Yıkıcı yeniliklerin getirdiği fırsatlar ve tehditler

Son 20 yıl içinde iletişim altyapısı ile birlikte internet teknolojisinin gelişerek bilginin açık kaynaklar ile tüm dünya tarafından paylaşılabilir ve kolayca ulaşılabilir olması pek çok endüstri için önemli bir tehdit oluşturuyor.

2018 yılını kapatırken rakamlar üzerine yoğunlaştığımız bu dönemde risk yönetimi açısından yükselen bir kavramı ele almak istedim. Son 20 yıl içinde iletişim altyapısı ile birlikte internet teknolojisinin gelişerek bilginin açık kaynaklar ile tüm dünya tarafından paylaşılabilir ve kolayca ulaşılabilir olması pek çok endüstri için önemli bir tehdit oluşturuyor.

Kafamızı kuma gömerek ve görmezden gelerek üzerimize tüm gücü ile gelen, yıkıcı etkiye sahip teknolojik gelişmelerden saklanmamız mümkün değil. Sektörde rekabet içerisinde olan dev firmaların ortadan kalkmasına neden olan etkinin birbirlerinden çok belki şu an ortada bile olmayan start-up (bebek girişim)’lardan gelecek olması gerçeğine kendimizi alıştırmamız gerekiyor.

Geçen ay katıldığım Sermaye Piyasaları Kongresi’nde yer alan paralel toplantıların merkezinde bu yıkıcı yeniliklerin (disruptive innovations) bugün ve gelecekteki etkileri tartışıldı.

Bilgi paylaşımındaki artış ile birlikte özellikle mevcut orta ve büyük üretici işletmeler ile finansal hizmetler sektörünün daha yüksek bir tehdit altında olduğu görülüyor. İşletmelerin gelişmelere karşı son derece duyarlı olmamaları, ar-ge, start-up’lar ile işbirliklerine önem vermeyerek statükocu yaklaşımlara devam etmeleri halinde makro ekonomik gelişmelerden daha ziyade yıkıcı yeniliklerden etkileneceklerdir.

PEKİ NEDİR BU YIKICI YENİLİK?

Yıkıcı yenilik, mevcut pazar ve onun oluşturduğu ağı yok eden, yeni üretim veya hizmet teknikleri ve ürünler olarak adlandırılıyor. Ancak yıkıcı yenilik kavramının günümüzdeki kullanımı Clayton Cristensen tarafından tarafından şekillendirilmiş olup, daha ucuz, kaliteli veya verimli bir ürünün eski kullanılan bir ürünün yerini alması şeklinde ifade ediliyor.

Mektupların yerini e-postaların, atların yerini motor gücünün, karasal hatların yerini uyduların, gazetelerin yerini e-haber sitelerinin, taksilerin yerini pek çok ülkede Uber’in alması gibi örneklerde yıkıcı yeniliklerin etkisi günümüzde artan oranda görülüyor.

VERİ (BİLGİ) YENİ PETROLDÜR! (DATA IS THE NEW OIL!)

İngiliz matematikçi ve Tesco Clubcard’ın tasarımcısı Clive Humby’nin 2006 yılında söylediği gibi artık depolanarak kullanılabilir hale getirilen her tür veri petrolün yerini alacak yeni değer haline geliyor. Son 15 yılda dünyanın en değerli markaları sıralamasında teknoloji şirketleri öne çıkarken, son 5 yılda veri işleyen Google ve Facebook gibi şirketlerin yarattıkları katma değer ile milyarlarca dolar büyüklüklere ulaştığı görülüyor.

 

Sıra 2003 2008 2013 2018
1 Coca-Cola Coca-Cola Apple Apple
2 Microsoft IBM Microsoft Google
3 IBM Microsoft Coca-Cola Microsoft
4 General Electric General Electric IBM Facebook
5 Intel Nokia Google Amazon
6 Nokia Toyota McDonald’s Coca-Cola
7 Disney Intel General Electric Samsung
8 McDonald’s McDonald’s Intel Disney
9 Marlboro Google Samsung Toyota
10 Mercedes-Benz Mercedes-Benz Louis Vuitton AT&T

Kaynak: Fortune 500

Bankaların finansal teknolojilerden, beyaz eşyaların IoT (Internet of Things: Nesnelerin İnterneti) Google’ın ve Tesla’nın araba teknolojisi, Facebook’un iletişim teknolojisi üzerine çalışmalarından etkilenecek olması. Yeni dönemde kesinlikle yapay zeka, bulut teknolojileri ve blok zincir (blockchain) üzerine şekillenecek, katma değerli bilgiyi kullanamayan işletmeler ise ne büyüklükte olursa olsun yok olacak.

Hızlı bir gelişme kaydeden yıkıcı yenilikler, riskleri ve fırsatları da beraberinde getiriyor. Çincede ifade edildiği gibi kriz kavramı, içinde hem tehditleri hem de fırsatları barındırıyor.

FİNANS KESİMİ İLE İLGİLİ BİR ÖNERİ

Özellikle ekonomimiz açısından dışa bağımlılığın azaltılmaya, finansal ürün çeşitliliğinin arttırılarak finansal kaynaklara erişimin kolaylaştırılmaya çalışıldığı bu dönemde kurumların bilgileri kendilerine saklamaya çalışmasını maalesef anlayamıyorum. Konuyu yalnızca bilgi gizliliği esasına dayandırarak kurumlar ve kişiler arası bilgi paylaşımından kaçınmak yıkıcı yenilikler karşısında statükocu davranarak değişime direnmekten başka bir şey değildir.

Yenilikçi fikirlere sahip kişi ve start-up’ların teşvik edilerek kazan-kazan prensibine dayalı işbirliği ortamlarının yaratılıp desteklenmesi bir politika haline getirilmelidir. Bununla birlikte, e-devlet yanında henüz verileri merkezi şekilde kayıt altına alınamayan devlet kurumlarının ve tüm finansal kurumlardaki bilgilerin yüksek güvenlikli bulut ortamında ve yapay zeka teknolojileri ile işlendiği, büyük data, blok zincir, yapay zeka bileşiminden oluşacak bir veri işleme merkezi oluşturulması kredibilite, faiz, teminat, alacak sigortaları, aktif değerliliği, borçluluk gibi kavramlara objektivite kazandıracaktır.

Doç. Dr. Mehmet Yazıcı

Esenyurt Üniversitesi Öğretim Üyesi

yazici@turcomoney.com

 

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası