Son Haberler

Dünya yeni kriz stratejileri geliştirilirken Türkiye de buna hazır olmalı!

Avrupa merkezli kriz tüm dünyayı etkilerken önümüzdeki dönemde yavaş da olsa normalleşme sürecine girilmesi umuluyor. Krizi aşma yolunda geliştirilen stratejiler hızlanırken, Türkiye bu süreci dikkate alıp ekonomisini rahatlatma yoluna gitmeli.

Yeni yılla birlikte hızlı yavaşlama, iç talepte hissedilir durağanlaşma, özellikle inşaat, konut, gayrimenkul, otomotiv ve gıda dışı perakende sektörlerinde daha fazla hissediliyor. Banka kredilerinde durgunluk, bankaların kredi kullandırma isteğinde yavaşlama dikkat çekiyor. Yüksek kredi faizlerinde, özellikle tüketici kredilerinde temkinli davranma eğilimiyle tüketicinin beklemeye geçtiği görülüyor. Merkez Bankası halen sıkılaştırma politikalarını sürdürüyor ve bu nedenle piyasada nakit sıkıntısı devam ediyor.

Merkez Bankası, piyasayı göreceli olarak daha az fonluyor. Enflasyonun halen yüksek seyretmesi işletmelerin maliyetlerini artırıyor. Bu noktada üzerinde durulması gereken en önemli konu; satışların düşmesine karşılık, maliyetlerin yükselmesi, dolayısıyla şirketlerin nakit akışında bozulmaya paralel olarak nakit ihtiyacının artması, şirketlerin mevcut ve yeni kredilerini geçen yılın aynı dönemine göre daha yüksek faiz oranlarıyla yenileme ihtiyacı. Bunlara ilave olarak TL’deki değerlenme, ihracatçı şirketlerin rekabet gücünü tekrardan olumsuz etkilemeye başladı. Dolayısıyla mali yapısı bozulan ihracatçının motivasyonu kırılıyor enerjisi düşüyor. Bütün bu gelişmeler dikkate alındığında gelecek aylarla ilgili yapılacak hesaplamalarda şirketlerin maliyet yapısı ve rekabet gücü göz önüne alınmalı.

Konut sektörü ve otomotiv satışlarındaki hissedilir yavaşlama yılbaşından bu yana dikkat çekiyor. özellikle otomotiv satışlarındaki düşüş, cari açık üzerinde olumlu etki yapmakla birlikte kamu gelirlerinde geçen yıla göre düşüşe yolaçacak. Piyasanın yavaşlaması; gelirlerinin yüzde 70’inin dolaylı vergilerden sağlandığı Türkiye ekonomisinde sıkıntı yaratabilir. Bu nedenle ekonomi politikalarını oluştururken, tüm bu değişkenler dikkate alınmalı. Diğer taraftan olası İran krizi nedeniyle Hurmuz Boğazı‘ya ilgili olarak şu anda 120 dolara dayanan petrol fiyatları, enflasyon üzerinde baskı oluşturacak.

Yukarıda bahsettiğimiz tabloya değindikten sonra AB’de, Yunanistan kaynaklı kriz çözülmedikçe, Avrupa Birliği’nde hızlı biçimde parasal genişleme politikalarının uygulanmak durumunda kalınacağını ifade edelim. Aynı anda ABD tarafı, piyasalara para sürmeyi artıracağından tekrardan piyasalarda para bollaşacak ve Türkiye bundan ciddi anlamda etkilenecek. Merkez Bankamız bugüne kadar haklı olarak sıkılaştırıcı politikalar izledi, fakat bundan böyle dünya normalleşme sürecine girebilir. Türkiye politikalarını bu stratejilere göre yeniden gözden geçirmeli ve piyasalarını rahatlatmalı.

Tekrardan sıcak para girişiyle döviz bolluğu, değerli Türk Lirası sorununu gündeme getireceğinden Merkez Bankası, TL değer kaybederken yaptıklarının tersini TL değerlenirken yapmalı ve ihracatçının rekabet gücünü korumalı. Unutulmamalıdır ki; piyasalar yaşamsal önemdedir ve piyasadaki aktivite canlı tutulmalı, alışverişin önü açılmalı. Piyasa dinamiklerine bağlı olarak Türkiye, 2012 yılında rekor büyümesini sürdürmeli ve hem bölgesinin lideri, hem de cazibe merkezi olma özelliğini korumalıdır.

Süleyman ORAKçIOĞLU

orakcioglu@turcomoney.com

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası