Son Haberler

İktisat esasen bir insan bilimidir…

– İktisat bilimi, özellikle II. Dünya Savaşı sonrasında yöneldiği yoğun matematiksel formalizm ile insan davranışını rasyonel bir makineye indirgeme eğilimini sürdürdü. Ancak bu yerleşik paradigmanın, özellikle büyük ekonomik-finansal krizleri öngörmekte ve çözümlemekte yaşadığı sistematik başarısızlıklar, ana akım iktisadın “tam rasyonalite” varsayımını derin bir meşruiyet krizine sürükledi. Modern modellerin steril yapısı, piyasaların içsel dinamiklerindeki insani çalkantıları hesaba katmakta yetersiz kaldı.

– Keynes’e göre iktisat, sadece rakamların değil, insanın eyleme geçme arzusunun bir ürünüdür. Keynes, geleceğin kökten belirsiz olduğunu ve rasyonel hesaplamaların bu belirsizlik karşısında tek başına yeterli olamayacağını savunur. İktisat biliminin “kasvetli bilim” yaftasından kurtulup gerçek bir “insan bilimi” haline gelmesi için  felsefe, sosyoloji, tarih, psikoloji ve antropoloji ile kopan bağlar yeniden kurulmalıdır.

İktisat bilimi, özellikle II. Dünya Savaşı sonrasında yöneldiği yoğun matematiksel formalizm ile insan davranışını rasyonel bir makineye indirgeme eğilimini sürdürdü. Ancak bu yerleşik paradigmanın, özellikle büyük ekonomik-finansal krizleri öngörmekte ve çözümlemekte yaşadığı sistematik başarısızlıklar, ana akım iktisadın “tam rasyonalite” varsayımını derin bir meşruiyet krizine sürükledi. Modern modellerin steril yapısı, piyasaların içsel dinamiklerindeki insani çalkantıları hesaba katmakta yetersiz kaldı.

İktisadın insanı ruhsal ve iradi belirsizliklerinden kopararak sadece ölçülebilir olana odaklanması, disiplini öteden beri “kasvetli bilim” (Thomas Carlyle’ın ifadesiyle dismal science) olarak yaftaladı. Rasyonalist kurgu, insanın neden çoğu zaman mantıksız bir inatla hareket ettiğini veya neden ani bir korkuyla piyasadan çekildiğini açıklamakta yetersiz kalıyor. Bu teorik boşluk, John Maynard Keynes’in psikolojik denilebilecek müdahalesini zorunlu kıldı.

KEYNES’İN RASYONALİTEYE YÖNELİK ONTOLOJİK ELEŞTİRİSİ

Keynes, “Genel Teori” eseriyle iktisadi düşünceye radikal bir darbe vururken, rasyonalite duvarını yıkan temel dinamik olarak Antik Yunan’dan itibaren tartışılan Spiritus Animalis kavramını yeniden canlandırdı. Keynes’e göre iktisat, sadece rakamların değil, insanın eyleme geçme arzusunun bir ürünüdür. Keynes’in rasyonaliteye yönelik ontolojik eleştirisinde öne çıkan hususları şöyle özetleyebiliriz:

* Matematiksel Beklenti karşısında Anlık Dürtü: Keynes, geleceğin kökten belirsiz olduğunu ve rasyonel hesaplamaların bu belirsizlik karşısında tek başına yeterli olamayacağını savunur. Kararlarımızın çoğu, “sayısal faydaların ağırlıklı ortalaması” gibi mekanik bir hesabın değil, bizi ataletten kurtarıp eyleme iten “anlık bir dürtünün” ve hayvansal ruhların sonucudur. Hayvansal ruhlar, sadece birer “duygu” değil, rasyonel analizin tıkandığı noktada boşluğu dolduran “eylem enerjisidir”.

* Girişimcilik ve İyimserlik: Ekonomik canlılık, girişimcilerin içindeki bu ruhun varlığına göbekten bağlıdır. Keynes’in vurguladığı üzere, “eğer hayvansal ruhlar söndürülür ve anlık iyimserlik sarsılırsa”, sadece matematiksel beklentilere dayanan girişimler solar ve ölür. Rasyonel hesaplama ancak hayvansal ruhların sağladığı yaşamsal itki ile desteklendiğinde anlamlı bir ekonomik faaliyete dönüşebilir.

* Psikolojik Dalgalanmalar ve Modern Krizler: Güven, korku ve umut gibi unsurlar yatırım kararlarının asli motorudur. Akerlof ve Shiller, Keynes’in bu mirasını modern krize uyarlayarak, 2008 gibi büyük çöküşlerin temelinde “hayvansal güdülerin” ani ve kitlesel bir şekilde yön değiştirmesinin yattığını belirtirler. Thomas Sedlacek ise bu ruhu, insanın yaban hayatından kente getirdiği, matematiksel analizle evcilleştirilemeyen kadim bir motivasyon kaynağı olarak tanımlar.

İKTİSAT, “YAŞAMIN ALTIN AĞACI”NI GÖREBİLDİĞİ ÖLÇÜDE İNSANLIĞIN KRİZLERİNE ÇÖZÜM ÜRETEBİLİR

O halde modern iktisat, ulaştığı aşırı matematiksel formalizm aracılığıyla somut olguları ölçme başarısı gösterse de, insan gerçeğinin ölçülemeyen boyutlarını analiz dışı bırakmak suretiyle kendi körlüğünü de yarattı. Oysa tarihsel ve modern krizler göstermektedir ki; insan sadece bir akıl varlığı değildir, o aynı zamanda duyguları, sezgileri ve ataleti kıran iradesiyle var olan bir bütündür.

Başka bir deyişle, rasyonel kalıplara sığmayan hayvansal ruhlar, iktisadi gerçekliğin bir kusuru değil, bizatihi yaşamın içinde var olan bir gerçekliktir. İktisat, ancak Goethe’nin Faust eserindeki ifadesiyle “yaşamın altın ağacı”nı görebildiği ve insanın ölçülemeyen ruhsal enerjisini kabul ettiği ölçüde insanlığın krizlerine sahici çözümler üretebilecektir.

İktisat biliminin “kasvetli bilim” yaftasından kurtulup gerçek bir “insan bilimi” haline gelmesi için  felsefe, sosyoloji, tarih, psikoloji ve antropoloji ile kopan bağlar yeniden kurulmalı ve Spiritus Animalis gibi “ölçülemeyen” boyutlar, sofistike teknik modeller tarafından dışlanması gereken “hata payları” değil, piyasa dinamiklerini asıl yöneten merkezi değişkenler olarak kabul edilmelidir.

Not: Kapak görseli, yapay zekâ asistanı Gemini tarafından yapılmıştır.

Doç. Dr. Ertuğrul KIZILKAYA

İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi

kizilkaya@turcomoney.com

 

Yorum yok

Yorum Yazın

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

*

*

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

İlgili Haberler