Son Haberler

Sanayi ve ticaret odalarında seçimler ve başkan adayları…

– Viyana’da, geçen Temmuz ayında Avusturya Ticaret Odası’ndan bir tutanak sızdırıldı. Buna göre sanayiciler, işletmelerden alınan oda katkı payının düşürülmesini istemiş. Ancak bu sanayicilerin bu talebine odalar, bütçelerinin zorlanacağını gerekçe göstererek karşı çıktı. Kasım 2025’te Avusturya Ulusal Meclisi’nde konu gündeme geldi. Bütür siyasi partiler, odaların reforma ihtiyacı var” konusunda fikir birliğine vardı.

-Odaların üyelerinden tahsil etitği aidat ve başkanların görev süresi, birçok ülkede tartışılan konuların başında geliyor. Bu noktada “aidat zorunluluğu kalksın.” talebi öne çıkıyor. Peki dünyada durum ne? Avrupa oda ağının verilerine göre işletmeler için üyelik vakaların yüzde 67’sinde gönüllü; AB-27’de bu oran yüzde 70’e çıkıyor. Ve odaların gelirinin yüzde 41’ini üye katkıları, yüzde 39’unu hizmet satışları oluşturuyor.

-Avrupa’nın çoğunda zorunlu üyelik “yok”. Zorunluluğu kaldıran ülkeler, onun yerine hiçlik koymadı. Ara modeller icat ettiler. “İspanya modeli;  evrensel üyelik, gönüllü katkı”. 2010 tarihli kararname sürekli oda gelirini kaldırdı ve üyeliği gönüllü hale getirdi. 2014 tarihli kanunla kurulan yeni yapıda, plenumun ilk oluşumundan bir yıl sonra temsilciler, o dönemde yapılan gönüllü katkılara göre yenileniyor. Ödeyen, temsil edilir.

-Macaristan’da üyelik gönüllü; ama üye olmayan işletmeler bile, odaların kamusal görevlerini yerine getirebilmesi için küçük ve zorunlu bir “katkı” ödüyor. İtalya’da Kanun’da zorunlu oda üyeliğine dair bir hüküm yok; ama işletmeler odaların tuttuğu ticaret siciline kaydolmak zorunda. Kayıtlı işletmeler oda hizmetlerinden yararlanma ve yönetim organlarına katılma hakkına sahip. Fiilen herkes içeride, ama kimse “üye ol” diye zorlanmıyor.

– Türkiye’de 2026 oda–borsa organ seçimleri Ekim ayında başlayıp Kasım içinde tamamlanacak; TOBB organ seçimleri ise bunu izleyen Mayıs ayında yapılacak. Türkiye’de  252 oda ve 113 ticaret borsası, toplamda 365 kuruluş var. Bunlar Anayasa’nın 135. maddesine dayanan kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşları ve ticaret siciline kayıtlı tacir ile sanayiciler bulundukları yerdeki odaya üye olmak zorunda; olmayanlar re’sen kaydediliyor.

-Türkiye’de oda seçimlerinde bu önemli konular çoğu tartışmada atlanıyor. Bizde bir “sessiz mutabakat” var. Ve o mutabakatın en görünür sembolü, uzun süre değişmeyen başkanlardır. 5174 sayılı Kanun, “üst üste iki dönem yönetim kurulu başkanlığı yapmış olanlar, aradan iki seçim dönemi geçmedikçe aynı göreve yeniden seçilemezler” diyor. Ama bu kanun maddesi hiç işlemiyor. Türkiye’de meslek kuruluşlarında fiilen dönem sınırı yok.

– İtalya odalar konusunda gerçek bir reform yaptı. İtalya 2014-2016 arasında oda sistemini baştan yazdı. Yıllık oda ödemesi yüzde 50 kesildi…. Oda görevleri karşılıksız hale getirildi…. Odaların birleştirilmesi zorunlu kılındı… Oda yetkileri, sınırlandırılarak başka kurumlarla mükerrerlik önlendi. Oda sayısı 95’ten 60’a indirildi; 75 binden az kayıtlı işletmesi olan odalar birleştirildi, özel şirketler 96’dan 58’e düşürüldü.

-İtalya’da bakanlığa bağlı bağımsız bir uzman komitesi, odaların performansını değerlendirmekle görevlendirildi. İtalyan odaları “Punto Impresa Digitale” (Dijital İşletme Noktası) ağını kurdu. 2019’dan bu yana bir milyon işletme desteklendi ve 200 milyon euro finansman aktarıldı. Ağ bugüne kadar 325 milyon euroluk kupon seferber etti; sadece 2025’te 150 binden fazla işletmeye destek verdi. İşletmelerin dijital olgunluğu yüzde 8 arttı.

– Sandığa giderken adaylara bakacağız. Şu şartları arayın: 1.Kanun sınır koymuyorsa, aday kendisi koysun. “İki dönem, sonra çekiliyorum” diyen adayın vizyonu daha keskindir. 2.Yılda bir kez, şu kadar topladık, şu kadarını personele, şu kadarını üyeye doğrudan hizmete harcadık. 3.Zorunlu aidatla finanse edilen kurum, üyelerin ortak paydası dışında siyasi pozisyon alamaz. 4.Kurumsal hafızayı kendi şahsına bağlayan başkan, gittiğinde kurumu da götürür.

Viyana’da, geçen Temmuz ayında Avusturya Ticaret Odası’ndan bir tutanak sızdırıldı.

İçeriği şu: Sanayiciler, işletmelerden alınan oda katkı payının düşürülmesini istemiş.

Peki kim karşı çıkmış?

Eyalet odaları.

Gerekçe?

Yayımlanan görüşme tutanaklarına göre eyalet odaları, aidat indirimine esas olarak kendi bütçelerini zorlayacağı için karşı çıkmıştı.

Okuyun o cümleyi bir daha… Üyenin yükünü hafifletme teklifine, “kurumun kendi bütçesi gerekçesiyle” karşı çıkılıyor.

Bu, bir skandalın değil, bir yapının hikâyesidir. Ve o yapı bizde de var.

Aslında Viyana’daki kavga sekiz ay önce başlamıştı.

Kasım 2025’te Avusturya Ulusal Meclisi’nde konu gündeme geldi. FPÖ ve Neos, zorunlu üyeliğin kaldırılmasını istedi, Yeşiller iki milyar euroyu aşan rezervleri eleştirdi, ÖVP ve SPÖ sosyal ortaklığı savundu. Ama tek bir konuda bütün partiler hemfikirdi: Odanın reforma ihtiyacı var.

Evet, bütün partiler…

ODALARIN VE BORSALARIN BAŞKANLARI YILLARDIR DEĞİŞMİYOR

Bunu bir kenara yazın. Çünkü Türkiye’de 2026 oda–borsa organ seçimleri Ekim ayında başlayıp Kasım içinde tamamlanacak; TOBB organ seçimleri ise bunu izleyen Mayıs ayında yapılacak.  Birçok oda takvimini şimdiden ilan etti.

Türkiye’de 186 ticaret ve sanayi odası, 52 ticaret odası, 12 sanayi odası, 2 deniz ticaret odası olmak üzere 252 oda ve 113 ticaret borsası, toplamda 365 kuruluş var. Bunlar Anayasa’nın 135. maddesine dayanan kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşları ve ticaret siciline kayıtlı tacir ile sanayiciler bulundukları yerdeki odaya üye olmak zorunda; olmayanlar re’sen kaydediliyor.

Yapının kritik ayrıntısı çoğu tartışmada atlanıyor. Viyana’daki tartışmanın hiç yapılmadığını göreceğiz.

Bizde bir “sessiz mutabakat” var.

Ve o mutabakatın en görünür sembolü, uzun süre değişmeyen başkanlardır.

REKORTMEN BAŞKAN, 52 YIL GÖREV YAPTI

İstanbul Ticaret Borsası’nın başkanı Nejat Ekrem Basmacı, 1958’de seçildi ve 2009’a kadar 52 yıl yönetim kurulu başkanlığı yaptı. Dedesi borsanın ilk Müslüman başkanıydı; kendisi Orhan Pamuk’un annesiyle amca çocuğuydu. Yani adam kurumun sadece başkanı değil, hafızasıydı. Ama şu ayrıntı her şeyi anlatıyor: Borsanın aylık meclis toplantısı, mayıs 2009’da, yani 52 yıl sonra tarihinde ilk kez basına açıldı. Aynı yılın ağustosunda istifa etti; kasımda ise borsanın itibarını zedeleyici ifadeler gerekçesiyle disiplin kuruluna sevk edildi. 2018’de, 97 yaşında vefat etti.

Elli iki yıl bir kurumu yönetmek, insanı kötü yapmaz. Ama elli bir yıl kapıyı kapalı tutmak, kurumu değiştirir.

TÜRKİYE’DE MESLEK KURULUŞLARINDA FİİLEN DÖNEM SINIRI YOK

Şimdi çok az konuşulan bir hukuki gerçeği anlatayım.

5174 sayılı Kanun, “üst üste iki dönem yönetim kurulu başkanlığı yapmış olanlar, aradan iki seçim dönemi geçmedikçe aynı göreve yeniden seçilemezler” diyor.

Kâğıt üzerinde sekiz yıllık bir sınır.

Peki neden hiç işlemiyor?

10 Ocak 2013 Genel Kurul gündeminde, 5174’ün Birlik yönetim kuruluna ilişkin 40. maddesindeki iki dönem sınırı vardı. Bir yıl sonra Ziraat Odaları Birliği Kanunu’ndaki aynı hüküm için verilen kararda gerekçe şöyle kuruldu: Anayasa’da sınırlama nedenleri gösterilmemiş demokratik hakların kullanılmasını engelleyecek düzenlemeler yapılamaz; seçme ve seçilme hakkına getirilen bu engel, Anayasa’nın 2. ve 135. maddelerine aykırıdır.

Hukuken tutarlı bir gerekçe.

Ama sonucu şu oldu: “Türkiye’de meslek kuruluşlarında fiilen dönem sınırı yok.”

TOBB BAŞKANI RİFAT HİSARCIKLIOĞLU 2001’DE SEÇİLDİ, KOLTUKTA OTURMAYA DEVAM EDİYOR

TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu 2001’de seçildi; 2002, 2005, 2009, 2013, 2018 ve 2023’te yeniden seçildi. Yirmi beş yıl.Ben bunu bir suçlama olarak yazmıyorum. Bir sistem tarifi olarak yazıyorum. Çünkü asıl mesele kişi değil.

Asıl mesele şu: “Süresi belirsiz olan yönetici, riski üstlenmez.”

KAMUSAL KURUMLAR NİYE YENİLİK YAPAMIYOR?

Geçen hafta kamu hizmetleri ve inovasyon üzerine bir çalışma okudum. Grid Catalyst ile Minnesota Üniversitesi yapmış. İçindeki bir tespit, kalemi elimden düşürdü:

Yeni bir şebeke teknolojisi çıktığında, her elektrik şirketi onu deneyen “üçüncü” olmak istiyor.

Birinci riski alır. İkinci hataları düzeltir. Üçüncü ise ikisinin de bedelini ödemeden meyveyi toplar.

Sonuç?

Amerikan elektrik şirketleri gelirlerinin sadece yüzde 0,2’sini Ar-Ge’ye harcıyor; bu oran diğer bütün sanayi sektörlerinin çok altında ve düzenleyicilerin birliği NARUC’un otuz yılı aşkın süre önce önerdiği yüzde 1 hedefinin çok gerisinde.

Ve fatura geliyor: ABD’de elektrik faturaları 2021’den bu yana yüzde 40 arttı.

Şimdi bu tabloyu odalara uygulayın.

Türkiye’de 367 oda ve borsa var. Kaçı bir şeyi ilk deneyen taraf?

Kaçı üçüncü sırada bekliyor?

AİDAT ZORUNLULUĞU KALKSIN MI?

Seçim döneminde en çok duyacağımız cümle şu: “Aidat zorunluluğu kalksın.”

Peki dünyada durum ne? Cevap, çoğumuzun sandığından farklı.

Avrupa oda ağının verilerine göre işletmeler için üyelik vakaların yüzde 67’sinde gönüllü; AB-27’de bu oran yüzde 70’e çıkıyor. Ve odaların gelirinin yüzde 41’ini üye katkıları, yüzde 39’unu hizmet satışları oluşturuyor.

Yani Avrupa’nın çoğunda zorunlu üyelik “yok”. Ama işin sırrı burada değil. Sırrı şu: Zorunluluğu kaldıran ülkeler, onun yerine hiçlik koymadı. Ara modeller icat ettiler.

“İspanya modeli;  evrensel üyelik, gönüllü katkı”. 2010 tarihli kararname sürekli oda gelirini kaldırdı ve üyeliği gönüllü hale getirdi. 2014 tarihli kanunla kurulan yeni yapıda, plenumun ilk oluşumundan bir yıl sonra temsilciler, o dönemde yapılan gönüllü katkılara göre yenileniyor. Ödeyen, temsil edilir.

“Macaristan modeli; gönüllü üyelik, zorunlu kamusal katkı”.  Üyelik gönüllü; ama üye olmayan işletmeler bile, odaların kamusal görevlerini yerine getirebilmesi için küçük ve zorunlu bir “katkı” ödüyor. Kamusal görev ile kulüp üyeliği birbirinden ayrılmış durumda.

“İtalya modeli; üyelik yok, sicil var”. Kanunda zorunlu oda üyeliğine dair bir hüküm yok; ama işletmeler odaların tuttuğu ticaret siciline kaydolmak zorunda ve kayıtlı işletmeler oda hizmetlerinden yararlanma ve yönetim organlarına katılma hakkına sahip. Fiilen herkes içeride, ama kimse “üye ol” diye zorlanmıyor.

“Hollanda modeli; kamu hizmeti kurumu”. 2013 kanunuyla KvK tek ulusal kuruma dönüştürüldü, bakanlık denetiminde bağımsız idari kuruluş oldu.

“Fransa modeli; üyelik yerine vergi”. Üye aidatının yerini odalara aktarılan bir vergi geliri almış durumda. Ve o vergi son yıllarda acımasızca budandı.

Dört farklı ülke. Dört farklı çözüm. Ortak nokta: Hiçbiri “kaldıralım gitsin” dememiş.

ALMANLAR DA ODALARI TARTIŞIYOR

Ama bu tartışmanın en keskin cümlesi Almanya’dan geliyor. Alman Federal Anayasa Mahkemesi zorunlu üyeliği defalarca anayasaya uygun buldu. Fakat 2017 tarihli kararında bir şart koydu ve o şart, Türkiye’deki tartışmanın da anahtarıdır.

Hükümetin kendi kanun gerekçesinde şöyle aktarılıyor: Mahkeme, tek tek üyelerin ya da üye gruplarının çıkarlarının yapısal olarak dikkate alınmamasının, yasal üyeliğin anayasal meşruiyetini tartışmalı hale getirebileceğini tespit etti. Bölgesel ekonomik çıkarları birleştirmeye yönelik bir zorunlu üyelik, ancak kanunun emrettiği “bütünün çıkarını gözetme” görevi bu çıkarları gerçekten karşılamıyorsa katlanılamaz hale gelir.

Yani: “Zorunlu üyelik, kendiliğinden meşru değildir. Kurum bütün üyelerin çıkarını fiilen temsil ettiği sürece meşrudur”.

Bu cümleyi Türkiye’deki her oda başkanı çerçeveletip masasının üstüne koymalı. Çünkü aidat tartışmasının cevabı “kanun böyle” değildir.

Cevap, “biz bu parayı hak ediyoruz”un ispatıdır.

İTALYA’DAN ÖRNEK ODA REFORMU…

Şimdi size gerçek bir reform anlatacağım.

İtalya 2014-2016 arasında oda sistemini baştan yazdı. Dört adımda:

Yıllık oda ödemesi yüzde 50 kesildi…. Oda görevleri karşılıksız hale getirildi…. Odaların birleştirilmesi zorunlu kılındı… Oda yetkileri, sınırlandırılarak başka kurumlarla mükerrerlik önlendi.

Oda sayısı 95’ten 60’a indirildi; 75 binden az kayıtlı işletmesi olan odalar birleştirildi, özel şirketler 96’dan 58’e düşürüldü.

Ve bakanlığa bağlı bağımsız bir uzman komitesi, odaların performansını değerlendirmekle görevlendirildi.

Dikkat: Odaların gelirini yarıya indirdiler ve aynı anda görev alanını genişlettiler. Yeni müdahale alanları arasında işletmelerin dijitalleşmesi, ürün ve şirket nitelendirmesi (belgelendirme, izlenebilirlik, üretimin değerlendirilmesi), arabuluculuk ve ticari tahkim hizmetleri, krediye destek, mesleki eğitim ve inovasyon eğitimi vardı.

Peki ne oldu?

İtalyan odaları “Punto Impresa Digitale” (Dijital İşletme Noktası) ağını kurdu.

2019’dan bu yana bir milyon işletme desteklendi ve 200 milyon euro finansman aktarıldı. Ağ bugüne kadar 325 milyon euroluk kupon seferber etti; sadece 2025’te 150 binden fazla işletmeye destek verdi. İşletmelerin dijital olgunluğu yüzde 8 arttı. 2026-2029 dönemi için 150 milyon euroluk yeni bir program açıldı, teknoloji ve danışmanlık harcamalarının yüzde 70’ine kadar destek veriliyor ve bölgesel yapay zekâ laboratuvarları kuruluyor.

Şimdi asıl önemli detay: Dijital olgunluk, PID ağının kendi ölçüm aracıyla ölçülüyor ve bu araç, Avrupa Dijital İnovasyon Merkezlerinin olgunluk endeksiyle karşılaştırılabilir olacak şekilde güncellendi.

Yani İtalyan odası şunu diyebiliyor: “Aldığım paranın karşılığı bu; işte ölçüsü, işte kıyaslaması.”

Türkiye’de kaç oda bu cümleyi kurabilir?

YARATICI ODALAR NEYE BENZER?

. Letonya: Kâğıttan yüzde 95 dijitale. Letonya Ticaret Odası, ülkenin başlıca tercihsiz menşe şahadetnamesi düzenleyicisi olarak, sekiz binden fazla üyesiyle menşe belgesi düzenlemesinde yüzde 95 dijitalleşme oranına ulaştı. Odanın en eski işi, en yeni ürünü haline geldi.

. Dünya: ATA Karnesi dijitale geçti ve saat işliyor. Uluslararası Ticaret Odası’nın dijital ATA Karnesi sistemi 1 Haziran 2026’da 27 AB ülkesi, Norveç, İsviçre ve İngiltere’de devreye girdi; 2027 sonuna kadar daha fazla gümrük idaresinin katılması ve 1 Ocak 2028’de sürecin dünya çapında tamamen dijitalleşmesi bekleniyor.

Bu bir haber değil, bir tehdit bildirimidir. 2028’de kâğıt karne düzenleyen oda, işsiz kalacak.

. Nürnberg: Aidatı indiren oda. Nürnberg Odası 2026’da temel aidatın ve katkı payının yalnızca yüzde 85’ini tahsil ediyor. Kuruluştan sonraki ilk iki yılda, ticari kazancı 25 bin euroyu aşmayan işletmeler aidattan tamamen muaf; iki yıldan sonra da kazancı 5.200 euronun altında kalanlar muafiyetini sürdürüyor.

Genç girişimciden aidat almamak. Basit. Ve Türkiye’de hiç konuşulmuyor.

. Dubai: Modelini ihraç eden oda. 2021’de tek oda üçe bölündü: Ticaret Odası, Dijital Ekonomi Odası ve Uluslararası Oda. Ardından geliştirdikleri oda inovasyon çerçevesiyle 300 odadan bin yöneticiye eğitim verdiler.

. Bursa: Bizden bir cevap. BTSO’nun katkılarıyla Bursa’da 2013’te 23 olan Ar-Ge merkezli firma sayısı 100’e ulaştı; son beş yılda kente 920 yeni ihracatçı kazandırıldı ve Bursa yaklaşık 5 milyar dolarla Türkiye’nin en yüksek dış ticaret fazlası veren ili oldu. Şimdi Model Fabrika altyapısının üzerine bir Yapay Zekâ Dönüşüm Merkezi kuruluyor.

Ve bir de ödül: Ankara Ticaret Odası, Uluslararası Ticaret Odası’nın 2025 Dünya Odalar Yarışması’nda yapay zekâ destekli ATONET Akıllı Asistan projesiyle “En İyi Oda İnovasyon Projesi” ödülünü kazandı.

Melbourne’da, yüz ülkeden bin katılımcının önünde.

Kaçımız duyduk?

YENİ DÖNEMİN ODA BAŞKANLARI İÇİN HANGİ ŞARTLAR ARANMALI?

Sandığa giderken adaylara bakacağız. Şu altı şeyi arayın:

1.Süre taahhüdü: Kanun sınır koymuyorsa, aday kendisi koysun. “İki dönem, sonra çekiliyorum” diyen adayın vizyonu daha keskindir. Çünkü meyveyi toplayacak zamanı yoktur; tohum ekmek zorundadır.

2.Aidatın muhasebesi: Yılda bir kez, tek sayfa: Şu kadar topladık, şu kadarını personele, şu kadarını üyeye doğrudan hizmete harcadık. Nokta.

3.Yetki sınırına sadakat: Zorunlu aidatla finanse edilen kurum, üyelerin ortak paydası dışında siyasi pozisyon alamaz. Alman İdare Mahkemesi bunu 2020’de karara bağladı: Çatı örgüt yasal yetki sınırlarını defalarca aştığında, üye kendi odasının o çatıdan çıkmasını talep edebilir.

4.Ön kapı: Ankete katılan elektrik şirketlerinin yarısı, yenilikçiler için bir değerlendirme rehberi ve bir “ön kapı”ları olmadığını itiraf etti; yapılandırılmış süreci olanlarda onay süresi aylar yerine haftalarla ölçülüyordu.Odanın kapısını çalan girişimciye “muhatabınız bu kişi” diyebilmek; hepsi bu.

5.Pilot bütçesi ve hata hakkı: Vermont’ta bir enerji şirketi beş milyon dolara kadar pilot projeleri önceden onay almadan başlatabiliyor; Connecticut on iki ayda karara bağlanan, yılda 25 milyon dolarlık bir program kurdu. Oda karşılığı: Başkanın meclisi beklemeden harcayabileceği, denetlenen, küçük ama gerçek bir deneme bütçesi.

6.Halef: Kurumsal hafızayı kendi şahsına bağlayan başkan, gittiğinde kurumu da götürür.

PEKİ YENİ DÖNEMİN ODALARININ ÖZELLİKLERİ

Ve son olarak, benim önerim. Oda tek bir bütün olarak savunulamaz; dört katmana ayrılmalı ve her katman ayrı hesap vermeli:

. Tescil ve tasdik: Sicil, menşe, kapasite, tahkim. Kamusal görev. Zorunluluk sadece burada meşrudur, bedeli düzenlenir, hesabı denetlenir.

. Kanıt ve veri: Karbon sınır düzenlemesi, tedarik zinciri denetimi, ürün pasaportu, ESG. Yarının Anadolu KOBİ’si bu belgeleri üretemezse ihracat yapamaz. Bu, odanın önündeki en büyük yeni tekel alanıdır ve şu anda boş duruyor.

. Kabiliyet: Model fabrika, dijital olgunluk ölçümü, yapay zekâ laboratuvarı, eğitim. Fiyatlı, isteğe bağlı, ölçülen.

. Temsil: Sınırı ilan edilmiş, ortak payda dışına çıkmayan, yılda bir kez üyeye “şu konularda şunu savunduk” diye rapor veren bir temsil.

Bu dört katmanı ayıran ilk Türk odası, aidat tartışmasını kazanır. Ayırmayanlar, tartışmayı kaybetmeye devam eder.

ADAYLARA SORACAĞIM SORU…

Ekim ve kasımda sandıklar kurulacak. Adaylar gelecek, “üyenin yanındayız” diyecek. Hepsi samimi olacak. Ama ben tek bir soru sorardım.

“Ne yapacaksınız?” değil.

Şunu: “Aidatı indirmek gündeme gelirse, hangi tarafta duracaksınız?”

Çünkü Viyana’da o tutanak sızdığında anlaşıldı ki, bir kurumun gerçek karakteri, ne söylediğinde değil, kendi bütçesiyle üyesinin cebi arasında seçim yapmak zorunda kaldığında ortaya çıkıyor.

Gerisi konuşma.

Evet seçim öncesi adaylara şunu sormak isterim: “Görev sürenizin sonunda sizi aratmayacak bir kurum bırakacak mısınız?”

Bir lider için biraz acımasız bir soru. Ama bence en doğru soru.  Çünkü gerçek kurumsallaşmanın testi başkan salonda olmadığında yapılır.

Zuhal MANSFIELD

TMG Doğaltaş Madencilik Sanayi Yönetim Kurulu Başkanı

mansfield@turcomoney.com

Yorum yok

Yorum Yazın

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

*

*

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

İlgili Haberler

Site Haritası