Son Haberler

Orta Doğu’da tırmanan gerilim, piyasalarda risk iştahını belirgin şekilde zayıflattı…

– ABD–İsrail ile İran hattında devam eden gerilim, piyasalarda temkinli ve dalgalı bir seyrin öne çıkmasına neden oldu. ABD’nin bölgedeki adımlarına Avrupa ve NATO müttefiklerinden sınırlı destek gelmesi ise taraflar arasında görüş ayrılıklarının belirginleştiğine işaret ederek jeopolitik belirsizlikleri artırdı. Enerji tarafında Orta Doğu kaynaklı risklerin artmasıyla birlikte petrol ve doğal gaz fiyatlarında yukarı yönlü hareketler hız kazanırken, Hürmüz Boğazı’nın kapanması ve arz akışında yaşanan kesintiler piyasalarda volatiliteyi belirgin şekilde artırdı.

– Ticaret politikalarına ilişkin belirsizlikler Mart ayında arka planda kalırken, piyasalarda ana odak jeopolitik gelişmeler ve artan enerji fiyatları oldu. Bu çerçevede Fed, Mart toplantısında politika faizini %3,50–%3,75 aralığında sabit tuttu. Belirsizlikler devam ederken, Doğu’daki gelişmelerin olası etkilerinin yakından takip ediliyor. Çin’de büyümeyi destekleyici adımlar ve teşvik beklentileri gündemde kalırken, Japonya’da mevcut politika çerçevesi sürdürüldü. Bu çerçevede bölge genelinde küresel büyümeye ilişkin aşağı yönlü riskler devam ediyor.

– Özellikle Orta Doğu’daki gerilimle birlikte enerji fiyatlarında yaşanan yükseliş, küresel enflasyon beklentilerini yukarı çekerken, bu durum başta ABD Merkez Bankası olmak üzere büyük merkez bankalarının faizleri daha uzun süre yüksek tutabileceği yönündeki beklentileri güçlendirdi. Artan faiz beklentileri ve yükselen tahvil getirileri, getirisi olmayan bir varlık olan altının cazibesini azaltırken, aynı zamanda dolar endeksinde gözlenen güçlenme de altın fiyatları üzerinde baskı yaratan bir diğer önemli unsur olarak öne çıktı.

Mart ayında küresel risk iştahındaki zayıflama ve jeopolitik gelişmelerin etkisiyle BİST-100 Endeksi zayıf bir performans sergiledi. Ayın ilk yarısında zaman zaman görece olumlu fiyatlamalar görülse de yükselişler tepki mahiyetinde kaldı, yukarı yönlü bir trende dönüşmedi. Ay genelinde jeopolitik riskler ve kar realizasyonlarının etkisiyle endekste zayıflama eğilimi öne çıktı. TCMB’nin mart ayında faiz indirimlerine ara vermesinin ardından nisan ayında da faiz indirim beklentilerinin ötelenmesi, borsa üzerinde satış baskısının artmasına sebep oldu.

– BİST-100 Endeksi mart ayını satıcılı bir görünüm altında tamamlarken, ay genelinde sektörel ayrışmalar öne çıktı. Sınai Endeksi görece dirençli bir performans sergilerken, Bankacılık Endeksi belirgin biçimde negatif ayrıştı. BİST-100 Endeksi, ayı %7,8 düşüşle 12.700 puandan tamamladı. Sınai Endeksi ayı %4,63 düşüşle kapatmaya hazırlanırken Bankacılık Endeksi ise %24,3 düşüşle negatif ayrışmasını sürdürdü. Nisan ayında, ABD’nin dış politika adımları, ticaret politikalarına ilişkin gelişmeler ve jeopolitik risklerin seyri küresel risk iştahı üzerinde belirleyici olmaya devam edecek.

– Yurt içinde enflasyon verileri, S&P’nin not değerlendirmesi ve TCMB’nin para politikası duruşu piyasaların odağında olacaktır. Dezenflasyon sürecinin bozulmaması ve faiz indirimlerinin gecikmeli de olsa devam edeceği beklentisiyle, yabancı yatırımcı ilgisinin yeniden artıp artmamasına da bağlı olarak endeksin nisan ayında dalgalı bir seyir izlemesini bekliyoruz.  Jeopolitik risklerde olası bir gerileme durumunda ise orta ve uzun vadeli görünüm açısından kademeli alım yönündeki görüşümüzü koruyoruz.

Orta Doğu’da tırmanan çatışmalar, Mart ayında küresel piyasalarda fiyatlamaların ana belirleyicisi olurken, ABD’nin bölgeye yönelik askeri ve stratejik hamleleri jeopolitik risk algısını belirgin şekilde artırdı. ABD–İsrail ile İran hattında devam eden gerilim, piyasalarda temkinli ve dalgalı bir seyrin öne çıkmasına neden oldu. ABD’nin bölgedeki adımlarına Avrupa ve NATO müttefiklerinden sınırlı destek gelmesi ise taraflar arasında görüş ayrılıklarının belirginleştiğine işaret ederek jeopolitik belirsizlikleri artırdı.

Enerji tarafında Orta Doğu kaynaklı risklerin artmasıyla birlikte petrol ve doğal gaz fiyatlarında yukarı yönlü hareketler hız kazanırken, Hürmüz Boğazı’nın kapanması ve arz akışında yaşanan kesintiler piyasalarda volatiliteyi belirgin şekilde artırdı. Küresel petrol ticaretinin önemli bir kısmının bu hat üzerinden gerçekleşmesi, enerji arz güvenliğine yönelik riskleri daha görünür hale getirirken, artan enerji maliyetleri enflasyon görünümüne ilişkin yukarı yönlü riskleri yeniden gündeme taşıdı ve küresel piyasalarda temkinli fiyatlamaların güçlenmesine neden oldu.

ORTA DOĞU’DAKİ GELİŞMELERİN OLASI ETKİLERİ YAKINDAN TAKİP EDİLİYOR

Ticaret politikalarına ilişkin belirsizlikler Mart ayında arka planda kalırken, piyasalarda ana odak jeopolitik gelişmeler ve artan enerji fiyatları oldu. Bu çerçevede Fed, Mart toplantısında politika faizini %3,50–%3,75 aralığında sabit tutarken, ekonomik aktivitenin güçlü seyrini koruduğu, enflasyonun hedefin üzerinde kaldığı ve işgücü piyasasında dengelenme sinyallerinin izlendiği vurgulandı. Karar metninde ekonomik görünüme ilişkin belirsizliklerin yüksek seyrini koruduğu ve Orta Doğu’daki gelişmelerin olası etkilerinin yakından takip edildiği ifade edilirken, para politikasında veri odaklı ve temkinli duruşun sürdürüleceği mesajı verildi. Komite üyelerinden birinin faiz indirimi yönünde oy kullanması ise politika patikasına ilişkin görüş ayrılıklarının sürdüğüne işaret etti.

Avrupa ve Asya tarafında ise zayıf büyüme görünümü ve küresel talep koşullarına ilişkin belirsizlikler öne çıkarken, para politikalarında temkinli duruş genel olarak korundu. Çin’de büyümeyi destekleyici adımlar ve teşvik beklentileri gündemde kalırken, Japonya’da mevcut politika çerçevesi sürdürüldü. Bu çerçevede bölge genelinde küresel büyümeye ilişkin aşağı yönlü risklerin devam ettiği izlendi.

MERKEZ BANKASI, POLİTİKA FAİZİNİ YÜZDE 37 SEVİYESİNDE TUTTU

Yurt içinde TCMB’nin mart ayı PPK toplantısı piyasaların odağında yer aldı. TCMB, politika faizini %37 seviyesinde, gecelik borç verme ve borçlanma faiz oranlarını da sırasıyla %40 ve %35,5 seviyelerinde korudu. Karar metninde enflasyonun ana eğiliminin şubat ayında yataya yakın seyrettiği belirtilirken, jeopolitik gelişmelere bağlı olarak küresel risk iştahında bozulma ve enerji fiyatlarında yükselişin öne çıktığı vurgulandı. Bu unsurların enflasyon görünümü üzerindeki olası etkilerinin yakından takip edildiği ifade edilirken, sıkı para politikası duruşunun sürdürüleceği yineledi, enflasyon görünümünde kalıcı bir bozulma olması halinde ilave sıkılaşma yapılabileceği mesajı veridi, kredi ve mevduat piyasalarındaki gelişmelerin de yakından izleneceği belirtildi.

ABD İLE İRAN ARASINDA TIRMANAN JEOPOLİTİK GERİLİM, KÜRESEL PİYASALARDA RİSK ALGISINI BELİRGİN ŞEKİLDE BOZDU

Mart ayında ABD ile İran arasında tırmanan jeopolitik gerilim, enerji tesislerine yönelik saldırılar ve Hürmüz Boğazı’ndaki geçişlere ilişkin aksaklıklar küresel piyasalarda risk algısını belirgin şekilde bozarken, parite fiyatlamalarında da ana belirleyici unsurlardan biri olarak öne çıktı. Artan belirsizlik ortamı, yatırımcıların güvenli liman talebini artırarak dolar endeksinde güçlenmeye yol açtı ve bu durum paritede aşağı yönlü baskıyı beraberinde getirdi. Ayın başında 1.1770 seviyesinden açılış yapan parite, ilk 10 işlem gününde satış baskısının etkisiyle 1.1400 desteğine kadar geri çekildi. Bu seviyeden gelen tepki alımlarıyla birlikte 1.16 bandı yeniden test edilse de, ay genelinde zayıf görünüm korunduu ve kapanış 1.1470 seviyesinde gerçekleşti. Jeopolitik tansiyonun zaman zaman düşürülebileceğine yönelik açıklamalar kısa vadeli rahatlama sağlasa da, kalıcı bir çözüm beklentisinin zayıf kalması fiyatlamalarda oynaklığın yüksek seyretmesine neden oldu.

JEOPOLİTİK GELİŞMELERİN SEYRİ, PARİTENİN YÖNÜNÜ BELİRLEYECEK

Makroekonomik cephede, yayımlanan FOMC toplantı tutanaklarında birçok Fed yetkilisinin, enflasyonda daha belirgin bir düşüş görülmeden ilave faiz indirimlerine sıcak bakmadığını ifade etmesi, yüksek faiz temasının korunmasına neden oldu. Nitekim Fed, beklentiler doğrultusunda politika faizini sabit bırakırken, sıkı duruşunu sürdürmeye devam etti. Bununla birlikte, ABD’de açıklanan öncü PMI verilerinin genel olarak beklentilerin üzerinde gelmesi, ekonomik aktivitenin güçlü seyrini koruduğuna işaret ederek dolar talebini destekleyen bir diğer önemli unsur oldu. Euro Bölgesi tarafında ise Avrupa Merkez Bankası’nın temkinli ve veri odaklı yaklaşımını sürdürmesi, paritede daha derin kayıpların önüne geçen dengeleyici bir faktör olarak öne çıktı. Şubat ayına ilişkin enflasyon verisinin %1.9 ile beklentilerin üzerinde gerçekleşmesi yeni risklerin oluşumuna işaret edebilirken, ECB’nin politika faizini %2.15 seviyesinde altıncı kez sabit tutması temkinli duruşun devam ettiğine işaret ediyor. Bu çerçevede, euro tarafında sert değer kayıpları sınırlı kaldı ve daha dengeli bir görünüm oluştu. Teknik açıdan değerlendirildiğinde, paritenin Mart ayı boyunca düşen trend altında hareket ettiği ve genel eğilimin aşağı yönlü olduğu görülüyor. 1.14–1.1350 aralığı güçlü bir destek bölgesi olarak öne çıkarken, bu bölgenin altında gerçekleşebilecek günlük kapanışlar satış baskısının ivme kazanmasına neden olabilir. Yukarı yönlü hareketlerde ise 50 günlük hareketli ortalamaya denk gelen 1.1650 seviyesi önemli bir direnç olarak takip edilmelidir. 1.18 seviyesi ise ay içi zirve olması ve psikolojik bir eşik teşkil etmesi açısından kritik önemini koruyor. Önümüzdeki dönemde, jeopolitik gelişmelerin seyri, merkez bankalarının iletişimi ve makro veri akışı paritenin yönü üzerinde belirleyici olmaya devam edecektir.

ONS ALTIN, JEOPOLİTİK GELİŞMELERE RAĞMEN DEĞER KAYBEDEN BİR GÖRÜNÜM SERGİLEDİ

Mart ayında ABD, İran ve İsrail arasında tırmanan jeopolitik gerilim, teorik olarak güvenli liman talebini desteklemesi beklenen bir ortam oluşturmasına rağmen, ons altın fiyatlarında aşağı yönlü bir eğilim gözlemlendi. Yeni aya 5341 dolar seviyesinde başlayan altın ay içinde 4400 dolara kadar gerilese de kapanışını nispeten daha dengeli 4550 dolar seviyesinde gerçekleştirdi. Savaşın ilk günlerinde sınırlı yükselişler gösterse de, bu hareketin kalıcı olmaması piyasalarda klasik risk arttıkça altın yükselir dinamiğinin bu dönemde geçerliliğini yitirdiğini ortaya koydu. Nitekim kısa sürede gelen satış baskısı ile birlikte ons altın, jeopolitik gelişmelere rağmen değer kaybeden bir görünüm sergiledi. Bu ayrışmanın temelinde, jeopolitik risklerin doğrudan altını desteklemek yerine dolaylı yoldan makroekonomik beklentileri değiştirmesi yer aldı.

ARTAN FAİZ BEKLENTİLERi VE YÜKSELEN TAHVİL GETİRİLERİ, ALTININ CAZİBESİNİ AZALTTI

Özellikle Orta Doğu’daki gerilimle birlikte enerji fiyatlarında yaşanan yükseliş, küresel enflasyon beklentilerini yukarı çekerken, bu durum başta ABD Merkez Bankası olmak üzere büyük merkez bankalarının faizleri daha uzun süre yüksek tutabileceği yönündeki beklentileri güçlendirdi. Artan faiz beklentileri ve yükselen tahvil getirileri, getirisi olmayan bir varlık olan altının cazibesini azaltırken, aynı zamanda dolar endeksinde gözlenen güçlenme de altın fiyatları üzerinde baskı yaratan bir diğer önemli unsur olarak öne çıktı. Buna ek olarak, piyasalarda oluşan likidite ihtiyacı ve riskten kaçınma davranışının ilk aşamada nakde yönelimi tetiklemesi, altın dahil birçok varlıkta satışların görülmesine neden oldu. Bu çerçevede Mart ayı, jeopolitik risklerin tek başına fiyatlama üzerinde belirleyici olmadığı; aksine bu risklerin enflasyon, faiz beklentileri ve dolar dinamikleri üzerinden dolaylı etkiler yaratarak altın fiyatlarını baskıladığı bir dönem olarak öne çıktı. Önümüzdeki süreçte ons altın fiyatlamalarında, jeopolitik gelişmelerin yanı sıra özellikle ABD tahvil faizleri, dolar endeksi ve merkez bankalarının para politikası yönlendirmeleri belirleyici olmaya devam edecektir. Teknik görünümde ise ons altının düşen kanal yapısını muhafaza ettiği, fiyatın orta vadeli hareketli ortalamaların altında kalmaya devam ettiği gözleniyor. Aşağı yönlü hareketlerde 4000 dolar seviyesi psikolojik ve teknik destek olarak öne çıkıyor. Olası yükselişlerde ise 100 günlük hareketli ortalamaya denk gelen 4700 dolar seviyesi ilk önemli direnç konumunda izlenirken, bu seviyenin üstünde kapanışlar görülmesi durumunda 50 günlük hareketli ortalamayla örtüşen 4850 dolar seviyesi bir sonraki kritik direnç alanı olarak gündeme gelebilir.

ABD İLE İRAN ARASINDA ARTAN GERİLİM GELİŞMEKTE OLAN ÜLKE PARA BİRİMLERİ ÜZERİNDE BASKI OLUŞTURDU

Mart ayında USD/TRY paritesi, küresel piyasalarda artan jeopolitik belirsizlikler ve yurt içi para politikası görünümünün etkisiyle yukarı yönlü eğilimini korudu. Ay başında 44.15 seviyesinden açılış yapan parite, kademeli yükselişini sürdürerek ayın sonuna doğru 44.60 seviyesine kadar ulaştı ve kapanışını bu seviyeye yakın gerçekleştirdi. Küresel tarafta devam eden jeopolitik riskler, özellikle ABD ile İran arasında artan gerilim ve Hürmüz Boğazı’na ilişkin belirsizlikler, risk algısının dalgalı seyretmesine neden olurken gelişmekte olan ülke para birimleri üzerinde baskı oluşturdu. Bu ortamda, yatırımcıların temkinli duruşu ve riskten kaçınma eğilimi, gelişen ülke varlıklarına yönelik sermaye akımlarını sınırlayarak paritede yukarı yönlü baskının korunmasına zemin hazırladı. Dolar endeksinde gözlenen güçlenme de bu eğilimi destekleyen unsurlar arasında yer aldı. Bununla birlikte, TCMB’nin Orta Doğu kaynaklı jeopolitik riskleri de dikkate alarak politika faizini beklentiler doğrultusunda sabit tutması ve fonlamayı haftalık repo yerine üst banttan yapmaya devam etmesi, para politikasında temkinli ve proaktif bir yaklaşımın sürdüğünü gösterdi.

MERKEZ BANKASI’NIN REZERVLERİ AZALDI

Rezervler tarafında ise TCMB’nin brüt rezervlerinin 177.5 milyar dolar seviyesine gerilediği, 27 Şubat’tan itibaren net rezervlerde yaklaşık 41 milyar dolarlık bir değişim yaşandığı görülüyor. Bununla birlikte, yüksek enflasyon seviyesi ve küresel belirsizliklerin sürmesi, politika yapıcılar açısından dengeli duruş ihtiyacını canlı tutmaya devam ediyor. Teknik görünümde, paritede yukarı yönlü hareketlerin devamı halinde 46.00 seviyesi önemli bir direnç olarak öne çıkarken, olası geri çekilmelerde 50 günlük hareketli ortalamaya denk gelen 43.80 seviyesi ilk destek noktası olarak izleniyor. Daha derin düzeltmelerde ise 100 günlük hareketli ortalamayla örtüşen 43.00 seviyesi kritik destek konumundadır. Genel çerçevede, hem küresel risk algısı hem de yurt içi makroekonomik gelişmeler paritenin yönü üzerinde belirleyici olmaya devam edecektir.

S&P GLOBAL, 17 NİSAN’DA TÜRKİYE’NİN KREDİ NOTUNU AÇIKLAYACAK

Nisan ayında küresel piyasalar, Orta Doğu’da süregelen jeopolitik gelişmelere, enerji fiyatlarının seyrine, başta Fed olmak üzere büyük merkez bankalarının yönlendirmelerine ve açıklanacak makroekonomik verilere odaklanacaktır. ABD’de ticaret politikalarına ilişkin yeni adımların kapsamı ve korumacı politikaların seyri, piyasa fiyatlamaları üzerinde etkili olmaya devam edebilir. Orta Doğu’da devam eden çatışmaların yanı sıra Rusya-Ukrayna savaşı da küresel piyasalar açısından önemli jeopolitik risk unsurları arasında yer almaya devam ediyor. Yurt içinde ise enflasyon verileri ve TCMB’nin para politikası duruşuna ilişkin mesajları, faiz patikasına yönelik beklentiler açısından belirleyici olmaya devam edecektir. 17 Nisan’da S&P Global’in Türkiye kredi notu değerlendirmesi ve 22 Nisan’da gerçekleştirilecek TCMB PPK toplantısı piyasaların odağında yer alırken, enflasyonun ana eğilimi ve beklentilerdeki seyir, alınacak kararlar açısından kritik önem taşıyor. Küresel risk iştahı ve sermaye akımlarının yönü ise TL varlıkların performansı üzerinde etkili olmaya devam edecektir.

TCMB’DE NİSAN TOPLANTISINA YÖNELİK FAİZ İNDİRİMİ BEKLENTİLERİ ÖTELENİYOR…

Mart ayında küresel risk iştahındaki zayıflama ve jeopolitik gelişmelerin etkisiyle BİST-100 Endeksi zayıf bir performans sergiledi. Ayın ilk yarısında zaman zaman görece olumlu fiyatlamalar görülse de yükselişler tepki mahiyetinde kaldı, yukarı yönlü bir trende dönüşmedi. Ay genelinde jeopolitik riskler ve kar realizasyonlarının etkisiyle endekste zayıflama eğilimi öne çıktı. TCMB’nin mart ayında faiz indirimlerine ara vermesinin ardından nisan ayında da faiz indirim beklentilerinin ötelenmesi borsa üzerinde satış baskısının artmasına sebep oldu. Bu çerçevede BİST-100 Endeksi mart ayını satıcılı bir görünüm altında tamamlarken, ay genelinde sektörel ayrışmalar öne çıktı. Sınai Endeksi görece dirençli bir performans sergilerken, Bankacılık Endeksi belirgin biçimde negatif ayrıştı. BİST-100 Endeksi, ayı %7,8 düşüşle 12.700 puandan tamamladı. Sınai Endeksi ayı %4,63 düşüşle kapatmaya hazırlanırken Bankacılık Endeksi ise %24,3 düşüşle negatif ayrışmasını sürdürdü.

ORTA DOĞU VE RUSYA-UKRAYNA HATTINDAKİ GELİŞMELER YAKINDAN İZLENECEK

ABD-İsrail ile İran arasındaki çatışmaların sürmesi halinde küresel piyasalarda jeopolitik risk algısının yüksek kalmaya devam etmesi bekleniyor. Bu çerçevede yükselen jeopolitik riskler, tırmanan enerji fiyatları üzerinden küresel enflasyon görünümünü etkileyerek para politikası beklentilerinde belirsizliğe neden olabilecektir. Bu nedenle Orta Doğu ve Rusya-Ukrayna hattındaki gelişmeler yakından izlenmeye devam edilecektir.

Nisan ayında, ABD’nin dış politika adımları, ticaret politikalarına ilişkin gelişmeler ve jeopolitik risklerin seyri küresel risk iştahı üzerinde belirleyici olmaya devam edecektir. Yurt içinde ise enflasyon verileri, S&P’nin not değerlendirmesi ve TCMB’nin para politikası duruşu piyasaların odağında olacaktır. Dezenflasyon sürecinin bozulmaması ve faiz indirimlerinin gecikmeli de olsa devam edeceği beklentisiyle, yabancı yatırımcı ilgisinin yeniden artıp artmamasına da bağlı olarak endeksin nisan ayında dalgalı bir seyir izlemesini bekliyoruz.  Jeopolitik risklerde olası bir gerileme durumunda ise orta ve uzun vadeli görünüm açısından kademeli alım yönündeki görüşümüzü koruyoruz.

Not: Kapak görseli, yapay zekâ asistanı Gemini tarafından oluşturulmuştur.

Osman GÖKTAN

Şeker Yatırım Genel Müdürü

goktan@turcomoney.com

Yorum yok

Yorum Yazın

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

*

*

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.