Son Haberler

TÜRKİYE BÜYÜRKEN TASARRUF ORANLARI DÜŞTÜ

Ekonomik büyümeyle birlikte enflasyonun düşmesi, siyasi istikrar, mali disiplin gibi pozitif gelişmelere rağmen Türkiye’de tasarruflar, cumhuriyet tarihinin en düşük seviyesine geriledi. Türkiye büyüdü, ancak büyümede eşik atlamadı. İşte bundan sonrası için muhtemel gelişmeler.

Türkiye ekonomisi, 2002 yılından itibaren uluslararası dış konjonktürün uygun olması, tek partili siyasi istikrar ve mali disiplin sayesinde büyüme gösterdi. Bu süreçte enflasyon tek haneli rakamlara indi, kamu borcu azaldı ve yabancı doğrudan yatırımlar kayda değer oranda arttı. Ancak aynı dönemde tüm bu güzel gelişmelerin aksine Türkiye’nin tasarruf oranı hızla düştü.

Türkiye ekonomisindeki Tasarruf /GSYİH oranı, 1990’lı yıllarda ortalama yüzde %23,4’ten 2012 yılında % 12 seviyesine geriledi. çin’in tasarruf oranının % 53 olduğu dikkate alınırsa, Türkiye’deki tasarruf oranının ne kadar düşük olduğu daha iyi anlaşılır.

turkiye_buyurken_tasarruf_oranlari_dustu.jpgTürkiye’nin toplam ve özel tasarruf oranları, uluslararası kıstaslara göre düşük. özel tasarruf oranlarında özellikle 2002-2006 döneminde yüksek oynaklık bulunmakta. 2001 yılından sonra tasarruf oranları düşme eğilimine girdi ve Türkiye muadil ülkelerden negatif yönde ayrıştı. Bunun ters yansıması olan hane halkı borçlarının GSYH’ya oranı, 2003 yılında % 3 iken 2011 yılında % 18 e yükseldi.

CARİ AçIĞI TETİKLİYOR
Türkiye, artık servet biriktiremiyor ve refahını kalıcı olarak arttıramıyor. Tasarruf tercihinin önemli bir belirleyicisi olan reel faiz oranları, uluslararası ortalamalara kıyasla oldukça yüksek durumda olsa bile uygulanan politikalar, yeterli geliri olanlar için bu günün tüketimini yarının tüketiminden daha cazip kılıyor. Yeterli geliri olamayanlar için ise diyecek bir şey yok.

Tasarrufların sabit sermaye yatırımlarının sürekli olarak altında seyretmesi, kalıcı cari işlemler açığına ve Türkiye’nin uluslararası yatırım pozisyonunun sürekli kötüleşmesine neden oluyor. Türkiye yurtdışına artan miktarlarda temettü ve faiz olarak faktör ödemesi yapmayı sürdüremez. Bu süreç cari işlemler açığındaki bozulmayı kalıcı ve çözümsüz hale getirir.

Literatürde GSMH büyümesinin tasarruflar üzerinde doğrusal ve önemli çarpan ilişkisi var. Bu durumda akıllara şu soru geliyor. Türkiye son yıllarda büyürken neden tasarruf oranları düştü? Büyümede eşik atlamaları, beraberinde önemli ve kalıcı tasarruf artışları getiriyor. Türkiye’de büyüme, tasarruf oranlarına tepki vermedi. Demek ki Türkiye büyüdü, ancak büyümede eşik atlamadı.

ülke lehinde gelişen ticaret hadleri, enflasyon ve kredi değişkeni ile tasarruflar arasındaki ilişki doğrusal. Ayrıca, kamu tasarruflarındaki artışın özel tasarrufu azalttığı, genç ve yaşlıların çalışan nüfusa oranının tasarruf eğilimlerinde etkili olduğu tartışmasız. Dış ticaret haddi 1997-2004 yılları arasında 92,6 seviyesinden 2010 yılında 84,8 seviyesine geriledi. İhracat fiyatlarının ithalat fiyatlarına oranının düşmesi özellikle etkili bir faktör. Ham petrol, doğalgaz ve diğer enerji ürünleri hariç tutulduğunda, Türkiye’nin dış ticaret açığının yaklaşık %98’inin ileri teknoloji ürünlerinin dış ticaretinden kaynaklanmakta. Yüksek teknolojili mal üreten endüstriler yüksek katma değerlidir. Oysa Türkiye, tarım ürünleri ile orta ve düşük teknolojili ürünle ile ucuz, hacimli ve ağır ürünler ihraç etmekte. Bu durum teorik olarak dış ticaret hadlerinin Türkiye’nin aleyhine dönmesine yol açmakta.

öZEL TASARRUFLAR NEDEN AZALDI?
Dış tasarruflara aşırı bağımlılık yerel paranın değerini artırarak rekabet gücünü zayıflatıyor. 2002’den sonra oluşan büyüme ve nüfus artış hızındaki gerileme neden özel tasarruf oranlarını artırmadı? Hâlbuki büyüme ve düşen nüfus artış hızı ile tasarruf oranları arasında doğrusal bir ilişki söz konusu. Tasarrufların azalmasındaki sebepleri şu şekilde özetleyebiliriz.

• Artan petrol ve diğer enerji fiyatlarının sebep olduğu dış ticaret hadlerinin Türkiye’nin aleyhine dönmesi,
• 2001 krizi sürecinde ertelenen dayanıklı tüketim mallarındaki talebin yeniden artışa geçmesi,
• % 30’lar civarında seyreden reel faiz hadlerinin tek haneli rakamlara gerilemesi,
• Tüketimin artmasını sağlayan kredi imkânlarının artması,
• Bütçe açığının azaltılması hedefinin bir sonucu olarak kamu tasarruf oranlarının artması.

İyileşen ekonomik veriler ve pozitif beklentiler tasarruf oranını düşürüyor. Tasarruf oranlarının uzun vadede amacı: Yatırımları artırmadan sadece büyüme oranlarının artmasının önündeki engelleyici unsurları bertaraf etmek ve bu sayede faktör verimliliğini yükseltmek. Yükselen verimlilik tasarruf oranlarının artışına yardımcı olacağı kesin. Yani Türkiye, önceliğini yatırımların artırılmasına değil, mevcut yatırımların verimliliklerinin artırılmasına vermeli.

Büyüme için yapılacak yeni yatırımlar cari açığı artırmakta. Ancak, faktör verimliliğinin artırılması cari açığı artırmadan büyümeyi getirecek.

TASARRUF YETERSİZLİĞİ RİSK OLUŞTURUYOR
Mevcut durumda tasarrufların cılızlığı Türkiye’nin ana kırılganlık unsuru. Bu kırılganlığın oluşturduğu risk unsurunu azaltmak için, ilk etapta; yatırım/tüketim bileşimini düşürmek, TL’nin değerlenmesini ve hatta bir miktar ucuzlaşmasını sağlamak gerekmekte. Yatırım/tüketim oranının düşürülmesi için ise öncelikle tüketimin kontrol edilmesi, azalan bütçe açıklarının kalıcı hale getirilmesi, mevcut uygulanmakta olan dalgalı kur ve enflasyon hedeflemesi politikalarına zarar vermemek kaydıyla para politikasının nispi olarak gevşetilmesi de önemli ayrıntılardan. Diğer taraftan cari açık riski ve sıcak para etkilerinin azaltılması için Türkiye’deki borçlanma senetlerinin ortalama vadelerinin uzatılmasında yararlı olacak. Zira birçok benzer ülkeye göre Türkiye’deki borçlanma vadeleri oldukça kısa. Bu yöntemler büyümeye odaklanma yerine uzun vadede tasarruf oranlarını artıracak gözüküyor.

Orhan öKMEN

JCR EURASIA RATING Başkan
1 Yorum

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

  • Avatar
    Adsız
    30 Kasım 2015 13:49 -

    Merhaba, tasarruf oranlarını nereden araştırdınız?

  • Site Haritası