Son gelişmelerle Türkiye’nin sosyo ekonomik konjonktürü

*Ekonominin kısa ve orta vadeli geleceği açısından hem kamu hem de özel sektör için ödemeler dengesinden kaynaklanabilecek iflas olasılığı riskli bölgede değildir.  Ödemeler dengesi kaynaklı iflas riskine dayanılarak ülke notunun indirilmesi istatistiki hatadır.

*Geniş yelpaze sathına yayılan ve üstün seviyede çeşitlendirilmiş ekonomi ve üretim yapısı, Türkiye’nin koruyucu tamponları arasındadır ve ani duruş riskini ihmal edilebilecek seviyelere indirgeyebilecek yetkinliktedir.

*Düşük olan kamu borcu ve hane halkı yükümlülüğü ekonominin kredi ve kredibilite gücünü destekleyen bir diğer önemli tamponlardır.   Süreç henüz üretim gücü kayıplarına dönüşmedi. Türkiye potansiyel üretim gücünü ve bütünlüğünü koruyor. 

*Yeni bir büyüme modeli, yapısal reform uygulamaları, yeni para ve maliye politikaları ve serbest piyasa ilkelerine bağlı, kapsayıcı yeni bir ekonomik program Türkiye’nin en önemli stratejik önceliğidir. Ayrıca kredi kanallarının ivedilikle açılması kaçınılmazdır.  

*Ekonominin üretkenlikte ve potansiyel büyümede ilave kapasite kazanımlarına ve sabit sermaye yatırımlarının artırılmasına ilişkin stratejik hedeflere yönelmesi gerekiyor. Ekonomi gereğinden fazla parasallaştı, üretimin reel yapısına ilişkin politikalar geri planda kaldı. 

*Borç ve faiz giderlerinin kamu gelirleri içindeki payı artmış olmakla birlikte, düşük borç/GSYH oranı sayesinde, Türkiye ekonomisi uluslararası sermaye piyasalarından borçlanma ve döviz temin etme olanaklarını eksiksiz olarak koruyor.

 *Bankacılık sektörünün görünür vadede refinansman riski yoktur. Dış kaynak kullanımının ve dış borç yenileme oranlarının tercihli olarak azaltılmış olunmasına rağmen, bankaların likidite yapısına dair göstergelerin tamamında olumlu seyir sürüyor.

 *Mevcut rezerv düşüklüğü, devamlılık içermeyen, daha çok dönemsel ve mevsimsel küresel konjonktürel sebeplerle ilişkilidir. Rezerv seviyelerinde oynaklık hali görülse de önümüzdeki dönemlerde uluslararası rezervlerin tekrar artış eğilimini koruyacağını öngörüyoruz.

*Türkiye’nin otomatik dengeleyici tamponlarının işlevselliği zayıflamış olmakla birlikte, ülke notu açısından koruyucu kollayıcı gücü yeterli ölçüde hala devam ediyor.

 Güvenli aralıklardaki göreceli konumunu devam ettiren kamu maliyesi; yüksek karlılık kapasitesini sürdüren, yükümlülük ve varlıklarını optimum yeterlilikte dengelemiş ve yeterli likiditeye sahip olan bankacılık sektörü; reel kesimin dinamik ve girişimci yapısı, geniş yelpaze sathına yayılan ve üstün seviyede çeşitlendirilmiş ekonomi ve üretim yapısı ve nüfusunun genç demografik yapısı, Türkiye’nin yatırım yapılabilir konumunun devamlılığında hala tampon görevi görüyor.

Türkiye ekonomisinin kısa ve orta vadeli geleceği açısından hem kamu hem de özel sektör için ödemeler dengesinden kaynaklanabilecek iflas olasılığı spekülatif ve riskli bölgede değildir. 

DIŞ BORÇ ÖDEME İSTEKLİLİĞİNİ VE KAPASİTESİNİ SINIRLANDIRACAK VERİ YOK

Ülke notu tespitinde ve indiriminde girdi olarak kullanılan ödemeler dengesi krizi olasılığının hesaplanabilmesi açısından, kamu ve reel sektörün dış borç ödeme istekliliğini ve kapasitesini sınırlandıracak veriler somut ve istatistiki anlamlılığa ulaşmadı.        

Türkiye ekonomisinin dış bağımlılığı kapsamında sağlanan ve vadesi gelen dış borçların belirli bir kısmının, büyüme amaçlı yeni üretim ve yatırım alanlarında kullanılmayıp, direkt olarak geri ödenmesi, sahip olunan likidite yeterliliğinin ve sağlıklı borç yönetiminin göstergesidir.

Düşen cari açık rezerv artışı yaratmamakla birlikte ve yine dalgalı döviz kuru rejimine rağmen TCMB tarafından kurların oluşumuna yönelik yapılan direkt ya da dolaylı müdahalelerin, rezerv düşmesine sebebiyet vermiş olmasına rağmen, ödemeler bilançosunun alt kalemleri içerisinde yer alan mal dengesindeki bozukluğun azalmasına ve hizmet dengesinin ise pozitif yönde seyretmesine bağlı olarak, nihai olarak Türkiye ekonomisi tarafından ihtiyaç duyulan uluslararası rezerv talebi düşürdü.

ULUSLARARASI REZERVLER TEKRAR ARTIŞ EĞİLİMİNİ KORUYACAK

Uluslararası piyasalardan borçlanma kapasitesi devam ettiği için Türkiye ekonomisinin rezerv eksikliği ‘akut’ ya da ‘kronik’ değil, “düzeltilebilir” seyreltideki türdendir.

Türk ekonomisinin mevcut rezerv düşüklüğü, devamlılık içermeyen, daha çok dönemsel ve mevsimsel küresel konjonktürel sebeplerle ilişkilidir. Mevcut konjonktürde rezerv seviyelerinde oynaklık hali görülse de önümüzdeki dönemlerde uluslararası rezervlerin tekrar artış eğilimini koruyacağını öngörüyoruz.

REZERV/DIŞ BORÇ RASYOSU TÜRK EKONOMİSİ AÇISINDAN HAYATİ ÖNEME SAHİP DEĞİLDİR

Finans kesiminin ve özel sektörün dış borçluluk yükü, gelişmekte olan ülkelere göre göreceli üstünlüğü, ilave borçlanma yoluyla rezerv oluşturma işlevini devam ettirme kapasitesini koruyacağının güvencesidir. 

Özel sektör firmalarının dış borcunun önemli bir kısmının (tahminimize göre % 40 civarındadır) rezerv etkisi yaratmadan nitelikli ortakların dışarıdaki şahsi varlıklarından ödenmekte olduğu için rezerv/dış borç rasyosu Türk ekonomisi açısından hayati öneme sahip değildir.

ÖDEMELER DENGESİ KAYNAKLI İFLAS RİSKİNE DAYANILARAK NOT İNDİRİMİ İSTATİSTİKİ HATADIR

Sonuçta özel sektörün ve bireylerin rezerv dışında yurt dışında bulunan kişisel birikimlerinin TCMB rezervleri üzerinde yarattığı koruyucu etkisi ihmal edilerek, ödemeler dengesinden kaynaklanacak iflas riskinin hesaplanması ve buna dayanılarak ülke notunun indirilmesi istatistiki hatadır. 

Ürün konsantrasyon riski olmayan, geniş kapsamlı ve çeşitlendirilmiş bir ekonomik yapıya sahip olan Türkiye’nin, mevcut konjonktürdeki ekonomik aktivite yavaşlamasının, kredi gücünün kaybı olarak tarif edilmesi doğru değildir.

Türkiye’nin sahip olduğu çeşitlendirilmiş ekonomisi ve ürün konsantrasyon risk düşüklüğü, en temel faktör olarak yatırım yapılabilir seviye için koruyuculuk gücünü devam ettiriyor. Türkiye ekonomisinin çeşitliliği, geniş kapsamlı ürün yapısı tarafından desteklenmeye devam edilen kredi gücü zayıfladı.

SEKTÖRLERDE BELİRLİ ÜRÜNLERE İLİŞKİN RİSK KONSANTRASYONU DÜŞÜK

Türkiye’nin koruyucu tamponları arasında yer alan “geniş yelpaze sathına yayılan ve üstün seviyede çeşitlendirilmiş ekonomi ve üretim yapısı” Türkiye’nin ani duruş riskini ihmal edilebilecek seviyelere indirgeyebilecek yetkinliktedir.

 Zira Türkiye’nin tüm sektörlerde belirli ürünlere ilişkin risk konsantrasyonun düşük olması, kısa ve orta vadede yatırım yapılabilir ülke konumunun kaybedilme olasılığını zayıflatan en somut, en temel ve en ayrıcalıklı unsurudur.

TÜRKİYE POTANSİYEL ÜRETİM GÜCÜNÜ VE BÜTÜNLÜĞÜNÜ KORUYOR

Ayrıca göreceli olarak düşük olan kamu borcu ve yine düşük olan hane halkı yükümlülüğü Türk ekonomisinin kredi ve kredibilite gücünü destekleyen bir diğer önemli tamponlardır.  

Kurumların gücünün zayıflamasının ekonomik aktivite yavaşlamasında payı olmakla birlikte bu süreç henüz üretim gücü kayıplarına dönüşmedi. Türkiye potansiyel üretim gücünü ve bütünlüğünü koruyor. 

Bütçe harcamalarının yürürlüğü için proje-onay süreçlerinde kurumlar arası geniş ve şeffaf katılım sağlamak ekonomik toparlanmayı hızlandıracak.

İKTİSADİ FAALİYETLERDEKİ GÜÇ KAYBI 2019 İLK ÇEYREĞİNDE DİP YAPTI

İktisadi faaliyetlerdeki güç kaybı 2019 ilk çeyreğinde dip yapmış duruma geldi.  Ancak, aynı süreçte, ekonominin koruyucu tamponlarının dış riskleri karşılama, yumuşatma ve telafi etme kabiliyetlerinin eş zamanlı olarak resesyon tarafından aşındırılmaya başladığını da görüyoruz.

 Küresel konjonktürün olumsuz yöne evrilmesine dayalı olarak FED ve ECB faiz artırımlarını ve parasal sıkılaştırmayı ertelemeleri, koruyucu içsel faktörlerin zayıflığından, politik risklerin yarattığı belirsizlik ortamından ve yapısal sorunların çözümsüz bırakılmasından yararlanarak, TL’nin ve para piyasalarının volatilitesini diğer gelişmekte olan ülke paralarına göre göreceli olarak daha da artırmakta, kur ve genel ekonominin dengelenme sürecini ve çabalarını bozuyor.

SERMAYE PİYASALARINDAN BORÇLANMA VE DÖVİZ TEMİN ETME OLANAKLARI SÜRÜYOR

Borçlanma maliyeti ve faiz giderlerinin kamu gelirleri içerisindeki payı artmış olmakla birlikte, düşük borç/GSYH oranı sayesinde, Türkiye ekonomisi uluslararası sermaye piyasalarından borçlanma ve döviz temin etme olanaklarını eksiksiz olarak koruyor.

Kur oynaklığının 2018 yıl ortalarından itibaren süreklileşen artış ivmesi, ekonomik ünitelerin finansal ortama intibakını zorlaştırmakta ve dengelenme sürecini uzatıyor. Artan kur seviyesine finansal kesimin intibakı uzun süredir tamamlanamadığı için, doğal olarak kredi kanalı rahatlayamamakta, ekonomik faaliyetlerin genişlemesi gecikiyor.

BANKACILIKTA KISA YA DA UZUN VADELİ BORÇLARIN ÇEVRİMİNDE DURAKSAMA OLASILIĞI ŞİMDİLİK ZAYIF

Yeni silah sisteminin satın alınmasına bağlı olarak oluşabilecek Batı müeyyidelerinin etkilerini hesap dışı tutarak, bankacılık sistemindeki kısa ya da uzun vadeli borçların çevriminde duraksama olasılığını şimdilik zayıf bir öngörü olarak değerlendiriyoruz.

Türk bankalarının kurda değer kaybına karşı adaptasyonda zorluk yaşamalarına, dış fonlamaya ağır bağımlılıklarına ve toplam finansman içinde kısa vadenin payının oldukça yüksek olmasına rağmen, yatırımcı güveninin devam ettiğini, yönetilebilir fiyatlarla fona erişim kabiliyetlerini koruduklarını ve kısa ya da uzun vadeli borçlarının çevriminde sorun yaşama olasılığının düşük olacağını öngörüyoruz.

 MÜEYYİDELER, REFİNANSMAN RİSKİNİ TARTIŞMASIZ OLARAK ARTIRACAK

 Bankacılık sektörünün görünür vadede refinansman riski yoktur. Banka yükümlülükleri arasındaki yüksek kısa vadeli borç stokunun, bankacılık sektörü için refinansman riskini değil, ama refinansman maliyetlerini ön plana çıkardı.

Ancak, yeni silah sistemlerinin satın alınmasına bağlı olarak Batı dünyasının uygulayacağı müeyyideler, refinansman riskini tartışmasız olarak artıracak.

Dış kaynak kullanımının ve dış borç yenileme oranlarının tercihli olarak azaltılmış olunmasına rağmen, Bankaların likidite yapısına dair göstergelerin tamamında olumlu seyir sürüyor.

Bütçe açığının süreklileşen bozulma eğilimi eşliğinde, kamu maliyesine ilişkin güven duygusunu yavaş yavaş törpülemeye başladı. Döviz harcaması gerektiren büyük ölçekli kamu yatırımlarını gündem dışına çıkarmak ve bütçe harcamalarının yürürlüğü için proje-onay süreçlerinde kurumlar arası geniş ve şeffaf katılım sağlamak ekonomik toparlanmayı hızlandıracak.

KAPSAYICI YENİ BİR EKONOMİK PROGRAM İNŞASI TÜRKİYE’NİN ÖNCELİĞİDİR

Serbest piyasa ilkelerine bağlı, kapsayıcı yeni bir ekonomik program inşası Türkiye’nin güncel politika önceliğidir. Üretim faktörlerinin niceliksel getirisinde, hacminde ve verimliliğinde, faktörler ve sektörler arası dengeli artış sağlayabilecek yeni bir büyüme modeli, yapısal reform uygulamaları, yeni para ve maliye politikaları ve serbest piyasa ilkelerine bağlı, kapsayıcı yeni bir ekonomik program Türkiye’nin en önemli stratejik önceliğidir.    

Ekonomik ivme kaybının bir an önce telafi edilmesi için, finansal istikrara zarar vermemek ve TL’nin dış değerini korumak kaydıyla, özel sektörün ilave iş olanakları yaratması ve büyümesi amacıyla kredi kanallarının açılmasına ilişkin, zengin taktikler ve etkin stratejiler içeren kısa, orta ve uzun vadeli politika setleri oluşturulmalıdır.

KREDİ KANALLARININ İVEDİLİKLE AÇILMASI KAÇINILMAZDIR

Doğal yeraltı kaynakları olmamasına rağmen, Türkiye ekonomisinin uluslararası alandaki rekabet ve pazarlık gücünün geniş alanlı ve çeşitlendirilmiş ürün imalatına dayanmış olması, önemli bir küresel ayrıcalıktır. Sahip olunan küresel ayrıcalıkların ve etkinliklerinin artırılması için kredi kanallarının ivedilikle açılması kaçınılmazdır.

Türkiye ekonomisi, her türlü talep çekişine gecikmeksizin eşlik edebilecek bir arz esnekliğine sahiptir. Üretim kapasitesinin sahip olduğu bu arz esnekliği, gelir artışına ve iç talep canlılığına yol açabilecek kredi genişlemesinin fiyat istikrarını bozmasına izin vermiyor.

ARZ EKSİKLİĞİNİN SEBEBİ DAHA ÇOK ÜRETİM MALİYETLERİNDEKİ ARTIŞLARLA İLİŞKİLİDİR

Zira Türkiye ekonomisinde arz eksikliğinin sebebi daha çok üretim maliyetlerindeki artışlarla ilişkilidir. Dolayısıyla kredi kanallarının açılmasının talep enflasyonuna yol açacağı endişesi geçerli bir argüman değildir. 

Çarpan etkisini sonsuzluk limitinde çalıştıran ve dışarıya likidite sızıntısı yapmayan proje ve yatırımlara ilişkin kredilere yönelim gösterilmesi halinde her kredi kendi mevduatını yaratacak ve kredi/mevduat oranındaki artış riski gündem dışı kalacak.  

SOSYAL-TOPLUMSAL KONUMUNA DENK DÜŞECEK YENİ BİR İŞ GÜCÜ POLİTİKASI İHTİYACI ARTTI

Büyüme potansiyelini ve üretim faktörlerinin optimum kullanımını aktive edecek istihdam yaratıcı uygulama ve yatırımlara yönelik Türkiye’nin sosyal-toplumsal konumuna denk düşecek yeni bir iş gücü politikası ihtiyacı arttı. Sermaye, kredi, işgücü, teknoloji kullanımında doğru ve planlı bir yol haritası bulunmuyor.

Banka kredi arz koşulları, kamu bankalarının öncülüğünde kredi kampanyaları yoluyla bir miktar gevşemeye başlamış ise de finansal istikrar üzerindeki daralmacı gerginlik hem kredi arzı hem de kredi talebi yönünden hala devam ediyor.

MERKEZ BANKASI’NIN VE PİYASANIN BAĞIMSIZLIĞI HER KONJONKTÜRDE KRİTİK ÖNEME SAHİP

Piyasa bağımsızlığıyla uyumsuz kamusal müdahaleler, maliye politikasının etkinliğini ve doğal dengelenmeyi bozuyor.  İş ortamının hukuksal ve dengeleyici altyapı faktörlerinin doğal işleyişine olanak tanımak yerine, piyasa bağımsızlığına ve işleyişine karşı yapılan kamusal müdahaleler, maliye politikasının düzenleyici ve yönlendirici etkinliğini bizzat sınırlamakta, üretim kapasitesi kayıplarına yol açıyor.

Oysa para politikasının başarısında, Merkez Bankası’nın bağımsızlığı; maliye politikasının başarısında da piyasanın bağımsızlığı her konjonktürde kritik öneme sahiptir.

Türkiye ekonomisinin üretkenlikte ve potansiyel büyümede ilave kapasite kazanımlarına ve sabit sermaye yatırımlarının artırılmasına ilişkin stratejik hedeflere yönelmesi gerekiyor. Ekonomi gereğinden fazla parasallaştı, üretimin reel yapısına ilişkin politikalar geri planda kaldı.

Orhan Ökmen

JCR Eurasia Başkanı

okmen@turcomoney.com

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası