– Son dönemlerde ihracatçı sanayi ve tarım şirketleri, Türk lirası cinsinden artan üretim maliyetlerinden yakınıyor. Şirketler, te yandan baskılanan döviz kurları nedeniyle ayrıca kayıp yaşıyor. TCMB’nin finansmana erişimi daraltan önlemleri, enflasyonun üzerinde artmaya devam eden kamu harcamalarının finansmanı amaçlı maliye politikaları da eklenince reel sektörün finansmana erişim sorunu ve yüksek finansman maliyetleri iyice artmaya başladı.
– 2001 krizi sonrasında uluslararası standartlara uygun yasal düzenlemeler ve doğru uygulamalar ile hızlı bir büyüme dönemine giren bankacılık sektörü, pandemi sonrası dönemden başlayarak sektörün kendi büyümesinin ve ekonominin kaynak ihtiyacını karşılamada yetersiz kaldı. Bu durum da şirketlerin finansmana erişimini olumsuz etkiledi. Özetle şirketler, baskılanan döviz kurları ve yüksek finansman maliyetleri nedeniyle son dönemlerde büyük sıkıntı yaşıyor.
Finansmana erişim ve finansman maliyetleri konusu, uzunca bir süredir reel sektör gündeminin üst sırasındaki yerini meşgul ediyor. Özellikle de sanayide ve tarımda üretici ihracatçı şirketlerin bir yandan Türk lirası cinsinden artan üretim maliyetleri, diğer yandan da ihracat gelirlerinin baskılanan döviz kurları nedeniyle uğradıkları ihracat gelirlerinin Türk lirası karşılığında uğradığı kayıplar bu şirketlerin işletme sermayesi finansmanına yönelik kredi taleplerini artırdı. Ekonomi yönetiminin uygulamaya çalıştığı dezenflasyon sürecinin bir boyutu da finansmana erişimin sınırlandırılması ve finansman maliyetlerinin artırılması olunca doğal olarak üretici-ihracatçı firmalar bu dönemde diğer firmalara göre daha olumsuz etkilendiler. TCMB’nin finansmana erişimi daraltan önlemlerine, enflasyonun üzerinde artmaya devam eden kamu harcamalarının finansmanı amaçlı maliye politikaları da eklenince reel sektörün finansmana erişim sorunu ile yüksek finansman maliyetlerinden şikayetler iş aleminin her platformunda dile getiriliyor. Son dönemde bu şikayetler biraz daha yüksek sesle ifade ediliyor. Bu yazımızda, finansmana erişimin kurumsal yapısı ile son üç yıldaki değişimini özetleyip gelinen aşamada mevcut durumun finansmana erişimdeki yerini değerlendirmeye çalışacağız.
TÜRKİYE’DE 67 BANKA FAALİYET GÖSTERİYOR
Türkiye’de; BDDK’nın düzenleme ve denetiminde faaliyet gösteren, TCMB’nin karar ve uygulamalarından etkilenen bir finansal yapı bulunuyor. Bu yapıda; 36 mevduat bankası, 21 kalkınma ve yatırım bankası, 9 katılım bankası ile TMSF’ye ait Birleşik Fon Bankası olmak üzere toplam 67 banka faaliyet gösteriyor. Bankalar yanında kendi mevzuatına uygun finansman sağlayan 21 finansal kiralama (leasing) şirketi, 49 faktoring şirketi, 28 varlık yönetim şirketi, 25 finansman şirketi, 9 tasarruf finansmanı şirketi ile 3 finansal holding şirketi faaliyet gösteriyor. Finansmana erişimde bu finansal yapının en büyük aktörü şüphesiz bankacılık olup aktif büyüklük, mevduat, kredi büyüklüğü kriterlerine göre farklılık göstermekle birlikte bankacılığın %90’ından fazlasını da TBB üyesi mevduat bankaları ile kalkınma ve yatırım bankaları oluşturuyor. Ayrıca finansal yapının bankacılık dışındaki kuruluşları da bankacılık sisteminden besleniyorlar.
TİCARİ BANKACILIĞIN SON ÜÇ YILI…
Girişte de belirttiğimiz gibi finansal kuruluşlar, BDDK düzenlemeleri ile TCMB kararları ve uygulamalarından etkileniyor. Bankalar, bir yandan yurt içi faaliyetleri yürütürken diğer yandan da Türkiye’nin dünya ile ticaretinin ve Türkiye ekonomisinin ihtiyaç duyduğu yurt dışı finansman ihtiyacının karşılanması için yoğun bir çalışma gösteriyor. Ticari, yatırım ve kalkınma kategorisinde yer alan TBB üyesi (bankacılık sektörünün %90’ından fazlasını oluşturan) 58 bankanın temel göstergelerinin son 3 yılda gösterdiği değişimi yandaki tabloda görebilirsiniz. (Tablodaki tutarlar BDDK tarafından dolar cinsinden açıklanan değerlere, Türk lirası cinsinden açıklanan değerler (Mart aylarının son günü TCMB alış kurları ile) dolara dönüştürülerek eklendi; toplam tutarlar ABD doları cinsinden gösterildi)
PANDEMİ SONRASINDA BANKACILIK SEKTÖRÜ, KAYNAK İHTİYACINI KARŞILAMADA YETERSİZ KALDI
Türk bankacılık sektöründe 2001 krizi sonrasında uluslararası standartlara uygun yasal düzenlemeler ve doğru uygulamalar ile hızlı bir büyüme dönemine girildi, 2017 yılına gelindiğinde sektörün büyüklüğü, Türkiye’nin milli geliri düzeyine ulaştı. Yine aynı dönemde sektörün (ve genelde ekonominin) kolayca dış kaynak erişiminin olduğu, mevduatın üzerinde seyreden K/M oranları ile ekonominin kaynak ihtiyacını karşılayabildiğini görüyoruz. Ancak, pandemi sonrası dönemden başlayarak sektörün kendi büyümesinin ve ekonominin kaynak ihtiyacını karşılamada yeterli olmadığı, bu durumun da finansmana erişimi olumsuz etkilediği anlaşılıyor.
Adnan YILDIRIM
Ekonomi Bakan Yardımcısı (2014-2015)
Türk Eximbank Genel Müdürü (2016-2019)
yildirim@turcomoney.com
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
İsim *
Email *
Daha sonraki yorumlarımda kullanılması için adım, e-posta adresim ve site adresim bu tarayıcıya kaydedilsin.
Δ
Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.