Son Haberler

Jeopolitik riskler ve merkez bankalarının yönlendirmeleri ve piyasalar…

– ABD–İran arasındaki gerilim ve müzakere süreci devam ediyor. Hürmüz Boğazı’ndaki geçiş sınırlamaları, küresel enerjinde arzını aksamalara neden oluyor.  Öte yandan Brent petrol fiyatlarında yüksek oynaklık yaşanıyor. Ayın ilk yarısında enerji arzına ilişkin endişeler ve çatışma riskinin yeniden artabileceğine yönelik kaygılar, Brent petrol fiyatlarını 100 dolar seviyesinin üzerine taşıdı.  Ayın son bölümünde ise diplomatik temasların hız kazanmasıyla petrol fiyatları düşeşe geçti.

– ABD’de açıklanan enflasyon verilerinin görece yüksek seyretmesi, Fed’e yönelik faiz indirim beklentilerinin ötelenmesine neden oldu. Fed yetkililerinin açıklamalarında enflasyonda kalıcı düşüş görülmeden para politikası duruşunda erken gevşemeye gidilmeyeceğine yönelik mesajlar öne çıktı. Ayrıca, Fed Başkanı Powell’ın görev süresinin sona ermesinin ardından görevi devralan Kevin Warsh’ın para politikası yaklaşımına ilişkin beklentiler de küresel piyasalarda yakından takip edilen başlıklardan biri oldu.

– Yurt içinde ise mayıs ayında TCMB, Enflasyon Raporu’nda güncelleme yaptı. Nisan ayında TÜFE, piyasa beklentileri olan aylık %3,23 ve yıllık %31,16 seviyelerinin üzerinde gerçekleşerek aylık bazda %4,18, yıllık bazda ise %32,37 artış kaydetti. TCMB, 14 Mayıs tarihinde yayımladığı yılın ikinci Enflasyon Raporu’nda 2026 yıl sonu enflasyon tahminini %26 olarak açıklarken, ara hedefini ise %16 seviyesinden %24 seviyesine yukarı yönlü revize eti.

– Mayıs ayında EURUSD paritesi, 1.1570–1.1800 bandında dalgalı bir görünüm sergiledi. ABD-İran savaşı ve Hürmüz Boğazı kaynaklı enerji şoku, küresel enflasyon beklentilerini yeniden yukarı çekti Petrol fiyatlarının ay içinde sert yükselmesi, Fed’in faiz indirimine yönelik beklentileri zayıflattı, dolar güvenli liman talebinden destek buldu. Buna karşın ayın son bölümünde ABD-İran görüşmelerine ilişkin iyimser haberler ve petrolün 100 doların altına gerilemesi, dolar üzerindeki baskıyı artırdı, paritenin yeniden 1.17 üzerine yönelmesini sağladı.

– Küresel hisse senedi piyasalarında mayıs ayı genelinde alıcılı bir görünüm öne çıkarken, BIST-100 Endeksi 11 Mayıs’ta 15.204,92 puan seviyesine ulaşarak TL bazında rekor tazeledi. Ancak, iç siyasi gelişmelere ilişkin haber akışının etkisiyle endeks, 22 Mayıs’ta 12.966,26 seviyesine kadar geriledi ve mayıs ayını aylık bazda %5,4 düşüşle 13.662,75 puandan tamamladı. Sınai Endeksi mayıs ayında %0,67 değer kaybederken, Banka Endeksi’nde ise düşüş %8,56 olarak gerçekleşti.

– Dezenflasyon sürecinde jeopolitik riskler ve enerji fiyatlarındaki yükseliş kaynaklı bozulmalar öne çıksa da, sıkı para politikası duruşunun korunması ve ilerleyen dönemde faiz indirim sürecinin yeniden başlayabileceğine yönelik beklentiler çerçevesinde, yabancı yatırımcı ilgisinin seyrine de bağlı olarak BIST 100 Endeksi’nin haziran ayında dalgalı bir görünüm sergilemesini bekliyoruz. Jeopolitik risklerde yaşanabilecek olası bir normalleşme durumunda ise orta ve uzun vadeli görünüm açısından kademeli alım yapılabilir.

Mayıs ayında Orta Doğu kaynaklı jeopolitik gelişmeler küresel piyasaların ana gündem maddesi olmayı sürdürdü. ABD–İran hattında devam eden gerilim ve müzakere sürecine ilişkin haber akışı, Hürmüz Boğazı üzerinden küresel enerji arzında aksama yaşanabileceğine yönelik endişelerin piyasa gündeminde kalmasına neden olurken, Brent petrol fiyatlarında yüksek oynaklık izlendi. Ayın ilk yarısında enerji arzına ilişkin endişeler ve çatışma riskinin yeniden artabileceğine yönelik kaygılar Brent petrol fiyatlarını 100 dolar seviyesinin üzerine taşırken, ayın son bölümünde taraflar arasında diplomatik temasların hız kazandığına yönelik gelişmeler petrol fiyatlarında geri çekilmeyi beraberinde getirdi. Buna karşın, bölgede kalıcı bir normalleşmeye ilişkin belirsizliklerin devam etmesi, enerji fiyatları üzerinden küresel enflasyon görünümüne yönelik risklerin canlı kalmasına neden oldu.

FED’İN YENİ BAŞKANI KEVIN WARSH’IN PARA POLİTİKASI KÜRESEL PİYASALARDA TAKİP EDİLECEK

Küresel para politikası tarafında ise jeopolitik gelişmelerin enerji fiyatları kanalıyla enflasyonun görünümünü bozması, büyük merkez bankalarının temkinli duruşunu korumasına yol açtı. ABD’de açıklanan enflasyon verilerinin görece yüksek seyretmesi, Fed’e yönelik faiz indirim beklentilerinin ötelenmesine neden oldu. Fed yetkililerinin açıklamalarında enflasyonda kalıcı düşüş görülmeden para politikası duruşunda erken gevşemeye gidilmeyeceğine yönelik mesajlar öne çıktı. Ayrıca, Fed Başkanı Powell’ın görev süresinin sona ermesinin ardından görevi devralan Kevin Warsh’ın para politikası yaklaşımına ilişkin beklentiler de küresel piyasalarda yakından takip edilen başlıklardan biri oldu.

GELİŞMİŞ ÜLKELERİN EKONOMİLERİ KÜÇÜLÜYOR, ENFLASYONU ARTIYOR

Avrupa tarafında enerji fiyatlarındaki yükselişin enflasyon görünümü üzerindeki etkileri ve büyüme görünümüne ilişkin aşağı yönlü riskler öne çıktı.  Euro Bölgesi’nde açıklanan veriler ekonomik aktivitede kırılgan görünümün sürdüğüne işaret ederken, sanayi üretimi ve dış ticaret verileri zayıf talep koşullarını destekledi. ECB yetkililerinin açıklamalarında enflasyon görünümüne yönelik risklerin sürdüğü vurgulanırken, piyasalarda Haziran toplantısında faiz artırım ihtimalinin belirgin şekilde güçlendiği görülüyor. Asya tarafında ise Çin’de büyümeyi destekleyici politika adımları ve teşvik beklentileri gündemde kalmaya devam ederken, Japonya tarafında BoJ’un haziran ayında politika faizini %1,00 seviyesine yükseltebileceği beklentisi öne çıktı, zayıf yen, enerji fiyatları ve enflasyon görünümü ülkede para politikası açısından yakından izlenen başlıklar arasında yer aldı. Bu çerçevede gelişmiş ekonomiler genelinde büyüme görünümüne ilişkin aşağı yönlü, enflasyon görünümüne ilişkin yukarı yönlü riskler öne çıkarken, enerji fiyatlarındaki oynaklık, zayıflayan talep koşulları ve merkez bankalarının para politikası patikasına ilişkin soru işaretleri ekonomik görünüme dair belirsizliklerin sürmesine neden oldu.

MERKEZ BANKASI, 2026 YIL SONU ENFLASYON TAHMİNİNİ %26 OLARAK AÇIKLADI

Yurt içinde ise mayıs ayında TCMB’nin Enflasyon Raporu’nda yaptığı güncellemeler, enflasyon görünümü ve iç siyasi gelişmeler piyasaların odağında yer aldı. Nisan ayında TÜFE, piyasa beklentileri olan aylık %3,23 ve yıllık %31,16 seviyelerinin üzerinde gerçekleşerek aylık bazda %4,18, yıllık bazda ise %32,37 artış kaydetti. TCMB, 14 Mayıs tarihinde yayımladığı yılın ikinci Enflasyon Raporu’nda 2026 yıl sonu enflasyon tahminini %26 olarak açıklarken, ara hedefini ise %16 seviyesinden %24 seviyesine yukarı yönlü revize eti. Raporda enerji fiyatlarında yaşanan yükseliş, küresel jeopolitik gelişmeler ve finansal koşullardaki görünümün dezenflasyon süreci üzerindeki riskleri artırdığına dikkat çekilirken, sıkı para politikası duruşunun sürdürüleceği vurgulandı. Ayrıca enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışlarında kalıcı iyileşme sağlanana kadar mevcut politika çerçevesinin korunacağı mesajı öne çıktı.

“MUTLAK BUTLAN” KARARI, HUKUKİ VE SİYASİ BELİRSİZLİKLERE NEDEN OLDU

Öte yandan, 21 Mayıs tarihinde CHP’nin 38. Olağan Kurultayı ile 21. Olağanüstü Kurultayı’na ilişkin davada Ankara Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen “mutlak butlan” kararı, mayıs ayının son döneminde yurt içi piyasaların yakından takip ettiği başlıklardan biri oldu. Kararın ardından kurultay sürecinin hukuki ve siyasi sonuçlarına ilişkin belirsizlikler gündeme gelirken, sürece yönelik haber akışı TL varlıklarda fiyat oynaklığının artmasına neden oldu. İç siyasi gündeme ilişkin gelişmelerin yanı sıra küresel risk iştahındaki seyir, rezerv görünümü ve yabancı yatırımcı davranışı da piyasa fiyatlamaları üzerinde belirleyici olmaya devam etti.

PETROL FİYATLARININ AY İÇİNDE SERT YÜKSELMESİ, FED’İN FAİZ İNDİRİMİNE YÖNELİK BEKLENTİLERİ ZAYIFLATTI

Mayıs ayında EURUSD paritesi, 1.1570–1.1800 bandında dalgalı bir görünüm sergiledi. Ayın ana hikâyesi, ABD-İran savaşı ve Hürmüz Boğazı kaynaklı enerji şokunun küresel enflasyon beklentilerini yeniden yukarı çekmesi oldu. Petrol fiyatlarının ay içinde sert yükselmesi, Fed’in faiz indirimine yönelik beklentileri zayıflatırken dolar zaman zaman güvenli liman talebinden destek buldu. Buna karşın ayın son bölümünde ABD-İran görüşmelerine ilişkin iyimser haber akışı ve petrolün 100 doların altına gerilemesi, dolar üzerindeki baskıyı artırarak paritenin yeniden 1.17 üzerine yönelmesini sağladı.

ECB’NİN BÜYÜME-ENFLASYON DENGESİ PARİTENİN YÖNÜ AÇISINDAN BELİRLEYİCİ OLACAK

Hürmüz Boğazı’ndaki kesintilerin küresel arz ve büyüme üzerinde ciddi risk yarattığına yönelik değerlendirmeler, Euro Bölgesi açısından da enerji maliyetleri ve büyüme görünümünü önemli bir gündem haline getirdi. Euro Bölgesi’nde Mayıs öncü PMI verilerinin zayıflaması, eurodaki yükselişin kalıcı olmasını sınırlarken, ABD tarafında haftalık işsizlik başvurularının düşük seviyelerde kalması doların tamamen zayıflamasını engelledi. Haziran ayında Fed’in enerji kaynaklı enflasyon risklerine vereceği tepki ve ECB’nin büyüme-enflasyon dengesi paritenin yönü açısından belirleyici olacaktır. Teknik olarak 1.1570–1.1600 bandı destek, 1.1800 seviyesi ise güçlü direnç olarak izlenebilir; 1.18 üzeri kalıcılıkta 1.19 bölgesi gündeme gelebilir.

YÜKSEK FAİZ BEKLENTİSİ GETİRİ SAĞLAMAYAN ALTIN İÇİN BASKI UNSURU OLMAYA DEVAM ETTİ

Ons altın, mayıs ayında 4,450–4,775 dolar bandında dalgalı bir seyir izlemiştir. Ayın ilk bölümünde İran savaşı, Hürmüz Boğazı’ndaki arz kesintileri ve enerji fiyatlarında görülen sert yükseliş, güvenli liman talebini destekleyerek altının üst banda yakın kalmasını sağladı. Hürmüz Boğazı’ndaki bozulmanın küresel petrol ve LNG akışının önemli bir bölümünü etkileyebileceğine yönelik değerlendirmeler, piyasalarda enflasyon ve büyüme endişelerini birlikte artırdı. Ancak ayın ikinci yarısında ABD-İran görüşmelerine dair olumlu haberler ve petrol fiyatlarının 100 doların altına gevşemesiyle altındaki jeopolitik risk primi kısmen azaldı. Buna rağmen Fed tutanaklarında enerji kaynaklı enflasyon baskılarının para politikası açısından risk oluşturmaya devam ettiğine yönelik şahin ton, altın fiyatlarında yukarı yönlü hareketleri sınırladı. Çünkü yüksek faiz beklentisi getiri sağlamayan altın için baskı unsuru olmaya devam etti. Haziran ayında altın için ana belirleyiciler Fed’in faiz patikası, enerji fiyatları ve Orta Doğu’daki diplomatik sürecin kalıcılığı olacak. Teknik olarak 4,450 seviyesi güçlü destek, 4,775 seviyesi ana direnç olarak öne çıkıyor. 4,775 üzerinde kalıcılık sağlanması halinde 4,850–4,900 bandına doğru yeni bir yükseliş dalgası görülebilir.

“MUTLAK BUTLAN” KARARI SONRASINDA PİYASALARDA OYNAKLIK ARTTI

Mayıs ayında USDTRY kuru, küresel risk iştahındaki dalgalanmalar ve içeride siyasi belirsizliğin etkisiyle kademeli yükselişini sürdürerek 45.30–45.78 bandında hareket etti. Ayın en önemli yurtiçi gelişmesi, CHP kurultayına ilişkin “mutlak butlan” kararı sonrasında piyasalarda artan oynaklık oldu. Kararın ardından TL’de değer kaybı hızlanırken, Bloomberg’e dayandırılan haberlerde kamu bankaları aracılığıyla Türk Lirası’nı desteklemek amacıyla yaklaşık 6 milyar dolarlık döviz satışı yapıldığı belirtildi. Bu müdahale kurdaki sert hareketi sınırlasa da siyasi belirsizlik, risk primindeki yükseliş ve küresel dolar talebi TL üzerinde baskının devam etmesine neden oldu. Dış tarafta Hürmüz Boğazı’ndaki kesintiler ve petrol fiyatlarındaki sert yükseliş, enerji ithalatçısı konumundaki Türkiye açısından cari denge ve enflasyon beklentileri üzerinden ek kırılganlık yarattı. UNCTAD (Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı), Hürmüz kaynaklı enerji şokunun gelişmekte olan ülkelerde para birimleri ve dış finansman maliyetleri üzerinde baskı yaratabileceğine dikkat çekti. Haziran ayında kur açısından TCMB’nin rezerv yönetimi, sıkı para politikası duruşu, iç siyasi haber akışı ve petrol fiyatlarının seyri belirleyici olacaktır. Teknik açıdan 45.30 seviyesi kısa vadeli destek, 46.00 zirvesi ise ana direnç konumunda bulunuyor; bu seviyenin aşılması halinde 47.00 psikolojik eşiği gündeme gelebilir.

İÇ SİYASİ GELİŞMELER, KÜRESEL RİSK İŞTAHI VE TL VARLIKLARIN PERFORMANSI…

Haziran ayında küresel piyasaların odağında Orta Doğu’daki jeopolitik gelişmeler, enerji fiyatlarının seyri ve büyük merkez bankalarının para politikası adımları yer alacak ABD’de açıklanacak enflasyon, istihdam ve büyüme verileri ile 16–17 Haziran tarihlerindeki Fed toplantısı küresel risk iştahı açısından belirleyici olurken, Fed’in yeni yönetim dönemindeki iletişim dili ve politika yaklaşımı piyasalar tarafından yakından takip edilecek. Avrupa tarafında 11 Haziran’daki ECB toplantısı, enflasyon ve büyüme görünümüne ilişkin veriler öne çıkarken, Çin’de ekonomik aktiviteye ilişkin göstergeler ve olası teşvik adımları izlenecek.

Yurt içinde ise 5 Haziran tarihinde açıklanacak enflasyon verisi ve 11 Haziran tarihinde gerçekleştirilecek TCMB Para Politikası Kurulu toplantısı piyasaların ana gündem maddeleri arasında yer alıyor. Enflasyonun ana eğilimi, enerji fiyatlarının etkisi, iç talep görünümü ve rezerv dinamikleri para politikası beklentileri açısından belirleyici olmayı sürdürürken, iç siyasi gelişmelere ilişkin haber akışı ve küresel risk iştahındaki seyir TL varlıkların performansı üzerinde etkili olmaya devam edecektir.

TCMB’NİN POLİTİKA FAİZİNDE İNDİRİME GİTMESİ OLASI GÖRÜNMÜYOR…

TCMB’nin mart ayında faiz indirimlerine ara vermesinin ardından, nisan ayında da beklentilere paralel olarak faiz oranlarında değişikliğe gitmemesi, faiz indirimi beklentilerinin haziran ayı ve sonrasındaki toplantılara ötelenmesine neden oldu. Beklenti üzeri gelen nisan ayı enflasyonu, mayıs ayında yaşanan iç siyasi gelişmeler ve devam eden jeopolitik riskler göz önüne alındığında TCMB’nin haziran toplantısında da faiz indirimine gitmesi olası görünmüyor.

Küresel hisse senedi piyasalarında mayıs ayı genelinde alıcılı bir görünüm öne çıkarken, BIST-100 Endeksi 11 Mayıs’ta 15.204,92 puan seviyesine ulaşarak TL bazında rekor tazeledi. Ancak, iç siyasi gelişmelere ilişkin haber akışının etkisiyle endeks, 22 Mayıs’ta 12.966,26 seviyesine kadar geriledi ve mayıs ayını aylık bazda %5,4 düşüşle 13.662,75 puandan tamamladı. Sınai Endeksi mayıs ayında %0,67 değer kaybederken, Banka Endeksi’nde ise düşüş %8,56 olarak gerçekleşti.

ORTA VE UZUN VADELİ GÖRÜNÜM AÇISINDAN KADEMELİ ALIM ÖNERİYORUZ

Dezenflasyon sürecinde jeopolitik riskler ve enerji fiyatlarındaki yükseliş kaynaklı bozulmalar öne çıksa da, sıkı para politikası duruşunun korunması ve ilerleyen dönemde faiz indirim sürecinin yeniden başlayabileceğine yönelik beklentiler çerçevesinde, yabancı yatırımcı ilgisinin seyrine de bağlı olarak BIST 100 Endeksi’nin haziran ayında dalgalı bir görünüm sergilemesini bekliyoruz. Jeopolitik risklerde yaşanabilecek olası bir normalleşme durumunda ise orta ve uzun vadeli görünüm açısından kademeli alım yönündeki görüşümüzü koruyoruz.

Osman GÖKTAN

Şeker Yatırım Genel Müdürü

goktan@turcomoney.com

Yorum yok

Yorum Yazın

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

*

*

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

İlgili Haberler