takiben Kos’ta biraz gezdik ve sonrasında da 16.30’da bizi Simi’ye götürecek Yunan iç hatlar feribotuna binerek, yaklaşık 1,5 saatlik bir sefer sonrasında adaya ulaştık.

Ada, Datça’ya denizden çok yakın, Marmaris Bozburun ile karşı karşıya. Zaman zaman bu iki yerden de Simi’ye seferler düzenleniyormuş ama biz eylül ayı ve sezon sonu olduğu için, yukarıda bahsettiğim yolu takip etmek durumunda kaldık.

DOĞA HARİKASI PLAJLAR

Simi dağlık, engebeli 65 km2 yüzölçümüyle, volkanik karakterli yüzey şekillerine sahip bir ada. Böyle olunca girintili, çıkıntılı koyları ve bu sayede muhteşem plajları bünyesinde barındırıyor. Ve bunun sonucunda yatçıları, deniz gezginlerini, sakinlik arayanları cezbediyor.

Adaya sezon içinde gidilecekse önceden muhakkak otel rezervasyonları yapılmalı. Otel ve bağlı olarak yatak sayısı kısıtlı.  Sezonda evlerini pansiyon olarak açanlar da varmış ama bence rezervasyonsuz gitmemek lazım. Biz önceden bir bağlantı olmaksızın 2 aile olarak gittik, eylül sonu olmasına rağmen 2 odayı zar zor her bir oda için, kahvaltı dahil gecesi 100 Avrodan Aliki otelde bulduk ve odaya eşyalarımızı bırakır bırakmaz kendimizi liman civarındaki turistik bölgelere atmak , bu güzel atmosferi teneffüs etmek üzere yola koyulduk.

ADADAKİ İTALYAN ETKİSİ

Simi, adanın kuzeyine bakan korunaklı bir koyun etrafına yerleşmiş  2500 nüfuslu iri bir köy. Köy ama çok bakımlı.  Su kaynakları yetersiz olmasına ve taşıma suyla işlerini halletmelerine rağmen olabildiğince temiz ve düzenli. Bir iki istisna hariç evlerin tamamı 2 katlı  ve kimse kafasına göre bina yapmamış ya da yapamamış. Ada Osmanlı kontrolünden çıktıktan sonra bir dönem İtalyanların egemenliği altında kalmış. Dolayısıyla film setlerinden fırlamış görünüme sahip yerleşimin sırrı bu İtalyan etkisindeymiş. Sonrasında yeni bina yapılsa bile hep bu tarzda yapılmış veya eskiler bu tarzda restore edilmiş.

 YATGEZGİNLERİ ADAYI ÇOKTAN KEŞFETMİŞ

Simi limanda yan yana dizilmiş bir yığın motoryatlar, yelkenliler, katamaran tipi tekneler kıyıdaki iskele babalarına bağlı ya da biraz açıkta demirlemiş olarak duruyor. Yatlarıyla gelenler gündüz güzel bir koyda denize girip, akşam vakti limana dönüyorlar ve alışveriş ihtiyaçlarını buralardaki zevkli mağazalardan giderip, akşam yemeklerini de adanın güzel restoranlarında yiyorlar.

ADALARDA DENİZ MAHSÜLLERİ YENİR

Ada deniz ürünleri cenneti, çok sayıda deniz ürünleri pişirip, satan yer var. Biz, ünlü seyyah Ayhan Sicimoğlu’nun önerisine uyarak ilk gece Manos isimli restoranda yemek yedik. Buna yemek demek biraz mekana saygısızlık olacak, adeta deniz mahsülleri ziyafeti çektik. Mekana adını veren Bay Manos işin başında, işini keyifle yaptığı belli olan bir zat.  İşletmesinin duvarlarındaki resimlerden, onlarca Türk büyüğünün, meşhurunun geçmiş zamanda bizim oturduğumuz masalarda yemek yemiş olduğunu anlıyoruz. Mezeleri seçtikten sonra sıcaklar belli bir sırayla bizdeki bazı et restoranlarında olduğu gibi servis ediliyor ve siz dur diyene kadar devam ediyor. Yemek yanında şarap ya da Yunan uzosu içmek istemiyor ve illa Türk rakısı isterim diyorsanız onu da sunuyorlar. Bütün bu güzel gecenin bedeli kişi başı 60-70 Avro, biraz pahalı ama bence değer.

Nazmi Sarıkaya

sarikaya@turcomoney.com

Bu dosyanın devamını okumak için lütfen tık

D&R’ın internet sitesinden

http://www.dr.com.tr/Dergi/Turcomoney/Kolektif/Ekonomi-Haber/Ekonomi-is-Dunyasi/urunno=0000000370911

Dijimecmua’dan (http://www.dijimecmua.com/turco-money/) okuyabilir, satın alabilir, abone olabilirsiniz.

 

Yorum yok

Yorum Yazın