TL ile birlikte mali dengeler de güçlenecek

2017 yılının bir özelliği olarak kısa ve orta vadede TL’nin güçleneceğini, mali dengelerin güçlü kalmaya devam edeceğini bekliyoruz.

Zayıf büyüme ve TL’nin dış değerindeki yüksek volatilite risklerinin fiyat istikrarı üzerinde yarattığı bozulmalar şu ana kadar net bir şekilde ortaya çıktı, ancak finansal ve mali dengeler üzerinde kalıcı hasarlara yol açamadı. Kısa ve orta vadede TL’nin güçleneceğini, mali dengelerin de güçlü kalacağını bekliyoruz.  Parasal sıkılaştırmanın şekli kur kaynaklı fiyat artışlarının hızını kesmiş olmakla beraber, enflasyonda kalıcı bir kontrol mekanizması yaratıldığına şu ana kadar ikna olamadık: Parasal sıkılaştırmanın şekli kur kaynaklı fiyat artışlarının hızını kesmiş olmakla beraber, TL’nin dışsal değerini etkileyen küresel nedenlerin üretim maliyetleri üzerinde yarattığı yumuşatıcı etkinin tekrar tersine dönme olasılığı, enflasyonda kalıcı bir düşüşü önleyecektir. Ancak, TL’nin dışsal değerini etkileyen küresel nedenlerin yumuşatıcı etkisinin kısa ve orta vadede devam edeceğini bekliyoruz.

REFORM POLİTİKALARI UYGULAMAYA KONULMALI

Mevduat çarpanından yoksun olarak devam eden kredi artışları, para politikasında gerekenden ve beklenenden daha az sıkılaştırma hali yaratıyor.  Mevduat artışı yaratmayan kredi uygulamaları risk yaratıyor. Çarpan etkisine maruz kalarak mevduat artışı yaratan kredilere yönelinmelidir. Kredi artışının etkisiyle, kredi /mevduat oranının ulaştığı seviye açısından, bankacılık sektörünü topyekûn olarak riskli hale getiren kritik eşiğin üreteceği risklerden kurtulmak için, mevduatın toplam kaynaklar içerisindeki düşük payını artırıcı reform politikalarının ivedilikle uygulamaya konulması gerekir.

Kredi Garanti Fonu (KGF) kredilerinde görülen hızlı artışlar, bir yandan sorunlu olan veya kısa dönemde sorunlu olma potansiyeli taşıyan kredilerin bankalardan kamuya transferi yoluyla varlık kalitelerinin artışına neden olurken, diğer yandan da mevduat artışı yaratma etkisinin yerine mevduat faiz maliyetlerinin artışına sebep oluyor. Öte yandan Merkez Bankası’nın varlıkları arasında taşıdığı hazine borçlanma senetlerinin miktarının son zamanlarda artması ve alımlara devam etmesi ve ayrıca banka senetlerine yatırım yapılmasının planlanmış olması mali disiplinin kalitesini aşındıracak, fiyat istikrarını daha da bozacak uygulamalardır.

LİYAKAT VE ŞEFFAFLIK ŞART

Kamu yardımları, kamu alımları ve kamu istihdamı alanlarının AB standartlarıyla uyumlaştırılması, siyaseti töhmet altında kalmaktan kurtaracak, siyasetin finansmanını şeffaflaştıracak, kamuoyu nezdindeki adalet ve liyakat duygularının pekiştirilmesini sağlayacaktır.

Hazine nakit açığı ve kamu net borç stokunun hızlanarak artıyor olması maliye politikalarının büyüme üzerinde beklenen canlandırıcı etkisinin zayıflamasına sebep olmuyor.

İÇ TALEP AĞIRLIKLI BÜYÜMEDEN KURTULMALIYIZ

İç talep ağırlıklı ve kamu dayanaklı büyümeden bir an önce kurtulmak için küresel entegrasyon algısını güçlendirmek gerekir: Büyümeye destek olan maliye politikalarının konjonktürel yarar ve gerekliliği tartışmasız olmakla birlikte, iç talep ağırlıklı ve kamu dayanaklı büyümeden bir an önce kurtulmak için dış ilişkileri gerginleştiren ve küresel entegrasyon algısında kaygı yaratan politikalardan vazgeçilmesi gerekiyor.

Kamu dengeleri çıpa olma gücünü kaybetmeyecektir: Uzun süre devam edecek olan mali teşviklerin, kamu borcunun GSYH ile ilişkisini, uluslararası referans değerlerinin dışına itebilme olasılığını düşük görüyoruz. Kamu dengeleri çıpa olma gücünü kaybetmeyecektir. Düşük büyüme sorununun uzun süredir devam etmesinin temel nedeni reformların geciktirilmiş olmasıdır: Düşük büyüme sorunun en önemli nedeni, beşerî sermayenin eğitim kalitesini, üretim ve rekabet verimliliğini, Ar-Ge ve değer yaratan çıktıların önceliklendirilmesini sağlayacak reformların geciktirilmiş olmasıdır.

ENERJİ FİYATLARI ARTTI, CARİ AÇIK BOZULMA SÜRECİNE GİRDİ

Ekonomik büyümenin artacağına dair işaretler hala ortaya çıkmadı: Referandum sonrasında piyasalarda normalleşme belirtileri şekillenmeye başlamış olmakla birlikte, ekonomik büyümenin hızlanacağına ve dengelerin bir üst kademeye geçeceğine dair işaretler hala netleşemedi. Reform uygulamalarının içeriğini ve siyasetin reform kararlılığını görmemiz gerekiyor. Küresel enerji fiyatlarıyla ilişkili olarak kısmen iyileşen cari açık, bu kez aksi istikamette küresel enerji fiyatlarının artışıyla yeniden bozulma sürecine girdi.

İstihdam hızı giderek düşüyor: Mevcut büyüme politikalarının istihdam sorununu çözecek gücü zayıftır. İşsizlik seviyesinin doğal işsizlik oranına indirgenmesi ve kalıcı bir iyileşme sağlamak için yapısal reformlar geciktirildi. Mevcut politikaların devamı halinde işsizlik oranlarının daha da artmasını bekliyoruz.

Türkiye’de politik risklerin ekonomik risklerle olan ilişkisinin zayıflamış olması, Türkiye ekonomisinin şoklara karşı dayanma süresini uzatıyor: Ancak, Türkiye’de politik atmosferde yaşanan gerilimlerin ve OHAL’in ekonomik büyüme üzerindeki baskılayıcı etkisi, kutuplaşma ve politik belirsizlik hali referandumun sonrasına sarkan en önemli politik risk unsurlarıdır.

ULUSLARARASI REZERVLER ZAYIFLIYOR

Bölgeler ve bireysel gelir dağılımındaki eşitsizlik ekonominin büyümesini engelleyen ve toplumsal stresi artıran önemli faktörlerden birisidir.  Dış finansmanın sürdürülme riski ve dış şoklara karşı hassasiyeti referandum sonrasında da devam ediyor ve uluslararası rezervlerin seviyesi yüksek dış finansman gereksinimi karşısında giderek zayıflatıyor.

Yeni finansal teknoloji girişimlerini içselleştiremeyen geleneksel bankalara sahip olan bölge ülkelerinin orta vadede finansal teknolojik rekabete dayanma güçleri bulunmuyor.  Türk bankacılık sektörünün teknolojik alt yapısının, bölge ülkeleri için finansal teknoloji merkezi olmaya doğru evrilmesi, dış finansman şoklarının gelecekteki etkisini dengeleyebilecek potansiyeli oluşturuyor:  Küresel bankacılık sektöründe devam eden finansal teknoloji ve dijitalleşme süreçleri, ürün bazlı  ve tek tipçi hizmet yapısının her müşterinin diğerinden farklı  ihtiyaçlarına göre yeniden şekillenmesine ve AVM modeline benzer bütünleşik bankacılık hizmet platformlarının oluşturulmasına yol açacak,  yerel ve uluslararası müşterilerin finans hizmetlerine erişim koşullarının operasyonel süreçlerini  eşitleyecektir.

Yüksek siyasi ve jeopolitik risklerin yarattığı belirsizliklerin etkisiyle büyümede ortaya çıkmış olan düşüş ve işsizlikteki artış hızları, kredi artışının etkisiyle, referandum sonrasında yavaşlamaya başladı.

TARIM SEKTÖRÜNE ÖNEM VERİLMELİ

Tarım sektörüne odaklanma eksikliğinin yarattığı daralma işsizliğin yüksek kalmasının bir başka önemli sebebidir: Tarıma yönelik odaklanma eksikliğinin yarattığı işsizliğin diğer sektörler tarafında massedilememesi yüksek işsizliğin bir başka nedenidir. Tarım alanındaki istihdam sayısının düzenli bir şekilde azalması Türkiye’nin şoklara karşı gıda sektöründeki devresel güvence gücünü ve kalitesini de azaltıyor.

Gıda fiyatlarında yaşanan sert yükselişlerin fiyat istikrarı üzerinde yarattığı etkiyi ithalat yoluyla çözüme kavuşturmak olanaklı olmadığı gibi, sadece tarımın tabana yayılmasını ve alanını daraltacaktır.

GIDA ENFLASYONUN SEBEBİ, REKABET EKSİKLİĞİ

Türkiye’deki gıda enflasyonunun bir sebebi sektörün aracı zincirindeki rekabet eksikliğidir. Bir diğer önemli sebebi de üretim planlamalarına ve arz-talep dengesine yönelik tarımsal teşvik ve hibe politikalarının eksikliğidir: Tarım ve hayvancılıkta kullanılan enerji, yem ve gübre fiyatlarının artması; çiftçilik ve çiftçi sayısının azalması, ekili toprakların ve meraların daralması Türkiye’deki gıda enflasyonunun sebebini oluşturan sektöre özgü rekabet eksikliğine sebep oluyor.  Aracı zincirinde rekabetin artırılması için tarım sektörüne cazibesini geri kazandırmak gerekir.

Tohum, gübre, yem ve tarımsal ilacın ithalata bağımlığı ortadan kaldırılmadan, düzenleyici ve destekleyici kamusal kurumların işlevsellikleri sağlanmadan ulusal ve özel tarım politikalarının oluşturulması olanaklı değildir.

 Orhan Ökmen

JCR Eurasia Rating Başkanı

okmen@turcomoney.com

 

 

 

 

 

 

 

Yorum yok

Yorum Yazın

Site Haritası