Son Haberler

Orta ve uzun vadeli düşünen yatırımcılar ne yapmalı?

Jeopolitik riskler ve enerji arz endişeleri devam ediyor… Peki orta ve uzun vadeli düşünen yatırımcılar ne yapmalı? Önce Nisan ayındaki önemli gelişmelere bakalım…

– Nisan ayında Orta Doğu kaynaklı jeopolitik gelişmeler, küresel piyasalarda fiyatlama davranışları üzerinde belirleyici olmaya devam etti. ABD–İran hattında süregelen gerilim, Hürmüz Boğazı üzerinden küresel enerji arzına ilişkin riskleri piyasa gündeminin merkezinde tutarken, petrol fiyatlarındaki yukarı yönlü oynaklık varlık fiyatlarında temkinli seyrin korunmasına yol açtı. Savaşın uzaması ve taraflar arasındaki sürecin çıkmaza girme ihtimali, enerji fiyatları kanalıyla küresel enflasyon görünümüne yönelik riskleri canlı tutuyor.

 – Küresel para politikası tarafında, başta ABD Merkez Bankası (Fed) olmak üzere büyük merkez bankalarının temkinli duruşunu koruduğu bir ay geride kaldı. Fed Nisan ayı FOMC toplantısında politika faizini %3,50–%3,75 aralığında sabit tutarken, Avrupa Merkez Bankası (ECB), İngiltere Merkez Bankası (BoE) ve Japonya Merkez Bankası (BoJ) da Nisan ayı toplantılarında politika faizlerini sırasıyla %2,15, %3,75 ve %0,75 seviyelerinde sabit bıraktı. Böylece faiz indirimi beklentileri ötelenmiş oldu.

 – Avrupa ve Asya tarafında büyüme görünümüne ilişkin aşağı yönlü riskler ve dış talep koşullarındaki zayıflık belirleyici oldu. Euro Bölgesi’nde açıklanan makroekonomik veriler ekonomik aktivitenin sınırlı ve kırılgan bir seyir izlediğine işaret ederken, sanayi üretimi ve dış ticaret göstergeleri bu görünümü destekledi. Çin’de büyümeyi destekleyici politika adımları ve teşvik beklentileri gündemde kalmaya devam etti. Orta Doğu’daki gelişmelere göre bu ülkelerin atacağı adımlar da netleşecek.

– Jeopolitik tarafta ise ABD-İran hattındaki belirsizlikler ve Orta Doğu kaynaklı arz endişeleri Nisan ayında da piyasa fiyatlamalarının merkezinde kaldı. Petrol fiyatlarındaki yükseliş ve Hürmüz Boğazı üzerinden taşımacılığa ilişkin riskler, küresel piyasalarda enflasyon beklentilerini yukarı taşırken, yatırımcıların zaman zaman güvenli liman talebini artırmasına neden oldu. Bu durum dolar lehine kısa vadeli fiyatlamalar yaratsa da, Fed ve ECB arasındaki politika beklentilerinin birbirine yaklaşması paritenin aşağı yönlü hareketini sınırladı.

– Nisan ayında ons altın, Mart ayında gözlenen sert satışların ardından daha dengeli ancak yön arayışı içinde bir görünüm sergiledi. Yeni aya 4.670 dolar seviyesinde başlayan altın, ayın ilk bölümünde tepki alımlarıyla birlikte 4.830 dolar seviyesine kadar yükselse de, bu hareketin kalıcılık sağlayamamasıyla yeniden satış baskısıyla karşılaştı. Ons altın, kapanışını 4.550 dolar seviyesinde gerçekleştirerek Mart ayına kıyasla daha yatay bir seyir izledi.

– Yurt içinde ise enflasyon verileri ve TCMB’nin enflasyon raporu sunumu piyasaların odağında olacaktır. Dezenflasyon sürecinin bozulmaması ve faiz indirimlerinin gecikmeli de olsa devam edeceği beklentisiyle, yabancı yatırımcı ilgisinin yeniden artıp artmamasına da bağlı olarak endeksin mayıs ayında dalgalı bir seyir izlemesini bekliyoruz.  Jeopolitik risklerde olası bir gerileme durumunda ise orta ve uzun vadeli görünüm açısından kademeli alım yönündeki görüşümüzü koruyoruz.

Nisan ayında Orta Doğu kaynaklı jeopolitik gelişmeler, küresel piyasalarda fiyatlama davranışları üzerinde belirleyici olmaya devam etti. ABD–İran hattında süregelen gerilim, Hürmüz Boğazı üzerinden küresel enerji arzına ilişkin riskleri piyasa gündeminin merkezinde tutarken, petrol fiyatlarındaki yukarı yönlü oynaklık varlık fiyatlarında temkinli seyrin korunmasına yol açtı. Savaşın uzaması ve taraflar arasındaki sürecin çıkmaza girme ihtimali, enerji fiyatları kanalıyla küresel enflasyon görünümüne yönelik riskleri canlı tutuyor. Bu durum merkez bankalarının para politikası patikalarına ilişkin beklentilerinin yeniden şekillenmesine neden oluyor.

ABD’nin bölgedeki askeri varlığını ve Hürmüz Boğazı’ndaki ablukayı sürdürmesi, jeopolitik risk algısının yüksek kalmasına neden olurken, varlık fiyatlamaları üzerindeki baskının devam etmesine neden oldu. Öte yandan, ay boyunca diplomatik temasların yoğunlaştığına ve taraflar arasında müzakere kanallarının açık tutulduğuna yönelik haber akışları, piyasalarda iyimserlik yaratarak risk iştahında toparlanmayı destekledi. Ancak, ateşkesin uzatılmasına rağmen müzakere sürecine ilişkin belirsizliklerin devam etmesi, piyasalarda kırılgan ve dalgalı seyrin korunmasına neden oldu.

FED, NİSAN AYINDA FAİZİ SABİT TUTTU

Küresel para politikası tarafında, başta ABD Merkez Bankası (Fed) olmak üzere büyük merkez bankalarının temkinli duruşunu koruduğu bir ay geride kaldı. Fed Nisan ayı FOMC toplantısında politika faizini %3,50–%3,75 aralığında sabit tutarken, Avrupa Merkez Bankası (ECB), İngiltere Merkez Bankası (BoE) ve Japonya Merkez Bankası (BoJ) da Nisan ayı toplantılarında politika faizlerini sırasıyla %2,15, %3,75 ve %0,75 seviyelerinde sabit bıraktı. Fed’in karar metninde uzun süre sonra ilk kez 4 karşı oy dikkat çekerken, orta doğu kaynaklı jeopolitik gelişmelerin ekonomik görünüme ilişkin belirsizlikleri artırdığı yönünde değerlendirmeye yer verildi. Ayrıca Fed yetkilileri istihdam piyasasındaki gelişmelerin enflasyonist baskıların temel kaynağı olmadığı yönündeki görüşlerini yineledi. Kurul kararında petrol şokunun ABD üzerindeki etkisinin Avrupa ve Japonya’ya kıyasla daha sınırlı kaldığı ifade edildi. Fed yetkililerinin açıklamalarında veri odaklı yaklaşımın sürdürüleceği ve jeopolitik gelişmelerin yakından takip edildiği vurgulandı. Böylece faiz indirimi beklentileri ötelenmiş oldu.

ÇİN, BÜYÜME DESTEKLEYİCİ ADIMLAR ATTI, JAPONYA İSE MEVCUT DURUMU KORUMAYA ÇALIŞTI

Avrupa ve Asya tarafında büyüme görünümüne ilişkin aşağı yönlü riskler ve dış talep koşullarındaki zayıflık belirleyici oldu. Euro Bölgesi’nde açıklanan makroekonomik veriler ekonomik aktivitenin sınırlı ve kırılgan bir seyir izlediğine işaret ederken, sanayi üretimi ve dış ticaret göstergeleri bu görünümü destekledi. Çin’de büyümeyi destekleyici politika adımları ve teşvik beklentileri gündemde kalmaya devam etti. Japonya’da ise para politikası çerçevesinde belirgin bir değişiklik görülmezken, mevcut duruş korundu. Bu çerçevede gelişmiş ekonomiler genelinde büyümeye ilişkin aşağı yönlü riskler ve belirsizlikler gündemde kalmaya devam etti.

S&P GLOBAL, TÜRKİYE’NİN KREDİ NOTUNU “BB-/B” VE NOT GÖRÜNÜMÜNÜ “DURAĞAN” OLARAK AÇIKLADI

Yurt içinde ise Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) faiz oranı kararı ve enflasyon görünümüne ilişkin mesajlar piyasaların odağında yer aldı. Nisan ayı PPK toplantısında politika faizi %37 seviyesinde sabit bırakılırken, TCMB’nin sıkı para politikası çerçevesini koruduğu görüldü. Enflasyonun ana eğilimine ve beklentilere ilişkin gelişmelerin yakından takip edildiği vurgulanırken, gerekirse ilave sıkılaşma adımlarının atılabileceğinin mesajı verildi. S&P Global, Türkiye’nin kredi notunu “BB-/B” ve not görünümünü “durağan” olarak teyit ederken, enerji fiyat şokunun yönetilmesi ve rezervlerde toparlanmanın not artışı için kritik olduğunu belirtti. Nisan ayı boyunca jeopolitik riskler ve enerji fiyatlarındaki hareketlerin enflasyon görünümü üzerindeki olası etkileri öne çıkarken, TL varlıklarda küresel risk iştahına duyarlı dalgalı bir seyir izlendi. Sermaye akımlarının yönü ve yabancı yatırımcı ilgisi, piyasa performansı üzerinde belirleyici olmaya devam etti.

PARİTE, AY ORTASINDA KAYIPLARININ ÖNEMLİ BİR BÖLÜMÜNÜ TELAFİ ETTİ

Nisan ayında EUR/USD paritesi, Mart ayında derinleşen jeopolitik risklerin ardından toparlanma eğilimi gösterirken, ay genelinde merkez bankalarına ilişkin beklentiler, PMI verileri ve enerji fiyatları kaynaklı enflasyon endişeleri fiyatlamalarda belirleyici oldu. Ayın başında 1.1550 seviyelerine yakın işlem gören parite, ilk günlerde sınırlı dalgalı bir görünüm sergilese de, dolar endeksindeki zayıflama ve Euro Bölgesi tarafında ECB’nin daha temkinli fakat gerektiğinde sıkılaşmaya açık duruşunu koruyabileceğine yönelik beklentilerle birlikte yukarı yönlü hareketini güçlendirdi. Bu kapsamda parite, ay ortasında 1.18 seviyesine yaklaşarak Mart ayındaki kayıplarının önemli bir bölümünü telafi etti, ancak bu bölgeden gelen satış baskısıyla ayın son bölümünde yeniden 1.17 bandına doğru geri çekildi. Nisan ayı içerisinde 1.1500–1.1850 aralığında dalgalanan paritede, özellikle 1.17 seviyesi kısa vadeli denge bölgesi olarak öne çıktı.

ORTA DOĞU KAYNAKLI ARZ SORUNLARI VE ENERJİ FİYATLARINDAKİ YÜKSELIŞ, MALİYET BASKILARINI ARTIRDI

Makroekonomik cephede ABD tarafında açıklanan öncü PMI verileri, ekonomik aktivitede toparlanmaya işaret ederken, enflasyonist baskıların yeniden güçlenebileceğine yönelik sinyaller dolar tarafında zaman zaman destekleyici oldu. S&P Global verilerine göre ABD bileşik PMI verisi Nisan ayında 50.3 seviyesinden 52.0 seviyesine yükselirken, imalat PMI tarafındaki güçlü görünüm ekonomik aktivitenin dirençli kalmaya devam ettiğini gösterdi. Bununla birlikte, ABD işgücü piyasasına ilişkin açıklanan tarım dışı istihdam verisinin beklentilerin üzerinde artış göstermesi ve işsizlik oranının düşük seviyelerini koruması, ekonomik gücün sürdüğüne işaret ederek dolar talebini destekleyen bir diğer önemli unsur oldu. Ortalama saatlik kazançlardaki artışın devam etmesi ise ücret kaynaklı enflasyon risklerinin gündemde kalmasına neden oldu. Ancak Orta Doğu kaynaklı arz sorunları ve enerji fiyatlarındaki yükseliş, maliyet baskılarının artmasına neden oldu ve Fed’in faiz indirimleri konusunda daha temkinli kalabileceği beklentisini güçlendirdir. Nitekim Fed’in politika faizini %3.50–%3.75 aralığında sabit tutması ve enflasyon görünümüne ilişkin ihtiyatlı duruşunu koruması, dolar tarafındaki kayıpların sınırlanmasında etkili oldu.

ECB VERİ ODAKLI VE TEMKİNLİ DURUŞUNU SÜRDÜRDÜ

Euro Bölgesi tarafında ise görünüm daha karmaşık seyretti. Nisan ayında açıklanan öncü PMI verileri, bölge ekonomisinde yeniden daralma sinyali verirken, bileşik PMI verisinin 50.7 seviyesinden 48.6 seviyesine gerilemesi büyüme tarafındaki kırılganlığı artırdı. Hizmet sektöründeki zayıflama euro üzerinde baskı yaratsa da, enerji fiyatları kaynaklı enflasyon riskleri ECB’nin gevşeme alanını sınırlayan bir unsur olarak öne çıktı. ECB’nin Mart toplantısında faizleri sabit bırakırken Orta Doğu’daki savaşın enflasyon üzerinde yukarı, büyüme üzerinde ise aşağı yönlü riskler oluşturduğunu vurgulaması, Nisan ayı fiyatlamalarında da belirleyici oldu. Bu çerçevede, euro tarafında zayıf büyüme verileri baskı yaratırken, ECB’nin veri odaklı ve temkinli duruşunu sürdürmesi paritede daha derin geri çekilmelerin önüne geçti.

FED VE ECB ARASINDAKİ POLİTİKA BEKLENTİLERİNİN BİRBİRİNE YAKLAŞMASI PARİTENİN AŞAĞI YÖNLÜ HAREKETİNİ SINIRLADI

Jeopolitik tarafta ise ABD-İran hattındaki belirsizlikler ve Orta Doğu kaynaklı arz endişeleri Nisan ayında da piyasa fiyatlamalarının merkezinde kaldı. Petrol fiyatlarındaki yükseliş ve Hürmüz Boğazı üzerinden taşımacılığa ilişkin riskler, küresel piyasalarda enflasyon beklentilerini yukarı taşırken, yatırımcıların zaman zaman güvenli liman talebini artırmasına neden oldu. Bu durum dolar lehine kısa vadeli fiyatlamalar yaratsa da, Fed ve ECB arasındaki politika beklentilerinin birbirine yaklaşması paritenin aşağı yönlü hareketini sınırladı. Ay sonuna doğru Fed ve ECB faiz kararları öncesinde yatırımcıların daha temkinli pozisyon aldığı görülürken, paritenin 1.17 çevresinde dengelenmeye çalıştığı izlendi. Teknik açıdan değerlendirildiğinde, EUR/USD paritesinin Nisan ayında Mart ayındaki düşüş trendinden toparlanarak daha dengeli bir fiyatlama bölgesine geçtiği görülüyor. 1.1500–1.1550 aralığı ay içerisinde güçlü destek bölgesi olarak çalışırken, bu bölgeden gelen alımlar paritenin 1.18 seviyesine doğru yükselmesini sağladı. Yukarı yönlü hareketlerde 1.1850-1.1900 bandı güçlü direnç bölgesi olarak takip edilirken, bu bölgenin üzerinde gerçekleşebilecek kapanışlar 1.20 seviyesine doğru yeni bir hareket alanı yaratabilir. Aşağı yönlü senaryoda ise 50 ve 100 günlük hareketli ortalamarının kesiştiği 1.1650 seviyesi ilk destek olarak öne çıkarken, bu seviyenin altında 1.1550 seviyesi takip edilebilir. Önümüzdeki dönemde jeopolitik gelişmelerin seyri, Fed ve ECB’nin faiz patikasına ilişkin vereceği mesajlar, enflasyon görünümü ve PMI verileri paritenin yönü üzerinde belirleyici olmaya devam edecektir.

ONS ALTIN, YÖNÜNÜ ARIYOR

Nisan ayında ons altın, Mart ayında gözlenen sert satışların ardından daha dengeli ancak yön arayışı içinde bir görünüm sergiledi. Yeni aya 4.670 dolar seviyesinde başlayan altın, ayın ilk bölümünde tepki alımlarıyla birlikte 4.830 dolar seviyesine kadar yükselse de, bu hareketin kalıcılık sağlayamamasıyla yeniden satış baskısıyla karşılaştı. Ons altın, kapanışını 4.550 dolar seviyesinde gerçekleştirerek Mart ayına kıyasla daha yatay bir seyir izledi. Bu süreçte fiyatlamaların, jeopolitik risklere duyarlı olduğu görüldü. ABD, İran ve İsrail hattında devam eden jeopolitik riskler ortadan kalkmamış olsa da, piyasalarda bu gelişmelere verilen tepkinin daha sınırlı kaldığı gözlendi. Bu durum, güvenli liman talebinin önceki aya kıyasla daha zayıf kalmasına neden olurken, altının bu tür risklere verdiği tepkinin doğrudan değil dolaylı kanallar üzerinden gerçekleşmeye devam ettiğini ortaya koydu. Nitekim enerji fiyatlarında süregelen oynaklık, enflasyon beklentilerinin yüksek kalmasına yol açarken, bu durum büyük merkez bankalarının faizleri uzun süre yüksek tutabileceği yönündeki beklentisini destekledi. Makroekonomik cephede ABD tarafında açıklanan güçlü işgücü piyasası verileri ve dirençli ekonomik aktivite, altın fiyatları üzerinde baskı oluşturan başlıca unsurlar arasında yer aldı.

DOLAR ENDEKSİNDE GÖZLENEN GÖRECE GÜÇLÜ SEYİR, ALTIN FIYATLARI ÜZERİNDE BASKI YARATTI

Tarım dışı istihdam verisinin beklentilerin üzerinde gerçekleşmesi ve işsizlik oranının düşük seviyelerini koruması, Fed’in faiz indirim sürecine yönelik beklentilerin ötelenmesine neden olurken, yükselen tahvil getirileri altının alternatif maliyetini artırdı. Buna ek olarak, ücret artışlarının sürmesi enflasyonist baskıların tamamen ortadan kalkmadığına işaret ederek Fed’in temkinli duruşunu koruyabileceği beklentisini güçlendirdi. Bu çerçevede dolar endeksinde gözlenen görece güçlü seyir de altın fiyatları üzerinde baskı yaratan bir diğer önemli unsur oldu. Bununla birlikte, artan jeopolitik risklerin enflasyon beklentilerini yukarı çekmesi ve buna bağlı olarak faizlerin daha uzun süre yüksek kalacağına yönelik beklentilerin güçlenmesi, tahvil getirilerinde yükselişe yol açarak, yatırımcıların faiz getirisi sunan enstrümanlara yönelmesine neden oldu. Bu durum getirisi olmayan bir varlık olan altın üzerinde belirgin bir baskı oluşturdu. Ancak Mart ayına kıyasla bu satışların daha sınırlı kaldığı ve fiyatların belirli destek seviyelerinde tutunma eğilimi gösterdiği dikkat çekti. Bu yönüyle Nisan ayı, jeopolitik risklerin etkisinin sürdüğü ancak fiyatlamaların ağırlıklı olarak faiz beklentileri, tahvil getirileri ve dolar dinamikleri üzerinden şekillendiği daha dengeli bir dönem oldu. Teknik görünümde ise ons altının düşen kanal yapısı içerisinde hareket etmeye devam ettiği ancak alt banttan gelen tepki alımlarıyla birlikte yatay bir sıkışma sürecine girdiği gözleniyor. Aşağı yönlü hareketlerde 4.400 dolar seviyesi kısa vadeli destek olarak öne çıkarken, bu seviyenin altında 4.300 ve 4.100 dolar seviyeleri kademeli destek bölgeleri olarak takip edilebilir. Yukarı yönlü hareketlerde ise 4.750 dolar seviyesi 100 günlük hareketli ortalamaya denk gelmesi açısından önemli bir direnç konumunda izlenirken, bu seviyenin aşılması durumunda 4.850 dolar seviyesi bir sonraki kritik direnç olarak öne çıkıyor. Önümüzdeki süreçte ons altın fiyatlamalarında, jeopolitik gelişmelerin yanı sıra ABD tahvil faizleri, dolar endeksi ve merkez bankalarının para politikası yönlendirmeleri belirleyici olmaya devam edecektir.

ABD’DE TARIM DIŞI İSTİHDAM VERİSİ BEKLENTİLERİN ÜZERINDE ARTIŞ GÖSTERDI, İŞSİZLİK ORANI DÜŞÜK SEVİYELERİNİ KORUDU

Nisan ayında USD/TRY paritesi, küresel piyasalarda jeopolitik risklerin görece dengelenmesi ve yurt içi para politikası çerçevesinde sürdürülen sıkı duruşun etkisiyle sınırlı ancak yukarı yönlü eğilimini koruyan bir görünüm sergiledi. Ayın başında 44.40 seviyesine yakın bir açılış yapan parite, dönem içerisinde kademeli yükselişini sürdürerek 45.10 seviyesine kadar hareket etti, ay sonuna doğru ise 45.00 bandı çevresinde dengelenme eğilimi gösterdi. Küresel tarafta ABD ile İran arasında zaman zaman yumuşayan ancak tamamen ortadan kalkmayan jeopolitik riskler, risk iştahının dalgalı seyretmesine neden olurken, gelişmekte olan ülke para birimleri üzerindeki baskının tamamen ortadan kalkmasını engelledi. Buna rağmen dolar endeksinde gözlenen sınırlı zayıflama, paritedeki yükselişlerin daha kontrollü bir şekilde gerçekleşmesine katkı sağladı. Makroekonomik cephede ABD tarafında açıklanan güçlü işgücü piyasası verileri, doların küresel ölçekte destek bulmasına neden olan önemli unsurlardan biri oldu. Tarım dışı istihdam verisinin beklentilerin üzerinde artış göstermesi ve işsizlik oranının düşük seviyelerini koruması, ABD ekonomisinin dayanıklılığını teyit etti. Bu durum, Fed’in faiz indirim sürecine yönelik beklentilerin ötelenmesine yol açtı. Bununla birlikte, ücret artışlarının sürmesi enflasyonist baskıların tamamen ortadan kalkmadığına işaret ederek dolar talebini destekleyen bir diğer faktör olarak öne çıktı. Bu çerçevede, Fed’in politika faizini sabit tutarak sıkı duruşunu koruması, gelişmekte olan ülke para birimleri üzerinde baskı oluşturmaya devam etti.

MERKEZ BANKASI, SIKI PARA POLİTİKASI DURUŞUNU SÜRDÜRÜYOR

Yurt içi tarafta ise Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın sıkı para politikası duruşunu sürdürdüğü görülüyor. TCMB’nin politika faizini sabit tutması, likiditeyi kontrollü bir şekilde sıkılaştırarak Türk lirasını desteklemeyi amaçladığını gösteriyor. Enflasyon görünümündeki katılık ve beklentilerdeki sınırlı iyileşme, para politikasında temkinli duruşun korunmasını gerekli kılıyor. Rezervler tarafında ise önceki aya kıyasla sınırlı toparlanma sinyalleri görülmekle birlikte, seviyelerin halen yakından takip edilmesi gereken bir görünüm sunduğu izleniyor. Bu çerçevede, hem rezerv dinamikleri hem de enflasyon görünümü, para politikasının yönü açısından belirleyici olmaya devam ediyor. Teknik açıdan değerlendirildiğinde, USD/TRY paritesinde yukarı yönlü ana trendin korunduğu ancak hareketlerin daha sınırlı ve kontrollü ilerlediği görülüyor. 45.50 seviyesi kısa vadede önemli bir direnç olarak öne çıkarken, bu seviyenin üzerinde kalıcılık sağlanması durumunda 46.00 seviyesi gündeme gelebilir. Olası geri çekilmelerde ise 50 günlük hareketli ortalamaya tekabül eden 44.30 seviyesi ilk destek noktası olarak izlenirken, bu seviyenin altında 100 günlük hareketli ortalamaya tekabül eden 43.50 seviyesi destek olarak takip edilebilir. Genel çerçevede, küresel risk algısındaki değişimler, Fed’in faiz patikasına ilişkin beklentiler ve yurt içi para politikasının seyri USD/TRY paritesinin yönü üzerinde belirleyici olmaya devam edecektir.

YENİ FED BAŞKANININ PARA POLİTİKASI YAKLAŞIMI PİYASALAR TARAFINDAN YAKINDAN TAKİP EDİLECEK

Mayıs ayında Orta Doğu’da devam eden jeopolitik gelişmeler ve enerji fiyatlarının seyri, risk iştahı ve varlık fiyatları üzerinde belirleyici olmaya devam edecektir. ABD’de açıklanacak enflasyon ve istihdam verileri, Fed yetkililerinin yönlendirmeleri, ticaret politikalarına ilişkin olası yeni adımlar ve küresel ticaret görünümü piyasa fiyatlamaları açısından öne çıkan başlıklar olacaktır. Ayrıca Fed Başkanı Powell’ın 15 Mayıs 2026’da görev süresinin sona ermesinin ardından yeni Fed başkanının para politikası yaklaşımı da piyasalar tarafından yakından takip edilecektir. Avrupa ve Asya tarafında büyüme görünümüne ilişkin veriler ve politika yapıcıların atacağı adımlar yakından izlenecektir. Mayıs ayında Fed, ECB, BoJ ve TCMB’nin planlanmış bir para politikası toplantısı bulunmuyor. Yurt içinde 14 Mayıs tarihinde TCMB’nin yılın ikinci enflasyon raporu sunumu ve enflasyon verileri, faiz patikasına yönelik beklentiler açısından belirleyici olacaktır. Önümüzdeki dönemde enflasyonun ana eğilimi, beklentilerdeki seyir ve finansal koşulların görünümü, para politikası kararları açısından kritik önem taşımayı sürdürecektir. Küresel risk iştahının seyri ve sermaye akımlarının yönü ise TL varlıkların performansı üzerinde etkili olmaya devam edecektir.

TCMB’NİN FAİZ İNDİRİM BEKLENTİLERİ HAZİRAN AYI VE SONRAKİ TOPLANTILARA ÖTELENDİ…

TCMB’nin mart ayında faiz indirimlerine ara vermesinin ardından, nisan ayında da beklentilere paralel olarak faiz oranlarında değişikliğe gitmemesi, faiz indirimi beklentilerinin haziran ayı ve sonrasındaki toplantılara ötelenmesine neden oldu. Nisan ayında küresel hisse senedi piyasalarında alıcılı bir görünüm öne çıkarken, jeopolitik gelişmelerin etkisiyle mart ayında yaşanan kayıpların önemli ölçüde telafi edildiği görüldü. BİST-100 Endeksi 27 Nisan tarihinde 14.621,97 puan seviyesini görerek TL bazlı rekor tazeledi. Endeks nisan ayını %12 yükselişle 14.400 puandan, sınai endeksi ayı %11,8, banka endeksi ise %9,2 yükseliş ile tamamladı.

Mayıs ayında, ABD’nin dış politika adımları, ticaret politikalarına ilişkin gelişmeler ve jeopolitik risklerin seyri küresel risk iştahı üzerinde belirleyici olmaya devam edecektir. Yurt içinde ise enflasyon verileri ve TCMB’nin enflasyon raporu sunumu piyasaların odağında olacaktır. Dezenflasyon sürecinin bozulmaması ve faiz indirimlerinin gecikmeli de olsa devam edeceği beklentisiyle, yabancı yatırımcı ilgisinin yeniden artıp artmamasına da bağlı olarak endeksin mayıs ayında dalgalı bir seyir izlemesini bekliyoruz.  Jeopolitik risklerde olası bir gerileme durumunda ise orta ve uzun vadeli görünüm açısından kademeli alım yönündeki görüşümüzü koruyoruz.

Not: Kapak görseli, yapay zekâ asistanı Gemini tarafından oluşturulmuştur.

Osman GÖKTAN

Şeker Yatırım Genel Müdürü

goktan@turcomoney.com

 

Yorum yok

Yorum Yazın

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

*

*

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.