Son Haberler

Barışlar da bizim tarihimiz

Dünya, iki büyük savaş yaşayıp milyonlarca insan öldükten, birçok ülkenin sınırları belirlendikten, değiştikten sonra yeni bir döneme geçiş yaptı. Adına “soğuk savaş” denilen bu dönemde Doğu Bloku ile Batı İttifakı, yaklaşık 44 yıl süren bir gerginlik yaşamış, dünyada nükleer savaş korkusu bir paranoya halini almış ve bu bloklar arasındaki rekabet hiç beklenmedik şekilde Berlin Duvarı’nın yıkılması ve Sovyetler Birliği’nin çöküşü ile birlikte son bulmuştu. Bütün bu süreçler modern dünya tarihininkat ettiği en önemli kademeleridir. Modern tarih öncesi yaşanan tüm savaşlar, barışlar, işgaller, fetihler, göçler, imparatorluklar ve krallıklar da insanlığın bugünkü deneyimine katkı sağlamış aşamalardır kuşkusuz. Koca bir insanlık tarihi hep siyasal mücadelelere sahne olmuş, insanoğlu başta yaşamak için silahlanıp avlanırken daha sonra farklı amaçlar için silahlanmış ve savaşlar bugünümüze dek ulaşmıştır.

Bu kısa girişi yapmamdaki kasıt; bugün yaşadığımız savaşların insanlık tarihi ile neredeyse eş zamanlı olduğunu, siyasal tüm gelişmelerin bu tarihle birlikte değişip geliştiğini tekrar hatırlatmak içindi. Bugün özellikle Kuzey Afrika ve Ortadoğu ile Asya’da birçok ülkede savaşlar devam etmekte. İki büyük dünya savaşı görmüş insanoğlu,bunlardan yeteri kadar ders çıkaramadan yeni savaşlara yelken açmıştır ne yazık ki.Amaçları çok farklı olsa da kullanılan araçlar ve metotlar aynıdır. Modern tarih öncesi Truva Savaşı’ndaki savaş araçları ile bugünkü modern zamanların savaş araçları arasında sadece teknik gelişmişlik farkı vardır. Bunun dışında insanlığın bu savaşlara yüklediği anlam temelde aynıdır.

Tabi savaşların yanı sıra dünya, barışlar tarihi ile de yaşıttır. Bu genelde üstünde durulmayan bir konu başlığıdır. Kitaplarda, romanlarda savaşların, kahramanlıkların,destanların ve karizmatik savaşçıların daha çok ilgi çektiği muhakkak. Ancak bu insanlığın sadece savaşlar tarihine sahip olduğu anlamına gelmez. Barış hikayeleri romanlar için pek uygun olmayabilirler ama bugünkü dünyayı anlamamızda ve bugün yaşadığımız savaşları bitirmemizde çok önemli işlevler üstlenebilirler. Mesela, dünyada bilinen ilk yazılı barış anlaşması olan Kadeş Anlaşması bunun en belirgin örneğidir. Hititler ile Mısırlılar arasında milattan önce 13. Yüzyılda imzalanan bu anlaşma bir kil tablet üzerine kazınmıştır. Türkiye’de çorum’da bulunmuş bu tablette yazanlar ise insanlığın barışa verdiği değeri göstermesi bakımından ilginçtir.

Kadeş Barış Anlaşması maddelerinden;

Aramızda daima olarak iyi kardeşlik ve iyi sulh kurdum. Mısır memleketi ile Hitit memleketi arasındaki münasebetlerde iyi kardeşliğin ve iyi sulhun tesisi için şunları söylüyorum: O benim kardeşimdir, ben de onun kardeşiyim ve onunla daima sulh halindeyiz. Bize gelince: Bizim kardeşliğimiz ve sulhumuz evvelce Mısır memleketi arasındaki sulh ve kardeşlikten daha iyi olacaktır. Mısır memleketiyle Hatti memleketi arasındaki münasebete gelince: Onlar da bizim gibi daima kardeşlik ve sulh halindedirler.

İnsanlık sadece savaşlartarihiyle değil, barışlar tarihiyle de anılmayı hak ediyor. Bugündünyanın yaşadığı tüm krizler ve savaşlardan geriye dönüp baktığımızda Mısır Kralı 2. Ramses ile Hitit Kralı Hatti arasında imzalanan bu barış antlaşmasının nasıl mümkün olduğunu da düşünmemiz gerekiyor. Buna belki de her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var.

Görüş

Tarkan Kadooğlu

Kadooğlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı

TüSİAD Yönetim Kurulu üyesi

kadooglu@turcomoney.com

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası