Son Haberler

Doğaner’den yatırımcılara altın tavsiyeler

Piramit Menkul Kıymetler Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Berra Doğaner’den

YATIRIMCILARA ALTIN TAVSİYELER

 *Alternatif yatırım araçlarından umduklarını bulamayan yüz binlerce yatırımcının

uzun bir aradan sonra Borsa İstanbul’a akın etmesi, endeksi yukarıya taşıdı.

 *Borsa İstanbul, 27 yıl sonra endekslerden tekrar iki sıfır atılması, Kent Gıda ve QNBFinansbank hisselerindeki hızlı yükselişle birlikte yeniden gündeme geldi.

 *Sermaye piyasası uzmanı, Piramit Menkul Kıymetler Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Berra Doğaner, Borsa İstanbul’a yeni giren 350 bin yatırımcıya “hoş geldiniz” diye seslenirken, çok önemli tavsiyelerde bulundu:

  • Bütün paranızla, krediyle asla borsaya girmeyin
  • Aşırı primlenmiş hisse senetlerinden uzak durun
  • Köklü şirketlerin hisselerini alın, mağdur olmayın
  • Borsa oyun yeri değil, şirketin ortağı oluyorsunuz
  • Portföy oluşturun
  • Endeksten sıfır atılmasıyla yükselişin bir bağlantısı yok

 *Yeni dönemde borsada yatırım yapmaya başlamış 350-400 bin yeni yatırımcıya hoş geldin demek istiyorum. Bu olması gereken bir şeydi. Gün bu günmüş. Biz neden yakınırdık hep? Yatırımcı yok diye yakınırdık. Türkiye’de yatırımcı kıtlığı var derdik. Şimdi ne mutlu ki bize önce kurumsal yatırımcı gelişmeye başladı.

 *Genelde faizler düşünce borsalar yükselir. Bu hep böyledir. Bu düşük faiz ortamında yatırımcılar ne yapıyor? Portföy çeşitlendirmesi yapıyor. Kenarda bir kısım Türk Lirası tutuyordur. Tutmuyorsa da bunu tavsiye ederim. Bütün paranızla asla borsaya girmeyin. Bütün paranız artı krediyle asla asla girmeyin. En güzeli protföy çeşitlendirmesi yapmak.

 *Şimdi bilanço sezonundayız. İkinci çeyrek bilançoları açıklanıyor. İkinci çeyrek bilançoları pandeminin etkilerinin en fazla hissedildiği dönem olacak. Kapalı olduğumuz dönemin sonuçları gelecek. Bu pandemiden olumlu etkilenen ve olumsuz etkilenen sektörler oldu. Bu ayrımı iyi yapmayı ve aşırı primlenmiş hisselerden artık biraz uzaklaşmayı tavsiye ediyorum.

 *Yatırımcılara fiyat-kazanç oranlarına göre, piyasa-defter oranlarına göre nisbeten ucuz kalmış hisseleri seçerek seçim yapmalarını tavsiye ediyorum. Yatırım kuruluşlarının araştırma bültenlerini okumaları çok çok önemli. Model portföylerini incelemeleri çok çok önemli. Bunlara göre risksiz getiri elde etmeleri mümkün.

 *Eğer Mart, Nisan, Mayıs ve Haziran’da borsaya gelmişseniz ve sığ hisselere girmişseniz, çok da güzel kazanmışsanız korumaya alın paranızı. Satılmadıkça kağıt üzerindeki kar sizin değildir. Fiyatı düşük kalmış, uzun vadeli bekleyebileceğiniz hisselere gidin. Bir noktada mutlaka kendi değerine ulaşacak. Köklü şirketlerimizi alın ki mağdur olmayın.

 *Endeksten iki sıfır atılmasının iki, üç sebebi var. ABD ve AB piyasalarında endeksler genellikle 4 haneli. Borsa İstanbul yönetimi, endeksi bu çoğunluğa uyarlamak istedi. Mevcut haliyle hakedilmemiş, pahalı imajı yaratıyordu. Hem bu pahalı imajın, algının ortadan kaldırılması hem de hesaplamalarda ve söylemlerde kolaylık düşünülerek iki sıfır atıldı.

 *Endeksten sıfır atılmasıyla borsanın ralliye geçmesi arasında hiçbir bağlantı yok. Bu operasyonun şirketlerin hisse değerlerini, hisse fiyatlarını etkileyen bir tarafı yok. 1997’de endeksten iki sıfır atıldığında o ay endekste yüzde 70 artış oldu. Fakat Ocak ayı olduğu için oldu. Tamamen o yılki konjoktörle alakalı bir durum. Denk geldi yani.

 *Şu anda yüksek frekanslı işlemler, algoritmik işlemler o kadar arttı ve asıl günlük işlemi o yazılımlar yapmaya başladı. Bunlar kurumsal yatırımcıların algoritmaları. O küçük farkları onlar kazanmaya başladı ve bireysel yatırımcıya günlük al sat yaparak para kazanma ihtimali neredeyse hiç kalmadı. O yüzden uzun vadeli yatırım yapmak daha sağlıklı gözüküyor.

 *Kent Gıda olayında aslında kızılması gereken Scwhepps. Hiç mi haberin olmadı? Bu benim şirketimin piyasa değeri artımş mı? Biraz likitideyi arttırayım. Bu fiyatlardan satış açıklasa zaten normal fiyatına doğru bir hareket olur. Normal şartlarda aslında hakim hissedarların böyle bir rolü ve sorumluluğunda olmalı.

 *”Borsada oynamanın tam zamanı” gibi dergi başlıkları görüyoruz. Borsa kesinlikle bir oyun yeri değil.  Borsa bir yatırım alanı. O şekilde bakmaması lazım yatırımcıların. Ben bu şirkete ortak oluyorsunuz. Yatırım, o kadar ciddi bir şey ki. Bir hisse senedini aldığınız zaman o şirketin ortağı hale geliyorsunuz. Bu oyun değil ki. Bu ortaklık.

 *Korku döneminde hem borsalar yükseldi hem altın yükseldi ama kısa sürede çok fazla alım oldu. Altını buralardan almak cesaret ister. Ama yine de yukarı gidebilir. Dünyada güvenli liman yok. Euro bölgesi bir Euro tahvili çıkarmayı tartışıyor. Mesela Euro tahvili kararını alsalar, altın çok sert düşebilir. Euro güvenli bir liman olmuş olacak.

Dr. Kazım Kılınç

—————————-

Dr. Berra Doğaner, Borsa İstanbul’un en deneyimli isimlerinin başında geliyor… SPK’da uzun yıllar görev yaptı, ardından birçok aracı kurumda üst düzey görevlerde bulundu. Piyasaya yeni gelen 350 bin yatırımcıya, “hoş geldiniz” diye seslenen Doğaner, yatırımcılara çok önemli tavsiyelerde bulunuyor: “Eğer Mart, Nisan, Mayıs ve Haziran’da borsaya gelmişseniz ve sığ hisselere girmişseniz, çok da güzel kazanmışsanız paranızı korumaya alın. Satılmadıkça kağıt üzerindeki kar, sizin değildir. Fiyatı düşük kalmış, uzun vadeli, bekleyebileceğiniz hisselere gidin. Hisse senedi, bir noktada mutlaka kendi değerine ulaşacak. Köklü şirketlerimizi alın ki mağdur olmayın.”

Doğaner’in borsaya girmeye niyetlenenlere önerisi ise şöyle: “Bütün paranızla asla borsaya girmeyin Bütün paranız, artı krediyle asla asla girmeyin. En güzeli portföy çeşitlendirmesi yapmak.”

Sermaye piyasası uzmanı, Piramit Menkul Kıymetler Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Berra Doğaner sorularımızı yanıtladı…

KILINÇ: Son zamanlarda Borsa İstanbul tekrar gündeme geldi. Uzun bir süre gündemden düşmüş gibiydi. Son anda yatırımcılar tekrar borsaya yığıldı. En güncel konudan başlayalım. 23 yıl sonra Borsa İstanbul endekslerinden tekrar iki sıfır atıldı. 2010-2011 yıllarında da endeksten sıfır atılması konusu gündemdeydi. Ama bu operasyon şimdi yapıldı. Siz, endeksten sıfır atılması sırasında Borsa İstanbulda’ydınız. O törene katıldınız. Gongun çalınmasına tanıklık ettiniz. Bu kadar yıldır konuşulmasına rağmen endekslerden neden şimdi sıfır atıldı?

BORSANIN TARİHİ OSMANLI DÖNEMİNDEN ALIRSAK 1873’LERE GİDİYOR

DOĞANER: Aslına bakarsanız bu Türkiye’nin yeni borsacılık tarihinde önemli bir adım. Yeni borsacılık tarihinin başlangıcını 1986’da kurulan İMKB ile başlatabiliriz. Aslında borsamız çok eskiye dayanıyor. Borsanın tarihi Osmanlı döneminden alırsak 1873’lere gidiyor. Sonra Cumhuriyet döneminde 1929’da bir borsa kuruluyor. Bu üçüncüsü ve son model borsamız. Şu anda çalışan borsamızda daha önce de sıfır atılmıştı.

Evet 1997’de de endeksten iki sıfır atılmıştı.

DOĞANER: 1986’da ilk borsada işlem yapılmaya başlanınca endeks 100 olarak belirlendi. Tabii şimdi endeks, anlık olarak, her salise açıklanıyor.  O yıllarda endeks, haftalık olarak hesaplanıyordu. Borsa bülteni, haftada bir çıkıyordu. Belirli bir zaman sonra günlüğe döndü iş. Sonra da saatlik açıklanmaya başlandı. Şimdi ise endeks anlık açıklanıyor. 1986 yılında endeks değeri 100’dü. 1997’de İMBK Endeksi, 103.500’e çıktı. Ne kadar da muazzam bir getiri sağlamış değil mi? 11 yıl sonra 3 Ocak 1997’de endeks 103.500’e çıktı ve ve iki sıfır atıldı. Ve 23 yıl sonra endeksten iki sıfır daha atıldı. Yani bu durum ikinci kez oluyor. Borsamızda 123 ayrı endeks var. Tüm endekslerden iki sıfır atıldı. Endekslerin sayısı da arttı, ama daha çok ana endeksler biliniyor. BİST100, BİST30, Bist Bankacılık, Bist Sanayi biliniyor daha çok. Türkiye çok şeffaf, ölçmeyi böyle matematikle beraber yürümeyi de seviyor. Özetle endekslerin tümünde düzeltme oldu. Niye oldu? Bunun iki-üç sebebi var. Birinci sebep, dünyada 100 borsa var. Bunun 6’sı, Borsa İstanbul da dahil endeks değeri 100.000’in üstünde. Geri kalanlarının tamamı 4 ya da 5 haneli. Çoğu da 4 haneli. ABD ve AB piyasalarında durum böyle. Bizimle birlikte 6 haneli endekse sahip olan, yani 100.000’in üstü olan diğer borsalara da baktığımız zaman bunu görüyoruz. Mesela Tahran, Jamaika, Brezilya, Arjantin  ve Venezuella. Tabii bu ülkeler başka bir segmentte yer alan ülkeler. Hem coğrafi olarak bizden daha uzak hem de yapısal sorunlar itibariyle bizden daha daha fazla yapısal sorunları olan ülkeler. Bu da bir imaj sorunu getiriyordu.

MEVCUT HALİYLE HAKEDİLMEMİŞ, PAHALI İMAJI YARATIYORDU

Şöyle düşünün. 100 borsa var. 94’ünde endeks 100.000 in altında, 6’sında 100.000’in üstünde. Dolayısıyla Borsa İstanbul yönetimi, endeksi bu çoğunluğa uyarlamak istedi. Mevcut haliyle hakedilmemiş, pahalı imajı yaratıyordu. Bilhassa yabancı yatırımcı açısından.

Telaffuzu zor olabiliyordu. Hesaplaması zor olabiliyordu. Hem bu pahalı imajın, algının ortadan kaldırılması hem de hesaplamalarda ve söylemlerde kolaylık düşünülerek iki sıfır atılmak istendi ve gerçekleşti.

Re360 - Gayrimenkulün Büyük Buluşması - Dr. Berra DOĞANER

KILINÇ: Peki şimdi neden şimdi? Yıllardır konuşulduğu halde neden daha önce değil de şimdi endeksten iki sıfır atıldı?

DOĞANER: Biraz önce de belirttiğim gibi endeks, ilk kez 22 Haziran 2017’de 100.000’i geçti. Yani 100.000’i geçmeden endeksten sıfır atılması pek konuşulmuyordu. Ama son 3 yıldır çok konuşulmaya başlandı. O zamanki Borsa Başkanı Sayın Himmet Karadağ, endeks 100.000’i geçince hemen basın toplantısı yaptı. “100.000 i geçtik, endeksten iki sıfır atacağız” dedi. diye. Kısmet olmadı. Gerilemeler oldu. Sonra yeni başkan Hakan Atilla döneminde endeks, 100.000’in üstünde kalıcı olarak oturdu. Endeks, Ocak 2018’de 120 bin seviyesindeydi. Şubat 2020’de Hakan Atilla yine basın toplantısı düzenledi. Orada ilk kez endeksten iki sıfır atılcağını açıkladı, Mayıs ayını işaret etti. “Mayıs 2020’de tamamlayacağız” dedi. Ama bir ay sonra Covid-19 salgını başlayınca süreç çok uzadı. 27 Temmuz’a sarktı. Çünkü bu bir yönüyle basit, kolay bir işlem değil. Birçok yazılım değişikliği gerekiyordu. Aracı kurumların adaptasyonu var, veri şirketleriyle, medya kuruluşlarıyla hep testler yapıldı. Dolayısıyla bunlar zaman aldı. Dün itibari ile de hayata geçmiş oldu. 100.000’in üstünde kalıcı olduğu noktada yapılmak istendi. Neden bugün sorusuna şöyle cevap verebilirim. Bu konunun önemi nedir? Yatırımcı açısından önemi nedir? Yatırımcı açısından değişen bir şey var mı?

ŞİRKETLERİN HİSSE DEĞERLERİNİ, HİSSE FİYATLARINI ETKİLEYEN BİR TARAFI YOK

Bu operasyonun şirketlerin hisse değerlerini, hisse fiyatlarını etkileyen bir tarafı yok. Ben bunu Türk lirasından 6 sıfır atılmasına benzetiyorum. Hatırlayalım bu 6 sıfır atılmadan önce şu kadar milyon, trilyon, katrliyon derken  zorlanılıyordu. Yani hisse senetlerinin değerinde bir değişme yok. Rakamsal olarak aynı. Fiyat/kazanç oranları aynı, temettü değerleri, şirket değerleri aynı. Çünkü zaten endeks senetlerinin topluca ya da sektörel bazda aşağı ya da yukarı ne kadar hareket ettiğini gösteren bir parametre. Sadece o parametrede bir düzeltme yapıldı. Kolaylık sağladı. Şimdi algoritmik işlemler var. Teknoloji çok gelişti biliyorsunuz. Herşey dijital. Bu operasyon, bir rahatlık ve kolaylık getirdi. Çabuk da adaptasyon oldu. Televizyon kanallarına bakıyorum, yayınlarında kimse hatta yapmıyor. Çünkü Türk yatırımcısı, çabuk adapte olabilen bir yapıda. Dört ve 5 haneli endekslilerde Lehmann krizinde bizim endeksimiz 21.000 imiş. Sadece 12 yılda Türk hisse senetleri yüzde 600 getiri sağlamış. Bu da bize orta vadede Türk hisse senetlerinin güzel getiri sağladığını gösteriyor.

KILINÇ: Şimdi bazı ekonomi dergileri, “Ralli başlıyor” diye başlıklar atıyor. Buna gerekçe olarak 1997 yılındaki endeksten sıfır atılmasından sonra hisse senetlerinin haraketlenmesi, değer kazanması, endeksin hızla yükselişe geçmesi gösteriliyor. Ne diyorsunuz? Endeksten sıfır atılmasıyla hisse senetlerinin, borsanın ralliye geçmesi arasında bir bağlantı var mı sizce?

ENDEKSTEN SIFIR ATILMASIYLA BORSANIN RALLİYE GEÇMESİ ARASINDA HİÇBİR BAĞLANTI YOK.

DOĞANER: Hiçbir bağlantı yok. Ben 1997’de de vardım. Şimdi de varım. Borsa kurulmadan önce de sermaye piyasaları içindeydim. Tamamen o yılki konjoktörle alakalı bir durum. Denk geldi yani. 3 Ocak 1997’de endeksten iki sıfır atıldığında o ay endekste yüzde 70 artış oldu. Fakat Ocak ayı olduğu için oldu. Ocak ayı genelde çok hareketli olurdu geçmişte. Mevsimsellikler daha çok belirgindi. Hep yılbaşı rallisi olurdu. Yılın tamamında, yani 1997’de yüzde 253 prim yapmış borsa. Fakat Ocak’tan sonra fiyatlar geri gelmiş tekrar. Asıl primini Ekim-Kasım ayında yapmış. Aslında endeksle o zaman da bir bağlantısı yokmuş.

KILINÇ: Tabii ki borsanın ekonomik krizlerle çok yakın ilişkisi var. Alternatif yatırım araçlarıyla ilişkisi var. Bir de ekonomik büyümeyle ilgili. Ekonominin büyüdüğü dönemlerde, karlılık oranları arttığı için hisse senetlerinin performansına da olumlu yansıyordu. Dolayısıyla endeksten sıfırların atılmasıyla hisse senetlerinin performansı arasında doğrusal bir ilişki yok. Biraz önce Türk borsasının aslında dünyanın en eski borsalarından biri olduğunu belirttin. Yani borsanın geçmişi, İMKB’nin kuruluş yılı olan 1986 yılı başı değil aslında. 150 yıla yakın bir tarihi var borsamızın.

OSMANLI DEMİRYOLLARI YAPACAK, DEMİRYOLU ŞİRKETİ TAHVİL ÇIKARTMIŞ YA DA TAHVİL ÇIKARTMIŞ, GEMİ YAPMIŞ

DOĞANER: Şimdiki borsa, yani Borsa İstanbul ülkemizdeki 3. borsa. Ama Borsa İstanbul’un geçmişi aslında 1873’e dayanıyor. Yani köklü bir borsamız var. İlk borsa 1873 yılında Dersaadet Tahvilat Borsası adıyla kuruldu. Borsada tahviller ve hisse senetleri işlem görüyormuş. Adı da Tahvilat Borsası imiş. Çünkü biliyorsunuz, Osmanlı’nın borçları meşhur. Çok fazla borçlu, hem de şirketlere borç var. Mesela demiryolları yapılacak. O demiryollarının finansmanı için demiryolu şirketimiz Osmanlı Demiryolu şirketi tahvil çıkartmış. Şirkete dair tahvil belgeleri var. Tahvil çıkartmış, gemi yapmış. Hem onlar var hem de az miktar hisse senetleri de var. Bu o kadar önemli bir rakama ulaşıyor ki belirli bir zaman sonra borsa yokken organize olmayan bir pazarda tezgah üzerinde alınıp satılmaya başlanıyor. Sonra bir borsa kuruluyor. Bir padişah düzenlemesiyle. Burada beni çok etkileyen şey şu; uluslararası bir borsaymış. Hem yabancı aracılar varmış hem de Osmanlı kıymetlerinin yanı sıra yabancı kıymetler de burada işlem görüyormuş. O yıllardan gelen bir gelenek.

ATATÜRK İŞ BANKASI’NI HALKA AÇIK OLARAK KURUYOR. NE KADAR BÜYÜK BİR VİZYON

Sonra Kurtuluş Savaşı yılları döneminde kapanmış. Cumhuriyet kurulduktan sonra muhteşem ekonomik kalkınma hamleleri başlıyor.  Birçok fabrika açılıyor. Atatürk İş Bankası’nı halka açık olarak kuruyor. Ne kadar büyük bir vizyon. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nı yine Atatürk halka açık olarak kuruyor. Bunun gibi halka açık olana şirketler var.

KILINÇ: Sümerbank’ın açılış töreninde Atatürk’ün bir konuşması var. Diyor ki, “Bugün özel sektörün yapacak sermayesi yok. Bu seseple devlet olarak biz yatırımı yapıyoruz. Ama günü geldiğinde bu hisseler, gerçek sahiplerine, yani halka devredilecektir.” Yani Atatürk, taa o yıllarda mesajı veriyor.

DOĞANER : Evet. Cumhuriyet’in kurulmasının ardından İstanbul Menkul Kıymetler Borsası kuruluyor. Tabiki çok sayıda şirket yok. Gene de çalışıyor. 1938’de Ankara’ya taşınıyor. Fakat Ankara’ya taşınması, borsayı çok olumsuz etkiliyor. İşlemler durma noktasına geliyor. 1941’de tekrar İstanbula taşınıyor. En son 1982 yılında Sermaye Piyasası Kurulu oluşturulup, Sermaye Piyasası Kanunu çıktıktan sonra yeni bir dönem başlıyor. Biliyorsunuz o da banker krizinin bir eseridir. Banker krizinden sonra sermaye piyasalarını düzenleme için geç kalındığı anlaşıldı. Kurul Türkiye’nin ilk bağımsız kurulu.

1986’DA İMKB’NİN İŞLEM SALONU 50 METREKARE VE VE DÜNYANIN EN KÜÇÜK BORSASI

Sonra da 1986 yılında ilk işlem yapılacak şekilde de İstanbul Menkul Kıymetler Borsası yeniden açılmış oluyor. İlk işlem 3 Ocak 1986’da yapılıyor. Borsa aracıları arasında 3 yatırım bankası var, 22 ticari banka var, 9 aracı kurum var ve 2 komisyoncu var. Toplam 36 üye var. Cağaloğlu’ndaki eski Emniyet Sandığı binasında başlıyor. Toplam borsa salonu 200 metrekare büyüklügünde. İşlem salonu 50 metrekare ve ve dünyanın en küçük borsası. Borsamızda işlem yapılan ilk gün toplam işlem hacmi 13.077 dolar. Nereden nereye değil mi? Borsaya toplam 40 şirket kote. Bu sayı, fena değil aslında. İlk gün için 16 hisse işlem görüyor. İlk yıllar borsada muhteşem geçiyor. Mesela ilk yılki prim yüzde 86 seviyesinde, reel olarak yüzde 38. Borsamızdan sonraki en yüksek reel getiri sağlayan altın, yüzde 20 olmuş. O zamanki faizler çok çok düşük. Daha sonralarda daha modern bir sisteme geçilmek isteniyor. Çünkü o sıralar kartonlarla elle kaldırılarak yapılıyor. 1987 yılında önce borsa Karaköy’e taşınıyor. Yeni bir işlem sistemi araştırılıyor. Ürdün’e gidiliyor. Ürdün’deki sistem benimseniyor. Tahta sistemi. Her bir hissenin bir tahtası var. Solu alış, sağı satış. Orada kalemle çizerek işlemler yapılıyor. Seans bittiğinde de kağıtlara yazılıp borsanın uzmanlarının çalıştığı yere veriliyor. Orada kayıtlara geçiliyor.

KILINÇ: Hatırlıyorum o yılları, günleri. 1992’den sonra da bugünkü modern binasına geçildi.

O YILLARDA SEANS SADECE İKİ SAATTİ. SAAT 10-12 ARASINDA İDİ

DOĞANER:O yıllarda seans sadece iki saatti. Saat 10-12 arasında idi. Öğleden sonra operasyonel işlemler anca tamamlanıyordu. İşlem otomatik değil manuel olunca seans da gerçekleşen işlemlerin, müşteri hesaplarının önce borsada kesinleştirilmesi, işlem defterlerine aktarılması sonra da müşteri defterlerine aktarılması o kadar uzun zaman alıyordu ki ancak 2 saat işlem yapılabiliyordu. Sonra gece 12’lere kadar bu işlemler ancak gerçekleştiriliyordu. Tabii ki bu teknoloji ve bilgisayarlaşma, operasyonel yükü azaltınca seans saatleri uzamaya başladı. 1994 yılında sabah 10-12, ikinci seans dediğimiz öğleden sonra 14-16 ikinci seans uygulaması başladı. Yine o yıl tüm hisse senetleri bilgisayarlı ortama alındı. İşlemler, bilgisayarlı ortama alındı ama yine aracı kurumlarında seans odaları vardı. Müşteriler seans odalarına geliyorlardı. Bugünkü gibi dijitalleşme yoktu tabii. Şu anda ne seans salonu var, ne de diğer zorlu işlemler. Artık aracı kurum ofisleri bile çok küçüldü. Yatırımcılar doğrudan kendi ev ve ofislerinden, aracı kurumlar üzerinden emirlerini gönderiyorlar. 1995 yılında Karaköy’den İstinye’ye, bugünkü binamıza taşındık. Özetle Borsa İstanbul’un geçmişi, çok uzun yıllara dayanıyor.

KILINÇ: Son zamanlarda bazı ekonomi dergilerinde benim çok şaşırdığım başlıklar atılıyor. “Borsada oynamanın tam zamanı,” “Haydi borsaya koşun” gibi başlıklar atılıyor. Yıllar önce de böyle başlıklar çok atılıyordu. Bu son derece yanlış bir şey değil mi? Borsa bir oyun alanı mı?

BORSA KESİNLİKLE BİR OYUN YERİ DEĞİL, O ŞİRKETİN ORTAĞI HALE GELİYORSUNUZ

DOĞANER: Hiç olur mu? Duyunca, böyle haberleri görünce çok üzülüyorum. Ne yazık ki geçtiğimiz yıllarda da Türkiyenin çok köklü bir haftalık dergisi böyle bir manşet attı. Borsa kesinlikle bir oyun yeri değil.  Borsa bir yatırım alanı. O şekilde bakmaması lazım yatırımcıların. Ben bu şirkete ortak oluyorsunuz. Yatırım, o kadar ciddi bir şey ki. Ortak oluyorsunuz. Bir hisse senedini aldığınız zaman o şirketin ortağı hale geliyorsunuz. Bu oyun değil ki. Bu ortaklık.

KILINÇ: Son günlerde çok sorulardan biri de Kent Gıda ile ilgili. Kent Gıda hisseleri aylardır her gün yüzde 10 yükseliyor. O kadar bir yükseliş oldu ki Borsa İstanbul’da piyasa değeri en yüksek şirket haline geldi. Yaklaşık 50 milyar liralık piyasa değeri ile Koç Holding’i, Aselsan’ı, BİM’i, Enka İnşaat’ı, Turkcell’i, Garanti Bankası’nı, Ereğli Demir Çelik Fabrikaları’nı geçti. Bu, normal bir şey değil.  Birçok kişi, yatırımcılar merak ediyor. Ben de açıkçası şaşırıyorum, hissenin bu kadar artışını gerektirecek bir sebep göremiyorum. Halka arz oranı son derece düşük, yüzde 1’in altında olan bir şirket. Kent Gıda’daki bu artışı neye bağlıyorsunuz?

KENT GIDA OLAYINDA ASLINDA KIZILMASI GEREKEN SCWHEPPS

DOĞANER :Aslında irrasyonel bir durum sözkonusu. Bu bildiğimiz şeker üreten bir şirket. Küçümsemek için söylemiyorum, ama siz de söylediniz, bu değeri asla haketmeyen bir şirket. Birkaç THY alabiliyorsun bu şirketin piyasa değeriyle. Böyle bir şey olamaz. Bu şirketin yüzde 99.5’i yabancı yatırımcıya ait. İşte aslında bu kadar yüksek prim yapabilmesinin sırrı da bu. Çok sığ bir hisse olduğu için günde 1000 lira işlem olarak değer böyle. Ama işlem hacmi olarak mı böyle, hayır. Günde 1.000, 2.000, 50.000 lira neyse işlem hacmi ile tavan yapan bir hisse.  Kim yapar? Niye yapar? Ne hedefler? Hiç anlaşılır gibi değil. Burada SPK’ya kızılıyor. SPK bir düzenleyici kurum. Piyasa, piyasa mekanizması dediğimiz şey varsa burada aslında kızılması gereken Scwhepps. Hiç mi haberin olmadı? Bu benim şirketimin piyasa değeri artımş mı? Biraz likitideyi arttırayım. Bu fiyatlardan satış açıklasa zaten normal fiyatına doğru bir hareket olur. Normal şartlarda aslında hakim hissedarların böyle bir rolü ve sorumluluğunda olmalı. Eğer şirketiniz değeri hakkettiğinin çok altına düşmüsse bunu en iyi siz bilirsiniz. Çünkü bilançolarını biliyorsunuz. Eğer olması gereken değerin altına düşmüşse hisse geri alım programı açıklayacaksınız. Nitekim bu yapılıyor zaman zaman.  Fiilen de almanız lazım ki bir denge fiyatı oluşsun ya da bunun gibi Kent Gıda örneğinde olduğu gibi veya başka küçük hisselerde olduğu gibi çok anormal fiyatlara çıktıysa da hisse satım programı oluşturacaksınız ki bir denge oluşsun.

KILINÇ: Bir hissenin bu kadar çok yükselmesi ya da aşırı düşmesi sebebiyle, acaba bir takım düzenleme gerekmez mi? SPK  veya Borsa İstanbul tarafından.

DOĞANER : Aslında fiyat ve değer dediğimizde bu tamamen piyasa ile ilgili. SPK ya da Borsa İstanbul, böyle bir düzenleme de yapsa bu kez “serbest piyasaya müdahale ediliyor” diye çok eleştrilecek. Fiyat piyasada oluşuyor. İnsanların özgür iradeleriyle alımları ve satımlarıyla bir fiyat oluşuyor. Bu fiyat aşağı da olabilir, yukarı da olabilir. Ama düzenleyici otorite buna alt ve üste sınır koyarak bir hareket yaptığında bu çok yanlış olur. Bu fiyatın tamamıyla piyasa ortamında oluşması lazım. Düzenleyici otorite ne yapıyor? Manüpilasyon varsa veya içeriden öğrenenlerin ticareti varsa o vakit tedbirler getiriyor. Durduruyor, bir takım ekstra önlemler alıyor. Bir noktadan sonra bile fiyatlara müdahale edecek şeyler yapması bence sağlıklı değil.

 

KILINÇ: Bu noktada belki yatırımcılara şöyle bir tavsiyede bulunmak gerekebilir. Sığ hisselere girilmemeli, çünkü satmak istediğini satamayabilir, almak istediklerinde alamayabilirler. Dolayısıyla çok para kazanayım derken sıkıntı durumlara düşebilirler.

BORSAMIZA KATILAN YENİ YATIRIMCILAR ANA HİSSELER YERİNE YAN HİSSELERE GİTMEYİ TERCİH ETTİ

DOĞANER: Böyle durumlar oldu da zaten. İki tane hissede çok yoğun işlem hacmi ile çok büyük mağduriyetler oluştu. Hisse 2 TL’den den 50 TL’ye yükseldi. Sonra 50 TL’den çözüldü. Şimdi 30 TL seviyelerinde. Kim 50 TL’yi görür? Şirketin bilançolarına bağlı. Gelişmelere bağlı. Bir taraftan da inşallah görür. Çünkü çok yatırımcının üzüldüğünüde biliyoruz. Umarım şirket faaliyetleriyle o fiyatları doğrular da bir an evvel olması gereken yüksek yerlere tekrardan ulaşır, ama maalesef bu dönemde sizin de işaret ettiğiniz gibi borsamıza katılan yeni yatırımcılar ana hisseler yerine yan hisselere gitmeyi tercih etti. Buradan çağrıda bulunalım, bulunuyoruz, bizi dinlemiyorlar. İlginç bir dönem yaşıyoruz. Bu dönem yeni giren yatırımcılardan BİST 100 veya BİST 30’daki sağlam dediğimiz, geçmişten beri bildiğimiz konvansiyonel köklü şirketlere, diyelim bankalara, ulaştırmaya yatırım yapanlar uzun vadeli bekleyecekler.

Klasik bir borsacı ve yatırımcı gibi. Çok yüksek primler elde edemeyenler, elde edemediler ama bu yan hisselere girenler her gün tavan tavan giden hisseler oldu. Aslında en doğru taviye şu; Eğer siz Mart, Nisan, Mayıs ve Haziran’da borsaya gelmişseniz bu sığ hisselere girmişseniz çok da güzel kazanmışsanız korumaya alın paranızı.

KÖKLÜ ŞİRKETLERİMİZİ ALIN Kİ MAĞDUR OLMAYIN

Bu ilelebet sürmez. Hiç değilse bunu tavsiye edelim. Satın bir noktada daha fazlasını arzulamayın. Karınızı cebinize koyun. Gidin fiyatı düşük kalmış uzun vadeli bekleyebileceğiniz hisselere, bir noktada mutlaka kendi değerine ulaşacak. Köklü şirketlerimizi alın ki mağdur olmayın. Satılmadıkça kağıt üzerindeki kar sizin değildir. Ne zaman satarsınız, realize edersiniz o para o zaman sizindir.

Borsa yükselirken nasıl yatırım yapılmalı? Uzman isimden borsa ...

 

KILINÇ: Hissesine aşık olan, elinden çıkarmasını bilmeyen çok sayıda insan var. Dolayısıyla sonunda da hüsranla karşılaşıyorlar. Son zamanlarda en çok konuşulan konulardan biri de açığı satış. Sınırlamalar getirildi, yasaklar getirildi. Tartışmalar var açığı satış neden yasaklanıyor diye. Siz ne diyorsunuz? Açığa satışla ilgili alınan kararlar doğru mu? Bu konuda yatırımcılar nelere dikkat etmeli ?

DOĞANER: Açığa satış da kredili alım gibi piyasanın doğasında olması gereken, çok uzun yıllardır Türkiye borsasında ya da yabancı borsalarda kullanılan bir enstrüman. Bize göre sıradan bir enstrüman. Nasıl hisse senetlerini kredi  ile alabiliyorsanız. Size sahip olmadığınız parayı kullanarak, sahip olmadığınız hisseyi kullanarakta açığa satış yapabilmelisiniz. Çift taraflı bir mekanizma. Kriz zamanlarında mesela salgın zamanında  hem Türkiye hem bazı dünya ülkeleri açığa satışı yasakladılar. Zaten çok hızlı aşağı gelen piyasayı daha da hızlı aşağı götüreceğini düşündüler. Belirli bir süre açığa satış yasakları devam etti. Sonra kalktı. Türkiye biraz geç kaldırdı, o yüzden eleştriler oldu uluslararası kuruluşlardan. Ama bir kısmını kaldırdı. Şimdi biraz daha genele yayılmasını bekliyoruz. Açığa satış yasağı, gerektiği zaman yapılabilir, ama eğer dengeye artık normal günlere ulaşmışsak, kriz ortamı zor günler bittiyse olmaması gereken bir şey. Çünkü bugünün açığı satışçısı yarının alıcısı. O da piyasanın dengelerinden bir tanesi.

KILINÇ: Son zamanlarda tartışılan, öne çıkan korulardan biri de borsaya giren yatırmcısı sayısının artması. 350 bin civarında yeni yatırımcı borsada yer almaya başladı. En önemli sebeplerden bir tanesi de faizlerin getirisinin çok düşük olması. Dolarda bir hareketlilik yok, gayrimenkullerle ilgili likidite problemi var. Öyle olunca insanlar borsaya yöneldi. Uyaranlar var, niye eleştriyorsunuz beklediğimiz budur diyenler var. Siz bu ilgiyi neye bağlıyorsunuz? Bu konudaki görüşünüz nedir?

ŞİMDİ NE MUTLU Kİ BİZE ÖNCE KURUMSAL YATIRIMCI GELİŞMEYE BAŞLADI

DOĞANER: Ben bu yeni dönemde borsada yatırım yapmaya başlamış 350-400 bin yeni yatırımcıya hoş geldin demek istiyorum. Bu olması gereken bir şeydi. Gün bu günmüş. Biz neden yakınırdık hep? Yatırımcı yok diye yakınırdık. Türkiye’de yatırımcı kıtlığı var derdik. Şimdi ne mutlu ki bize önce kurumsal yatırımcı gelişmeye başladı. Bilhassa bireysel  emeklilik sisteminin olumlu  etkisi ile. Daha sonra yatırım fonlarından bir teveccüh oldu. Akabinde Merkez Bankası tarafından faizlerin yüzde 24’lerden hızla yüzde 8.25’lere indirilmesi ve mevduat bankalarının bunun da altında faiz oranları vermesi,  yatırımcıların aldıkları mevduat faizlerinin enflasyonun altında kalması ve paralarını enflasyona karşı koruyamamaları nedeniyle bir arayışa girmeleri borsaya yönelmelerine sebep oldu. Genelde faizler düşünce borsalar yükselir. Bu hep böyledir. Bu düşük faiz ortamında yatırımcılar ne yapıyor? Portföy çeşitlendirmesi yapıyor. Kenarda bir kısım Türk Lirası tutuyordur. Tutmuyorsa da bunu tavsiye ederim. Bütün paranızla asla borsaya girmeyin.

Bütün paranız artı krediyle asla asla girmeyin.Bunu mutlaka söylemek zorundayım. En güzeli protföy çeşitlendirmesi yapmak. Eğer ortalama getirinizi yükseltmek istiyorsanız mevduat faizi size yetmiyorsa yanına yatırım fonu koyabilirsiniz, hisse senetleri koyabilirsiniz, altın olabilir, döviz olabilir. Bu şekilde en yüksek getiriyi sağlayabilirsiniz.

KILINÇ: Türkiye, hisse senedinde al sat hareketleri bakımından en öne çıkan 4 ülkeden biri Devir hızı çok yüksek. Bu konuda ne düşünüyorsunuz? Bugün alayım, yarın satayım, 3 defa al 5 defa sat diyenlere nasıl bir tavsiyeniz var?

DOĞANER: Borsa uzun vadeli bir yatırım platformu. 2008 Lehman krizinde endeksimiz 21.000 imiş, ama bugün 120.000. 12 yılda 6 kat artmış. Yılda yüzde 50 artmış. Al sattan para kazanılmaz mı? Kazanılabilir. Bazı kişiler bunu meslek edinmiş durumdalar. Sayıları çok azalmış olmakla beraber yapıyorlar. Sermayesi çok kuvvetli değil. Dolayısıyla 5 yıl beklesem ne olacak diyor. O sermayeyi çevirerek çoğaltmayı hedefliyor. Arada kazananlar da oluyor ama şimdi çok daha zorlaştı.

UZUN VADELİ YATIRIM YAPMAK DAHA SAĞLIKLI GÖZÜKÜYOR

Şu anda yüksek frekanslı işlemler, algoritmik işlemler o kadar arttı ve asıl günlük işlemi o yazılımlar yapmaya başladı. Bunlar kurumsal yatırımcıların algoritmaları. O küçük farkları onlar kazanmaya başladı ve bireysel yatırımcıya günlük al sat yaparak para kazanma ihtimali neredeyse hiç kalmadı. O yüzden uzun vadeli yatırım yapmak daha sağlıklı gözüküyor.

HEM BORSALAR YÜKSELDİ HEM ALTIN YÜKSELDİ AMA KISA SÜREDE ÇOK FAZLA ALIM OLDU

KILINÇ: Altından, dolardan bahsettiniz. Altın son 11 yılın en yüksek değerine ulaştı. Onsu 2.000 dolar seviyesine yaklaştı. En son 2011 yılında 1.950 domar seviyesine gelmişti. Siz neye bağlıyorsunuz? Altındaki yükseliş neden böyle bu kadar hızlı şekilde devam etti? Bundan sonra bu artış trendi devam eder mi?

DOĞANER: Ben altın,  kıymetli madenler uzmanı değilim, ama kimsenin bu konuda uzman olduğunuda düşünmüyorum. Bu dönemde birkaç aydır televizyonlarda çıkanları dikkatle dinledim. Hep yanıldılar. Ben uzman olmadığım gibi uzman kimsenin de olduğunu sanmıyorum. Nedenini biliyorum, ama ne olacağını bilmiyorum. Nedeni bol likitide ve sağlam liman. İçinden geçtiğimiz dönemde ABD’de ve AB’de o kadar çok likitide var ki bunun bir yere yönelmesi lazım. Altın da bunlardan bir tanesi oldu. Korku döneminde hem borsalar yükseldi hem altın yükseldi ama bana göre kısa sürede çok fazla alım oldu. Dün zaten en son 1.970’i gördükten sonra sert bir düzeltme yaptı. Tekrar 1.930-1.940 bandına girdi. Zaten önce 1.900 hedefi telaffuz edilmişti. Sonra ise 2.000 hedefi telaffuz edilmişti. Buralardan almak da cesaret ister derken o yüzden söyledim ama yine de yukarı gidebilir. Dünyada güvenli liman yok. Mesela şimdi Euro bölgesi bir Euro tahvili çıkarmayı tartışıyor. Mesela bir Euro tahvili konusunda karar alınsa altın çok sert düşebilir öyle güvenli bir liman olmuş olacak.

PARİTE EURO LEHİNE HAREKET EDİYOR, ORTA VADEDE BU BİRAZ DAHA DEVAM EDEBİLİR

KILINÇ: Pandeminin ilk dönemlerinde ABD Doları bütün gelişmiş ülkelerin para birimine karşı değer kazanmıştı. Fakat son zamanlarda belki de bu ABD-Çin arasında meydana gelen gerginlikler veya seçimlerdeki belirsizlikler nedeniyle diğer para birimlerine karşı değer yitiriyor. Buna karşılık Euro değer kazanıyor. Bu iki para biriminin geleceği ile ilgili düşünceniz nedir?

DOĞANER: O saydığınız sebeplerin yanına ABD’nin bir türlü koronavirüs vakalarını kontrol altına alamamasını da eklemek lazım. Maalesef Trump hükümeti orada çok başarılı olamadı. Ulusal sağlık sistemleri de biliyorsunuz tamamen özelleşmiş durumda. O da yetmiyor, bu kadar sağlık sisteminin yetersiz olmaması, tamamen özel  sisteme dönülmüş olması. Çok zor, hala günde 60-70 bin vaka. ABD’nin buradaki başarısızlığı buna karşın Avrupa’nın mücadelede daha katı durup daha hızlı kontrol altına alması, ABD’nin tekrar kapanma ihtimalleri, Avrupa’nın  uçuşları kapatarak bazı ülkelere karşı kendini koruyor olması ve en sonda Avrupa Merkez Bankası’nın 150 milyar Euroluk kurtarma paketi. Aslında o kurtarma paketinin arkasındaki biz bir birliğiz, dağılmayacağız mesajı Euro lehine pariteyi hareket ettirdi. Orta vadede bu biraz daha devam edebilir.

KILINÇ: Son olarak endeksten 2 sıfır atılarak gelen psikolojik etkiyle önümüzdeki dönemlerde borsada neler görebiliriz?

DOĞANER: Şimdi bilanço sezonundayız. İkinci çeyrek bilançoları açıklanıyor. İkinci çeyrek bilançoları pandeminin etkilerinin en fazla hissedildiği dönem olacak. Kapalı olduğumuz dönemin sonuçları gelecek. Bu pandemiden olumlu etkilenen ve olumsuz etkilenen sektörler oldu. Başta teknoloji olumlu etkilendi. BİST teknoloji endeksi yüzde 100 primli Mart ayından bu yana. Perankende olumlu etkilendi. Tüketci elektroniği, telekominasyon şirketleri… Olumsuz etkilenler oldu. Bankacılık gibi, havacılık gibi… Bu ayrımı iyi yaparak ve aşırı primlenmiş hisselerden artık biraz uzaklaşarak fiyat kazanç oranlarına göre, piyasa defter oranlarına göre nisbeten ucuz kalmış hisseleri seçerek seçim yapmalarını tavsiye ediyorum. Yatırım kuruluşlarının araştırma bültenlerini okumaları çok çok önemli. Model portföylerini incelemeleri çok çok önemli. Bunlara göre risksiz getiri elde etmeleri mümkün.

Değerlendirmeleriniz için çok teşekkür ederim.

YASAL UYARI
Bu doküman yalnızca bilgi amaçlı olarak sunulmaktadır, belirli bir kullanıcının yatırım amaçlarıyla ilgili değildir. Burada yer alan bilgilerin doğru ve/veya tatmin edici olduğu teyit veya garanti edilmez ve yalnızca yol gösterici olarak kabul edilmelidir. Tüm yorum ifadeleri bildirimde bulunulmaksızın değiştirilmeye tabidir. Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, yetkili kuruluşlar tarafından kişilerin risk ve getiri tercihleri dikkate alınarak kişiye özel sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler ise genel niteliktedir. Bu tavsiyeler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Herhangi bir yatırım aracının alım-satım önerisi ya da getiri vaadi olarak yorumlanmamalıdır. Burada yer alan fiyatlar, veriler ve bilgilerin tam ve doğru olduğu garanti edilemez; içerik, haber verilmeksizin değiştirilebilir.

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

İlgili Haberler

Site Haritası