Son Haberler

Yeni bir finansal krizin tam ortasındayız

-Amerikan Merkez Bankası FED, 21 Eylül’de üçüncü 75 baz puanlık artış gerçekleştirerek resmi baz faiz oranını piyasanın beklediği gibi %3,25’e çıkarttı. Piyasaları asıl dalgalandıran ise, FED’in enflasyonun düşmesi için biraz daha zamana ihtiyaç olduğuna dair görüşü ve 13 Eylül’de ABD çekirdek enflasyon rakamının yıllık bazda %6,3 ile beklentilerin üzerinde gelmesiydi. Bu, 10 yıllık Amerikan Hazine bonosu faizinin 19-23 Eylül haftasının son işlem gününü %3,6 ile kapatmadan evvel %3,75’e yükselmesine neden oldu.

Son bir senede hızla artan enflasyon ve Türk Lirası’nın ABD Doları karşısında değer kaybetmesi nedeniyle, Istanbul100 Endeksi’nin yıl başından bu yana getirisi Türk Lirası bazında %76,6, ABD Doları bazında ise %27,6 oldu. Türk Lirası, 2022’nin başından bu yana ABD Doları’na karşı %38,5 değer kaybederek 23 Eylül’de 18,4’le kapattı.

Emtialar da aynı dönemde hisse senedi ve bono piyasalarındaki düşüşten payını aldı. New York merkezli ham petrol NYMEX WTI’nin ilk ay vadeli işlem sözleşmesi Amerika’nın ekonomik durgunluğa girme beklentisinin artması nedeniyle sadece bir hafta içinde %7,5 düşüşle 85.1 dolardan 78,7 dolara geriledi. Değer kaybının %5,7’si ise 23 Eylül’de gerçekleşti.

-Kripto para birimleri, özellikle Bitcoin ve Ethereum, hisse senetleriyle korelasyonları nedeniyle, hisse senedi piyasalarındaki düşüşünün gazabından kaçamadı. 23 Eylül’de Bitcoin 20,000 dolardaki desteği kırarak 18,852 dolara düşerken Ethereum 1,400 dolardaki destek seviyesinden 1,300 dolara geriledi. Aynı dönemde gelişmiş ve gelişen piyasa para birimlerinin çoğu ABD Doları karşısında değer kaybetmeye devam etti.

-Hisse senetlerine yatırım, uzun vadede faydalı olsa da risk azaltmaya yönelik yatırım araçlarının mevcut olmadığı durumlarda, bu tarz portföyler finansal kriz dönemlerinde uzun süreli ve derin kayıplar yaşayabilirler. Bu tarz araçlar, hisse senetleri gibi geleneksel finansal araçların hâkim olduğu portföylerde tampon görevi görebilirler.

-Halen ağırlıklı olarak hisse senedi ve tahvillere yatırım yapan yatırımcılar için portföy riskini azaltan araçları kullanarak süregelen krizin etkilerini azaltmak için geç olabilir. Ancak geleceğe yönelik olarak yatırımları yeniden tasarlamak için hiçbir zaman geç denilemez, çünkü hatırlanması gereken soru başka bir kriz olup olmayacağı değil, ne zaman olacağıdır.

 

23 Eylül, bazı önemli merkez bankalarının faiz kararları aldığı ve hisse senetlerinden sabit getirili araçlara, emtialardan paritelere kadar birçok yatırım aracında ciddi dalgalanmaların yaşandığı bir haftanın sonu oldu.

Amerikan Merkez Bankası FED, 21 Eylül’de üçüncü 75 baz puanlık artış gerçekleştirerek resmi baz faiz oranını piyasanın beklediği gibi %3,25’e çıkarttı. Piyasaları asıl dalgalandıran ise, FED’in enflasyonun düşmesi için biraz daha zamana ihtiyaç olduğuna dair görüşü ve 13 Eylül’de ABD çekirdek enflasyon rakamının yıllık bazda %6,3 ile beklentilerin üzerinde gelmesiydi. Bu, 10 yıllık Amerikan Hazine bonosu faizinin 19-23 Eylül haftasının son işlem gününü %3,6 ile kapatmadan evvel %3,75’e yükselmesine neden oldu. Hisse senetleri tarafında Amerikan SP500 endeksinin sene başından beri getirisi -%22,5’e gerilerken küresel hisse senetleri için baz gösterge olan MSCI ACWI endeksi aynı dönemi -%23,8 zararla kapattı. Her iki endeks de resmi olarak “ayı piyasası” bölgesine geri döndü. Ayı piyasası, bir endeksin son zamanlardaki en yüksek seviyesinden %20 veya daha fazla düşmesi olarak kabul edilir. Gelişen piyasaların hisse senedi endeksi olarak kabul edilen MSCI EEM de yıl bazında -%25.7 zararla ayı piyasası bölgesinde yerini aldı.

BORSA İSTANBUL’UN GETİRİSİ YIL BAŞINDAN BU YANA %76,6 OLDU

Öte yandan Türkiye borsası, son birkaç hafta içinde yaşanan istikrarsızlığa rağmen aynı dönemde para kazanan bir avuç borsadan biri olarak yatırımcılarını güldürdü. Son bir senede hızla artan enflasyon ve Türk Lirası’nın ABD Doları karşısında değer kaybetmesi nedeniyle, Istanbul100 Endeksi’nin yıl başından bu yana getirisi Türk Lirası bazında %76,6, ABD Doları bazında ise %27,6 oldu. Türk Lirası, 2022’nin başından bu yana ABD Doları’na karşı %38,5 değer kaybederek 23 Eylül’de 18,4’le kapattı.

Emtialar da aynı dönemde hisse senedi ve bono piyasalarındaki düşüşten payını aldı. New York merkezli ham petrol NYMEX WTI’nin ilk ay vadeli işlem sözleşmesi Amerika’nın ekonomik durgunluğa girme beklentisinin artması nedeniyle sadece bir hafta içinde %7,5 düşüşle 85.1 dolardan 78,7 dolara geriledi. Değer kaybının %5,7’si ise 23 Eylül’de gerçekleşti. Rusya ve Ukrayna arasındaki ihtilafa bağlı olarak tedarik zincirinde oluşabilecek problemler nedeniyle ham petrol 8 Mart’ta varil başına 123,8 doları görmüştü. Altın da aynı zaman diliminde geriledi. Altının ilk ay vadeli işlem sözleşmesi bir haftada %1,7’lik bir kayıpla 1683,5 dolardan 1655,6 dolara düşerek yıl başına göre -%9,5 zarar etti.

GELİŞEN PİYASA PARA BİRİMLERİNİN ÇOĞU, ABD DOLARI KARŞISINDA DEĞER KAYBETTİ   

Kripto para birimleri, özellikle Bitcoin ve Ethereum, hisse senetleriyle korelasyonları nedeniyle, hisse senedi piyasalarındaki düşüşünün gazabından kaçamadı. 23 Eylül’de Bitcoin 20,000 dolardaki desteği kırarak 18,852 dolara düşerken Ethereum 1,400 dolardaki destek seviyesinden 1,300 dolara geriledi. Aynı dönemde gelişmiş ve gelişen piyasa para birimlerinin çoğu ABD Doları karşısında değer kaybetmeye devam etti. ABD Doları’nın Euro, Japon Yeni, İngiliz Sterlini, Kanada Doları, İsveç Kronu ve İsviçre Frangı’nın ağırlıklı bileşimine karşı değerini ifade eden DXY endeksi, küresel enflasyon ve ekonomik durgunluk korkusunun yarattığı negatif piyasa ortamının açık ara kazanan yatırımlardan biri oldu. DXY endeksi Haziran 2002’den beri ilk defa 113’e ulaşarak yılın başından bu yana %18,3 değer kazandı.

PİYASANIN HALA EN DİP NOKTASINDA OLUP OLMADIĞINI BİLMEK İMKANSIZ

Neden 19 -23 Eylül haftası bu kadar dalgalı ve dolayısıyla ilginç bir haftaydı? Zira çoğu geleneksel yatırım aracı, türü veya coğrafyası ne olursa olsun, son dönemde birlikte hareket etmeye başladı. Bunun nedeni piyasa dalgalanmalarının arttığı ortamlarda, yatırımlar arasındaki korelasyonların bire yaklaşma eğilimi göstermesi olarak açıklanabilir. Örneğin 2008’deki ipotek krizi veya Şubat 2020’deki covid gibi genel bir olayla tetiklenen, geniş bazlı ve sistemik bir piyasa hareketi olduğunda, çoğu varlık sınıfı ve yatırım aracı aynı yönde birlikte hareket etme eğilimine girer. Piyasaların bu tarz risk azaltma moduna girdiği donemdeki piyasa hareketleri, piyasaların normal hareket ettiği dönemlere göre daha hızlı, daha büyük ve geniş tabanlı olabilir. Hisse senetlerinde bu dönemler 6 ay süren 2020 Covid krizi gibi kısa ömürlü olabilir veya 46 ay süren 2001 teknoloji balonu krizi veya 39 ay süren 2008 küresel finansal krizi gibi daha uzun olabilir. Hâlihazırda süregelen düşüşünün ne kadar süreceği henüz belli değil. Yine de açık olan bir şey var:

Bu piyasa hareketi bu kadar kısa ömürlü olmayacak.

Neden mi?

Çünkü, aradan 10 ay geçmesine rağmen piyasanın hala en dip noktasında olup olmadığını bilmek şu noktada imkânsız.

Bu kadar ciddi finansal kriz dönemlerinden tümüyle kaçmanın imkânsız olduğu bir gerçek. Ancak çeşitlendirme ve portföy riskini azaltmaya yönelik yatırım araçlarını kullanarak bir savunma hattı oluşturmak yatırımcılar için mümkün. Çeşitlendirme nedir? Önce onu açıklayalım. Çeşitlendirme, birlikte hareket etmeyen veya mümkün olduğunca az birlikte hareket eden yatırımların birlikte kullanılması aracılığıyla bir portföyün getirilerindeki dalgalanmaların azaltılmasıdır. Çeşitlendirme konsepti, normal piyasa şartlarında hisse senedi, tahvil ve hatta emtia gibi geleneksel yatırım araçları ile harika çalışırken, piyasalardaki stresin arttığı ve belli başlı hisse senedi piyasalarının ciddi düşüş eğilimi gösterdiği dönemlerde, yukarıda bahsedildiği üzere birçok geleneksel yatırım araçlarının birlikte hareket etmeye başlamasıyla birlikte etkisini kaybeder veya devre dışı kalır.

YATIRIMCILAR, PORTFÖY RİSKİNİ NASIL AZALTABİLİR?          

Bu tür dönemlerde kullanılmak üzere yatırımcılar, portföy riskini azaltmaya yönelik yatırım araçlarını da portföylerine eklemeyi düşünebilirler.

Hisse senetlerine yatırım, uzun vadede faydalı olsa da risk azaltmaya yönelik yatırım araçlarının mevcut olmadığı durumlarda, bu tarz portföyler finansal kriz dönemlerinde uzun süreli ve derin kayıplar yaşayabilirler. Bu tarz araçlar, hisse senetleri gibi geleneksel finansal araçların hâkim olduğu portföylerde tampon görevi görebilirler. Bunun en iyi örneklerinden biri daha önce de değindiğimiz ABD Doları Endeksi DXY. Bu endeksin özelliklerinden biri, ABD Doları’nın küresel piyasalarda güvenli liman sayılması nedeniyle kriz dönemlerinde yatırımcılara koruma sağlamasıdır. Piyasa koşullarına ve ekonomik konjonktürün neresinde olunduğuna bağlı olarak koruma amaçlı başka yatırımlar araçları da var. Altyapı, özel sermaye ve gayrimenkul gibi özel piyasa yatırımları, yatırımlarını kısa vadede nakde çevirme ihtiyacı olmayan yatırımcılar için yaygın seçeneklerden birkaçı olarak sayılabilir. Daha likit yatırım araçlarını tercih eden yatırımcılar için ise makro ve trend takibi gibi stratejiler, enflasyona endeksli tahviller ve sigortaya bağlı menkul kıymetler ve benzeri diğer enstrümanlar negatif piyasa koşullarında tampon görevi üstlenirler. Fakat şunu unutmamak gerekir; Bu tür yatırımlar, hisse senedi piyasalarının kuvvetli olduğu dönemlerde hisse senetlerine göre çok daha düşük performans gösterebilir ve uzun vadeli getirileri azaltabilirler. Ancak kriz dönemlerinde yaşanabilecek derin kayıplar göz önüne alındığında, uzun vadeli getirilerden kısmen feragat etmek nispeten küçük bir fedakârlık sayılabilir. Örneğin, bir portföydeki %50’lik bir zarar (yani, 1000 TRY değerindeki bir portföyde 500 TRY’lık bir kayıp), bu zararı telafi etmek için %100’lük bir getiri gerektirir. Bu nedenle bu tür kayıpların azaltılması portföy yönetiminde öncelik arz eder.

SORU; BAŞKA BİR KRİZ OLUP OLMAYACAĞI DEĞİL, NE ZAMAN OLACAĞIDIR

Hisse senetleri ve tahviller, uzun vadeli getirileri nedeniyle birçok portföyde mihenk taşı görevi görse de türev piyasaların ve yatırımcı yelpazesinin çeşitlenmesiyle birlikte yatırımcıların kullanabileceği enstrümanlar son 20 yılda gözle görülür şekilde genişledi. Bu yatırımlar yalnızca kurumsal değil, aynı zamanda bireysel yatırımcıların da erişebileceği çok çeşitli geleneksel ve alternatif yatırımları içerir hale geldi. Halen ağırlıklı olarak hisse senedi ve tahvillere yatırım yapan yatırımcılar için portföy riskini azaltan araçları kullanarak süregelen krizin etkilerini azaltmak için geç olabilir. Ancak geleceğe yönelik olarak yatırımları yeniden tasarlamak için hiçbir zaman geç denilemez, çünkü hatırlanması gereken soru başka bir kriz olup olmayacağı değil, ne zaman olacağıdır.

Ela Karahasanoğlu, MBA, CFA, CAIA

karahasanoglu@turcomoney.com

 

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

İlgili Haberler

Site Haritası