– Petrol fiyatlarında haziran boyunca ABD-İran hattındaki haber akışına paralel olarak yüksek oynaklık izlendi. Ayın ilk yarısında çatışma riski ve Hürmüz kaynaklı arz endişeleriyle yüksek seviyelerde kalmayı sürdüren petrol fiyatları, anlaşma haberleri ve diplomatik temasların güç kazanmasıyla ayın ikinci yarısında belirgin biçimde geri çekildi. Brent petrol fiyatının ay sonuna doğru 72–74 dolar bandına gerilemesi piyasalarda kısa vadeli rahatlama sağladı.
– Fed’in Powell’dan sonraki yeni başkan Kevin Warsh yönetimindeki 16–17 Haziran tarihlerindeki ilk toplantısında politika faizi, %3,50–%3,75 aralığında sabit bırakıldı. Kararın oy birliğiyle alınması, kısa vadede geniş bir mutabakat bulunduğunu gösterdi. Ancak toplantının asıl önemi, Warsh’ın iletişim dili ve yeni Fed yaklaşımına ilişkin verdiği mesajlar oldu. Warsh, enflasyonun hedefin üzerinde seyrettiğini ve fiyat istikrarı sağlanmadan erken gevşeme sinyali verilmesinin uygun olmayacağını vurguladı.
– ECB’nin haziran toplantısında Eylül 2023’ten bu yana ilk kez faiz artırımına gitmesi, enflasyonla mücadelede temkinli duruşun korunduğunu gösterdi. Buna karşılık petrol fiyatlarında ayın ikinci yarısında görülen geri çekilme, ECB’nin temmuz toplantısında daha veri odaklı hareket edebileceği beklentilerini destekledi. Asya tarafında Çin’de teşvik beklentileri gündemde kalırken, BoJ politika faizini beklentilere paralel olarak %1,00 seviyesine yükselterek son 30 yılın zirvesine çıkardı.
– Yurt içinde ise haziran ayında TCMB’nin faiz kararı, mayıs ayı enflasyon verileri, rezerv görünümü ve iç siyasi gelişmelere ilişkin haber akışı piyasaların odağında yer aldı. Mayıs ayında TÜFE aylık bazda %1,71, yıllık bazda ise %32,61 artış kaydederek piyasa beklentisinin hafif üzerinde gerçekleşti. Yıllık enflasyonun yüksek seyrini koruması ise TCMB’nin temkinli duruşunu sürdürmesine neden oldu. TCMB, 11 Haziran tarihli Para Politikası Kurulu toplantısında politika faizini %37 seviyesinde sabit bıraktı.
– Temmuz ayında altın fiyatları açısından Fed’in faiz patikasına ilişkin beklentiler, ABD makroekonomik verileri, dolar endeksinin seyri ve tahvil getirilerindeki görünüm ana belirleyiciler olmaya devam edecek. Teknik olarak 4,000 seviyesi güçlü destek, 4,300 seviyesi ise ana direnç olarak öne çıkarken, 4,000 doların altında kalıcılık sağlanması halinde 3,900–3,850 bandına doğru geri çekilmenin derinleşmesi beklenebilir.
– Haziran ayında USDTRY kuru, küresel dolar talebinin güçlenmesi, Orta Doğu kaynaklı jeopolitik riskler ve içeride rezerv görünümüne ilişkin hassasiyetlerin etkisiyle kademeli yükselişini sürdürerek 45.80–46.60 bandında hareket etti. Temmuz ayında kur açısından TCMB’nin rezerv yönetimi, sıkı para politikası duruşunun devamı, petrol fiyatlarının seyri ve iç siyasi haber akışı belirleyici olacak. Teknik açıdan 46.00 seviyesi kısa vadeli destek, 47.0 bandı ise direnç konumunda bulunuyor.
– Jeopolitik risklerin yükselmesi nedeniyle TCMB’nin faiz indirimlerinde aceleci olmayacağı beklentileri kuvvetlendi. MSCI’ın Türkiye’ye yönelik eleştirilerinin etkisiyle hızlanan satışlar sonucunda kazançlarının bir kısmını geri veren BIST 100 Endeksi, Haziran ayını %3,8 artışla 14.183 puandan tamamladı. Ay genelinde Sınai Endeks %2,12 gerilerken Banka Endeksi %15,75 artış ile pozitif ayrışıyor. BIST-100 Endeksi’nin temmuz ayında dalgalı ancak yukarı yönlü tepki potansiyelini koruyan bir görünüm sergilemesini bekliyoruz.
Haziran ayında küresel piyasaların ana gündem maddelerini Orta Doğu kaynaklı jeopolitik gelişmeler, enerji fiyatlarındaki oynaklık ve büyük merkez bankalarının para politikası adımları oluşturdu. ABD–İran hattında ayın ilk yarısında devam eden gerilim ve Hürmüz Boğazı’na ilişkin arz endişeleri petrol fiyatları üzerinde yukarı yönlü baskıyı sürdürürken, enerji fiyatlarındaki oynaklık küresel enflasyon görünümü ve para politikası beklentileri açısından yakından takip edildi.
Ayın en önemli gelişmesi, ABD Başkanı Trump’ın 14 Haziran tarihinde İran ile savaşı sona erdirmeyi ve Hürmüz Boğazı’nda ticari geçişlerin yeniden normalleşmesini amaçlayan bir anlaşmaya varıldığını duyurması oldu. Anlaşma; çatışmaların durdurulması, deniz trafiğinin yeniden açılması ve nihai çözüm için müzakere sürecinin başlatılması çerçevesinde değerlendiridi. Ancak nükleer program, yaptırımların kalıcı şekilde kaldırılması ve bölgesel vekil güçlere ilişkin başlıkların sonraki görüşmelere bırakılması, anlaşmanın kalıcı normalleşmeden ziyade kırılgan bir ateşkes zemini sunduğuna işaret etti. Nitekim 14 Haziran sonrasında nükleer denetimler ve Hürmüz geçiş koşulları konusunda görüş ayrılıklarının sürmesi, jeopolitik risklerin tamamen ortadan kalkmadığını gösterdi. Ayın son bölümünde Körfez çevresinde kısa süreli karşılıklı saldırıların yaşanması ve ardından Doha’da yeni görüşmelerin gündeme gelmesi de sürecin kırılganlığını teyit etti.
BRENT PETROL FİYATININ AY SONUNA DOĞRU 72–74 DOLAR BANDINA GERİLEMESİ, PİYASALARDA KISA VADELİ RAHATLAMA SAĞLADI
Petrol fiyatlarında haziran boyunca ABD-İran hattındaki haber akışına paralel olarak yüksek oynaklık izlendi. Ayın ilk yarısında çatışma riski ve Hürmüz kaynaklı arz endişeleriyle yüksek seviyelerde kalmayı sürdüren petrol fiyatları, anlaşma haberleri ve diplomatik temasların güç kazanmasıyla ayın ikinci yarısında belirgin biçimde geri çekildi. Brent petrol fiyatının ay sonuna doğru 72–74 dolar bandına gerilemesi piyasalarda kısa vadeli rahatlama sağlarken, Hürmüz geçiş koşulları ve nükleer denetimlere ilişkin belirsizlikler, enerji fiyatları kaynaklı enflasyon risklerini gündemde tuttu.
Küresel para politikası tarafında Fed’in Powell’dan sonraki yeni başkan Kevin Warsh yönetimindeki ilk toplantısı öne çıktı. Fed, 16–17 Haziran tarihlerindeki toplantıda politika faizini %3,50–%3,75 aralığında sabit bıraktı. Kararın oy birliğiyle alınması, mevcut faiz seviyesine ilişkin Komite içinde kısa vadede geniş bir mutabakat bulunduğunu gösterdi. Ancak toplantının asıl önemi, Warsh’ın iletişim dili ve yeni Fed yaklaşımına ilişkin verdiği mesajlar oldu. Warsh, enflasyonun hedefin üzerinde seyrettiğini ve fiyat istikrarı sağlanmadan erken gevşeme sinyali verilmesinin uygun olmayacağını vurguladı. Ayrıca Fed’in daha az ileri yönlendirme yapan ve gelen verilere daha hızlı tepki veren bir çerçeveye geçebileceğine işaret etti.
AVRUPA MERKEZ BANKASI, FAİZ ARTIRIMINA GİTTİ, ENFLASYONLA MÜCADELEDE TEMKİNLİ DURUŞ KORUNDU
Avrupa tarafında enerji fiyatlarının enflasyon görünümü üzerindeki etkileri ve büyüme görünümüne ilişkin aşağı yönlü riskler öne çıktı. ECB’nin haziran toplantısında Eylül 2023’ten bu yana ilk kez faiz artırımına gitmesi, enflasyonla mücadelede temkinli duruşun korunduğunu gösterdi. Buna karşılık petrol fiyatlarında ayın ikinci yarısında görülen geri çekilme, ECB’nin temmuz toplantısında daha veri odaklı hareket edebileceği beklentilerini destekledi. Asya tarafında Çin’de teşvik beklentileri gündemde kalırken, BoJ politika faizini beklentilere paralel olarak %1,00 seviyesine yükselterek son 30 yılın zirvesine çıkardı.
MERKEZ BANKASI, POLİTİKA FAİZİNİ SABİT TUTTU
Yurt içinde ise haziran ayında TCMB’nin faiz kararı, mayıs ayı enflasyon verileri, rezerv görünümü ve iç siyasi gelişmelere ilişkin haber akışı piyasaların odağında yer aldı. Mayıs ayında TÜFE aylık bazda %1,71, yıllık bazda ise %32,61 artış kaydederek piyasa beklentisinin hafif üzerinde gerçekleşti. Buna karşın aylık enflasyonda nisan ayına göre belirgin yavaşlama izlenmesi, dezenflasyon sürecine ilişkin görünümü kısmen destekledi. Yıllık enflasyonun yüksek seyrini koruması ise TCMB’nin temkinli duruşunu sürdürmesine neden oldu.
TCMB, 11 Haziran tarihli Para Politikası Kurulu toplantısında politika faizini %37 seviyesinde sabit bıraktı. Karar metninde enflasyonun ana eğiliminin mayıs ayında bir miktar gerilediği belirtilirken, jeopolitik gelişmelerin enerji fiyatları kanalıyla enflasyon görünümü üzerinde risk oluşturmaya devam ettiği vurgulandı. TCMB, enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışlarında kalıcı iyileşme sağlanana kadar sıkı duruşun sürdürüleceği mesajını korudu.
Haziran ayında EURUSD paritesi %2’nin üzerinde değer kaybı yaşarken, bu düşüşte Orta Doğu’daki jeopolitik tansiyonun azalması, Hürmüz Boğazı kaynaklı arz endişelerinin hafiflemesi ve Fed’e yönelik faiz artırım beklentilerinin güçlenmesiyle birlikte dolara geçişlerin hızlanması etkili oldu. Ay içinde petrol fiyatlarının sert şekilde gerileyerek savaş öncesi seviyelere yaklaşması, küresel risk algısının dengelenmesine katkı sağlarken piyasa odağının yeniden Fed politikalarına kaymasına neden oldu. Bu ayki FOMC toplantısı, yeni Fed Başkanı Kevin Warsh’un ilk toplantısı olması açısından ayrıca önem taşırken, Fed’in politika faizini sabit bırakmasına rağmen toplantı sonrasında verilen mesajlar oldukça şahin algılandı. Yıl sonuna ilişkin enflasyon tahminlerinin yukarı yönlü revize edilmesi ve faiz indirim beklentilerinin zayıflaması, yılın geri kalanında faiz indirimi ihtimalinin büyük ölçüde masadan kalktığına işaret ederken, enflasyon görünümündeki bozulmanın devam etmesi halinde yeni bir faiz artırımının gündeme gelebileceği beklentisini güçlendirdi. Ay sonuna doğru açıklanan ve Fed’in yakından takip ettiği enflasyon göstergelerinden biri olan Çekirdek PCE verisinin yüksek seyrini koruması da bu beklentileri destekledi.
EURO BÖLGESİNDE ENFLASYON YÜKSEK SEYREDİYOR, ENDİŞELER DEVAM EDİYOR
Euro Bölgesi tarafında ise enerji maliyetlerindeki geri çekilme kısa vadede bir rahatlama sağlasa da büyüme görünümüne ilişkin kırılganlık devam etti. Haziran ayında açıklanan enflasyon verilerinin yüksek seyretmesi, bölge ekonomisine yönelik endişelerin canlı kalmasına neden olurken, Avrupa Merkez Bankası da Haziran toplantısında beklentiler doğrultusunda faiz artırımına giderek sıkı para politikası duruşunun bir süre daha korunabileceğine yönelik sinyaller verdi. Ancak ECB’nin faiz artırımına rağmen Fed tarafındaki daha şahin fiyatlamaların dolar lehine ayrışmayı güçlendirmesi, EURUSD paritesindeki aşağı yönlü hareketi destekledi. Teknik açıdan bakıldığında, paritede 50 ve 100 günlük hareketli ortalamaların bulunduğu 1.1580–1.1640 aralığı direnç bölgesi olarak takip edilebilirken, yukarı yönlü tepki denemelerinde bu bölgenin aşılamaması halinde satış baskısının yeniden güçlenmesi beklenebilir. Aşağıda ise 1.1300 seviyesi psikolojik destek olarak öne çıkarken, bu seviyenin kırılması paritede değer kaybının derinleşmesine neden olabilir.
ORTA DOĞU’DA JEOPOLİTİK TANSİYONUN DEVAM ETMESİ, ALTINA DEĞER KAYBETTİRDİ
Haziran ayında ons altın 3,950–4,380 dolar bandında dalgalı ve zayıf bir seyir izledi. Ayın ilk bölümünde Orta Doğu’da jeopolitik tansiyonun devam etmesi, altın fiyatlarında değer kaybını beraberinde getirdi. Ayın ortalarından itibaren jeopolitik tansiyon kademeli olarak düşmüş olsa dahi fiyatlamalarda jeopolitik gelişmelerden çok Fed’in faiz patikasına yönelik beklentiler belirleyici olmaya başladı. ABD’de faiz artırım beklentilerinin güçlenmesi, faiz getirisi olmayan altından çıkışların hızlanmasına ve dolar talebinin artmasına neden olurken, bu görünüm değerli metaldeki toparlanma çabalarını sınırladı. Doların güç kazanması ve ABD tahvil getirilerinde yukarı yönlü baskının korunması da altın üzerindeki satış baskısının ay genelinde devam etmesine yol açtı. Böylece ons altın, aylık bazda üst üste dördüncü kez değer kaybı yaşamış oldu. Temmuz ayında altın fiyatları açısından Fed’in faiz patikasına ilişkin beklentiler, ABD makroekonomik verileri, dolar endeksinin seyri ve tahvil getirilerindeki görünüm ana belirleyiciler olmaya devam edecek. Teknik olarak 4,000 seviyesi güçlü destek, 4,300 seviyesi ise ana direnç olarak öne çıkarken, 4,000 doların altında kalıcılık sağlanması halinde 3,900–3,850 bandına doğru geri çekilmenin derinleşmesi beklenebilir.
TEMMUZ AYINDA KURLARIN SEYRİNİ BELİRLEYECEK OLAN FAKTÖRLER
Haziran ayında USDTRY kuru, küresel dolar talebinin güçlenmesi, Orta Doğu kaynaklı jeopolitik riskler ve içeride rezerv görünümüne ilişkin hassasiyetlerin etkisiyle kademeli yükselişini sürdürerek 45.80–46.60 bandında hareket etti. Ayın en önemli gelişmesi, TCMB’nin 11 Haziran toplantısında politika faizini %37 seviyesinde sabit bırakması ve sıkı para politikası duruşunu koruması oldu. Karar sonrası kurda sert bir hareket görülmese de enerji fiyatlarındaki oynaklık, Türkiye’nin cari denge ve enflasyon beklentileri üzerinden TL üzerinde baskı yaratmaya devam etti. TCMB rezervlerinde haziran ortasında görülen gerileme de kur üzerindeki hassasiyeti artırırken, küresel tarafta dolar endeksinin Haziran ayında güçlenmesi gelişmekte olan ülke para birimlerine yönelik risk iştahını sınırladı. Temmuz ayında kur açısından TCMB’nin rezerv yönetimi, sıkı para politikası duruşunun devamı, petrol fiyatlarının seyri ve iç siyasi haber akışı belirleyici olacaktır. Teknik açıdan 46.00 seviyesi kısa vadeli destek, 47.0 bandı ise direnç konumunda bulunuyor. Bu bölgenin aşılması halinde 47.50 psikolojik eşiği gündeme gelebilir.
FED BAŞKANI WARSH’IN AÇIKLAMALARI, PİYASALARI NASIL ETKİLEYECEK?
Temmuz ayında küresel piyasaların odağında ABD–İran anlaşmasının uygulanma süreci, Hürmüz Boğazı’ndan enerji akışının normalleşip normalleşmeyeceği, petrol fiyatlarının seyri ve merkez bankalarının para politikası adımları yer alacaktır. ABD’de açıklanacak enflasyon, istihdam ve büyüme verileri ile 28–29 Temmuz tarihlerindeki Fed toplantısı küresel risk iştahı açısından belirleyici olacaktır. Warsh yönetimindeki Fed’in daha az ileri yönlendirme ve daha veri odaklı politika mesajları dikkate alındığında, temmuz ayında açıklanacak verilerin faiz patikasına ilişkin beklentiler üzerindeki etkisi artabilir. Avrupa’da 23 Temmuz’daki ECB toplantısı, Çin’de ekonomik aktivite göstergeleri ve Japonya’da BoJ’un normalleşme sürecine ilişkin mesajları takip edilecektir.
17 TEMMUZ’DA FITCH VE 24 TEMMUZ’DA MOODY’S TÜRKİYE’NİN KREDİ NOTUNU AÇIKLAYACAK
Yurt içinde ise temmuz ayının ilk haftasında açıklanacak haziran ayı enflasyon verisi ve 23 Temmuz tarihindeki TCMB Para Politikası Kurulu toplantısı piyasaların ana gündem maddeleri arasında yer alacaktır. Enflasyonun ana eğilimi, enerji fiyatlarındaki geri çekilmenin maliyetler üzerindeki etkisi, iç talep görünümü, rezerv dinamikleri ve likidite koşulları para politikası beklentileri açısından belirleyici olacaktır. Diğer yandan, 7 Temmuz’da Ankara’da başlaması beklenen ve ABD Başkanı Trump’ın katılacağı NATO toplantılarına yönelik beklentiler ve 17 Temmuz’da Fitch’in ve 24 Temmuz’da Moody’s’in Türkiye kredi notu gözden geçirmeleri piyasa üzerinde etkili olacaktır.
TCMB’NİN TEMMUZ AYI TOPLANTISINDA SIKI DURUŞUNU SÜRDÜRMESİ BEKLENİYOR …
TCMB’nin haziran ayında politika faizini %37 seviyesinde sabit tutması, faiz indirimi beklentilerini temmuz ve sonrasına öteledi. Yıllık enflasyonun yüksek seyri, jeopolitik riskler ve iç siyasi belirsizlikler nedeniyle TCMB’nin temmuz toplantısında da temkinli duruşunu koruması bekleniyor. Buna karşın petrol fiyatlarındaki geri çekilme, iç talepteki yavaşlama ve haziran enflasyonunda olası olumlu gerçekleşme, yılın ikinci yarısında faiz indirim beklentilerini destekleyebilir.
BIST-100 Endeksi haziran ayında jeopolitik gelişmeler, merkez bankalarının yönlendirmeleri ve yurt içi haber akışına bağlı olarak dalgalı bir görünüm sergiledi. Ay ortasında ABD–İran anlaşması, petrol fiyatlarındaki geri çekilme ve küresel risk iştahındaki toparlanma alımları desteklerken; ay sonunda kar satışları, MSCI tarafından Türkiye’ye yapılan şeffaflık uyarısı ve ABD–İran arasındaki anlaşmanın uygulanmasına ilişkin belirsizlikler kazançları sınırladı.
TCMB’NİN FAİZ İNDİRİMLERİNDE ACELECİ OLMAYACAĞI BEKLENİYOR
BIST-100 Endeksi de 19 Haziran tarihinde 14.876,07 puan seviyesini test etti. Ancak, dönem dönem jeopolitik risklerin yükselmesinin yanında TCMB’nin faiz indirimlerinde aceleci olmayacağı beklentilerinin kuvvetlenmesi ve MSCI’ın Türkiye’ye yönelik eleştirilerinin etkisiyle hızlanan satışlar sonucunda kazançlarının bir kısmını geri veren BIST 100 Endeksi, Haziran ayını %3,8 artışla 14.183 puandan tamamladı. Ay genelinde sektörel ayrışmalar belirginleşti ve Sınai Endeks %2,12 gerilerken Banka Endeksi %15,75 artış ile pozitif ayrışıyor.
Petrol fiyatlarındaki geri çekilme, TCMB’nin sıkı duruşu ve yılın ikinci yarısında faiz indirim sürecinin yeniden başlayabileceğine yönelik beklentiler çerçevesinde, BIST-100 Endeksi’nin temmuz ayında dalgalı ancak yukarı yönlü tepki potansiyelini koruyan bir görünüm sergilemesini bekliyoruz. Orta Doğu’da ateşkesin kalıcı hale gelmesi, Hürmüz üzerinden enerji akışının tamamen normalleşmesi ve haziran enflasyonunun dezenflasyonu desteklemesi halinde, orta ve uzun vadeli görünüm açısından kademeli alım yönündeki görüşümüzü koruyoruz.
Osman GÖKTAN
Şeker Yatırım Genel Müdürü
goktan@turcomoney.com
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
İsim *
Email *
Daha sonraki yorumlarımda kullanılması için adım, e-posta adresim ve site adresim bu tarayıcıya kaydedilsin.
Δ
Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.