– Yapay zekâya dair çok kapsamlı bir söylem inşası ile karşı karşıyayız. Sanırım yaklaşık 30 yıldır devam eden “Çin Geliyor” söylemi ile karşılaştırılabilecek düzeyde bir söylem bu. İşte bu söylem insanların düşünce ve davranışları üzerinde önemli etkiler yaratabiliyor. Yapay zekâya dair bu tarz bir süreç karşımızda. Gelecekte birçok sorunu yapay zekâ sayesinde çözebileceğimiz fikrinden, yapay zekânın insanlığı yok edebileceğine uyarısına kadar genişleyen bir söylem bu.
– Bu söylemde, her tür türden psikolojik yaklaşıma uygun bir gelecek tasarımı var. İyimserlere göre “her derde deva yapay zekâ”, kıyamet meraklılarına göre “herkesi yok edecek bir yapay zekâ”, finans dünyası için “yüzyılda bir gelecek bir yatırım fırsatı olarak yapay zekâ”, ekonomistlere göre “verimlilikte devrim yaratacak bir yapay zekâ”. Bu alanın önemli kabul edilen insanları ise yapay zekâyı açıkça şeytanlaştırıyor ve zamanımızın tükendiğine işaret ediyor. Peki ama neden?
Yapay zekâya dair tartışmalar, son dönemin vazgeçilmezi olmuş durumda. Tabiri caizse herkes bu konuda bir fikir sahibi. Sokaktaki insandan bizzat bu alanın uzmanlarına kadar çok farklı görüşler var. Bu bağlamda üzerinde tartışılabilecek bazı tespitleri ortaya koymak yerinde olacaktır diye düşünüyorum:
1-Yapay zekâya dair çok kapsamlı bir söylem inşası ile karşı karşıyayız. Sanırım yaklaşık 30 yıldır devam eden “Çin Geliyor” söylemi ile karşılaştırılabilecek düzeyde bir söylem bu. Bilindiği üzere, Michel Foucault insana dair çalışmaları kapsamında “iktidar” kavramına sıklıkla atıfta bulunur ve bilgi ile iktidarın birlikte (içiçe geçmiş de denilebilir) ele alınması gerektiğine işaret eder. “Bilgi-iktidar” yapılanması ve işleyişi kapsamında bir “söylem” inşa ediliyor. İşte bu söylem insanların düşünce ve davranışları üzerinde önemli etkiler yaratabiliyor. Yapay zekâya dair bu tarz bir süreç karşımızdadır. Gelecekte birçok sorunu yapay zekâ sayesinde çözebileceğimiz fikrinden, yapay zekânın insanlığı yok edebileceğine uyarısına kadar genişleyen bir söylem bu.
İlginç olan nokta ise şu; her tür türden psikolojik yaklaşıma uygun bir gelecek tasarımı var söylemin içerisinde. İyimserlere göre “her derde deva yapay zekâ”, kıyamet meraklılarına göre “herkesi yok edecek bir yapay zekâ”, finans dünyası için “yüzyılda bir gelecek bir yatırım fırsatı olarak yapay zekâ”, ekonomistlere göre “verimlilikte devrim yaratacak bir yapay zekâ”.
Seçiniz, beğeniniz, alınız.
2-Yapay zekâ tartışmalarında bir diğer ilginç nokta ise, bu alanın önemli kabul edilen insanlarının yapay zekâyı açıkça şeytanlaştırmaları ve zamanımızın tükendiğine işaret etmeleri. Trilyonlarca dolarlık bir piyasanın aktörleri neden bu tarz ifadeleri kolaylıkla ortaya koyuyorlar. Kimse yoğurdum kara demez değil mi? Ya da siz ne bekliyorsunuz? Madem tehlikeli bir süreç ortaya çıktı, kendiniz sınırlandırın! Kanımca burada devleti söz konusu alana çekmeye çalışan bir strateji var.
Öncelikle, yapay zekânın gerçekten de tehlikeleri ortaya çıkarsa bu uyarılar hatırlatılarak günah çıkartılabilecek, biz uyarmıştık denilecek. Ancak, şeytanın avukatlığını yapalım: Belki de ekonomik ve/veya finansal olarak sürdürülemez bir durum ortaya çıktığında devletin bu alanda yer alması daha da büyük bir avantaj sağlayacak. Kapitalizmin doğasında bulunan bir eğilimi unutmayalım: Kârlar özel, zararlar kamusal olmalı. Ki bu sayede sermaye birikimi sürdürülebilsin. Trilyonluk riskleri karşılayabilecek boyuta sahip devletten başka bir aktör de yok zaten.
3-Yaşadığımız bu süreçte bir diğer nokta, yapay zekânın finans ve ekonomi bağlamında oynadığı kritik roldür. Bilindiği üzere kapitalizmin içsel açmazlarından biri kârların azalması eğilimidir. Bu eğilimin kritik olduğu durumlarda (kâr oranlarının sıfıra yaklaştığı zamanlarda) olağanüstü tedbirler ve tercihler ortaya çıkabiliyor. İşte herkesin büyük bir yatırım iştahıyla birkaç büyük yapay zekâ şirketine (hyperscalers olarak adlandırılan Google, Amazon, Meta, Microsoft, Oracle) yönelmesi bu tarz bir tercihin göstergesi olarak değerlendirilebilir. Çünkü sermaye çoğalmak ister ve bunun için de tek şansı kâr peşinde koşmaktır. Nitekim bu alanın önde gelen şirketleri çok ciddi sermaye yatırımları yaparak büyük data merkezleri kuruyor ve inanılmaz hacimlerde bellek ve işlemci satın alıyorlar. Parasal değer olarak bu yatırımların şimdiden yüz milyarlarca dolara ulaştığı ve yakın gelecekte de trilyonlara ulaşabileceği ifade ediliyor. Hatta esas faaliyet alanları itibarıyla kârlı olan bu firmaların çoğunun nakit varlıklarını kullandıkları ve hızlı bir biçimde borçlanmaya yöneldikleri biliniyor. Buna ilave olarak, halka açılma yoluyla toplanan fonlar da kullanılıyor tabii ki.
Pekiyi sorun nerede?
Sorun şu: Hızlı ve sürekli büyüme sürdürülebilir mi? Gerçekten de bugün kâr etmeyen bu sektör gelecekte kârlı olacak mı? Ya da kârlar beklentileri karşılayabilecek mi? Bu sorunlara bugünden yanıt vermek neredeyse imkânsız. Ama risklerin arttığı açıkça ortada. Trilyon dolarlarla tartışılan bir sektör beklentileri karşılayamaz ise ortaya yeni bir “.com” krizi çıkabilir. Bu durumda da ekonomik-finansal aktörlerin aradığı istikrarı sağlayabilecek tek aktör olarak devletlerin ne yapacağı sorusu çıkar karşımıza.
Önceki krizlerde (.com, 2008 ve pandemi) istikrara dönüşü başarabilmiş olmak, bir sonraki krizde de başarılı olunacağının garantisi olarak okunabilir mi? İnsanlığın sonunu getirecek bir tehlike olarak yapay zekâ ile uğraşmak bu koşullarda insanlığın en önemli icatlarından biri olarak devlet kurumuna düşecek tabii ki. Tehlike geçtiğinde ise kapitalizmin aktörleri tekrar devlet müdahalesinin sakıncalarını vurgulayan bir söylem aracılığıyla kendilerine yeniden yer açmaya çalışacaktır. Süreçte oluşacak devasa zararlar ise, büyük olasılıkla, kendisine anlatılan öyküleri sorgulamadan kabullenenler tarafından üstlenilecektir. Daha önce tarihte farklı biçimlerde ve defalarca yaşandığı gibi!
Not: Kapak görseli, yapay zekâ asistanı Gemini tarafından oluşturulmuştur.
– Doç. Dr. Ertuğrul KIZILKAYA
İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi
kizilkaya@turcomoney.com
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
İsim *
Email *
Daha sonraki yorumlarımda kullanılması için adım, e-posta adresim ve site adresim bu tarayıcıya kaydedilsin.
Δ
Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.