Yerel seçimler ve 2019; umutlar Nisan ayına kaldı

*Döviz kurlarındaki belirsizlik, enflasyonla tetiklenen hayat pahalılığı ve seçim yarışında dile getirilen bazı endişelerle 2019’a girdik. İlk çeyreğini seçim meydanlarında geride bırakırken beklentiler, hevesler, umutlar Nisan ayına kaldı.

*Siyasi istikrarın bozulduğu dönemlerde, kesimler arası sosyal barışın da bozulduğu ve o ortamlarda sürdürülebilir katma değerli ekonomik büyümenin sağlanamadığı görülür. Her şeyden önce ülkemizde siyasi istikrara ve huzura ihtiyacımız var.

*Ekonominiz iyi yönetilir ve önlemler zamanında alınırsa ülke kaynaklarımız bütün sorunlarımızı çözebilecek durumdadır.  Bütün sıkıntılara rağmen ülkemizin geleceğini endişeye sevk edecek bir durum olamaz.

2018 yılını yüzde 2,6 büyüme, yüzde 20,30 enflasyon, yüzde 11 işsizlik değerleriyle geride bıraktık. Piyasalardaki durgunluk, tüm sektörlerde talep azalması, maliyet artışı, ekonominin itici gücü olan sanayi kapasite kullanımında (yüzde 66,5) gerileme piyasanın sürükleyici gücü konut satışlarında (yüzde 20 ) ve otomotivde ise (yüzde 59) düşüş devam etmekte.

Orta Vade Program (OVP) yerine getirilen Yeni Ekonomik Program (YEP) hedeflerine ulaşabilmek için birçok olumlu önlemler alınarak kriz önlenmeye çalışıldı. Ancak döviz kurlarındaki belirsizlik, enflasyonla tetiklenen hayat pahalılığı ve seçim yarışında dile getirilen bazı endişelerle 2019’a girdik. İlk çeyreğini seçim meydanlarında geride bırakırken beklentiler, hevesler, umutlar Nisan ayına kaldı.

TOPLUMUN BİRLİK VE BERABERLİĞE; EKONOMİNİN İSE SÜRDÜRÜLEBİLİR HIZLA BÜYÜMEYE İHTİYACI VAR

Yıllardır seçimlerin havası değişmiyor, seçimler adeta kamplaşmaya dönüşüyor meydanlar karşılıklı suçlamalarla,  iftiralarla,  rencide edici konuşmalarla doldu taştı. Toplumun huzuru bozuldu. Oysaki toplumun birlik ve beraberliğe, istikrara; ekonominin ise sürdürülebilir hızla büyümeye ihtiyacı var.

Geriye dönüp baktığımızda muhtelif zamanlarda siyasi istikrarın bozulduğu dönemlerde, kesimler arası sosyal barışın da bozulduğu ve o ortamlarda sürdürülebilir katma değerli ekonomik büyümenin yani ekonomide istikrarlı büyümenin sağlanamadığı görülür. Bu nedenle her şeyden önce ülkemizde siyasi istikrara ve huzura ihtiyacımız var.

Bu günlerde 31 Mart mahalli seçimlerinde özellikle İstanbul, Ankara, İzmir ve benzeri büyük şehirlerle, Türkiye genelinde çıkacak seçim sonuçlarının siyasi dengeleri bozacağı tartışmaları başladı. TV ekranlarında, yazılı basında, özel sohbetlerde bilen bilmeyen ahkâm kesiyor ve bir kargaşadır sürüp gidiyor.

Şunu öncelikle belirtelim ki ekonominiz iyi yönetilir ve önlemler zamanında alınırsa ülke kaynaklarımız bütün sorunlarımızı çözebilecek durumdadır. Kimse ortalığı gereksiz yere bulandırmaya kalkmasın. Bütün sıkıntılara rağmen ülkemizin geleceğini endişeye sevk edecek bir durum olamaz.

HER ŞEY HEDEFLENEN PROGRAMLAR ÇERÇEVESİNDE YOLUNA DEVAM EDECEK

Nihayet bir nisan sabahı yeni yerel yöneticiler belirlenecek ve her şey hedeflenen programlar çerçevesinde yoluna devam edecektir. Yeter ki fayda getirmeyen, ortalığı geren kısır siyasi çekişmeler bir tarafa bırakılabilsin. Aslında seçimlerin oluşturduğu belirsizlikleri dikkate alacak olursak unutmayalım ki eğer erken bir seçim olmazsa kısmetse dört yıl seçimsiz bir döneme giriyoruz. Piyasalarda güvenin sağlanmasıyla yeni bir yol haritası çizilerek Hazine ve Maliye Bakanı’nın açıkladığı “Ekonomide Dengeleme, Disiplin ve Değişim” hedefli çalışmayı gerçekleştirebilecek gerçekleri yansıtan radikal önlemleri cesaretle uygulamamız halinde dar boğazları aşabileceğiz.

The Economist Dergisi’nin 2019 yılı araştırma ve yorumlarına göre 2019 yılı beklentileri gerek Dünya’da gerekse Türkiye için olumlu görülmüyor. Ülkemiz için öngörülen büyüme yüzde 1.

EKONOMİYLE İLGİLİ TARTIŞMALAR DEVAMLI GÜNDEMDE TUTULARAK GÜVEN ORTAMI GECİKTİRİLİYOR

Başta müttefikimiz olan ABD, AB ve yurt dışı finans çevreleri yurt içi gelişmelerimizi dış politikamızı yakından izlemekte zaman zaman haksız davranışlarıyla ülkemizi zor durumlarla karşı karşıya bırakmaktadırlar.

Özellikle terör gruplarına verilen tavizler, destekler,  Irak ve Suriye’deki olumsuz gelişmeler, NATO kapsamında sürdürülen silah dış alım politikamız ağırlıklı olarak döviz kurları, enerji fiyatları gibi ekonomimizi doğrudan etkileyecek unsurlar üzerinde oluşturulan tartışmalarla devamlı gündemde tutularak ihtiyacımız olan güven ortamı geciktiriliyor.

Para politikalarının öne çıktığı ekonomimizin faiz – döviz – borsa üçgeninde çırpınmaya yönlendirilmeye çalışıldığı bu günlerde çok dikkatli politikalar gütmek, piyasalardaki durgunluk, finansal zorluklar, maliyet artışları endişe verici boyutlara tırmanmadan güveni sağlayacak tedbirleri geciktirmeden almak durumundayız.

İlk akla gelen husus önceki makalemizde de belirttiğimiz gibi (*) özel sektör öncülüğünde “yatırım – üretim – ihracat” seferberliğinin devamı için tüm bürokratik engellerin kaldırılmasının yanı sıra uygulanacak “parasal politikaların disiplinli mali politikalarla desteklenip, ciddi boyutta üretim politikaları ile bütünleştirilmesini” sağlamak olmalıdır.

Kötümser, karamsar olmayalım, el ele gönül gönüle gayret ederek, toplumda kamplaşmalardan,  israftan uzak katma değerli, sürdürülebilir kalkınma günlerimize kavuşmak beklenti hedefimizle nice yıllara…

(*) Aralık 2018 Turcomoney

Ali Coşkun

Ali COŞKUN

57. ve 58. Hükümetler Sanayi ve Ticaret Bakanı

coskun@turcomoney.com

 

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası