2023`e doğru ‘İnteraksiyon Ekonomisi`: Güçlükler ve fırsatlar

çağımız ‘Bilim ve Teknoloji’ çağıdır. Artık bilim, teknoloji üreten ve inovasyon kabiliyeti olan ülkeler dünyaya hükmedecek, diğerleri tüm servetini, doğal kaynaklarını ve kazandığını bu teknolojileri satın alma için harcayacak.

Global ekonomiye makro düzeyde yön veren küresel ekonomi politikalarının mikro düzeyde işletme ekonomisi boyutuyla ortaya çıkardığı belirsizlik ve kaos durumunun üretim aktörleri ve yöneticileri açısından uğraşmak zorunda olduğu güçlükler ve elde etmek isteyeceği fırsatların tam karşılığı ‘interactions economy’ içinde yeniden yapılanmaktır.

Türkiye 2023 hedeflerine doğru hızlı adımlar ile giderken, daha önceki ekonomi yönetimlerinden farklı olarak işletme düzeyinde ortaya çıkan ve ‘etkileşim ekonomisi’ olarak tanımlayacağımız üretim faktörlerinin belirleyici olduğu mikro ekonominin de iyi yönetilmesi mecburiyeti ile karşı karşıya kalınmıştır.

Bu bağlamda, yönetim ekonomisinin yeni icadı ‘etkileşim ekonomisinin’ 2023’lü yılları hedefleyecek biçimde işletme düzeyinde üç temel parametresi vardır:


Personalisation
Collabration
Innovation

İnteraksiyon ekonomisinin gelişimi tamamen müşteri, tedarikçi, işçiler, işverenler ve diğer üretim unsurlarının ortak hedef ve çıkarlar doğrultusunda daha fazla bilgi paylaşımı, diyalog ve etkileşim içinde olmasına bağlıdır.

Personalisation goes beyond customisation
Bunun anlamı üretim veya bir servis hizmeti insanların kişisel tercihlerine göre düzenlenmeli ve şekil almalıdır. örneğin cep telefonları, internet hizmetleri, çeşitli ölçek ve fonksiyondaki bilgisayarlar, sosyal medya üretimi (Bloglar), personel digital yardımlar (wap, pad vb). Son yıllarda teknolojinin bireysel ihtiyaçların karşılanmasında oynadığı rol yadsınamaz.

Teknolojinin ürün çeşitliliğini artırarak bireysel taleplere hızla cevap verebilme kabiliyeti müşterinin tüketimden gelen gücünün her geçen gün daha belirleyici olduğunun en somut delilidir. Pazarda artan bu ‘bireyselizm’ ya da bireye özgü başkalaşma talebi sadece satışları artırmakla kalmıyor ve yeni bir iş modelinin de müjdecisi oluyor örneğin mobil telefonlar, kişisel digital çözümler, araba modelleri-aksesuarları, organik ürünler, çevreci beklentiler vb.

Collaboration
Geniş biçimde ve bu konu kapsamında ‘collaboration’ birlikte çalışma anlamında kullanılmakta. Daha açık bir ifade ile İşletmenin bütününe odaklanarak organizasyon içinde ve dışındaki tüm fonksiyonel gruplar, iş paydaşları, stratejik ortaklar, çalışanlar ve nihayet katma değer yaratabilen herkes ve her kesimle üretken (productive) ve inovatif (innovative) çözümler üretmek için işbirliği yapmaktır.

Innovation
Ekonomik yarar ve çıktı üretebilmek için yeni fikir, buluş, keşif, ürün geliştirme, yenilikçi düşünce ve teknolojiye odaklanılarak bilginin aplikasyonu ve üretime ve nihayet markaya dönüşmesi suretiyle inovasyon yapılmasıdır.

Türkiye açısından değerlendirdiğimizde işletmeler düzeyinde müşterinin veya daha spesifik bir ifade ile bireyin farklılaşan isteklerini veya ihtiyaçlarını karşılayacak üretim örgütlenmesinin başta ülkemizde üretim yapan yabancı sermaye ve yatırımcılarda olmak üzere büyük yerli firmalarımızın da konuya ilişkin müspet çalışmalarının son yıllarda artarak devam ettiğini görüyoruz. Dolayısıyla üretim modelinin esnek üretim sistemleri ve organizasyonları vasıtasıyla ‘personalisation’ konusunda kitlesel üretimden, bireysel çözümlere doğru gelişim göstermesi küresel ekonomi içindeki rekabet edebilme ve yeni pazarlama stratejileri ile de bağlantısı ya da etkisi altında doğal bir sonucuymuş gibi de algılansa, Türkiye adına alınmış bir mesafe ve Türk iş dünyası için bir başarıdır.

Diğer taraftan iyi bir ekonomik performans ve üretim güçlerinin büyüyen Türkiye hedefleri konusunda diyalog, işbirliği ve dayanışma ortamının sağlanması vasıtasıyla ekonomik entegrasyon içinde yer almaları için nispeten Meclis’in özellikle iş dünyasının beklentileri doğrultusunda birçok yasayı çıkardığı ve ticaretin önündeki teknik engellerin veya yasal güçlüklerin iyileştirdiğine şahit oluyoruz (Ticaret kanununda ve Torba yasanın bazı maddelerinde iktidar ve muhalefetin uzlaşması örneğinde görüldüğü gibi). Bu anlamda Anayasamıza uygun olarak şekillendirilen ve normalde çalıştırılması gereken Ekonomik ve Sosyal Konsey’in işlevsiz bir müessese olarak işletilmemesine rağmen üretimin partnerleri veya sosyal partnerlerin yine son yıllarda örtülü bir uzlaşı halinde en azından eylemsizlik ve konuya ilişkin hiçbir şey yapmama pozisyonunu koruyarak, sürece katkıda bulunduğunu görüyoruz.

Yani burada devlet ve sosyal taraflar (işçi ve işveren) arasında yazılı metine dayalı bir ‘KONTRAT’ yok ancak tek parti iktidarının şekillendirdiği ve devlet gücünün kontrol ettiği tek taraflı ortaya konan bir konsensüs beyanının veya iradesinin diğer taraflara seve seve empoze edilmesi durumu söz konusudur. Bu da gönüllü ya da gönülsüz üretim güçlerinden beklenen istikrar ve işbirliği ‘collabration’ ortamının sağlanmasına neden oluyor.

Son olarak, her ne kadar ‘interaksiyon ekonomisi’nin üç ana parametrelerinden ikisi olan ‘personalisation’ ve ‘collabration’ Türkiye’ye özgü alaturka yöntemlerle kotarılmış olsa dahi, son kriter olan inovasyon konusunda sınıfta kaldığımız aşikar. Enflasyon rakamlarını, milli gelir artışlarını ve işsizlik rakamlarını hesaplarken gösterdiğimiz hüneri, şifreli sınavlarda sergilediğimiz olağan üstü zeka durumunu! İnovasyon, bilim ve teknoloji ve marka üretimi hususlarında gösteremediğimiz ve bu konu Osmanlıdan günümüze Cumhuriyet dahil bir türlü gündemimizin merkezinde yer almayan marjinal bir alan olduğundan dolayı 2023 Türkiye’sine doğru giden yoldaki en belirgin zafiyet ve zayıflığımız olarak karşımıza çıkıyor.

Daha öncede yazdım ama bazen defalarca tekrar etmekte yarar var sanırım. Şu anda içinde bulunduğumuz çağ ‘Bilim ve Teknoloji’ çağıdır. Kapitalizmin veya global sermayenin yeni kapital birikim modeli inovasyon ve ileri teknoloji transferine dayalı katma değer yaratma politikasıdır. İleride Bilim ve teknoloji üreten ve inovasyon kabiliyeti olan ülkeler dünyaya hükmedecekler.

Diğerleri de tüm servetini, doğal kaynaklarını ve kazandığını bu teknolojileri satın alma için harcayacak. Bu itibarla Türkiye’de bir an evvel inovasyon seferberliği başlatılmalı ve kısıtlı iktisadi kaynaklarımızın önemli bir bölümü bu stratejik alana kanalize edilmeli.

Prof. Dr. Ali Rıza BüYüKUSLU

buyukuslu@turcomoney.com

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası