Son Haberler

DEĞİŞİM VE DÖNÜŞÜM ŞART

Aslında elektronik mühendisi olan Gülferi Meral Yıldırım, yıllardır sağlık sektöründe üst düzey yöneticilik yapıyor.Türkiye‘nin en önemli markalarından biri olan Dünyagöz Hastaneler Grubu‘nun temellerinde harcı olan kadın yöneticiyle, “İş ve Yaşamda Kadının Rolü” temalı özel söyleşi için Etiler‘deki Dünyagöz‘de bir araya geliyoruz.Pozitif bakış açısıyla, başarı arasında doğrudan bir ilişki olduğunun altını çizen ve kadının iş yaşamındaki rolüyle ilgili çarpıcı açıklamalarda bulunan Dünyagöz Hastaneler Grubu Yönetim Kurulu üyesi Gülferi Meral Yıldırım,tüm sorularımızı içtenlikle yanıtlıyor:

ülkemizdeki kadınların konumunda nasıl bir değişim gözlemliyorsunuz?

Kadınların iş hayatında ağırlığı artıyor. Kadınlarımız, artık sadece çocuk bakıp, eşinden aldığı parayla evinin düzenini sağlamakla yetinmiyor. Ben, kadınların iş yaşamındaki konumunu, hayatın diğer alanlarından ayrı düşünmüyorum. Dengeyi korumak için kadının, hayatın her alanında etkin olması gerekiyor. Farklı özelliklere sahip kadın ve erkek, sorunlara farklı yaklaşıp çözüm üretebiliyorlar. Türkiye’deki kadınların, iş gücüne katılım oranında artış var ancak yeterli değil. Gelişmiş ülkelere göre kıyasladığımızda hala almamız gereken yol var.

Dünyagöz’ün kadın yöneticisi olarak, işe alımlarda kadınlara yönelik pozitif ayrımcılık yapıyor musunuz?

Dünyagöz’de herhangi bir pozisyona personel alınacaksa, bu liyakate göre yapılır. Kadın da, erkek de geleceği yere hakkıyla, çalışarak gelmeli. Bu anlamda Türkiye’deki iş gücüne katılım oranının artması için kadınların, kendilerini en iyi şekilde yetiştirmesi gerekiyor. Dürüst, çalışkan, kararlı ve kendini sürekli geliştiren biriyseniz, güzel yerlere gelirsiniz. “Kadınım diye işe alınmadım, ya da dışlandım” gibi söylemlere sığınmadan en iyi olma hedefiyle çalışmalıyız. Hastane işletiyoruz ve bizim sektörde duygular biraz daha öne çıkar.

çALIŞMA HAYATINDA VERİMLİLİK öNE çIKIYOR

İş anlayışının değiştiğini ifade ettiniz, bunu biraz açar mısınız?

Artık iş yerleri sahipleri, günün sonunda üretilen değere bakıyor. çalışanın değeri, iş yerinde kaç saat kaldığıyla ölçülmüyor, ne kadar katma değer yarattığına bakılıyor. Eskiden tek kriter iş yerine geçirilen zamandı ama artık öyle değil. Kart basılan süre için maaş alma devri kapandı. özellikle şirketlerin yönetim kademesinde görev alanlar fikirleri ve şirket için oluşturdukları değer ölçüsünde başarılı sayılıyorlar. Kaç saat çalışıldığı değil, sonuçta ortaya nasıl bir sonuç çıktığına önem veriliyor.

KADIN BEYNİ HAYATI DAHA İYİ ORGANİZE EDİYOR

Kadınların, iş ve yaşama kattığı en temel farklılıklar nelerdir?

Kadınların güçlü olduğu noktaların başında sezgileri gelir. İki kere iki bazen dört etmeyebiliyor. Sert çizgilere sahip kuralların yanında, insanın duygulardan oluşan bir varlık olduğunu unutmamalıyız. Erkeklere göre daha detaycı olan kadınlar, farklı pek çok konuyu aynı anda organize edebiliyorlar. çalışan kadın olarak; çocuğumun okulunu takip ediyorum, akşam ne yemek yapılacak planlıyorum, işten çıkınca hangi arkadaşımla buluşacağımı organize ediyorum. İstisnalar kaideyi bozmaz ama genel toplumsal yapımıza baktığımızda erkek tarafının, bu sorumlulukların sadece bir kısmıyla ilgilendiğini görüyoruz. Bir yandan evi ve çocukları çekip çevirirken, diğer yandan gündüz iş yerinde çalışmak organize düşünme yeteneği olan kadını zorlamıyor. Sahip olduğumuz sorumluluklara ait küçük küçük parçaları bir araya getirebilme yeteneğimizle, puzzle misali büyük resmi oluşturabiliyoruz. Daha güçlü fiziğe sahip olan ve analitik düşünen erkek ise sadece odaklandığı işi çözmeye çalışıyor. Bunların da ötesinde kadını farklı kılan unsur, çocuk doğurma özelliğidir. Sonuçta başarılı erkekleri de, anne doğurur ve yetiştirir. Anne olduktan sonra kadının, iş anlayışı değişiyor. çocuk, başarma azmini daha da güçlendiriyor. çünkü hedeflerinize dair elde edeceğiniz başarı, aynı zamanda çocuğunuzun geleceğine etki ediyor. Daha iyi bir planlamayla, daha verimli çalışıyorsunuz.

çünkü sektörümüzde manevi boyut önemlidir. Sonuçta insanlar bize, çay kahve içmeye, eğlenmeye ya da tabak-çanak almaya değil, tedavi olmaya geliyorlar. Kapımızdan içeri girerken, yakın ilgiyle sorunlarına çözüm bulmamızı ve en kaliteli hizmet anlayışını ortaya koymamızı bekliyorlar. Dolayısıyla doktorlardan hemşirelere, güvenlikten temizlik personelimize kadar herkes, gelen hastanın psikolojine ve beklentilerine göre en iyi hizmeti vermeye gayret ediyor.

Hastalarımıza, kendilerini emin ellerde olduklarını hissettirmek en önemli hedefimizdir.

TüRKİYE‘DE KADININ YöNETİM VE KARAR VERME SüREçLERİNE KATILIM ORANLARI

aa_384.jpg

TüRK KADINI GİRİŞİMCİLİKTE ZAYIF KALIYOR

Türk kadınının, girişimciliği hususunda ne düşünüyorsunuz?

Fırsat verildiğinde kadınlarımızın, iş yaşamında önemli başarılara imza attığını düşünüyorum. Ancak girişimcilik yoluyla kendi işini kurma konusunda zayıfız. İşe katılım oranında artış kaydedilse de, kendi işinin patronu olma konusunda gerideyiz. Türk erkekleri girişimcilik yönüyle öne çıkıyor ve dünyanın dört bir yanında hiç ummadığımız ülkelerde bile girişimde bulunup iş yeri açabiliyorlar. Ancak ataerkil yapıdan kaynaklanan sebeplerle kadınlarımız; baba, ağabey, kardeş veya eşe bağlı kalıp, kendini daha güvende hissettiği için risk alıp da girişimci olmaya yanaşmıyor. Risk alarak kendi işini kurmak yerine, herhangi bir iş yerinde çalışmayı tercih ediyor.

DüNYAGöZ‘DE KADIN çALIŞAN ORANI TüRKİYE ORTALAMASININ üZERİNDE

Kurumunuzdaki kadın-erkek çalışan oranı hakkında bilgi verebilir misiniz?

Dünyagöz Hastaneler Grubu’na, medikal kadro açısından baktığımızda doktorlarda erkek çalışanlarımız bir miktar daha fazla. Erkek doktor oranı yüzde 60, kadın doktor oranı yüzde 40’larda seyrediyor. Personel tarafında çalışan kadın oranı yüzde 55, erkek oranı yüzde 45’lerde. özellikle hastayla direkt muhatap olan çalışanlarımızda kadın çalışan oranı yüzde 90’lara yükseliyor. Muhasebe ve İdari İşler gibi alanlarda erkek oranı yukarılara çıkıyor. Yönetimde ise kadın çalışan oranı yüzde 55’lerde. Türkiye’de kadınların iş gücüne katılım oranlarıyla kıyasladığımızda Dünyagöz olarak, bu oranların üzerinde kadın işgücüne sahip olduğumuzu söyleyebilirim.

aa_151.png

Prof.Dr. Ioannis Pallikaris medikal direktör olarak yürüteceği yöneticilik görevinin yanı sıra, Türk hastaların muayene ve ameliyatlarını Dünyagöz bünyesinde yapacak.

HEDEFİMİZ DüNYA TIP LİTERATüRüNE GİRMEK

Dünyagöz Hastaneler Grubu’nun hedefleri hakkında neler söylemek istersiniz?

Gözün tüm branşlarında en gelişmiş teknolojiyi kullanarak hastalara, yüzlerce tedavi yöntemi sunuyoruz. İstanbul, Ankara, Antalya, İzmit, Adana, Samsun, Gaziantep, Bursa ve Erzincan olmak üzere 9 ayrı ilde 17 şube ve yurt dışında Hollanda, Almanya, İngiltere, Gürcistan ve Belçika’da bulunan 6 ayrı noktada hizmet veriyoruz. Türkiye’nin Avrupa’daki ilk ve en büyük yatırımını Almanya’nın Frankfurt kentinde gerçekleştirdik. Yatırımlarımıza aynı hızla devam ediyoruz. İzmir, Kayseri, Konya ve Gaziantep’te açacağımız yeni hastanelerle geniş bir coğrafyaya yayılacağız. Yurt dışında Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de büyük bir hastane açacağız. Londra’da da hastane açmayı planlıyoruz. Türkiye’de sağlık turizminin öncülüğünü üstlenerek, dünyanın 107 ülkesinden yılda yaklaşık 40 bin hastaya hizmet veriyoruz. 200 doktor ve 2000 çalışanımızla göz sağlığında ülkemizin en önemli markası olmayı başardık. Türkiye’nin birçok noktasında en kaliteli sağlık hizmetlerini veren Dünyagöz olarak yeni vizyonumuz; dünya geneline hizmetlerimizi ulaştırıp, tıp literatürüne geçecek başarılara imza atmak ve ülkemizi, tüm dünyada temsil etmektir.

BEYİN GöçüNü TERSİNE çEVİRİYORUZ

Dünyaca ünlü isim Prof. Dr. Ioannis Pallikaris’i, Dünyagöz bünyesine katmayı nasıl başardınız?

Sağlık sektöründe markalaşan Dünyagöz, beyin göçünü tersine çeviriyor. Göz alanında yaptığı buluşlar ve geliştirdiği tedavi yöntemleriyle dünyanın en önemli isimlerinden biri olan ve bugüne değin on binlerce kişiye ışık olan Prof. Dr. Ioannis Pallikaris, Dünyagöz’ü tercih etti. Prof. Dr. Pallikaris’in, Dünyagöz Hastaneleri’nin Medikal Direktörü olmasıyla birlikte araştırma ve eğitim çalışmalarına ağırlık vereceğiz. Uluslararası arenada daha fazla söz sahibi olmayı hedefliyoruz. Eğitim ve akademik işbirlikleri konusunda dünyanın önde gelen üniversite ve kuruluşlarıyla birlikte, medikal gücümüzü ortaya koymak ve markamızın dünya çapında tanınırlığını arttırmayı amaçlıyoruz. Prof. Dr. Pallikaris gibi dünyanın sayılı oftalmologları arasında yer alan bir ismi Dünyagöz Hastaneler Grubu’na ve Türkiye’ye kazandırdığımız için gururluyuz. Prof.Dr. Pallikaris medikal direktör olarak yürüteceği yöneticilik görevinin yanı sıra, Türk hastaların muayene ve ameliyatlarını grubumuz bünyesinde yapacak.

GöRME ENGELLİ çOCUKLARA IŞIK OLACAĞIZ

Yoğun iş temposundan sıyrılmak için nasıl bir yol izliyorsunuz?

Sosyal sorumluluk projeleri kapsamında yıllardır çeşitli aktivitelere imza attıyoruz. Keyifle yürüttüğümüz son projemiz, görme engeli çocuklarımıza ışık olmayı kapsıyor. Beni fazlasıyla heyecanlandıran bu proje; az gören ve göremeyen çocukların eğitimlerine katkı sağlamayı hedefliyor. Milli Eğitim Bakanlığı, çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve derneklerle işbirliği halinde 15 görme engelli çocuğumuza özel okullarda eğitim imkanı sunacağız. öte yandan Türkan Sabancı Görme Engelliler Okulu’ndaki 50 çocuğumuza tedavi hizmeti vereceğiz. Yoğun iş tempomuzdan kaynaklanan yorgunluğu, keyif aldığımız sosyal sorumluluk projeleriyle azaltıyoruz.

İŞTE BAŞARININ ALTIN KURALLARI

Size göre iş ve yaşamda başarıyı getiren temel etkenler nelerdir?

Başarıyı hedefleyen insan, karşısına çıkan her engeli aşabilir. Kadının iş yerinde, engellere takılmak yerine entegrasyonu sağlayıp, sürekli gelişime odaklanması lazım. Bunun için öncelikle insanın, yaptığı işi sevmesi şart. Böyle olunca çocuk veya başkaca nedenler kariyerin önünde engel teşkil etmiyor. Hem iş, hem ev hayatı keyifle yürüyor. Sonuçta evde çocuğumla geçirdiğim keyifli vakit, enerjimi yükselttiğinden ruh halime yansıyor ve işime daha sıkı sarılmama neden oluyor. Aynı şekilde işle ilgili başarım, eve yansıyor. Hayatı bu nedenle iş ve ev diye ayırmıyor, bir bütün olarak görüyorum. Başarı için kendinizle barışık olmalısınız, kendinizi sevmelisiniz ve empatiye önem vermelisiniz. Olaylar karşısında tepki vermeden, karşı tarafı anlamaya çalışmak iş ve yaşamı daha kolay hale getirir.

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası