– Türkiye uluslararası yatırımcıların her an ilgisini çeken ve önemli fırsatlar sunacak olan ayrıcalıklı bir ülke. Fakat çeşitli alanlarda yaşanan belirsizlik ve şeffaf olunmaması, güvensizlik sorununa neden oluyor. Türkiye ekonomisinin düzlüğe çıkarılabilmesi için belirsizliklerin ortadan kaldırılabilmesi, öngörülebilir, şeffaf bir ortamın yaratılması gerekir. Siyasi, toplumsal, bireysel ve ekonomik belirsizliklerin azaldığının en önemli göstergesi yerel para TL’nin değerinin kalıcı olarak istikrar kazanmasıdır.
– Türkiye’de toplumsal ve ekonomik belirsizliği azaltmak, kurumsal şeffaflığın ve özerkliğin artırılması, bağımsız yargı ve hukukun üstünlüğü ilkelerinin tam olarak uygulanması, ulusal liyakat kurallarına ve güven ortamına dayalı öngörülebilir ekonomi politikalarının izlenmesi ile mümkündür. Şeffaflık ilkeleri gereği, kamu ihaleleri, veri akışı ve idari kararlarda açık ve denetlenebilir bir sistem kurulması şarttır. Kişilere bağlı kararlar yerine, önceden bilinen ve şeffaf kuralların geçerli kılınması şarttır.
– Merkez Bankası başta olmak üzere bilumum düzenleyici denetleyici kurumların bağımsızlıklarının fiilen güvence altına alınması gerekir. Ayrıca hantallığı ve keyfiliği getiren bir merkezileşme yerine özerklik modeli tercih edilmelidir. Türkiye’de kurumsal şeffaflık ve özerkliğin artırılması, bağımsız denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi, kamu alımlarında rekabetin sağlanması ve liyakate dayalı atama sistemlerinin getirilmesi ile gayet mümkündür.
– Hukuk güvenliği açısından ise bağımsız yargı ve hukukun üstünlüğü ilkelerinin tam olarak ve fiilen uygulanması şarttır. Bağımsız yargı ve hukukun üstünlüğü; kuvvetler ayrılığının güçlendirilmesi için hâkimlik teminatının eksiksiz sağlanmasını ve yüksek yargı organlarının yapısının siyasi etki ve müdahalelerden arındırılmasını gerektirir. Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) üyelerinin belirlenmesinde yürütmenin ve yasamanın doğrudan etkisinin azaltılması sağlanmalıdır.
– Eğitim sistemindeki eksikliklerin ve yanlışlıkların güven duygusunda yarattığı zayıflama eğiliminin hızlıca düzeltilmesi gerekir. Sınav sorularının bazı kesimlerce defalarca çalınmış olması, sınav uygulamalarının sık sık değiştirilmesi, müfredat ve okul türleri konusundaki ideolojik değişiklikler ve tartışmalar, düz liselerin önemli bir kısmının imam hatip liselerine dönüştürülmesi, okullar arası kalite farkları ve fırsat eşitsizliği, öğretmenliğin mesleki itibarının zayıflatılma çabaları sınav sistemi ve öğrenci değerlendirme süreçlerinde eğitim sistemine ilişkin güvensizlik yaratıyor.
– Beklentilerdeki iyileşme, doğrudan yabancı yatırım ve sermaye akımlarında otomatik olarak artış sağlayacağı anlamına gelmiyor. Ekonomik, siyasi, hukuki ve düzenleyici istikrar sağlanmalıdır. Güven ve öngörülebilirlik ortamı sağlamlaştırılmalıdır. Yeni uluslararası sermaye için olumlu bir yatırım döngüsü sağlanmalıdır. Türkiye, hukuki kesinliği, sözleşmelere ve özel mülkiyete saygıyı, vergi ve düzenleyici kuralların istikrarını ve etkili uyuşmazlık çözüm mekanizmalarını garanti etmelidir.
Siyasi, toplumsal, bireysel ve ekonomik belirsizliklerinin azalması ve gelecek beklentilerinin iyileştirilmesi koşuluyla, Türkiye uluslararası yatırımcıların her an ilgisini çeken ve önemli fırsatlar sunacak olan ayrıcalıklı bir ülkedir. Siyasi belirsizliğin kaynaklarından en önemlisi, seçim süreçlerinde demokratik kurallara uyumlu, düzenli ve en önemlisi muhalefet açısından eşit koşullarda sürdürülüp sürdürülmemesi hususudur. Beklenen seçim süreçlerinin düzenli ve kurallara uygun bir şekilde tamamlanması, siyasi belirsizlik ve güvensizlik kaynağının önemli ölçüde azaltılmasına katkıda bulunacaktır.
Siyasi, toplumsal, bireysel ve ekonomik belirsizliklerin azaldığının en önemli göstergesi yerel para TL’nin değerinin kalıcı olarak istikrar kazanmasıdır. TL’nin dış değeri istikrar kazanmış olması, belirsizliğin ve öngörülemezliğin azalması veya yok olması demektir. Dolayısıyla TL’nin değerini koruyan politikalar en öncelikli politikalardır.
Daha büyük ekonomik büyümeyi garanti altına almak, öncelikle politika yapıcıların güncel teknik uzmanlığına, ekonomik politikanın tutarlılığına, kurumlara saygıya ve hükümetin içerde ve dışarda geniş entegrasyon olanakları sağlayan siyasi anlaşmalar yapma yeteneğine bağlı olacaktır. Türkiye’de toplumsal ve ekonomik belirsizliği azaltmak, kurumsal şeffaflığın ve özerkliğin artırılması, bağımsız yargı ve hukukun üstünlüğü ilkelerinin tam olarak uygulanması, ulusal liyakat kurallarına ve güven ortamına dayalı öngörülebilir ekonomi politikalarının izlenmesi ile mümkündür.
KİŞİLERE BAĞLI KARARLAR YERİNE, ÖNCEDEN BİLİNEN VE ŞEFFAF KURALLARIN GEÇERLİ KILINMASI ŞARTTIR
Şeffaflık ilkeleri gereği, kamu ihaleleri, veri akışı ve idari kararlarda açık ve denetlenebilir bir sistem kurulması şarttır. Kişilere bağlı kararlar yerine, önceden bilinen ve şeffaf kuralların geçerli kılınması şarttır. Kurumsal özerklik başlığı altında ise, Merkez Bankası başta olmak üzere bilumum düzenleyici denetleyici kurumların bağımsızlıklarının fiilen güvence altına alınması gerekir. Ayrıca hantallığı ve keyfiliği getiren bir merkezileşme yerine özerklik modeli tercih edilmelidir. Türkiye’de kurumsal şeffaflık ve özerkliğin artırılması, bağımsız denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi, kamu alımlarında rekabetin sağlanması ve liyakate dayalı atama sistemlerinin getirilmesi ile gayet mümkündür.
Hukuk güvenliği açısından ise bağımsız yargı ve hukukun üstünlüğü ilkelerinin tam olarak ve fiilen uygulanması şarttır. Bağımsız yargı ve hukukun üstünlüğü; kuvvetler ayrılığının güçlendirilmesi için hâkimlik teminatının eksiksiz sağlanmasını ve yüksek yargı organlarının yapısının siyasi etki ve müdahalelerden arındırılmasını gerektirir.
-Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) üyelerinin belirlenmesinde yürütmenin ve yasamanın doğrudan etkisinin azaltılması sağlanmalıdır. Hâkimlerin ve savcıların atanma, nakil, yükselme ve disiplin işlemlerinde güvenceler artırılmalı; görevden alınma veya sürgün korkusu yaşamadan karar verebilmeleri garanti edilmelidir.
-Yasama, yürütme ve yargı organları arasındaki dengeler, yargının diğer erkler karşısında emir ve talimat almayacağı şekilde net ve işlevsel bir temele oturtulmalıdır.
-Anayasa Mahkemesi ve uluslararası yargı mercilerinin (örneğin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi) kararlarının tüm devlet kurumları ve idare tarafından gecikmeksizin uygulanması zorunlu kılınmalıdır. Yargı süreçlerinin şeffaf yürütülmesi, liyakatin mesleğe alımda tek ölçüt yapılması ve kararların hukuki gerekçelere dayandırılması denetlenmelidir.
TÜİK GİBİ KURUMLARIN AÇIKLADIĞI VERİLER TAM BİR GÜVENİLİRLİK VE ŞEFFAFLIK İÇİNDE PAYLAŞILMALIDIR
Öngörülebilir politika açısından, maliye ve para politikalarında tutarlı, uzun vadeli ve sürdürülebilir hedeflerin konulması, liyakat ilkeleri gereği kamuda ve yönetimde nepotizm yerine liyakat esaslı atamaların yapılması, güven ortamı sağlama açısından ise yatırımcıların ve halkın kararlara olan güvenini artıracak net iletişim dillerinin kullanılması gerekiyor. TÜİK gibi kurumların açıkladığı ekonomik ve sosyal veriler tam bir güvenilirlik ve şeffaflık içinde paylaşılmalıdır.
Türkiye’de toplumun farklı kesimleri arasındaki sert kutuplaşma ve kurumlara duyulan güvendeki azalma bariz bir şekilde görülmekte olup, güven duygusunu oluşturan sosyal sermaye algısı zayıfladı. Güven ortamının sağlanması için temel olarak; farklı kesimlerin hak ve özgürlüklerine saygı duyulup kapsayıcı bir dil kullanılması; kurumsal güven açısından devlet kurumlarının tarafsız ve dürüst hizmet vermesi ve eş zamanlı olarak gelir adaletinin sağlanması; yoksulluğun azaltılması yoluyla adil paylaşım ilkelerinin uygulanması; kuralların herkes için aynı şekilde uygulanması, hak arama özgürlüğü kapsamında hakların korunacağına dair inancın güçlendirilmesi; eğitim sisteminin güçlendirilmesi; ifade ve basın özgürlüğündeki bireysel ve medya bağımsızlığının ve enformasyon doğruluğunun sağlanması gerekiyor.
SINAV SİSTEMİ VE ÖĞRENCİ DEĞERLENDİRME SÜREÇLERİ GÜVENSİZLİK YARATIYOR
Eğitim sistemindeki eksikliklerin ve yanlışlıkların güven duygusunda yarattığı zayıflama eğiliminin hızlıca düzeltilmesi gerekir. Sınav sorularının bazı kesimlerce defalarca çalınmış olması, sınav uygulamalarının sık sık değiştirilmesi, müfredat ve okul türleri konusundaki ideolojik değişiklikler ve tartışmalar, düz liselerin önemli bir kısmının imam hatip liselerine dönüştürülmesi, okullar arası kalite farkları ve fırsat eşitsizliği, öğretmenliğin mesleki itibarının zayıflatılma çabaları sınav sistemi ve öğrenci değerlendirme süreçlerinde eğitim sistemine ilişkin güvensizlik yaratıyor.
Beklentilerdeki iyileşme, doğrudan yabancı yatırım ve sermaye akımlarında otomatik olarak artış sağlayacağı anlamına gelmiyor. Dolayısıyla bunun gerçekleşmesi, yönetimin vereceği kurumsal ve ekonomik sinyallere ve siyasi, hukuki ve düzenleyici istikrarı sağlama yeteneğine bağlıdır. Güven ve öngörülebilirlik ortamının sağlamlaştırılması koşuluyla, yeni uluslararası sermaye üzerinde dalgalanma etkisi yaratacak olumlu bir yatırım döngüsü ortaya çıkacaktır. İyileştirilmiş görünümü etkili yatırım taahhütlerine dönüştürmek için Türkiye, hukuki kesinliği, sözleşmelere ve özel mülkiyete saygıyı, vergi ve düzenleyici kuralların istikrarını ve etkili uyuşmazlık çözüm mekanizmalarını garanti etmelidir. İdari prosedürleri basitleştirmenin ve dijitalleştirmenin, izin ve lisans alma için öngörülebilir zaman çizelgeleri oluşturmanın, bürokrasinin teknik kapasitesini güçlendirmenin ve tutarlı bir Kamu-Özel Ortaklığı ve Varlık Projesi modelleri portföyü oluşturması gereklidir. Bu önlemlere ek olarak, vatandaş güvenliğinde, sosyal çatışmaların önlenmesi ve yönetiminde önemli iyileştirmelerin yanı sıra daha büyük yol, liman, enerji ve dijital altyapı geliştirmenin de önemli açıktır. Aynı öneme üretim sektörlerinin üretkenlik güçlerinin artırılmasına yönelik, ihtiyaçlarla uyumlu bir insan sermayesi geliştirme politikası oluşturulmalıdır.
TÜRKİYE’DE BELİRSİZLİĞİ AZALTMAK İÇİN NELER YAPILMALI?
Türkiye’de belirsizliği genel olarak azaltıp güven algısını artırmak için;
Seçim güvenliğinin demokrasi güvenliği olduğu gereceğinden hareketle, bu güvenliğe ilişkin var olan kuralların fiili hayattaki uygulanma oranının %100 e çıkartılması gerekir.
İkinci olarak ise yerel para TL’nin dış değerinin istikrarının korunması gerekir.
Bu başlıklar altında detayları şöyle sıralayabiliriz;
gerekiyor.
Bu tedbirler uygulandığında, kısa vadede iç talep daralır ve büyüme oranları bilinçli olarak bir miktar düşer, İşsizlikte geçici artışlar yaşanır ve iç piyasada dönemsel durgunluk (resesyon) riski artar. Ancak orta vadede öngörülebilirlik en üst düzeye çıkar, CDS primleri düşer ve ülkeye kalıcı doğrudan yabancı sermaye girişi başlar.
Yukarıdaki yapısal dönüşüm ve üretim odaklı reformları ve yeşil ve dijital dönüşüm teşvikleri, tarımda planlı üretim, katma değerli ihracata dayalı sanayi politikaların sonrasında en az 3 ila 5 yıllık süre içerisinde belirsizlik hissi zayıflamasını tamamlayacaktır. Ayrıca, aynı süre içerinde cari açık kalıcı olarak küçülür. Türkiye, ithal girdi bağımlılığından kurtulduğu için küresel şoklara ve döviz kuru dalgalanmalarına karşı yapısal bir bağışıklık kazanır.
Not: Görseller, yapay zekâ asistanı Gemini tarafından oluşturulmuştur.
Orhan ÖKMEN
World Rating Başkanı
okmen@turcomoney.com
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
İsim *
Email *
Daha sonraki yorumlarımda kullanılması için adım, e-posta adresim ve site adresim bu tarayıcıya kaydedilsin.
Δ
Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.