Son Haberler

Piyasalara jeopolitik gerilim, tarifeler ve para politikası mesajları yön verdi

– Temmuz’de küresel piyasaların ana gündemini; ABD–İran hattında yeniden tırmanan gerilim, Hürmüz Boğazı’ndaki enerji akışına ilişkin belirsizlikler, ABD’nin yeni gümrük tarifeleri ve büyük merkez bankalarının para politikası mesajları oluşturdu. Ayın son haftasında saldırılara kısa süreli ara verilmesi petrol fiyatlarında geri çekilmeye neden oldu. Ancak İran’ın Hürmüz Boğazı’nın ortak yönetimine ilişkin öneriyi reddetmesi kalıcı normalleşme ihtimalini zayıflattı.

Brent petrol, ayın ilk bölümünde 71 dolar seviyelerine geriledikten sonra çatışmaların yoğunlaşmasıyla 96 doların üzerine çıktı. Çatışmalara kısa süreli ara verilmesinin ardından ise ayın son günlerinde 81–89 dolar bandında dalgalandı. IMF, temmuz ayı güncellemesinde 2026 yılı küresel büyüme tahminini yüzde 3’e indirdi. ABD’de haziran ayında tarım dışı istihdam 57 bin kişi arttı, işsizlik oranı ise yüzde 4,2’ye yükseldi.

Avrupa’da ECB, 23 Temmuz toplantısında üç temel politika faizini piyasa beklentileri doğrultusunda sabit bıraktı. Haziran ayında manşet enflasyon yüzde 2,8’e, çekirdek enflasyon ise yüzde 2,4’e geriledi. Çin ekonomisi, yılın ikinci çeyreğinde yıllık yüzde 4,3 büyüyerek ivme kaybetti. Zayıf iç talep ve gayrimenkul sektöründe devam eden sorunlar, ekonomiyi destekleyici yeni adımlara yönelik beklentileri güçlendirdi.

– TCMB, 23 Temmuz tarihli Para Politikası Kurulu toplantısında politika faizini yüzde 37 seviyesinde sabit bıraktı. Karar metninde, enflasyonun ana eğiliminin haziran ayında sınırlı ölçüde gerilediği, temmuz ayında ise geçici bir yükseliş beklendiği ifade edildi. Fitch, Türkiye’nin BB- kredi notunu ve durağan görünümünü teyit etti. Moody’s ise periyodik değerlendirmesinde herhangi bir not değişikliğine gitmedi.

– Ağustos ayında TCMB Enflasyon Raporu, enerji fiyatları, ABD’nin Türkiye’ye uyguladığı yüzde 12,5 oranındaki gümrük tarifesi ve ikinci çeyrek finansal sonuçları yurt içi piyasaların ana gündem maddelerini oluşturacak. Enflasyonun düşüşe geçmesi, petrol fiyatlarının gerilemesi ve rezervlerdeki güçlenmenin devam etmesi hâlinde, BIST-100 Endeksi’nde tepki alımları artabilir. Borsada orta ve uzun vadeli görünümde ise seçici ve kademeli alım yönündeki görüşümüzü koruyoruz.

Temmuz ayında küresel piyasaların ana gündemini; ABD–İran hattında yeniden tırmanan gerilim, Hürmüz Boğazı’ndaki enerji akışına ilişkin belirsizlikler, ABD’nin yeni gümrük tarifeleri ve büyük merkez bankalarının para politikası mesajları oluşturdu. Jeopolitik gelişmelere bağlı olarak petrol fiyatlarındaki yüksek oynaklık sürerken, ABD’de enflasyondaki gerileme ve istihdam piyasasında gözlenen yavaşlama, Fed’in önümüzdeki dönemde izleyeceği faiz patikasına ilişkin beklentileri şekillendirdi.

ABD–İran hattında haziran ayında varılan geçici mutabakatın sağladığı müzakere zemini temmuz ayında korunamadı. Doha’daki görüşmelerden sonuç alınamamasının ardından ABD Başkanı Trump, 8 Temmuz’da geçici anlaşmanın sona erdiğini açıkladı. Karşılıklı saldırıların yeniden başlaması, Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz üzerinden gerçekleştirilen enerji sevkiyatını olumsuz etkiledi. Ayın son haftasında saldırılara kısa süreli ara verilmesi petrol fiyatlarında geri çekilmeye neden oldu. Ancak İran’ın Hürmüz Boğazı’nın ortak yönetimine ilişkin öneriyi reddetmesi ve çatışmaların yeniden başlaması, kalıcı normalleşme ihtimalini zayıflattı.

YENİ TARİFELER UYGULAMAYA BAŞLAMASI KÜRESEL TİCARET GÖRÜNÜMÜNE İLİŞKİN BELİRSİZLİKLERİ ARTIRDI

Brent petrol, ayın ilk bölümünde 71 dolar seviyelerine geriledikten sonra çatışmaların yoğunlaşmasıyla 96 doların üzerine çıktı. Çatışmalara kısa süreli ara verilmesinin ardından ise ayın son günlerinde 81–89 dolar bandında dalgalandı. Enerji fiyatlarındaki oynaklık enflasyon beklentileri üzerindeki baskıyı korurken, ABD’nin 24 Temmuz’dan itibaren 60 ticaret ortağına yüzde 10 ile yüzde 12,5 arasında değişen yeni tarifeler uygulamaya başlaması küresel ticaret görünümüne ilişkin belirsizlikleri artırdı.

IMF, temmuz ayı güncellemesinde 2026 yılı küresel büyüme tahminini yüzde 3’e indirdi. Kuruluş, yapay zekâ yatırımlarının jeopolitik ve ticari gerilimlerin büyüme üzerindeki olumsuz etkilerini kısmen dengelediğini belirtti.

ABD’de haziran ayında tarım dışı istihdam 57 bin kişi arttı, işsizlik oranı ise yüzde 4,2’ye yükseldi. Tüketici fiyatları aylık bazda yüzde 0,4 gerilerken, yıllık enflasyon yüzde 3,5’e, çekirdek enflasyon ise yüzde 2,6’ya indi. Veriler, iş gücü piyasasında kademeli bir yavaşlamaya ve fiyat baskılarında belirgin bir azalmaya işaret etti. Buna karşın Fed Başkanı Kevin Warsh, enflasyon hedefe dönmeden erken bir gevşemeye mesafeli yaklaşımını korudu. Fed, 28–29 Temmuz tarihlerinde gerçekleştirilen FOMC toplantısında beklentilere paralel olarak politika faizini yüzde 3,50–3,75 aralığında sabit bıraktı. Kararın 9’a karşı 3 oyla alınması ve üç üyenin 25 baz puanlık faiz artırımı yönünde oy kullanması, Kurul içinde enflasyon görünümüne ilişkin görüş ayrılıklarının güçlendiğini gösterdi.

Fed Başkanı Warsh, enflasyon hedefinde herhangi bir yumuşamanın söz konusu olmadığını, yüzde 2 enflasyon hedefinin değişmediğini ve tek bir aylık olumlu verinin fiyat baskılarındaki kalıcı düşüşü teyit etmek için yeterli olmadığını söyledi. Kararların veri akışına bağlı olarak alınacağını vurgulayan Warsh, yakın döneme ilişkin açık bir faiz artırımı sinyali vermedi. Bu yaklaşım, piyasalarda görece güvercin bir mesaj olarak değerlendirildi.

ÇİN EKONOMİSİ İVME KAYBETTİ, JAPONYA’DA ZAYIF YEN, YÜKSELEN ENERJİ MALİYETLERİ

Avrupa’da ECB, 23 Temmuz toplantısında üç temel politika faizini piyasa beklentileri doğrultusunda sabit bıraktı.Haziran ayında manşet enflasyon yüzde 2,8’e, çekirdek enflasyon ise yüzde 2,4’e geriledi. Buna karşın, enerji şokunun fiyatlara tam olarak yansımadığı değerlendirmesi, eylül toplantısında faiz artışı ihtimalini gündemde tuttu.

Çin ekonomisi, yılın ikinci çeyreğinde yıllık yüzde 4,3 büyüyerek ivme kaybetti. Zayıf iç talep ve gayrimenkul sektöründe devam eden sorunlar, ekonomiyi destekleyici yeni adımlara yönelik beklentileri güçlendirdi.

Japonya’da ise piyasanın odağı, 30–31 Temmuz tarihlerinde gerçekleştirilecek BoJ toplantısına çevrildi. Politika faizinin yüzde 1,00 seviyesinde sabit tutulması beklenirken, zayıf yen ve yükselen enerji maliyetleri nedeniyle Banka’nın vereceği mesajlar yakından izlendi.

TÜRKİYE’DE ALTIN VE ENERJİ HARİÇ CARİ FAZLA 3,63 MİLYAR DOLAR OLARAK GERÇEKLEŞTİ

Yurt içinde haziran ayında TÜFE aylık bazda yüzde 0,99, yıllık bazda ise yüzde 32,11 arttı. Yıllık enflasyondaki gerileme dezenflasyon eğilimini desteklerken, imalat PMI’ın 47,1’e düşmesi ekonomik faaliyette yavaşlamaya işaret etti. Mayıs ayında cari denge 1,46 milyar dolar açık verdi. Buna karşılık altın ve enerji hariç cari fazla 3,63 milyar dolar olarak gerçekleşti.

IMF, dış talep ve enerji maliyetlerindeki bozulmayı dikkate alarak Türkiye için 2026 yılı büyüme tahminini yüzde 3,4’ten yüzde 2,9’a indirdi.

TCMB Piyasa Katılımcıları Anketi’nde 2026 yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 29,21, on iki ay sonrası enflasyon beklentisi ise yüzde 23,95 olarak gerçekleşti. TCMB, 23 Temmuz tarihli Para Politikası Kurulu toplantısında politika faizini yüzde 37 seviyesinde sabit bıraktı. Karar metninde, enflasyonun ana eğiliminin haziran ayında sınırlı ölçüde gerilediği, temmuz ayında ise geçici bir yükseliş beklendiği ifade edildi. İç talebin zayıflamakla birlikte dezenflasyon sürecini desteklemeye devam ettiği vurgulandı.

Jeopolitik gelişmelerin enerji fiyatları üzerinden oluşturduğu risklere dikkat çekilirken, fiyat istikrarı sağlanıncaya kadar sıkı para politikası duruşunun sürdürüleceği mesajı yinelendi. Fitch, Türkiye’nin BB- kredi notunu ve durağan görünümünü teyit etti. Moody’s ise periyodik değerlendirmesinde herhangi bir not değişikliğine gitmedi.

Borsa İstanbul’da bankacılık ve sanayi şirketlerinin ikinci çeyrek finansal sonuçlarına ilişkin beklentiler, sektör bazlı ayrışmayı öne çıkardı. Bu süreçte Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası rezervlerinin görünümü de piyasa tarafından yakından takip edildi.

EUR/USD PARİTESİNDE YÖN ARAYIŞI: FED VE ECB MESAJLARI ÖNE ÇIKIYOR

Temmuz ayında EUR/USD paritesi dalgalı, ancak euro lehine bir seyir izleyerek ay sonuna doğru 1,14 seviyesinin üzerine yerleşti.

Bu yükselişte ABD dolarındaki zayıflama, Fed’in faiz politikasına ilişkin belirsizlikler ve Euro Bölgesi’nde ekonomik aktivitenin beklentilerin üzerinde direnç göstermesi etkili oldu.

Ay boyunca piyasaların odağında Avrupa Merkez Bankası ile ABD Merkez Bankası’nın temmuz ayı toplantıları yer aldı. Orta Doğu’da yeniden yükselen jeopolitik riskler ve enerji fiyatlarındaki oynaklık da piyasa fiyatlamalarını etkiledi.

ABD’de Fed, beklentilere paralel olarak politika faizini yüzde 3,50–3,75 aralığında sabit bıraktı. Fed Başkanı Kevin Warsh, enflasyonla mücadelede kararlı duruşun süreceğini vurgularken, faiz patikasına ilişkin net bir yönlendirme yapmadı. FOMC toplantısında üç üyenin faiz artırımı yönünde muhalefet şerhi vermesi ve Fed’in temkinli söylemini koruması, sıkı para politikasının uzun süre devam edebileceği beklentisini canlı tuttu. Kararın ardından ABD tahvil faizleri ile dolar endeksi dalgalı bir seyir izledi.

AVRUPA MERKEZ BANKASI POLİTİKA FAİZİNİ DEĞİŞTİRMEDİ

Euro Bölgesi’nde ise ECB, politika faizlerini değiştirmeyerek veri odaklı yaklaşımını sürdürdü. Banka, enerji fiyatlarındaki risklerin enflasyon üzerindeki etkisini yakından izlemeye devam edeceğini belirtti. Enflasyondaki kademeli yavaşlamaya rağmen hizmet sektörü ile istihdam piyasasının dirençli görünümü ekonomik aktiviteyi destekledi. ECB’nin sıkı duruşunu koruması ve faiz indirimlerinde aceleci olmayacağı yönündeki mesajları, euro üzerindeki baskıyı sınırladı.

ABD’de açıklanan enflasyon ve büyüme verileri Fed’in temkinli yaklaşımını desteklese de piyasalar, ilave sıkılaştırma ihtimalini önceki aylara göre daha sınırlı fiyatladı.

Teknik açıdan 1,1470 seviyesi kısa vadede güçlü direnç konumunu koruyor. Bu seviyenin aşılması hâlinde 1,1600 seviyesi hedeflenebilir. Aşağı yönlü hareketlerde ise 1,1400 ilk destek olarak öne çıkarken, 1,1350 ve 1,1300 seviyeleri diğer önemli destek noktalarını oluşturuyor.

Orta vadede yükseliş eğiliminin korunabilmesi için 1,1470 direncinin kalıcı olarak aşılması önem taşıyor. Ağustos ayında açıklanacak ABD enflasyon ve istihdam verileri, Euro Bölgesi PMI verileri ile merkez bankalarından gelecek mesajlar, paritenin yönü üzerinde belirleyici olmaya devam edecek.

ALTINDA GÜVENLİ LİMAN TALEBİ, KURDA KONTROLLÜ YÜKSELİŞ

Temmuz ayında ons altın, artan oynaklığa rağmen güvenli liman talebinin desteğiyle güçlü seyrini korudu. Orta Doğu’da yeniden yükselen jeopolitik riskler ve enerji fiyatlarındaki artış, değerli metale olan ilgiyi canlı tuttu. Ayın ilk bölümünde jeopolitik gelişmeler fiyatları desteklerken, son haftada piyasanın odağı yeniden Fed’in para politikasına çevrildi.

Fed, politika faizini beklentilere paralel olarak yüzde 3,50–3,75 aralığında sabit bıraktı. Buna karşın üç FOMC üyesinin faiz artırımı yönünde oy kullanması ve Fed Başkanı Kevin Warsh’ın temkinli duruşunu koruması, faizlerin uzun süre yüksek kalabileceği beklentilerini güçlendirdi. Buna rağmen dolar endeksindeki zayıflama ve Fed’in geleceğe ilişkin net bir yönlendirme yapmaması, tahvil faizlerindeki yükselişin altın fiyatları üzerindeki baskısını sınırladı.

Temmuz boyunca açıklanan makroekonomik veriler, ABD ekonomisinin dirençli görünümünü koruduğunu gösterdi. Enflasyonist baskıların sürmesi güvenli liman talebini desteklerken, Orta Doğu’daki jeopolitik riskler, enerji fiyatlarındaki artış ve merkez bankalarının altın talebi de fiyatlamalara katkı sağladı. Buna karşılık yüksek reel faizler ve dönem dönem yükselen ABD tahvil getirileri, altındaki yükselişi sınırlayan başlıca unsurlar oldu. Böylece ons altın, temmuz ayında güvenli liman talebi ile sıkı para politikası beklentileri arasında dengeli, ancak pozitif bir görünüm sergiledi.

Ağustos ayında altın fiyatlarının yönü açısından Fed’in faiz patikasına ilişkin yeni sinyaller, ABD enflasyon ve istihdam verileri, tahvil faizleri, dolar endeksi ve jeopolitik gelişmeler belirleyici olmaya devam edecek.

Teknik açıdan 4.000 dolar seviyesi önemli destek konumunu koruyor. Bu seviyenin üzerinde kalıcılık sağlanması hâlinde 4.150 ve 4.250 dolar dirençleri yeniden hedeflenebilir. Buna karşılık 4.000 doların altında kalıcılık sağlanması durumunda 3.940 dolar seviyesine doğru geri çekilme ihtimali artabilir.

MERKEZ BANKASI’NIN SIKI PARA POLİTİKASINDA REZERV GÖRÜNÜMÜ VE JEOPOLİTİK GELİŞMELER BELİRLEYİCİ OLDU

Temmuz ayında USD/TRY kuru, küresel dolar endeksindeki dalgalanmaya rağmen yurt içi dinamiklerin etkisiyle kademeli yükselişini sürdürdü ve 47 seviyesinin üzerine yerleşti. Kur hareketlerinde TCMB’nin sıkı para politikası duruşu, rezerv görünümü ve jeopolitik gelişmeler belirleyici olurken, Fed’in faiz politikasına ilişkin belirsizlikler de fiyatlamaları etkiledi.

TCMB, temmuz ayı Para Politikası Kurulu toplantısında politika faizini beklentilere paralel olarak yüzde 37 seviyesinde sabit bıraktı. Banka, enflasyonda yukarı yönlü risklerin sürdüğünü vurgularken, sıkı para politikası duruşunun kararlılıkla devam edeceği mesajını yineledi. Yurt içinde dezenflasyon beklentileri korunurken, rezerv görünümündeki iyileşme Türk lirası üzerindeki baskıyı sınırlayan unsurlar arasında yer aldı.

Küresel tarafta ise Fed’in temkinli duruşu ve ABD’den gelen güçlü makroekonomik veriler dolar talebini destekledi. Buna karşın karar sonrasında dolar endeksinde görülen sınırlı geri çekilme, gelişmekte olan ülke para birimleri üzerindeki baskıyı kısmen hafifletti.

Ağustos ayında kurun yönü açısından TCMB’nin para politikası, enflasyon görünümü, rezerv gelişmeleri, jeopolitik riskler ve Fed’den gelecek yeni mesajlar yakından izlenecek. Teknik açıdan 47,00 seviyesi ilk destek olarak öne çıkıyor. Bu seviyenin üzerinde kalıcılık sağlanması hâlinde 48,00 ve 48,50 dirençleri gündeme gelebilir.

AĞUSTOS GÜNDEMİ: PİYASALARIN ODAĞINDA MERKEZ BANKALARI VE JEOPOLİTİK RİSKLER

Ağustos ayında küresel piyasaların odağında ABD–İran geriliminin seyri, Hürmüz Boğazı’ndan enerji akışının normalleşme ihtimali, OPEC+ toplantısı ve ABD’nin yeni tarifelerinin ticaret ile enflasyon üzerindeki etkileri yer alacak.

ABD’de açıklanacak temmuz ayı istihdam ve enflasyon verileri, Fed toplantı tutanakları, ikinci çeyrek büyüme revizyonu, kişisel tüketim harcamaları enflasyonu ve Jackson Hole toplantısından verilecek mesajlar, faiz beklentileri açısından belirleyici olacak.

Avrupa’da ECB’nin eylül toplantısına yönelik beklentiler, Çin’de ekonomik aktivite verileri ve yeni destek adımları ile BoJ’un para politikasında normalleşme sürecine ilişkin mesajları yakından izlenecek. Ağustos ayında büyük merkez bankalarının planlanmış bir faiz toplantısı bulunmuyor.

Yurt içinde ise 3 Ağustos’ta açıklanacak temmuz ayı enflasyon verisi ile TCMB’nin 13 Ağustos’ta yayımlayacağı yılın üçüncü Enflasyon Raporu piyasaların en önemli gündem başlıklarını oluşturacak. Ağustos ayında PPK toplantısı bulunmaması nedeniyle enflasyonun ana eğilimi, enerji maliyetleri, iç talep, rezervler ve likidite koşulları, 10 Eylül toplantısına ilişkin beklentiler açısından önem taşıyacak.

ABD’nin Türkiye’den ithal edilen ürünlere uygulamaya başladığı yüzde 12,5 oranındaki tarifenin ihracat üzerindeki etkileri, cari denge görünümü ve ikinci çeyrek finansal sonuçları da yurt içi varlık fiyatlamalarında belirleyici olacak.

TCMB’NİN MESAJI VE BORSA İSTANBUL’DA YENİ DÖNEM

TCMB, temmuz ayı Para Politikası Kurulu toplantısında politika faizini yüzde 37 seviyesinde sabit bıraktı. Ağustos ayında PPK toplantısı yapılmayacak olması nedeniyle faiz indirimi beklentileri 10 Eylül toplantısına ötelendi. Böylece para politikasında veri odaklı ve temkinli yaklaşım korunmuş oldu.

BIST-100 Endeksi, temmuz ayında jeopolitik gelişmeler, petrol fiyatlarındaki oynaklık, TCMB’nin faiz kararı ve ikinci çeyrek finansal sonuçlarına ilişkin beklentilerin etkisiyle dalgalı bir seyir izledi. Ayın ilk haftasında yıllık enflasyondaki gerileme alımları destekledi. Ancak ABD–İran geriliminin yeniden tırmanması, petrol fiyatlarının yükselmesi ve faiz indirimi beklentilerinin ötelenmesi satış baskısını artırdı.

BIST-100’DE GÖZLER ENFLASYON, BİLANÇOLAR VE TCMB MESAJLARINDA

BIST-100 Endeksi, 6 Temmuz’da 14.629,66 puan seviyesini test ettikten sonra kazançlarının önemli bölümünü geri verdi ve ayı yaklaşık 13.292 puan seviyesinde tamamladı. Böylece endeksin, haziran sonuna göre yaklaşık yüzde 5,8 değer kaybetmesi bekleniyor.

Aynı dönemde Sınai Endeksi yaklaşık yüzde 3,7 yükselirken, Banka Endeksi yüzde 18,8 gerileyerek belirgin şekilde negatif ayrıştı. Bankacılık hisselerindeki satışlarda, faiz indirimi beklentilerinin ötelenmesi ve sıkı finansal koşulların sektör kârlılığı üzerindeki etkilerine ilişkin endişeler belirleyici oldu.

Ağustos ayında temmuz enflasyonu, TCMB Enflasyon Raporu, enerji fiyatları, ABD’nin Türkiye’ye uyguladığı yüzde 12,5 oranındaki gümrük tarifesi ve ikinci çeyrek finansal sonuçları yurt içi piyasaların ana gündem maddelerini oluşturacak.

Enflasyon görünümünün iyileşmesi, petrol fiyatlarının gerilemesi ve rezervlerdeki güçlenmenin devam etmesi hâlinde, BIST-100 Endeksi’nde tepki alımlarının güç kazanabileceğini düşünüyoruz. Bununla birlikte, jeopolitik belirsizliklerin sürmesi ve faiz indirimi beklentilerinin eylül ayına ötelenmesi nedeniyle endeksin dalgalı görünümünü korumasını bekliyoruz.

Orta ve uzun vadeli görünümde ise seçici ve kademeli alım yönündeki görüşümüzü koruyoruz.

Not: Kapak görseli, yapay zekâ asistanı Grok tarafından oluşturulmuştur.

Osman GÖKTAN

Şeker Yatırım Genel Müdürü

goktan@turcomoney.com

Yorum yok

Yorum Yazın

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

*

*

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.