Almanya ve Güney Kore örneği incelenmeli ve destek alınmalı

*Koronavirüs salgını, birçok sektöre büyük bir darbe vurdu, bazı sektörlerin ise yolunu açtı. En çok sıkıntıya giren sektörler: Turizm, perakende, kapanan alışveriş merkezleri, kapanan havayolu şirketleri, hizmet sektörü ve tüm reel sektör… Asıl sorun ise işsizliğin patlaması olarak önümüze gelecek. Kazanan sektörler;  tüm gıda şirketleri, internet üzerinden iş yapan dağıtıcılar, deterjan, koruyucu kıyafet, kolonya üreticileri…

*Piyasalarda şu anda hem arz ve hem de talep tarafında sıkıntı vardır ve bir an önce reel sektörün ne şekilde çalışabileceği planlanmalı, tüm şirketler ve devlet bütçesi yeni koşullara göre revize edilmeli.

*Sağlık kuruluyla koordineli çalışacak, ekonomi kurulu ve tarım kurulu ivedilikle oluşturulmalı. İçinde yaşanan ortam tarımda kendi kendine yeterliliğin önemini bir kez daha gösterdi. Ekonomik kurul da akademisyenlerin yanı sıra, sanayi odaları, ticaret odaları gibi kuruluşların temsilcileri bulunmalı.

*Olayı başarıyla yöneten Almanya ve Güney Kore örneği incelenmeli ve destek alınmalı.

Son gelişmeler, koronavirüs olayı ile bize birkaç ayda dünyanın nasıl kepenk indirdiğini gösteriyor. Olayın ilk olarak Aralık 2019 da Çin’in Wuhan şehrinde ortaya çıktığı söylense de belki de daha öncesinde vardı ve bir tür grip olarak varsayılıyordu. Bir doktorun belirttiği gibi “Koronavirüs yüzlerce yıldır yeryüzünde olan ve her yıl yüzbinlerce insanın ölümüne sebep olan grip virüsünün değişime uğramış son hali…”

Dünyada grip nedeniyle, kayıtlara geçen yıllık ölüm vakası ortalama 650 bin kişi, aylık yaklaşık 55 bin kişi. 3 ay olarak bakarsak 165 bin kişi… Konuya bu taraftan bakarsak 5 yıl önce babamı zatürreye bağlı organ yetmezliğinden kaybettiğimiz söylenmişti yani olay aslında gripti (91 yaşındaydı).

Koronavirüs olayı gündeme gelinceye kadar İspanyol gribinden bu yana gripten ölüm sayılarına bakmaz olduk. Birçok kişi aslında gribin tetiklediği hastalıklardan ölüyordu, şimdi daha iyi anlıyoruz.

ASIL SIKINTI, VİRÜS ORTAMINDA PANİK ORTAMIDIR

Bu yazımda tıp doktorlarının uzmanlık alanına girmek istemiyorum fakat dünya ekonomik olarak, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana gördüğü en büyük çöküş sürecine girebilir. Olayı doğru yönetebilen Almanya, Güney Kore gibi ülkeler varken, Çin olayın ortaya çıktığı ülke olmasına rağmen şu anda tüm dünyaya olayın üstesinden geldiğini ve artık salgının merkezinin Avrupa olduğu bilgisini yayarak olayın psikolojik yanını kendi üzerinden atıyor.

Arkadaşlar grip nedeniyle kayıpları bir yana bırakalım. Birleşmiş Milletler verilerine göre, yılda yaklaşık 10 milyon kişi açlıktan ölürken bu kadar paniklemiyoruz.

Yaratılan kriz ortamında asıl sıkıntı virüs ötesinde panik ortamıdır. Doktor arkadaşların söyledikleri bu virüs ancak güçlü bağışıklık sistemiyle yenilir ve toplumun büyük bir çoğunluğu bu virüsü alarak antikor oluşturabilecek ve sonunda virüs yenilecek fakat süre belirtilmiyor belki de aylarca sürecek.

DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ OLAYI YÖNETEMİYOR

Krizin bize gösterdiği dünya çapında olayı yönetebilen bir yapının olmaması… Dünya Sağlık Örgütü olayı yönetemiyor.

Evet, ilaç yok geliştirilmeye çalışılıyor. Uzmanlar bir anda birçok kişinin hastanelere giderek sistemi kilitlemesini önlemeye çalışıyor (İtalya örneğinde olduğu gibi).

Şu ana kadar tek çözüm;  “evde kalın virüs mümkün olduğunca yavaş yayılsın…” Bir doktor arkadaşın deyişiyle; “antikor oluşturanların sayısı artsın ve olay çözülsün.”

BİRÇOK ŞİRKET TÜM ZAMANLARIN REKOR SATIŞINI YAPIYOR

Şimdi konuya bir de şöyle bakalım; duran ekonomi ve dünya genelinde; kapanan işyerleri, faaliyetlerini durduran fabrikalar, hepten duran hizmet sektörü…

En çok sıkıntıya giren sektörler: Turizm, perakende, kapanan alışveriş merkezleri, kapanan havayolu şirketleri, hizmet sektörü ve tüm reel sektör…

Asıl sorun ise işsizliğin patlaması olarak önümüze gelecek.

Peki, kazananlar;  tüm gıda şirketleri, internet üzerinden iş yapan dağıtıcılar, deterjan, koruyucu kıyafet, kolonya üreticileri… Bu sektörlerdeki birçok şirket tüm zamanların rekor satışını yapıyor.

HİZMET SEKTÖRÜNDE KAZANAN EMEKÇİLER, YAŞAMLARINI NASIL SÜRDÜRECEK?

Asıl sıkıntı virüs nedeniyle değil, evde oturup işini kaybedecek olan insanların stres nedeniyle bağışıklık sistemlerinin çökmesinden olacak. Hayatını emeğiyle özellikle hizmet sektöründe kazanan emekçiler yaşamlarını nasıl sürdürecek.

Peki çözüm nedir?

Özellikle kamu bütçesi bizim gibi ülkelerde dolaylı vergilerle finanse ediliyor. Ne demek dolaylı vergi; alışveriş esnasında ödediğimiz KDV ve ÖTV (Özel Tüketim Vergisi) yaklaşık devlet gelirlerinin yüzde 60’ı buradan geliyor ve sistem kapatıldığı için kişiler, kurumlar ve devlet çok ciddi gelir kaybına uğruyor. Burada dış ticaret konusu çok önemli olduğu halde girmiyorum , başka bir yazıda detaylı açıklamamız gerekiyor.

KENDİNİZİ EVDE KARANTİNAYA ALIP BAĞIŞIKLIĞINIZI ARTIRARAK YENMEYE ÇALIŞIN

Halk virüs konusunda doğru bilgilendirilmeli her kafadan ses çıkmadan, bir doktor arkadaşın dediği gibi, “Hastanelerde yapacak çok bir şey yok virüsten şüpheleniyorsanız öncelikle kendinizi evde karantinaya alıp bağışıklığınızı artırarak yenmeye çalışın. Hastane son çare olmalı, hastaneye sağlam gidip virüsü alarak çıkabilirsiniz.”

Ekonomik faaliyetler kademeli olarak başlamalı, aksi takdirde hepimiz çok büyük bedel ödeyeceğiz. Virüs ağırlıklı olarak 80 yaş ortalamasına zarar vermektedir, bu şu demek; 70 yaş ile 90 yaş arası bu yaş aralığında olanlar kendilerini maksimum derecede korumalı ve evden çıkmaları kendilerine zarar vereceğinden olay etkisini azaltıncaya kadar evde kalmaya devam etmeli.

35 YAŞ GRUBUNUN EVDE KALMASI PSİKOLOJİK OLARAK ZARAR VERECEK

Ekonomik aktivite daha çok ortalama 35 yaş civarı emek üzerinde yoğunlaşıyor ve bu insanlar virüsten en az etkilenen gruptur. Bu grubun evde kalması psikolojik olarak zarar verecek, toplum sağlığı ve işsizlik genç ve orta yaş kuşağını olumsuz etkileyeceğinden ödenecek bedel virüs ötesi olabilecektir.

Piyasalarda şu anda hem arz ve hem de talep tarafında sıkıntı vardır ve bir an önce reel sektörün ne şekilde çalışabileceği planlanmalı, tüm şirketler ve devlet bütçesi yeni koşullara göre revize edilmeli.

Sağlık kuruluyla koordineli çalışacak, ekonomi kurulu ve tarım kurulu ivedilikle oluşturulmalı. İçinde yaşanan ortam tarımda kendi kendine yeterliliğin önemini bir kez daha gösterdi. Ekonomik kurul da akademisyenlerin yanı sıra, sanayi odaları, ticaret odaları gibi kuruluşların temsilcileri bulunmalı.

Olayı başarıyla yöneten Almanya ve Güney Kore örneği incelenmeli ve destek alınmalı.

Dr. Fatih Anıl

anil@turcomoney.com

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası