Yeni bir ekonomik program, stratejik öncelik

*Zayıflayarak dip noktasına çoktandır ulaşmış olan ekonomik faaliyetlerin yukarı yönlü ivmelenmesinin önünü politik belirsizlikler tıkadı. Siyasi belirsizliğin devam etmesi, ekonomide “yapışkan hantallık” veya “kalıcı katılaşma” risk olasılıklarını artırıyor.

*Piyasalar Türkiye’nin geniş çaplı bir kambiyo kontrolüne başlayabileceğine dair beklenti ve endişe içerisine girdi. Sermaye kontrollerinin daha geniş çaplı hale gelmesi ise sermaye akımlarının tamamen durmasına ve resesyonun daha da derinleşmesine sebep olur.

*Doların gelişmekte olan ülke paraları içerisinde en fazla TL’ye karşı değer kazanmasının üç ayrı içsel nedeni ise: Türkiye’nin zayıf döviz rezervleri, uluslararası hukuk normlarından uzaklaşıldığı algısı ve stresi yüksek dış politikalardır.

 *Faktörler ve sektörler arası dengeli artış sağlayabilecek yeni bir büyüme modeli, yapısal reform uygulamaları, yeni para ve maliye politikaları ve serbest piyasa ilkelerine bağlı, kapsayıcı yeni bir ekonomik program Türkiye’nin en önemli stratejik önceliğidir.

Dış politikadaki stresli ilişkilerin ve 31 Mart seçimleri sonrasında oluşan ilave siyasi risklerin yarattığı kaotik karmaşa; yeni bir kur artışı ve maliyet enflasyonu sarmalını tekrar başlatarak, ekonomik faaliyetlerin dip noktadan çıkış hamlesinin önünü kesti.

Yerel seçim sonuçlarına yönelik belirsizlik süresinin uzaması, enflasyonda görülen yavaşlama eğilimini durdurarak, fonlama maliyetlerinde artış eğiliminin başlamasına sebep oldu. Seçim sonrasındaki belirsizlik süresinin uzaması, portföy çıkışlarına, faiz oranlarında ve döviz kurunda artış süreçlerinin yaşanmasına sebep oluyor.

Ayrıca, döviz kurunun gecikmeli etkilerinin azalmasına, dayanıklı mallardaki geçici vergi indirimlerinin süresinin uzatılmasına ve iç talepteki zayıf seyrin devam etmesine bağlı olarak enflasyonda ortaya çıkan yavaşlama eğilimi, seçim sonrasında döviz kurlarında başlayan yeni bir ivmelenme sebebiyle durdu. Üstelik işlenmemiş gıda fiyatları ve ithalat fiyatlarındaki artışların kesintisiz devam etmesi enflasyon eğilimini sürekli olarak yukarı yönlü baskılıyor.

POLİTİK BELİRSİZLİKLER İVMELENMENİN ÖNÜNÜ KESTİ

Zayıflayarak dip noktasına çoktandır ulaşmış olan ekonomik faaliyetlerin yukarı yönlü ivmelenmesinin önünü politik belirsizlikler tıkadı.   Siyasi belirsizliğin devam etmesi, ekonomide “yapışkan hantallık” veya “kalıcı katılaşma” risk olasılıklarını artırıyor. 

Türkiye ekonomisinin hızlı toparlanma olasılığı ve yeni istihdam olanaklarının işgücüne katılımı elimine edebilme potansiyeli epeyce zayıfladı. Türkiye ekonomisinde “yapışkan yüksek faktör işsizliği” nin uzun süre devam edeceğini öngörüyoruz.

BELİRSİZLİK YABANCILARIN TÜRKİYE İSTEĞİNİ ZAYIFLATTI

Yerel seçimlere ilişkin olarak YSK kararlarının sebebiyet verdiği 2-3 aylık belirsizlik süreci, dış piyasaların Türkiye’ye yönelik fonlama isteklerini zayıflattı.

Kur artışının tekrar başlamasının dışsal nedeni, dolar endeksindeki artış olmakla beraber, doların gelişmekte olan ülke paraları içerisinde en fazla TL’ye karşı değer kazanmasının üç ayrı içsel nedeni ise: Türkiye’nin zayıf döviz rezervleri, uluslararası hukuk normlarından uzaklaşıldığı algısı ve stresi yüksek dış politikalar’dır.

TARIM SEKTÖRÜ DURAKLASAMA DÖNGÜSÜNE GİRDİ

İklim, toprak, nüfus, biyolojik çeşitlik ve diğer ekolojik dengeler açıdan Türkiye coğrafyasının barındırdığı yüksek tarım potansiyeline rağmen, Türkiye tarım sektörünün rekabet edebilir ve sürdürülebilir gücü, duraksama döngüsü içerisine girdi: Türkiye’nin tohum, ilaç, üretim, teknoloji, arazi dağılımı, iş gücü eğitimi, danışmanlık, sulama, depo, pazar ağı, kırsal kalkınma, göç gibi tüm süreçleri topyekûn olarak kapsayacak entegre bir tarım politikası yoktur.

Türkiye, iklim değişikliklerine karşı küçük ve orta ölçekli tarımsal üreticileri koruyacak, yönlendirecek politika/teknik araçlara sahip değildir. Türkiye’de tarıma doğrudan verilen piyasa fiyat desteklerinin göreceli yüksekliği üretim kararlarını ve ticareti önemli ölçüde bozuyor.

HUKUKİ, EKONOMİK VE YÖNETİMSEL MEKANİZMALAR DEVRE DIŞI KALDI

Küresel konjonktürün, gelişmekte olan ülkelere sunmaya başladığı fırsat ve avantajlardan Türkiye ekonomisinin yararlanmasını sağlayacak olan hukuki, ekonomik ve yönetimsel mekanizmalar devre dışı kaldı: Gelişmiş ülkelerin merkez bankalarının para politikalarındaki normalleşme sürecinin duraksamasına ve beklenen politika faiz seviyelerinin genelde aşağı yönlü güncellenmesine dayalı olarak portföy akımlarının gelişmekte olan ülkelere dönük destekleyici bir seyir içerisine girmiş olduğu bu konjonktürün yarattığı fırsat ve avantajlarını Türkiye ekonomisi kullanamıyor.

Finansal istikrar seviyesi hala güvenli aralık içerisinde kalmakla birlikte, reel sektörün yükümlülük karşılama gücündeki zayıflama, artan risk unsuru olarak devam etmekte ve volatilitesi yüksek seyrediyor. 

KAPSAYICI YENİ BİR EKONOMİK PROGRAM EN ÖNEMLİ STRATEJİK ÖNCELİKTİR

Serbest piyasa ilkelerine bağlı, kapsayıcı yeni bir ekonomik program inşası Türkiye’nin güncel politika önceliğidir: Üretim faktörlerinin niceliksel getirisinde, hacminde ve verimliliğinde, faktörler ve sektörler arası dengeli artış sağlayabilecek yeni bir büyüme modeli, yapısal reform uygulamaları, yeni para ve maliye politikaları ve serbest piyasa ilkelerine bağlı, kapsayıcı yeni bir ekonomik program Türkiye’nin en önemli stratejik önceliğidir.

Piyasa bağımsızlığıyla uyumsuz kamusal müdahaleler, maliye politikasının etkinliğini ve doğal dengelenmeyi bozuyor: İş ortamının hukuksal ve dengeleyici altyapı faktörlerinin doğal işleyişine olanak tanımak yerine, piyasa bağımsızlığına ve işleyişine karşı yapılan kamusal müdahaleler, maliye politikasının düzenleyici ve yönlendirici etkinliğini bizzat sınırlamakta, üretim kapasitesi kayıplarına yol açmaktadır.

Oysa para politikasının başarısında, Merkez Bankası’nın bağımsızlığı; maliye politikasının başarısında da piyasanın bağımsızlığı her konjonktürde kritik öneme sahiptir.

YENİ BİR İŞ GÜCÜ POLİTİKASI İHTİYACI ARTTI

Büyüme potansiyelini ve üretim faktörlerinin optimum kullanımını aktive edecek istihdam yaratıcı uygulama ve yatırımlara yönelik Türkiye’nin sosyal-toplumsal konumuna denk düşecek yeni bir iş gücü politikası ihtiyacı arttı. Sermaye, kredi, işgücü, teknoloji kullanımında doğru ve planlı bir yol haritası bulunmuyor.

Dış sermaye akışı olmadan Türkiye’nin yetersiz iç kaynaklarıyla ekonomide kalıcı bir toparlama sağlaması kolay gözükmüyor. İç hukukun uluslararası normlara yakınsaması yönünde adımlar atılmadan yabancı sermaye akışı yeterli ve kaliteli bir seviyeye ulaşmayacak.

HUKUK VE KARAR MEKANİZMALARINDA ÖNGÖRÜLEBİLİRLİK

Hukuk ve karar mekanizmalarındaki öngörülebilirlik, sermaye akımlarına karşı Türkiye ekonomisinin cazibesini artıracak birincil öncelikli yegâne reform alanlarıdır.

Yüksek dış finansman ihtiyacının giderilmesi, hukuk ve karar mekanizmalarındaki yapısal dönüşüm reformlarıyla daha da kolaylaştırılabilir.

Karar süreçlerinden dışlanan iktisadi ve siyasi kurumlara ilişkin güven duygusu önemli ölçüde bozuldu: Ekonomiye ilişkin politika kararları; istisna, muafiyet ayrıcalıkları ile bölgesel ve sektörel farklılıklar dikkate alınmadan, stratejik hedefler belirlenmeden, karar süreçlerine kurumlar dahil edilmeden, olaylara özgü kısa erimli tepkisel yaklaşım bazında merkezi yapı tarafından veya onun yönlendirmesiyle alınmakta, iktisadi ve siyasi kurumlara ilişkin güven algısı bozuluyor.

Ekonomi dışı nedenlerle iktisadi temelleri zarar gören iktisadi işletmelerin ve kurumların kayıpları, oluşturulacak politika setleriyle tamir edilip etkinliklerini tekrar artırmak gerekiyor.

REZERV YETERLİLİĞİ, PARA POLİTİKASININ BAŞARISI İÇİN ÖNEMLİ BİR ALANIDIR

Rezerv yeterliliğinin brüt rezerv tutarları üzerinden tanımlanması temelinde oluşturulacak likidite yönetim politikası, her an ve her vade diliminde ani duruş riskine açık olacak: Rezerv yeterliliği, para politikasının başarısı için önemli bir alanıdır. Rezerv yeterliliğinin net rezerv varlıkları yerine, brüt rezerv varlıkları üzerinden tanımlanması kısa ufuklu politika uygulamalarıdır. Kısa ufuklu likidite yönetimi, ani duruş riski ile her an karşılaşabilir. Uzun vadeli planlamalar için tehlikeli bir yaklaşımdır.

Rezervlerden çıkış özelliği taşıyan yükümlülük kalemlerinin uluslararası standart bir tanımlamasının olmadığı ve bu nedenle nakit yönetimi için net rezervlerin esas alınmasının anlamsız olduğu şeklindeki savların literatürde bilimsel bir karşılığı yoktur.

ÜRETİMDEN UZAKLAŞMA; EKONOMİ GEREĞİNDEN FAZLA PARASALLAŞTI

Üretkenlikte ve potansiyel büyümede ilave kapasite kazanımlarına ve sabit sermaye yatırımlarının artırılmasına ilişkin stratejik hedeflere Türkiye ekonomisi artık yönelmiyor.  Ekonomi gereğinden fazla parasallaşmış, üretimin reel yapısına ilişkin politikalar geri planda kaldı.

Yerel paranın değeri sermaye kontrolleri kapsamında stratejik olmayan ani karar değişiklikleriyle sağlanamaz: Dövize yönelimin nedenlerinin ortadan kaldırılması ve yerel paraya güvenin tesisi edilmesi yerine, dövize yönelimin piyasa dışı kurallarla zorlaştırılması piyasaları daha da bozacak, paralel döviz piyasalarının oluşmasına yol açacak ve olası kur şoklarının etkilerini azaltmayacak.

SERMAYE AKIMLARININ KONTROLÜ RESESYONU DERİNLEŞTİRİR

Türk varlıklarının fiyat/defter değeri oranı, epeyce düşmeye başladı (CDS) primleri olağanüstü yükseldi. Piyasalar Türkiye’nin geniş çaplı bir kambiyo kontrolüne başlayabileceğine dair beklenti ve endişe içerisine girdi. Sermaye kontrollerinin daha geniş çaplı hale gelmesi ise sermaye akımlarının tamamen durmasına ve resesyonun daha da derinleşmesine sebep olur.

Türkiye ekonomisinde dövize yönelimin nedenleri dört genel başlığa indirgenebilir:

1-Dış politikadaki stresli ilişkiler ve bu kapsamda ABD’nin Türkiye’ye karşı ekonomik müeyyide uygulayacağına dair oluşan endişeler,

2-Dış borç yükümlülüklerine karşı kur riski yönetimi kapsamında alınan önlemler,

3-Yüksek enflasyona karşı hane halkının kendi parasını reel olarak koruma arzusu,

4-Ara malı/enerji için dışarıya bağımlılık.

DÖVİZE YÖNELİMİN DURDURULMASI İÇİN YAPILMASI GEREKENLER

Dolayısıyla dövize yönelimin durdurulması için, orta uzun vadeli yapısal reformlar çerçevesinde öncelikle anti enflasyonist politikalar uygulanmalı, dış ilişkilerdeki stres azaltılıp uluslararası hukuk normları etkinleştirilmeli, üretimde dış bağımlılığı azaltacak planlamalar yapılmalı ve özel sektörün/hane halkının ekonomiye olan güveni artırıcı politikalara yönelinmelidir.

Spekülasyon saikı ile yapılan döviz alımlarının, toplam döviz talebi içerindeki payıdüşük ve kalıcı fiyat oluşumunda belirleyici özelliği yoktur. Spekülasyon saikı ile yapılmış döviz alımlarına karşı yapılan düzenlemelerin genele şamil kılınması, ekonomi serbestisi ilkesine uygun değildir.

İSTİHDAM VE BÜYÜME İÇİN KREDİ KANALLARININ AÇILMASI GEREKİR

Kısa, orta ve uzun vadelerin tamamı için ayrı ayrı zengin  taktikler ve etkin stratejiler içeren politika setlerinin bir an önce oluşturulması elzemdir. Ekonomik ivme kaybının bir an önce telafi edilmesi için, finansal istikrara zarar vermemek kaydıyla, özel sektörün ilave iş olanakları yaratması ve büyümesi için kredi kanallarının açılması gerekir.

Türkiye ekonomisinin üretim kapasitesindeki yeterli ve seri esneklik özelliği, gelir artışı ve iç talep canlılığına yol açacak kredi genişlemesinin fiyat istikrarını bozmasına izin vermiyor. Zira Türkiye ekonomisi, her türlü talep çekişine eşlik edebilecek yeterlilikte bir arz artırım esnekliğine sahip.

Türkiye ekonomisinde arz eksikliğinin sebebi daha çok üretim maliyet artışlarıyla ilişkilidir. Dolayısıyla ekonomik ivme kaybının telafisi açısından, finansal istikrara zarar vermemek ve korumak kaydıyla, özel sektörün ilave iş olanakları yaratmasına ve büyümesine yönelik kredi akışlarının bir an önce tekrar başlatılması hayati öneme sahiptir.

Çarpan etkisini sonsuzluk limitinde çalıştıran ve dışarıya likidite sızıntısı yapmayan proje ve yatırımlara ilişkin kredilere yönelim gösterilmesi halinde her kredi kendi mevduatını yaratacak ve kredi/mevduat oranındaki artış riski gündem dışı kalacak.  

Doğal yeraltı kaynakları olmamasına rağmen, Türkiye ekonomisinin uluslararası alandaki rekabet ve pazarlık gücünün geniş alanlı ve çeşitlendirilmiş ürün imalatına dayanmış olması, önemli bir küresel ayrıcalıktır. Bu ayrıcalığın devamlılığının ve etkinliğinin artırılması için kredi kanallarının ivedilikle açılması kaçınılmazdır. 

Orhan Ökmen

JCR Eurasia Başkanı

okmen@turcomoney.com 

 

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası