– 21. yüzyılın ilk çeyreğini geride bıraktık. İkinci çeyreğine ise artık ilk adımımızı atmış bulunuyoruz. Takvimler 2026 yılını gösteriyor. Küresel risklere, savaşlara, krizlere ve derin belirsizliklere tanıklık ettik. Şimdi ise yüzümüzü, pek çok kavramın yeniden tanımlandığı büyük bir bilinmeze çeviriyoruz. Bugünün modern dünyasında, toplumsal sorunlara bireysel çıkar penceresinden değil; ortak akıl ve toplumsal çözüm perspektifiyle yaklaşmak gerekiyor.
– İçinde bulunduğumuz çağı, kesintisiz bir değişim fırtınası olarak tanımlayabiliriz. Yıkıcı krizler, kurumları önünde sürükleyen şoklar ve öngörülemez belirsizlikler, artık istisna değil; yeni normaldir. Böylesi kaotik denizlerde ise her kurum, yönünü tayin edecek bir pusulaya ihtiyaç duyar. İşte tam da bu noktada, o hayat kurtarıcı pusula karşımıza çıkar: Kurumun öz değerleri. Değerlerine sıkı sıkıya sarılan kurumlar, sarsılsalar bile yıkılmaz; aksine her şoktan daha güçlü çıkmayı başarırlar.
21. yüzyılın ilk çeyreğini geride bıraktık. İkinci çeyreğine ise artık ilk adımımızı atmış bulunuyoruz. Takvimler 2026 yılını gösteriyor. Geride kalan yıllara baktığımızda; küresel risklere, savaşlara, krizlere ve derin belirsizliklere tanıklık ettiğimizi görüyoruz. Değişim rüzgârlarına göğüs gererek, zaman zaman savrularak ama her defasında ayakta kalmaya çaba göstererek ilerledik.
Şimdi ise yüzümüzü, bugüne kadar bildiğimiz pek çok kavramın yeniden tanımlandığı büyük bir bilinmeze çeviriyoruz. Bu belirsizlik sisinin ortasında, önümüzdeki çeyrek asrın yol haritasını çizebilmek; yalnızca öngörü değil, aynı zamanda cesaret istiyor.
Bugünün modern dünyasında, toplumsal sorunlara bireysel çıkar penceresinden değil; ortak akıl ve toplumsal çözüm perspektifiyle yaklaşmak, insanlığın en kadim geleneğidir. Bu geleneğin özünde; gönüllülük, zorluklar karşısında vazgeçmemek, sınır tanımayan bir merak, dünyayı değiştiren bir hayal gücü ve her şeyin temeli olan sarsılmaz bir güven vardır.
KURUMUN ÖZ DEĞERLERİ, HAYAT KURTARICI BİR PUSULADIR
İçinde bulunduğumuz çağı, kesintisiz bir değişim fırtınası olarak tanımlamak abartı olmaz. Yıkıcı krizler, kurumları önünde sürükleyen şoklar ve öngörülemez belirsizlikler, artık istisna değil; yeni normaldir. Böylesi kaotik denizlerde ise her kurum, yönünü tayin edecek bir pusulaya ihtiyaç duyar. İşte tam da bu noktada, o hayat kurtarıcı pusula karşımıza çıkar: Kurumun öz değerleri. Değerler; bir kurumun yalnızca ne yaptığı değil, nasıl yaşadığı ve neden var olduğudur. Onlar, kurumun DNA’sına kazınmış, pazarlık kabul etmeyen ilkelerdir.
Unutmamak gerekir ki değerlerine sıkı sıkıya sarılan kurumlar, sarsılsalar bile yıkılmaz; aksine her şoktan daha güçlü çıkmayı başarırlar. Bu nedenle kurumların değerlerine sahip çıkması, yalnızca geçmişi korumak anlamına gelmez; aynı zamanda geleceğin en sağlam zeminini inşa etmek demektir. Çünkü artık güçlü kurum, sadece bugünü yöneten değil; yarını da düşünen, planlayan ve inşa eden kurumdur.
KURUMLARIMIZI, YÜKSEK BİNALAR İNŞA ETTİĞİMİZ BİR ZEMİN OLARAK HAYAL EDELİM
Yarını planlamak ise yalnızca güçlü finansal tablolar oluşturmak değildir. Asıl mesele; değerler pusulasını elde tutmak ve atılan her yeni adımı bu pusulaya göre atmaktır. Zira kurumsal varoluşun zirvesi, ancak kökleri sağlam olan yapıların ulaşabileceği bir noktadır. Burada bir başka güçlü metafor devreye girer: Pergel.
Bir kurumun değerleri, yalnızca bir pusula değil; aynı zamanda pergelin sarsılmaz, yere çakılı duran ayağıdır. Kurumlarımızı, yüksek binalar inşa ettiğimiz bir zemin olarak hayal edelim. Yapı ne kadar gösterişli, planı ne kadar kusursuz olursa olsun; eğer temel sağlam değilse, o ihtişamlı yapı her an ciddi bir risk taşır.
Pergelin sabit ayağı—yani değerler—güvende olduğu sürece; hareketli ayağın, inovasyonun, büyümenin ve liderliğin sonsuz bir vizyonla yol alması mümkündür. Bu noktada Hz. Mevlana’nın pergel metaforu bize ilham verir: “Pergelin iğneli ayağı sabittir; ama diğer ayağıyla yetmiş iki milleti dolaşırım.” Pergelin bir ayağı sağlam bir zemine kök saldığında, diğer ayağı özgürce Arş’ı, yani en yüksek ufukları ve tüm dünyayı dolaşabilir.
YENİ HAYALLERİMİZİ, YENİ ROTAMIZI DÜŞÜNMENİN TAM VAKTİDİR
Bugün, zamanın ruhunun yeniden şekillendiği bu küresel atmosferde; yeni bir çeyrek asrın şafağında duruyoruz. Yeni hayallerimizi, yeni rotamızı ve yeni sorumluluklarımızı düşünmenin tam vaktidir. Satırlarımı tamamlarken, yeniden pergelin o sabit ayağına—sarsılmaz değerlerimize—dönüyorum.
Önümüzdeki çeyrek asırda, pergelin diğer ayağını tüm dünyaya açarak, Arş’ı âlâ hayallerimizi gerçeğe dönüştürmeyi hedeflemeliyiz. Bu vesileyle; pusula ve pergel, yeni yılın bize armağanı olsun.
Bir elimizde değerler pusulamız, diğer elimizde ufkun ötesine yelken açacağımız pergelle; geleceğe iz bırakacağımız bir hayat dileğiyle…
Yeni yılımız, geleceğimiz kutlu olsun.
Not: Kapak görseli, yapay zeka asistanı Grok tarafından oluşturulmuştur.
Ali Kamil UZUN
Türkiye İç Denetim Enstitüsü Kurucu ve Onursal Başkanı
uzun@turcomoney.com
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
İsim *
Email *
Bir dahaki sefere yorum yaptığımda kullanılmak üzere adımı, e-posta adresimi ve web site adresimi bu tarayıcıya kaydet.
Δ
This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.