Putin bombardımanı yoğunlaştırıyor. Ukrayna Rusya’nın enerji damarlarını hedef alıyor. Yaptırımlar, seçim takvimi ve nükleer caydırıcılık denklemi karmaşıklaştırıyor. Moskova’da görüştüğüm Sergey Karaganov’un sözleri ise dikkat çekiciydi: “Bu yıl sona ermeden önemli gelişmeler bekleyin.”
Bir tarafta Ukrayna şehirlerine yağan füzeler, diğer tarafta Rus rafinerilerinden yükselen alevler. Savaş artık yalnızca siperlerde yürütülmüyor. Petrol terminalleri, limanlar, boru hatları, elektrik santralleri ve finans kuruluşları da cephenin parçası.
Rusya saldırılarını yoğunlaştırırken Ukrayna, Moskova’nın savaş ekonomisini besleyen enerji altyapısını hedef alıyor.
Asıl soru şu: Putin zafere yaklaştığı için mi baskıyı artırıyor, yoksa artan maliyetler karşısında daha fazla askerî sonuç elde etmeye mi ihtiyaç duyuyor?
Bombardımanın yoğunluğu tek başına ne zaferin ne de çaresizliğin kanıtıdır.
Moskova’da Karaganov ile görüşmem: Yıl sonuna dikkat!
Moskova’da Rus stratejist Sergey Karaganov ile yaptığım görüşmede savaşın gidişatını uzun uzun konuştuk. Karaganov bana, “Bu yıl sona ermeden önemli gelişmeler bekleyin,” demişti. Bu sözleri aklımda tuttum.
Acaba Moskova cephede belirleyici bir ilerleme mi hedefliyor? Ukrayna’nın enerji ve lojistik altyapısına yönelik baskıyı mı artıracak? Yoksa askerî kazanımları müzakere masasında kullanabileceği yeni bir diplomatik aşamaya mı hazırlanıyor?
Karaganov’un sözlerini Kremlin’in resmî kararlarının veya gizli bir harekât planının kanıtı olarak görmüyorum. Ancak Rus stratejik çevrelerinde yıl sonuna yönelik beklentileri anlamak bakımından dikkate değer buluyorum. Benim için asıl mesele, beklenen gelişmenin askerî bir tırmanma mı, yoksa siyasi çözümün başlangıcı mı olacağı.
Putin’in üç ayrı savaşı
Putin aynı anda üç mücadele yürütüyor: Cephede toprak kazanmak, Ukrayna’nın ekonomik ve toplumsal dayanıklılığını aşındırmak, Batı’nın desteğini sürdürme iradesini sınamak. Ancak Rusya’nın kaynakları sınırsız değil. Her füzenin, tankın ve kaybedilen askerin maliyeti var. Savunma sanayisi üretimi millî geliri artırabilir; fakat tank üretmekle toplumu zenginleştirmek aynı şey değil. Savaş ekonomisi büyürken sivil yatırımlar, teknoloji, sağlık ve altyapı geri planda kalabilir. Kremlin’in ekonomik sınavı, bu düzenin ne kadar süre sürdürülebileceği.
Enerji silahı tersine mi dönüyor? Rusya yıllarca petrol ve doğal gazı jeopolitik güç aracı olarak kullandı. Şimdi kendi enerji altyapısı Ukrayna saldırılarının hedefinde. Rafinerilerin, yakıt depolarının ve terminallerin vurulması özellikle dizel arzını etkileyebilir. Dizel; tarımın, taşımacılığın, sanayinin ve askerî lojistiğin temel girdisi. Rusya’nın dizel ihracatına yönelik kısıtlamaları 30 Eylül’e kadar uzattığına ilişkin haberler, iç piyasa arzına verilen önemi gündeme getiriyor. Bir rafinerinin vurulması petrol üretiminin durması demek değil. Ancak saldırılar tekrarlanır, onarımlar gecikir ve terminaller de zarar görürse ekonomik maliyet birikir. Belirleyici olan patlamaların büyüklüğü değil, kaybedilen kapasitenin ne kadar sürede geri kazanıldığıdır.
Washington sıkıştırıyor, Çin ve Hindistan ne yapacak?
İkincil yaptırımlar, belirli yaptırım kapsamındaki işlemleri kolaylaştıran üçüncü ülke şirketlerini ve bankalarını da hedef alabiliyor. Bazı alıcılar yaptırım riskinden kaçınırken Çin ve Hindistan enerji güvenliklerini, fiyat avantajlarını ve Washington ile ilişkilerini birlikte değerlendiriyor. Rus petrolünden tamamen vazgeçmiş değiller. Moskova petrol satmaya devam ederken daha büyük indirimler, pahalı taşımacılık ve karmaşık ödeme mekanizmaları nedeniyle daha az kazanabilir. Dolayısıyla ihracat hacminden çok, Rusya’nın eline geçen net gelir önem taşıyor.
Seçimler ve Putin sonrası
Putin’in bir sonraki olağan başkanlık seçimi 2030’da. Eylül 2026’daki parlamento seçimleri ise ayrı bir süreç. Kremlin’in savaşın ekonomik maliyetleri karşısında kamuoyuna somut sonuçlar sunma ihtiyacı bulunuyor. Ancak seçim takvimi tek başına askerî kararları açıklamaz. Peki Putin beklenmedik biçimde iktidardan ayrılırsa? Anayasal olarak başbakan geçici başkanlık görevini üstlenir. Gerçek güç dengelerinde ise güvenlik kurumları, ordu ve siyasi elitler önem kazanabilir. Yeni lider savaşı yavaşlatabilir, müzakereye yönelebilir veya mevcut politikayı sürdürebilir. Bir suikastın ya da lider değişiminin otomatik olarak barış getireceğini varsayamayız. Böyle bir gelişme belirsizliği ve sertleşme riskini de artırabilir.
Nükleer tehdit: Son koz mu?
Rusya’nın nükleer kapasitesi NATO’nun hesaplarını etkiliyor. Ancak nükleer silahlar konvansiyonel savaşta sınırsız hareket serbestisi sağlamıyor. Batılı yetkililer nükleer kullanımın ağır sonuçları olacağını belirtti. NATO’nun vereceği somut karşılık ise önceden kesinleşmiş değil. Nükleer kullanım; Çin ve Hindistan’ın tepkilerinden uluslararası izolasyona ve kontrol edilemeyen askerî tırmanmaya kadar ciddi riskler taşır. Nükleer silahlar caydırabilir; fakat siyasi meşruiyet veya kalıcı barış yaratamaz.
Türkiye ve Karadeniz için sonuç
Karadeniz güvenliği, enerji ticareti, deniz taşımacılığı ve Avrupa’nın savunma mimarisi Türkiye’yi doğrudan ilgilendiriyor. Ankara, Rusya ile iletişim kanallarını korurken Ukrayna’nın egemenliği temelinde diplomatik çözüm arayışlarına katkıda bulunabilir. Ancak ateşkes barış değildir. Güvenlik garantileri, toprakların statüsü, yeniden inşa ve yaptırımlar çözülmeden kalıcı istikrar güç.
Son söz: Karaganov’un işaret ettiği yıl sonu
Moskova’daki görüşmemizde Karaganov’un yıl sonuna ilişkin sözlerini hatırladıkça şu soruyu soruyorum: Beklenen gelişmeler savaşı daha tehlikeli bir aşamaya mı taşıyacak, yoksa müzakere için yeni bir kapı mı açacak? Bunu şimdiden bilmiyoruz. Rusya daha fazla toprak kazanabilir; fakat bunun ekonomik ve insani maliyeti ayrı hesaplanmalı. Ukrayna bağımsızlığını korurken ağır yıkıma uğrayabilir. Önümüzdeki dönemde cephedeki ilerleme, enerji altyapısındaki kalıcı hasar, yaptırımların net ihracat gelirlerine etkisi ve Batı desteğinin sürekliliği birlikte izlenmeli. Savaşların bilançosu yalnızca ele geçirilen kilometrekarelerle değil; kaybedilen insanlarla, tüketilen sermayeyle ve gelecek nesillere bırakılan borçlarla tutulur. Bir savaşı bitirmek, kazanmakla aynı şey değildir. Savaş meydanındaki kazanım da barış masasında kalıcı güvenliğe dönüşmeyebilir.
Mehmet Öğütçü London Energy Club Yönetim Kurulu Başkanı, eski diplomat, OECD yöneticisi
ogutcu@turcomoney.com
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
İsim *
Email *
Daha sonraki yorumlarımda kullanılması için adım, e-posta adresim ve site adresim bu tarayıcıya kaydedilsin.
Δ
Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.