Son Haberler

Yeni yıla girerken piyasaların görünümü…

Fed, yılın son toplantısında politika faizini beklentiler dahilinde 25 baz puan indirerek %3,50 – %3,75 aralığına çekti. Böylece Fed, yılın son üç FOMC toplantısında yaptığı 25’er puanlık indirimlerle 2025 yılında politika faizinde toplam 75 baz puanlık indirime gitmiş oldu. Karar üçe karşı dokuz oyla alınırken karara karşı oy kullanan üç üyeden, Stephen I. Miran, faiz aralığının 50 baz puan indirilmesi gerektiğini, Austan D. Goolsbee ve Jeffrey R. Schmid ise mevcut aralıkta herhangi bir değişiklik yapılmamasını savundu. Ayrıca, Fed üyelerinin Aralık toplantısında ekonomiye ilişkin yaptığı tahminler, 2026 yıl için sadece bir faiz indirimi öngördüklerini ortaya koydu. Enflasyon tahminleri ise bu yıl için %3’ten %2,9’a, 2026 için %2,6’dan %2,4’e indirilirken, 2027 için %2,1 ve 2028 için %2 seviyesinde sabit bırakıldı. Fed üyelerinin 2026 yılında bir indirim tahminlerine rağmen piyasalar gelecek yıl başkan değişikliğinin de etkisi ile iki veya üç faiz indirimi olabileceğini fiyatlıyor. ECB enflasyon görünümüne bağlı olarak aralık toplantısında beklentilere paralel faiz oranlarını sabit tutu. 2026 yılı için ise Mart 2026’da zayıf ihtimalle indirim beklentisi olsa da ECB’nin 2026 yılının son çeyreğinde enflasyon endişeleri ile faiz artış söylemlerine dönebileceği fiyatlanmaktadır.

MERKEZ BANKASI, FAİZ ORANINI YÜZDE 38’E DÜŞÜRDÜ

ABD ve Çin’in devlet başkanları seviyesinde Güney Kore’de gerçekleştirilen toplantıdan sonra bir yıl ertelendi. Ticaret savaşlarının Kasım 2026 yılında ABD’de gerçekleştirilecek ara seçimler sonrasına ertelenmesinin 2026 yılında risk iştahını olumlu etkileyeceği düşünülmektedir.

Risk iştahını baskılayan Rusya-Ukrayna savaşında karşılıklı saldırılar devam etmektedir. ABD’nin ortaya koyduğu ve tarafları barış görüşmeleri için bir araya getirmeyi amaçlayan barış planı konusunda 2025 yıl sonu itibariyle ABD-AB ve Ukrayna tarafında görüşmeler devam etmektedir. 2026 yılında barışa ulaşılması durumunda jeopolitik risklerin azalması kısa vade de risk iştahını desteklemesi beklenirken özelikle 2025 yılında yaşanan gelişmelerin, batı bloğunda yarattığı erozyonun etkilerinin orta uzun vade de global ekonomi üzerinde görülmeye devam edeceğini düşünüyoruz.

Yurt içinde ise; Kasım ayında beklentilerin oldukça altında gerçekleşen TÜFE desteği ile TCMB, Aralık toplantısında faiz indirim adımlarını yükseltirken politika faizini 150 baz puan indirimle %38’e çekti. 2026 yılında da enflasyon görünümüne bağlı olarak faiz indirimlerine devam etmesi beklenen TCMB’nin 2026 yılının ilk çeyreğinde baz etkisiyle indirim adımlarını bir miktar hızlandırsa da yılın genelinde kontrollü ve sıkı duruşunu koruyacağını, 2026 yılını %28-%30 bandında bir politika faiziyle tamamlayacağını düşünüyoruz.

FED BAŞKANLIĞI İÇİN GÜÇLÜ ADAY 

Aralık ayında EURUSD paritesi yükselen trendin üzerinde dalgalı bir seyir izledi ve genel olarak yukarı yönlü eğilimini korudu. Ay başında 1.1590 seviyesinden açılış yapan parite, dönem boyunca yükselişini sürdürerek 1.1807 seviyesine kadar ulaştı ve ayı 1.1770 seviyesinde tamamladı. Bu görünümde, ABD tarafında 2026 yılına yönelik Fed faiz indirimi beklentilerini güçlendiren gelişmeler ve buna paralel olarak doların zayıflayan seyri etkili oldu. Söz konusu beklentilerin oluşmasında, ABD Başkanı Donald Trump tarafından Fed başkanlığı için en güçlü aday olarak gösterilen Kevin Hassett’ın güvercin nitelikteki açıklamaları öne çıktı. Trump’ın yeni atanacak Fed Başkanının faiz politikasına yaklaşımının kendi görüşleriyle uyumlu olması gerektiğini vurgulaması da önümüzdeki yıl için faiz indirimi beklentilerini destekledi. ABD’de açıklanan makroekonomik veriler genel hatlarıyla güçlü bir tabloya işaret ederken, tüketici fiyat endeksi ve işsizlik başvurularındaki sınırlı geri çekilmeler ekonominin dirençli yapısını teyit etti. Buna karşın Fed’in faiz oranlarını 25 baz puan indirerek %3.50–%3.75 aralığına çekmesi ve kararın 9’a 3 oyla alınması, Fed içerisindeki görüş ayrılıklarının hâlen belirgin olduğu algısını güçlendirdi. Kararın ardından basına konuşan Fed Başkanı Jerome Powell, enflasyonun tek seferlik tarifelerden etkilendiğini ve kalıcı bir düşüş için daha fazla veriye ihtiyaç duyulduğunu ifade ederken, bu söylem piyasalar tarafından siyasi bir duruş olarak yorumlandı. Bu gelişmeler dolar endeksi üzerinde aşağı yönlü baskıyı artırarak EURUSD paritesindeki yükselişi destekledi. Euro Bölgesi cephesinde ise enflasyonun %2 seviyesine yakın seyretmesi ve hizmet enflasyonundaki güçlü görünüm, Avrupa Merkez Bankası’nın aceleci bir faiz indirimi yaklaşımından uzak duracağına işaret etti. Bu doğrultuda ECB, beklentilere paralel olarak faiz oranlarını %2.15 seviyesinde sabit bırakırken, karar metninde veri odaklı ve bekle-gör yaklaşımına vurgu yaptı. Bu tablo, euro tarafında değer kaybını sınırlayan önemli bir unsur olarak öne çıktı. Aralık ayının dikkat çeken gelişmelerinden biri, artan Fed faiz indirimi fiyatlamalarına paralel olarak doların euro karşısında ay genelinde %1.50’nin üzerinde değer kaybetmesi oldu. Teknik açıdan bakıldığında, yukarı yönlü hareketlerde Aralık ayı zirvesi olan 1.1810 seviyesi güçlü bir direnç olarak izlenirken, 50 günlük hareketli ortalamaya denk gelen 1.1650 seviyesi parite için önemli bir destek konumunda bulunuyor; bu seviyenin aşağı yönlü kırılması hâlinde ise 100 günlük hareketli ortalamayla örtüşen 1.1620 seviyesi gündeme gelebilir.

JEOPOLİTİK RİSKLERDEKİ ARTIŞ NEDENİYLE ONS ALTIN GÜÇLÜ BİR PERFORMANS SERGİLEDİ

Aralık ayında ons altın, küresel para politikasına ilişkin beklentiler, jeopolitik risklerdeki artış ve reel faiz görünümünün etkisiyle güçlü bir yükseliş performansı sergiledi. Aya 4220 dolar seviyesinden başlayan ons altın, Fed’in 2026 yılına yönelik faiz indirim beklentilerinin kuvvetlenmesi, ABD tahvil getirilerindeki gerileme ve dolar endeksindeki zayıf seyirle birlikte yukarı yönlü ivmesini artırarak ay içerisinde rekor seviyesini 4550 dolara taşıdı. Bu hareket, belirsizlik ortamında yatırımcıların güvenli liman talebinin güçlendiğine ve reel faizlerdeki düşüşün altın fiyatları için destekleyici bir zemin oluşturduğuna işaret etti. Rekor seviyenin test edilmesinin ardından gelen işlem gününde ise kar realizasyonlarının etkisiyle sarı metalde %4’ün üzerinde bir düzeltme görülerek fiyatların 4300 dolar seviyesine kadar gerilediği izlendi. ABD tarafında açıklanan makroekonomik veriler genel olarak ekonomik aktivitenin dirençli kaldığını gösterse de, Fed’in politika faizini 25 baz puan indirerek %3.50–%3.75 aralığına çekmesi ve bu kararın Komite içinde görüş ayrılıklarıyla alınması, para politikasına ilişkin belirsizlik algısını artırdı. Bu gelişmeler dolar üzerinde baskı yaratmaya devam ederken, altın fiyatlarını da destekleyen bir unsur olarak öne çıktı. Aynı dönemde gümüşün altına kıyasla daha sert yükselmesi, altın–gümüş rasyosunda belirgin bir geri çekilmeye yol açtı; bu durum gümüşün göreceli olarak daha güçlü bir performans sergilediğini ve değerli metallerde risk iştahının arttığını ortaya koydu. Teknik açıdan değerlendirildiğinde, ons altının Aralık ayında da kademeli yükseliş trendini koruyarak önceki zirvelerini aşmaya devam ettiği görülürken, bu hareketin temelinde makroekonomik beklentiler ve jeopolitik gelişmelerin yer aldığı izlendi. Olası geri çekilmelerin ağırlıklı olarak kar realizasyonu kapsamında kalması beklenirken, 50 günlük hareketli ortalamaya denk gelen 4210 seviyesi güçlü bir destek olarak takip edilebilir. Satış baskısının derinleşmesi hâlinde ise 100 günlük hareketli ortalamaya karşılık gelen 4015 seviyesi en önemli destek noktası olarak öne çıkmaktadır. Ayrıca Ekim ayı ortasından bu yana izlenen yükselen kama formasyonu kapsamında 4600 dolar seviyesi önemli bir direnç bölgesi olarak takip edilebilir.

MERKEZ BANKASI’NIN REZERVLERİNDEKİ TOPARLANMA DEVAM EDİYOR

Aralık ayında USD/TRY paritesi, yıl sonuna özgü likidite koşullarının etkisiyle yukarı yönlü eğilimini devam ettirerek 42.45 seviyesinden başladığı ayı 43.0 eşiğinin hemen altında, yaklaşık 42.95 seviyesinde tamamladı. Küresel tarafta Fed’in 2026 yılına yönelik faiz indirimi beklentilerinin güç kazanması ve dolar endeksindeki zayıf seyire rağmen, yıl sonuna yaklaşılırken artan riskten kaçınma eğilimi gelişen ülke para birimleri üzerinde baskı yarattı ve bu durum TL’nin kırılgan görünümünü sürdürmesine neden oldu. Yurt içinde enflasyon verilerinde gözlenen düşüş eğilimi ile politika faizinin beklentilerin üzerinde 150 baz puan indirilerek %39.50’den %38.00 seviyesine çekilmesi piyasalar tarafından olumlu karşılandı. Aralık ayında TCMB’nin para politikasında veri odaklı yaklaşımını koruması ve faiz indirim sürecine ilişkin iletişimini temkinli bir çerçevede yürütmesi öne çıkan başlıklar arasında yer aldı. Bu duruş, kısa vadede kur üzerindeki baskıyı sınırlarken, Merkez Bankası rezervlerindeki toparlanmanın sürmesi ve uygulanan makroihtiyati önlemler normalleşme sürecine dair pozitif sinyaller olarak değerlendirildi. Net rezervlerin 79.4 milyar dolardan 80.4 milyar dolara yükselmesi, TL’deki değer kaybının nispeten daha keskin bir boyuta ulaşmasını engelleyen önemli bir unsur olarak öne çıktı. Bununla birlikte yüksek enflasyon seviyesi, politika yapıcılar açısından zorlu bir denge oluşturmaya devam ederken, hem fiyat istikrarının sağlanması hem de finansal istikrarın korunması gerekliliği piyasalardaki temkinli duruşu destekledi. İç ve dış jeopolitik gelişmeler yatırımcı algısında dalgalanmalara yol açarken, teknik açıdan yukarı yönlü hareketlerde 43.50 seviyesi önemli bir direnç olarak izlenirken, aşağı yönlü geri çekilmelerde 50 günlük hareketli ortalamaya denk gelen 42.40 seviyesi destek konumunda bulunuyor. Daha derin bir düzeltme senaryosunda ise 100 günlük hareketli ortalamayla örtüşen 41.80 seviyesi bir sonraki kritik destek noktası olarak öne çıkmaktadır.

Yılın ilk ayında global piyasaların başta Ukrayna-Rusya barış görüşmeleri olmak üzere ABD-Venezuela, Vietnam-Kamboçya ve Gazze-İsrail gibi jeopolitik risklere odaklanacaktır. Diğer yandan başta Fed olmak üzere Ocak ayında toplantısı olan Japonya Merkez Bankası’nın faiz toplantılarından gelecek açıklamaları takip edecektir. Birbirinden zıt yönde hareket eden Fed ve BoJ’un Ocak toplantısında faizleri sabit tutması beklenirken toplantı sonrasında yapılacak ileriye dönük açıklamalar yakından takip edilecektir.

İKİNCİ YARIDA NOT ARTIŞI OLABİLİR

Yurt içinde ise; başta 5 Ocak’ta açıklanacak Aralık ayı enflasyon verisi olmak üzere gelecek makro veriler, TCMB’nin 22 Ocak’ta açıklayacağı faiz kararı ve toplantı sonrası yapılacak açıklamalar yakından takip edilecektir. Ayrıca, Orta Doğu ve Suriye’deki gelişmeler olmak üzere jeopolitik riskler, F-35 alımı ve CAATSA yaptırımları başta olmak üzere ABD ile ilişikiler da piyasalar tarafından yakından takip edilecektir. Bununla beraber, 23 Ocak’ta Fitch Ratings ve Moody’s’den Türkiye not gözden geçirme raporu yayınlanması bekleniyor. 2024’de yaşanan not artışlarının ardından 2025 yılında sadece Moody’s’den not artırımı gelirken 2026 yılında dezenflasyon programının devamına bağlı olarak yılın ilk yarısındaki gözden geçirmelerde görünüm iyileşmesi, ikinci yarıda ise not artış olabileceğini düşünüyoruz.

BIST 100 Endeksi, TCMB’nin faiz indirimlerine 150 baz puan ile devam etmesinin etkisi ile toparlansa da yılın son ayında tatil döneminin fazla olmasının etkisiyle yabancı ilgisiniz zayıf kalması, yükselişi sınırladı. BIST 100 endeksi ayı %3,6 yükselişle 11.300 puandan tamamlamaya hazırlanıyor. Sınai Endeksi ayı %3,5 yükselişle tamamlanırken Bankacılık Endeksi ise %3,9 yükselişle kapatmaya hazırlanıyor. 2025 kapanışının bu seviyelerde gerçekleşmesi durumunda BIST 100 Endeksinin 2025 yılında getirisi %15 seviyesinde gerçekleşmeye hazırlanıyor.

ORTA VE UZUN VADE İÇİN KADEM ALIM YAPILABİLİR

Fed ile birlikte global faiz oranlarının gerilemesi, tarifeler konusunda belirsizliklerin azalması ve Rusya-Ukrayna savaşının sonlanacağına yönelik iyimser beklentiler global ekonomide toparlanma sağlarken, dezenflasyon programı uygulayan Türkiye’nin elini rahatlatıyor. Bu çerçevede yurt içinde, 2026 yılında makro ekonomik koşulların 2025’e kıyasla daha ılımlı seyredeceği ve TCMB’nin faiz indirimlerine devam edeceği beklentisiyle başta bankacılık sektörü sonra ise reel kesimin bu gelişmelerden olumlu etkilenmesini bekliyoruz. Bu beklentilerin ışığında BİST’te ocak ayında pozitif dalgalı bir seyir izlenmesini bekliyoruz. Piyasada dönem dönem geri çekilmeler olsa da orta-uzun vade için kademeli alım önerimizi koruyoruz.

Osman GÖKTAN

Şeker Yatırım Genel Müdürü

goktan@turcomoney.com

Yorum yok

Yorum Yazın

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

*

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

İlgili Haberler

Site Haritası