Pagodalardan gökdelenlere… Bir turistin gözünden Çin’in dönüşümü…
– Geçen Kasım ayında Çin’in farklı şehirlerinde iki hafta geçirdim. Daha önce 2007 ve 2014 yıllarında Pekin’e gitmiş, fakat iş toplantıları dışında bir programa vakit ayıramamıştım. Bu kez Çin’i biraz daha yakından tanımaya çalıştım. Üç haftalık bir seyahatte bu dev ülkeyi yakından tanımak tabii ki mümkün değil. Çin’i anlamaya çalışan herkesin kısa sürede fark ettiği temel gerçek şudur: Bu ülke tek bir zamana ait değildir. İşte bu gezi ile ilgili gözlemlerim…
-Yaklaşık 9,6 milyon km² yüzölçümüyle Rusya ve Kanada’dan sonra dünyanın en büyük üçüncü ülkesi olan Çin, 1,4 milyarı aşan nüfusu ve yaklaşık 13.000 dolarlık kişi başı geliriyle, hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülke özelliklerini aynı anda taşıyan nadir bir ekonomik yapı sunuyor. Bu ikili yapı, Çin’i küresel sistemde benzersiz kılıyor.
-Çin’in yükselişi tesadüf değil. Üç temel kültürel kod öne çıkıyor: 1.Devletçilik ve uzun vadeli planlama: Beş yıllık planlar, kısa vadeli dalgalanmaların stratejik hedefleri bozmasını engelliyor. 2.Teknolojiye hızlı adaptasyon: Mobil ödeme, e-ticaret ve yapay zekâ uygulamaları, toplum genelinde hızla benimsenmiş. 3.Tasarruf ve yatırım odaklılık: Yüksek hanehalkı tasarruf oranları, kriz dönemlerinde ekonomik dayanıklılık sağlıyor.
-Çin’in önemli avantajları var. Çin’de büyük projeler, altyapı yatırımları, şehir planlaması gibi konularda Batı demokrasilerine göre çok daha hızlı hareket edeebiliyor. Örnek: Bir şehirde metro yapılacaksa tartışmalar, ihaleler, itirazlar yıllarca sürmüyor. Uzun vadeli planlama yapılıyor. Seçim baskısı olmadığı için 10–20 yıllık stratejiler uygulanabiliyor. Örnekler: Kuşak-Yol projesi, teknoloji yatırımları, yarı iletken politikaları.
-Çin’in dezavantajları ise şunlar: Hesap verebilirlik konusunda eksiklik var. Bağımsız medya ve muhalefet olmadığı için hatalar gecikmeli fark ediliyor. Örnek: COVID’in ilk günlerindeki bilgi gizleme. Aşırı merkeziyetçi bir yapı var. Güç çok dar bir kadroda toplandığında yanlış kararın faturası çok büyük oluyor. İfade özgürlüğü yok. Bu sorunlar, inovasyonla ilgili gelişmeler için risk yaratıyor.
-Şanghay, Çin’in dünyaya açılan yüzü. 19. yüzyılda Batı ile yapılan zorunlu antlaşmalar sonucu doğan “imtiyaz bölgeleri”, şehrin kozmopolit dokusunun temelini oluşturdu. 1920’ler ve 30’larda “Doğu’nun Paris’i” olarak anılan Şanghay, finans, kültür ve eğlencenin merkeziydi. Bugün 26 milyonu aşan nüfusuyla Şanghay, yapay zekâ, biyoteknoloji ve yeşil finans alanlarında iddialı bir mega kent.
-Eğer Şanghay Çin’in vitriniyse, Shenzhen motorudur. 1980’de Çin’in ilk Özel Ekonomik Bölgesi ilan edilen bu küçük balıkçı köyü, bugün Huawei ve Tencent gibi devlerin doğduğu, dünyanın en yoğun inovasyon merkezlerinden biri. “Shenzhen Hızı” ifadesi, yalnızca bir şehir efsanesi değil; hızlı karar alma ve uygulama özelliğinin sembolü. Guangzhou ise Çin ticaretinin nabzını tutuyor. Deniz İpek Yolu’ndan Canton Sistemi’ne, günümüz Küresel Körfez Bölgesi’ne uzanan süreçte şehir.
–Çin mutfağı, ülkenin ekonomik ve kültürel yapısını anlamak için şehirleri kadar açıklayıcı. Tek tip bir “Çin yemeği”nden söz edilemez; Sichuan’ın sert acısı, Kanton mutfağının yalınlığı, Şanghay’ın hafif tatlı sosları ve kuzeyin buğday temelli yemekleri birbirinden tamamen farklı dünyalara ait. Çin’de sıradan bir restoranda masaya gelen tabaklarda öne çıkan unsur çeşitlilikten çok dengedir. Hiçbir tabak tek başına iddia taşımaz; ancak birlikte anlamlı bir bütün oluştururlar.
Kasım 2025’de Çin’in farklı şehirlerinde iki hafta geçirdim. Daha önce 2007 ve 2014 yıllarında Pekin’e gitmiş, fakat iş toplantıları dışında bir programa vakit ayıramamıştım. Bu kez Çin’i biraz daha yakından tanımaya çalıştım. Üç haftalık bir seyahatte bu dev ülkeyi yakından tanımak tabii ki mümkün değildir. Bu yazıda haddimi aşmadan naçizane gözlemlerimi sizlerle paylaşmaya çalışacağım.
Çin’i anlamaya çalışan herkesin kısa sürede fark ettiği temel gerçek şudur: Bu ülke tek bir zamana ait değildir.
Şanghay’daki rehberim Çin’i şöyle özetlemişti:
“Beş bin yıllık Çin’i görmek için Xi’an’a, bin yıllık Çin’i görmek için Pekin’e, yüz yıllık Çin’i görmek için Şanghay’a; son otuz yılı anlamak için ise Shenzhen ve Guangzhou’ya git.”
RAKAMLARLA ÇİN
Kaynak: IMF
Yaklaşık 9,6 milyon km² yüzölçümüyle Rusya ve Kanada’dan sonra dünyanın en büyük üçüncü ülkesi olan Çin, 1,4 milyarı aşan nüfusu ve yaklaşık 13.000 dolar kişi başı geliriyle, hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülke özelliklerini aynı anda taşıyan nadir bir ekonomik yapı sunuyor. Bu ikili yapı, Çin’i küresel sistemde benzersiz kılıyor.
EN BÜYÜK EKONOMİLERİN GSYİH’DEKİ PAYI
Kaynak: Dünya Bankası, Uluslararası Para Fonu (2025)
ZİYARET ETTİĞİM ŞEHİRLERLE İLGİLİ KISA NOTLAR…
Xİ’AN: TARİHİ BAŞKENT
Xi’an, Çin medeniyetinin jeopolitik hafızasıdır. Qin İmparatorluğu’nun başkenti, İpek Yolu’nun doğu başlangıç noktası ve Han ile Tang hanedanlıkları döneminde kültür, diplomasi ve ticaretin merkeziydi.
Bugün hâlâ ayakta duran şehir surları, pagodalar ve klasik kent dokusu, Çin’in “süreklilik” fikrinin mimari karşılığıdır.
1974’te tesadüfen keşfedilen Terracotta Ordusu, yalnızca arkeolojik bir buluntu değil, Çin’in tarihini küresel vitrine taşıyan bir dönüm noktası oldu.
Günümüzde Xi’an, 12 milyonu aşan nüfusu, güçlü üniversiteleri, havacılık ve yazılım yatırımlarıyla geçmiş ile geleceği aynı potada eriten nadir şehirlerden biridir.
ŞANGHAY: MODERN ÇİN’İN AYNASI
Şanghay, Çin’in dünyaya açılan yüzüdür. 19. yüzyılda Batı ile yapılan zorunlu antlaşmalar sonucu doğan “imtiyaz bölgeleri”, şehrin kozmopolit dokusunun temelini oluşturdu. 1920’ler ve 30’larda “Doğu’nun Paris’i” olarak anılan Şanghay, finans, kültür ve eğlencenin merkeziydi.
1949 sonrası dönemde şehir sanayi üssüne dönüşse de asıl kırılma 1990’da Pudong’un açılmasıyla yaşandı. Boş tarlaların yerini, bugün küresel finansın simgeleri olan gökdelenler aldı. Şanghay Limanı dünyanın en yoğun konteyner limanı haline geldi; metro ağı birkaç on yılda dünyanın en genişlerinden biri oldu.
Bugün 26 milyonu aşan nüfusuyla Şanghay, yapay zekâ, biyoteknoloji ve yeşil finans alanlarında iddialı bir mega kent.
Batı etkileriyle Çin geleneğini harmanlayan; kozmopolit, ticaret odaklı ve pragmatik haipai kültürü ile ultra-modern yaşam tarzı arasındaki denge, şehrin en ayırt edici özelliğidir. Şanghay’da dijital ödeme ve metro sistemleri, kusursuz bir şekilde işliyor.
SHENZHEN VE GUANGZHOU: HIZ, TİCARET VE İNOVASYON
Eğer Şanghay Çin’in vitriniyse, Shenzhen motorudur. 1980’de Çin’in ilk Özel Ekonomik Bölgesi ilan edilen bu küçük balıkçı köyü, bugün Huawei ve Tencent gibi devlerin doğduğu, dünyanın en yoğun inovasyon merkezlerinden biri. “Shenzhen Hızı” ifadesi, yalnızca bir şehir efsanesi değil; hızlı karar alma ve uygulama özelliğinin sembolüdür.
Guangzhou ise Çin ticaretinin nabzını tutar. Deniz İpek Yolu’ndan Canton Sistemi’ne, günümüz Küresel Körfez Bölgesi’ne uzanan süreçte şehir, Çin’in dış dünya ile temas noktası olmayı sürdürdü. Canton Fuarı hâlâ küresel ticaretin en önemli buluşma alanlarından biridir.
ÇİN MUTFAĞI: KÜLTÜRÜN SOFRADAKİ YANSIMASI
Çin mutfağı, ülkenin ekonomik ve kültürel yapısını anlamak için şehirleri kadar açıklayıcıdır. Tek tip bir “Çin yemeği”nden söz edilemez; Sichuan’ın sert acısı, Kanton mutfağının yalınlığı, Şanghay’ın hafif tatlı sosları ve kuzeyin buğday temelli yemekleri birbirinden tamamen farklı dünyalara aittir.
Çin’de sıradan bir restoranda masaya gelen tabaklarda öne çıkan unsur çeşitlilikten çok dengedir. Hiçbir tabak tek başına iddia taşımaz; ancak birlikte anlamlı bir bütün oluştururlar. Abartılı tatlar yoktur, dikkat çekmeye çalışan sunumlar yoktur. Her şey ölçülü, işlevsel ve yerli yerindedir.
Bu yaklaşım, Çin ekonomisinin çalışma mantığıyla şaşırtıcı ölçüde örtüşür:
Masadan kalkıldığında geride kalan duygu, görkemli bir ziyafetin coşkusu değil; iyi tasarlanmış, ölçüsünü ve ne yaptığını bilen bir düzenin verdiği tatmindir.
Çin Mutfağı: Geleneksel Lezzetlerin Sanatı
Hafif ve aromatik tatlar (Guangdong eyaleti – Guangzhou, Hong Kong, Macau)
Baharatlı ve güçlü tatlar (Sichuan eyaleti – Chengdu)
Tatlı ve soslu yemekler (Şangay ve Jiagnan)
POPÜLER ÇİN YEMEKLERİ
Kanton mutfağının imzası. Dumpling, bao ve siu mai gibi küçük porsiyonlardan oluşuyor.
Sichuan mutfağının klasik yemeği. Uyuşturan Sichuan biberiyle karakteristik bir lezzeti var.
Tarihî bir saray yemeği. Çıtır ördek eti ince kreplere sarılarak yeniyor.
Ortadaki kaynar çorbaya et, sebze ve noodle atılıyor. Çin’in en sosyal yemeklerinden biri.
Şanghay’ın ünlü buharda pişmiş hamur topları. Isırınca içinden sıcak et suyu akıyor.
Sichuan mutfağının favorisi. Uyuşturan biber + acı sos + ipeksi tofu kombinasyonu.
EKONOMİK BAŞARININ KÜLTÜREL KODLARI
Çin’in yükselişi tesadüf değildir. Üç temel kültürel kod öne çıkar:
YÖNETİM MODELİ: GÜÇ VE BEDEL
Çin’in tek parti sistemi, hızlı karar alma ve büyük ölçekli projelerde önemli avantajlar sağlar. Altyapı, enerji ve sanayi yatırımları bu sayede kısa sürede hayata geçirilebilir. Ancak bu modelin bedeli de vardır: Hesap verebilirlik eksikliği, ifade özgürlüğü sorunları ve aşırı merkeziyetçilik.
TEMEL YAPI
GÜCÜ KİM KULLANIYOR?
YÖNETİM TARZI
ÇİN YÖNETİM SİSTEMİ’NİN AVANTAJLARI
Büyük projeler, altyapı yatırımları, şehir planlaması gibi konularda Batı demokrasilerine göre çok daha hızlı hareket edebilir. Örnek: Bir şehirde metro yapılacaksa tartışmalar, ihaleler, itirazlar yıllarca sürmüyor.
Seçim baskısı olmadığı için 10–20 yıllık stratejiler uygulanabilir. Örnekler: Kuşak-Yol projesi, teknoloji yatırımları, yarı iletken politikaları.
EKONOMİK BÜYÜME MOTORU
ÇİN YÖNETİM SİSTEMİ’NİN DEZAVANTAJLARI
1) Hesap verebilirlik eksikliği
Bağımsız medya ve muhalefet olmadığı için hatalar gecikmeli fark ediliyor.
Örnek: COVID’in ilk günlerindeki bilgi gizleme.
2) Aşırı merkeziyetçilik
Güç çok dar bir kadroda toplandığında yanlış kararın faturası çok büyük oluyor.
3) İfade özgürlüğü ve inovasyon riski
Teknoloji gelişiyor ama yaratıcılık özgür ortamlarda daha çok yeşerir. Aşırı kontrol, uzun vadede inovasyonu yavaşlatabilir.
4) Toplumsal baskı
Sosyal medya, internet ve kamusal alan yoğun şekilde gözetleniyor; bu da insan hakları açısından ciddi eleştiriler yaratıyor.
ÇİN EKONOMİSİNDE DEĞİŞİM DÖNEMİ
-Çin artık sadece “dünyanın fabrikası” değil; çok boyutlu bir teknoloji devi.
-Ülke, “Çin markası = ucuz, düşük kalite” algısını kırmaya; “Çin = inovasyon + global ürün/hizmet sağlayıcısı” imajına dönüştürmeye çalışıyor.
-AI: DeepSeek ve CapCut ile hızlı ölçeklenebilir yapay zekâ uygulamalarında lider adayı.
-Dijital Platformlar: TikTok, Temu, Shein — küresel tüketici davranışını şekillendiren dev uygulamalar.
-EV & Batarya: BYD ve CATL sayesinde elektrikli araç ve pil üretiminde dünyanın 1 numarası.
-Güneş Enerjisi: Küresel panel üretiminin %80’i Çin’de.
-Dronlar: DJI ile küresel pazarın %70+’ı.
ABD
Foundation Models)
liderlik
ilerleme
Çip Gücü (GPU/ASIC/TPU)
3nm–2nm üstünlük
seviyesinde
ABD (çok ciddi fark)
Veri Miktarı
privacy)
1.4 milyar nüfus + devlet erişimi
Çin
Altyapı (Süper bilgisayarlar)
kuruyor
yayılabiliyor
sermayesi
Askerî AI
Büyük yatırım, çok agresif
Kafa kafaya
Özetle; bugün yapay zeka alanında ABD açık ara önde; Çin ise veri, devlet desteği ve uzun vadeli stratejisi sayesinde 2030’a kadar farkı kapatabilecek tek rakip.
Petrol Üretimi
Düşük (4 milyon varil)
ABD (çok büyük fark)
Enerji Güvenliği
Çok yüksek — kendi kendine yeter
ABD (çok kritik fark)
Kalitesi
Özetle; enerji miktarında Çin açık ara önde; enerji güvenliği, petrol/LNG üretimi ve nükleer enerjide kalite açısından ABD açık ara önde.
ÇİN’İN BAŞARISINDAN ÇIKARILACAK DERSLER
– Çin mucize değil, sistematik disiplinin ürünü
– Uzun vadeli düşünme, kolektif hedefler, teknolojiye yatırım
– Çalışkanlık ve sabır kültürü
ÇİN’İN BAŞLICA PROBLEMLERİ
1)Demografi: Nüfus hızla yaşlanıyor ve küçülüyor; iş gücü daralırken sosyal güvenlik yükü artıyor.
2️⃣ Emlak Krizi: Aşırı borçlu geliştiriciler ve düşen konut fiyatları hane servetini eritiyor, finansal istikrarı tehdit ediyor. Vanke!!
3️⃣ Zayıf Tüketim: Hanehalkı güveni düşük; yüksek tasarruf oranı ve genç işsizliği iç talebi baskılıyor.
4️⃣ ABD–Çin Teknoloji Savaşı: Çip ve ileri teknoloji kısıtlamaları büyümeyi sınırlandırıyor, tedarik zincirleri Çin dışına kayıyor.
5️⃣ Verimlilik Sorunu: Devlet şirketleri güç kazanırken özel sektör üzerindeki baskı yatırım iştahını zayıflatıyor.
6️⃣ Siyasi Öngörülemezlik: Xi döneminde merkezileşme arttı; politika değişiklikleri yatırımcı güvenini sarsıyor.
7️⃣ Yerel Yönetim Borçları: Yerel yönetimlerin yüksek borç seviyesi sistemik risk oluşturuyor, borç çevirme baskısı artıyor.
8️⃣ İhracata Bağımlılık: Küresel talep yavaşlarken Çin’in deflasyonist ihracat modeli korumacılığı tetikliyor.
9️⃣ Teknoloji Bağımlılığı: Yerli çip ekosistemi yavaş gelişiyor; kritik teknolojilerde dışa bağımlılık sürüyor.
10) Toplumsal Gerilim: Gençlerde umutsuzluk (tang ping/bai lan), gelir eşitsizliği ve sosyal mobilite gerilemesi.
ÇİN PROBLEMLERİ İLE NASIL BAŞEDECEK?
SENARYO 1 – “YUMUŞAK İNİŞ VE DENGELİ DÖNÜŞÜM” (BAZ SENARYO)
Çin, büyümesini kademeli olarak %3,5–4,5 bandına indirir ama sert kriz yaşamadan borç + gayrimenkul riskini yönetir.
Ana dinamikler:
-Gayrimenkulde devlet, iflas etmiş/zayıf geliştiricileri tasfiye ediyor ama alıcıyı koruyan programlar (konut tamamlama fonları, kamu alımları vs.) devreye giriyor.
-Yeni konut sektörü küçülüyor ama kentsel dönüşüm, sosyal konut, altyapı projeleriyle inşaat tamamen çökmeden küçülerek normalize oluyor”.
-Reel büyüme %4 civarına oturuyor:
İhracat hâlâ güçlü. Tüketim kademeli artıyor. Yatırımın payı azalıyor ama bir anda değil, yumuşak bir geçişle.
-Seçici parasal ve mali destek: Altyapı, yeşil enerji, yüksek teknoloji üretim sübvanse ediliyor.
-Sosyal harcamalar (emeklilik, sağlık) biraz artırılarak tüketim desteklenmeye çalışılıyor.
Sonuç:
-Sert iniş yok, ama “Çin mucizesi” dönemi geri gelmez.
-Çin, küresel büyümeye katkı veren ama artık sürükleyici değil, büyük ama olgunlaşan bir ekonomi haline gelir.
SENARYO 2 – “YENİ ATILIM / YÜKSEK TEKNOLOJİ İLE YENİDEN HIZLANMA” (İYİMSER)
Çin, içerde reform + dışarıda kısmi normalleşme ile büyümeyi yeniden %5+ bandına taşımayı başarır.
Bunu ne tetikler?
1.Gerçek yapısal reformlar:
-Yerel yönetim borçları şeffaf biçimde yeniden yapılandırılır.
-Gayrimenkulün payı küçülürken, hanehalkı gelir artışı + sosyal güvenlik ile tüketim bilinçli şekilde desteklenir.
-Devlet, özel sektöre (özellikle teknoloji ve hizmet sektörüne) “daha öngörülebilir ve güven veren” bir çerçeve sunar.
2.Teknoloji ve sanayide sıçrama:
-Yarı iletken, yapay zekâ, elektrikli araçlar, batarya, güneş enerjisi gibi alanlarda Çin, kısıtlamalara rağmen kendi ekosistemini kurar.
-“ABD teknolojisine erişimi keserseniz çöker” argümanı boşa çıkar; Çin kendi dikeylerini inşa eder.
1.Jeopolitik olarak:
-ABD ile tam barış olmasa da “yönetilebilir rekabet”e geçilir.
-Avrupa, Asya, Küresel Güney ile ilişkiler üzerinden pazar çeşitlendirmesi tam gaz gider (BRICS benzeri platformlar güçlenir).
-Büyüme tekrar %5–5,5 civarında, kişi başına gelir artışı hızlanır.
-Çin, “sadece dünyanın fabrikası” değil, aynı zamanda teknoloji ve standart koyucu ülke rolüne yaklaşır.
-Ama bu senaryonun gerçekleşmesi için siyasi iradenin gerçekten risk alıp reform yapması gerekiyor; bu nedenle, olasılığı baz senaryodan daha düşük.
SENARYO 3) “BORÇ + GAYRİMENKUL + JEOPOLİTİK KOMBİNASYONU İLE SERT İNİŞ” (KÖTÜMSER)
Gayrimenkul ve yerel yönetim borcu sorunu, kontrollü çözülmek yerine yuvarlanarak büyür, dışarıda da ABD ile teknoloji/finans gerilimi sertleşir. Büyüme %2–3 bandına sıkışır, zaman zaman resesyona yakın dönemler görülür.
-Konut fiyatları uzun yıllar reel olarak düşer.
-Hanehalkı serveti erir → tüketim zayıflar.
-Banka bilançoları baskı altında kalır, gölge bankacılık problemi büyür.
-Yerel yönetimler yeni altyapı projeleriyle kendini döndüremez.
-Borç çevriminde tıkanmalar, bazı iflaslar / gizli kurtarmalar yaşanır.
-Güven zedelenir: hem içeride hem dışarıda Çin varlıklarına risk primi biner.
-ABD/AB, Çin’e karşı daha agresif teknoloji ve ticaret kısıtlamaları uygular (özellikle yapay zekâ, yarı iletken, savunma bağlantılı alanlarda).
-Küresel şirketler “Çin’den kısmi kopuş / en azından risk dağıtma”yı hızlandırır (Vietnam, Hindistan, Meksika gibi alternatiflere kayış).
SONUÇ:
Büyüme trendi %2–3’e inerse, Çin bir anda “orta gelir tuzağı”na gömülmüş dev bir ekonomi hâline gelir. Bu durumda içeride memnuniyetsizlik artar; devlet, daha fazla kontrol / gözetim + daha az piyasa özgürlüğü kombinasyonuna kayabilir. Küresel ekonomi için de ciddi riskler söz konusu. Ticaret savaşları, enflasyonist baskıyı artırabilir. Tedarik zincirinde kırılmalar meydana gelebilir. Bu gelimelerin sonucunda jeopolitik risk primi artabilir ve kalıcı hale gelebilir.
ÇİN’İN BAŞARISININ KÜLTÜREL KODLARI
– Kolektivizm (Bireyden önce toplum)
– Disiplin ve hiyerarşi (Düzenin temeli)
– Eğitim ve çalışma ahlakı (Başarı kutsaldır )
– Pragmatizm (Sonuç odaklılık ideolojiden önde)
EVLETÇİLİK VE UZUN VADELİ PLANLAMA – 5 YILLIK PLANLAR GELENEĞİ
-Çin’de devlet, ekonominin ve teknolojik dönüşümün ana motorudur. Uzun vadeli düşünme, “yüzyıllık hedef” yaklaşımı ve planlı kalkınma, ülkenin istikrarlı büyümesinin temelidir. Kısa dönem krizler büyük resmi bozmaz.
TEKNOLOJİYE HIZLI ADAPTASYON – YENİYE DİRENÇ DÜŞÜK
Çin toplumu teknoloji yeniliklerini çok hızlı benimser. Mobil ödeme, e-ticaret, dron teslimatı, 5G… Dünyanın birçok yerinden önce Çin’de yaygınlaştı. “Deneyelim, çalışırsa büyütürüz” kültürü var.
TASARRUF VE YATIRIM ODAKLILIĞI – EKONOMİK DİRENÇLİLİĞİN TEMELİ
Çin’de bireyler de devlet de tasarrufu ve yatırımı önceliklendiriyor. Hanehalkı tasarruf oranı dünyadaki en yüksek oranlardan biridir. Bu, kriz dönemlerinde ülkeyi daha dayanıklı kılıyor.
YENİ ÇİN: FABRİKADAN TEKNOLOJİ DEVİNİN DOĞUŞU
Çin artık yalnızca “dünyanın fabrikası” değildir. Elektrikli araçlarda BYD, bataryada CATL, dronlarda DJI, dijital platformlarda TikTok, Temu ve Shein küresel tüketim alışkanlıklarını şekillendiriyor. Güneş enerjisinde küresel panel üretiminin yaklaşık %80’i Çin’de.
Yapay zekâ yarışında teknolojik olarak ABD hâlâ önde olmasına rağmen, Çin büyük veri, devlet desteği, enerji kapasitesi ve uzun vadeli stratejisiyle 2030’a kadar farkı kapatabilecek tek rakip konumunda.
RİSKLER VE SENARYOLAR
Çin’in önünde ciddi meydan okumalar var; yaşlanan nüfus, emlak krizi, zayıf iç tüketim, ABD ile teknoloji savaşı ve yerel yönetim borçları. Önümüzdeki döneme dair üç ana senaryo öne çıkıyor:
SONUÇ: OLGUNLAŞAN DEV
Çin mucizesi geri gelmeyebilir; ancak Çin sahneden de çekilmiyor. Daha yavaş, daha seçici ama hâlâ küresel dengeleri belirleyen bir aktör olarak yoluna devam ediyor. Pagodalardan gökdelenlere uzanan bu hikâye, aslında tek bir soruyu gündeme getiriyor: 21. yüzyılın ekonomik ve teknolojik standartlarını kim belirleyecek?
Bu sorunun cevabı, büyük ölçüde Çin’in bir sonraki hamlesine bağlı.
KAYNAKLAR
-Keyu Jin: China’s Economy,Tariffs,Trade,Trump, Communism & Capitalism: https://youtu.be/y3yAVZk3tyA?si=uN7tzB9aShSt9X7v
-What is China’s political system?: https://youtu.be/ChFRnI7– QS4?si=jlUWPx9fdUHGwVBF
-Ian Bremner – Geleceğin Süper Gücü: https://youtu.be/uiUPD–z9DTg
Kitap: Xi Jiinping, The Govarnance Of China
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
İsim *
Email *
Bir dahaki sefere yorum yaptığımda kullanılmak üzere adımı, e-posta adresimi ve web site adresimi bu tarayıcıya kaydet.
Δ
Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.