turkiye-almanya-is-ortakligi

Türkiye ve Almanya, birbirine muhtaç

TAVAK (Türkiye-Avrupa Eğitim ve Bilimsel Araştırmalar Vakfı) Başkanı ve Turcomoney yazarı Prof. Dr. Faruk Şen, son zamanlarda iyice gerilen türkiye-Almanya ilişkilerini değerlendirdi, çarpıcı önerilerde bulundu.  

prof. dr. faruk şen ile ilgili görsel sonucu

*Türkiye-Almanya ilişkileri, Avrupa Birliği ilişkilerimizden ayrılamaz. Zira Avrupa Birliği’nin 143 milyar Euro’luk bütçesinin yüzde 38’ini takriben 50 milyar Euro’sunu ödeyen Almanya, AB bütçesinden yalnız yüzde 15’lik bir pay alıyor. Bu da en fazla 20 milyar Euro’dur.

*Almanya, tarihinde ilk defa Türkiye’ye karşı çok sert uygulamalar getiriyor. Bu gelişmeler Türk-Alman dostluğuna büyük ölçüde zarar verecek düzeyde.

*Türk-Alman ilişkileri, 2 Haziran 2016 Ermeni Soykırımı’nın Alman Parlamentosu’nun onaylamasından sonra büyük ölçüde rayından çıkmış bulunuyor.

*İki ülkenin çıkarları, karşılıklı saldırıdan değil, dostluktan geçer. Türkiye ve Almanya ilişkileri çok girifttir.

*Ortadoğu’da Amerika, Rusya, İngiltere gibi söz sahibi olmak isteyen Almanya’nın çıkarı, Türkiye ile işbirliğinden geçiyor. Yoksa Almanya bu bölgeye inemez.

*Almanya’da nüfusun yüzde 4’ü Türklerden oluşuyor. 3 milyon 200 bin insanımızın yaşadığı Almanya’da iç huzurun daha da gelişmesi ve dostlukların artması için Türkiye-Almanya ilişkilerini düzeltmek, hem Türkiye’nin hem de Almanya’nın görevidir.

*Avrupa’da yaşayan 5,6 milyon Türkiye kökenli arasında çalışan nüfus yaklaşık 1,9 milyon civarındadır. AB ülkelerinde toplam çalışanların yüzde 0,67´sini oluşturan 1,9 milyon çalışan Türk´ün, AB’nin cari fiyatlarla Gayri Safi Yurtiçi Hasılası’na (GSYİH) 2008 yılında 100 milyar Euro’luk bir katkı sağladı.

*Türkiye’de hükümet, 2017 yılında AB’yi her zaman gündemde tutmak zorundadır.

 Türkiye Almanya ilişkilerine geçmişe ve bugüne yönelik bir bakış

Almanya’nın Türkiye politikası, Avrupa Birliği içerisinde her geçen gün daha da sertleşiyor. Geçtiğimiz günlerde Alman Başbakanı Angela Merkel Türkiye’ye verilecek AB yardımlarının kesilmesini istedi. Sigmar Gabriel, Alman Dışişleri Bakanı olarak Türkiye’ye ateş püskürdü. Alman yetkililer Türkiye için öneli olan Gümrük Birliği’nin yenilenmesini engellemeye çalışıyor.

Almanya’nın Türkiye’ye karşı yaptırımlarının her geçen gün daha sertleşmesi ve Alman halkının yüzde 91’nin Türkiye’ye bakışının olumsuz olması Almanyalı Türkleri büyük ölçüde etkiliyor.

Bütün bu gelişmeleri başta Türkiye’ye karşı oldukça sert bir tavır ortaya koyan Angela Merkel olmak üzere, Juncker ve diğer politikacılar göz ardı ediyor. Ezilen bir kitle olan Avrupalı Türkler, aynı zamanda içinde yaşadıkları ülkelere tüketici olarak da katkı sağlıyor.

Almanya-Türkiye ilişkilerindeki tüm bu gelişmeler sonucunda, Avrupa’da göçmen Türkiye’de gurbetçi olan ve her iki tarafta uyum sorunları yaşayan Türkler, yaşadıkları AB ülkelerinde kendilerini ezen, dışlayıcı politikaları, üzerlerinde daha ağır hissediyor.

Türkiye ve Almanya ile ilgili görsel sonucu

                                     TÜRK-ALMAN İLİŞKİLERİ ZARAR GÖRÜYOR

Özetle Almanya, tarihinde ilk defa Türkiye’ye karşı çok sert uygulamalar getiriyor. Bu gelişmeler Türk-Alman dostluğuna büyük ölçüde zarar verecek düzeydedir. Almanya , Türk hükümetine kızıp Türk halkını, Türk sanayicileri ve turizmcileri de çok sert cezalandırıyor. Türkiye-Almanya arasındaki ilişkiler, çok geniş kapsamlı ilişkilerdir. Ben her zaman “Türkiye ile Almanya eğer sınırdaş olsalardı, konfederasyon kurabilirlerdi” derdim. Şimdi ise “İyi ki sınırdaş değiliz; son çekişmelerden sonra savaşabilirdik” diye düşünüyorum.

Türkiye-Almanya ilişkileri, Avrupa Birliği ilişkilerimizden ayrılamaz. Zira Avrupa Birliği’nin 143 milyar Euro’luk bütçesinin yüzde 38’ini takriben 50 milyar Euro’sunu ödeyen Almanya, AB bütçesinden yalnız yüzde 15’lik bir pay alıyor. Bu da en fazla 20 milyar Euro’dur.

merkel ile ilgili görsel sonucu

                                                            ALMANYA ENGELLİYOR

Son gelişmeler çerçevesinde Türk politikacılarının Almanya’da seçim kampanyasına yasaklar getirilmesi, Berlin Turizm Fuarı’nda çatlak sesler çıkması ve ‘No Turkei – Türkiye’ye gitmeyin’ açıklamaları, büyük bir olasılıkla bu yıl TAVAK Vakfı olarak düşündüğümüz 3 milyonluk turist sayısını 1,5-2 milyona kadar indirecektir. Almanya, Türkiye’nin ihracatında 1. sırada yer alırken, ithalatında da enerji konularını dışarıda bırakırsak ilk sırada yer alıyor.

Bu araştırmada ilk önce Almanya’daki Türklerin konumuna değinip, daha sonra da Almanya’daki Türklerin referanduma yönelik yaklaşımlarını içeren TAVAK araştırmasını değerlendirmek istiyoruz.      

                                           NORMALLEŞMENİN YOLLARI ARANMALI

Türk-Alman ilişkileri, 2 Haziran 2016 Ermeni Soykırımı’nın Alman Parlamentosu’nun onaylamasından sonra büyük ölçüde rayından çıkmış bulunuyor. İki taraf karşılıklı suçlamalarına devam ediyor. Türkiye, haklı olarak PKK ve FETÖ’ye tolerans gösteren Almanya’ya kınamada bulunurken; Almanya da Türkiye’ye basın özgürlüğü, insan hakları, gazetecilerin tutuklanması ve çifte vatandaş olan Die Welt Gazetesi’nin muhabirinin tutuklanması ile ilgili olarak suçlamalarına devam ediyor. Bir adım daha ileriye gidelim: Almanya, Türk politikacıların demokratik bir hakkı olan Almanya’da referandum propagandası yapmasına izin vermiyor. Bu olaylar tırmanarak giderken, karşılıklı suçlamalar her geçen gün daha da büyüyor.

İki ülkenin çıkarları, karşılıklı saldırıdan değil, dostluktan geçer. Türkiye ve Almanya ilişkileri çok girifttir.

Yedi maddede Türk-Alman ilişkilerinin niçin düzelmesi gerektiğini dile getirelim:

1)Türkiye, İncirlik Havaüssü’nü Almanların da kullanımına açtı.  İncirlik Havaüssü’ne yerleşen savaş uçakları, bugün Suriye ve Irak’a devamlı kontrol uçuşu yapıp bilgi topluyor. Almanların şunu görmesi lazım: Ortadoğu’da Amerika, Rusya, İngiltere gibi söz sahibi olmak isteyen Almanya’nın çıkarı, Türkiye ile işbirliğinden geçiyor. Yoksa Almanya bu bölgeye inemez. Almanya bunun kıymetini bilmedi ve bundan sonra ayrılmak zorunda kaldı.

siemens rüzgar enerjisi ile ilgili görsel sonucu

                                         RÜZGAR ENERJİSİ İHALESİNİ SIEMANS ALDI

2)Ekonomik ilişkiler tavan yaptı. Türkiye’nin ihracatında Almanya 1. sırayı alırken, ithalatında da enerji dışında Almanya ilk sıradadır. İki ülke de ticaretten büyük ölçüde yarar sağlıyor. Bunun artırılması düşünülürken, son gelişmeler bu konuya da sorun çıkarmaya başlayacaktır. Buna rağmen rüzgar enerjisi ihalesini Alman firması olan Siemens aldı.

3)Turizmde 2015’te 5,5 milyon Alman turist gelirken, bu sayı 2016’da 3,8 milyona indi. TAVAK Vakfı‘nın tespitlerine göre de 2017’de 3 milyon civarında olması bekleniyor. Fakat Almanya’da Türkiye’ye karşı turizmde başlatılmak istenen “No Turkei” programı, Alman Halkının Türkiye’ye gelişini azaltacaktır. Bu hem Türkiye’nin aleyhine hem de güzel ve ucuz bir ülkede tatil yapmak isteyen Alman turistlerini negatif anlamda etkileyecektir. Bu yıl Alman turist sayısı 2 milyon sınırında kalacaktır.

4)Almanya’da nüfusun yüzde 4’ü Türklerden oluşuyor. 3 milyon 200 bin insanımızın yaşadığı Almanya’da iç huzurun daha da gelişmesi ve dostlukların artması için Türkiye-Almanya ilişkilerini düzeltmek, hem Türkiye’nin hem de Almanya’nın görevidir. Bu arada ezilen, Almanya’da yaşayan 3 milyon 200 bin Türk‘ün yanı sıra Türkiye’de yaşayan 70 bin Alman’dır.

                                                  ALMAN SERMAYESİ TÜRKİYE’YE YERLEŞTİ

5)Alman sermayesi, Türkiye’ye yerleşmiş ve büyük ekonomik kazanımları olan bir sermayedir. Audi’den Mercedes’e Volkswagen’den Skoda’ya kadar birçok Alman arabası, neredeyse Türk arabalarından daha fazla Türkiye’de satılıyor. Aynı zamanda ayakkabı firmalarından, kozmetik firmalarına, gıda firmalarına kadar her şeyiyle Almanlar, Türk pazarında yer aldılar ve çok iyi kazanç sağlıyorlar.

6)Avrupa Birliği’ne üye olmak isteyen Türkiye’nin yolunu açabilecek en önemli ülke Almanya’dır. AB bütçesinin yüzde 38’ini ödeyip, yüzde 15’ini geri alan Almanya, Türkiye ile ilişkileri iyileştiği takdirde, Türkiye’nin AB’ye giden yoluna bir katkıda bulunacaktır.

7)Almanya’da Türk imajı büyük ölçüde sarsılmış bulunuyor. Türk halkına Almanya’da tepki artarken, Türkiye’de de Almanlara olan tepki olumsuz bir şekle büründü. Burada Avrupa’nın biri 82 milyonluk, diğeri 80 milyonluk iki büyük ülkesi orta vadede çok daha zarar görecektir.

avrupa birliği ile ilgili görsel sonucu

                               TÜRK HALKI, AB’YE VE MERKEL’E NASIL BAKIYOR?

TAVAK Vakfı’nın 2016 Ekim ayında yaptığı son araştırmada Türk Halkı’nda AB’ye yönelik iyimser bir gelişme ortaya çıktı. Türk halkının yüzde 22’si AB üyeliğine sıcak bakıyor. Ama halkın yüzde 68’i de “hayır” diyor. Bunun dışında yine bu araştırma kapsamında Türkiye’nin 2020-2026 yılları arasında AB’ye tam üye olacağına inananların oranı yüzde 44’e çıkmış bulunuyor. Buna karşılık Türkiye’nin AB’ye giden yolunu en fazla hangi ülkenin kestiğine yönelik soruda Almanya ilk sırada yer almakta ve Alman halkının % 61’inin Türkiye’nin tam üyeliğine karşı çıktığı düşünülüyor. Eski yıllarda Türkiye karşıtı olarak görülen Fransa’nın Türkiye’nin önünü kesme oranı % 26 oranında kaldı.

                                                                TÜRKİYE NE İSTİYOR?

  1. Türkiye’nin isteklerinin başında da AB’nin Türkiye’ye yönelttiği ekonomik yardımların artırılması yönünde olacaktır. AB 2017 yılı için, Türkiye için öngörülen 2,9 milyar Euroluk AB yardımının  1 milyarını başka konulardan dolayı alıp göçmenlere yöneltilmesi için kullanacaktır. Türkiye bunun için her yıl en azından yıllık 3 milyar Euro olarak öngörülen paraların ödenmesini istiyor.
  2. Türkiye ayrıca Schengen vizesinin en geç 01.07.2017’ye kadar kaldırılmasını istiyordu. Ayrıca 2020-2026 bütçe döneminde tam üyelik şansı olması için 2017’de hazırlanacak olan 2020-2026 bütçesinden Türkiye’ye pay ayrılmasını istiyor.
  3. Türkiye’nin AB ilişkilerinin Suriyeli mültecilerin dışında da dar boğazdan çıkması lazım. Türkiye 6 faslın yeni baştan açılmasını istiyor. Böylece Türkiye 2020-2023 yılları arasında tam üye olma konusunda adım atmak istiyor.

Daha önce de belirttiğim gibi 2017’de hazırlanacak olan 2020-2026 yılı 7 yıllık bütçede Türkiye’ye ciddi para ayrılmalıdır. AB ile güncel ilişkilerimiz ve ülkemizdeki ekonomik krizi son kitabımda detaylı olarak dile getirdim. Burada da belirttiğim gibi Türkiye AB’nin gündeminden düşerken bizim de gündemimizde Türkiye yoktu. Türkiye’de ekonomik krizin artması bunu tekrar gündeme getiriyor.

Bu açıdan Türkiye’de hükümet 2017 yılında AB’yi her zaman gündemde tutmak zorundadır.

          TÜRK PATRONLARIN SAYISI 82 BİNİ AŞTI

Tablo 1: Almanya Türk Kökenli Haneler Ekonomik Verileri (2015)
Almanya Türk Kökenli Haneler Ekonomik  Değerler (2015)
Türk kökenlilerin toplamı 3.190.000
Hane başı nüfus ortalaması 3,7
Toplam Türk haneleri 823.000
Ortalama hane geliri (Net/ Aylık  €) 2.190
Ortalama hane başı tasarruf (Net/ Aylık  €) 190
Hane Başı toplam tüketim harcamaları (Net/ Aylık  €) 3,980
Hane başına yıllık net gelir 26.280
Yıllık net hane gelirleri toplamı (Yıl Toplamı /  Milyar €) 21,1
Türk haneleri tasarruf miktarı (Yıl Toplamı / Milyar €) 1,8
Türk haneleri tüketim harcama  (Yıl Toplamı / Milyar €) 16,6
Kaynak : TAVAK 2017 (Değerlendirme)

 almanya ile ilgili görsel sonucu

  1. Türkler‘in Avrupa Birliğine Ekonomik Katkısı

Avrupa’da yaşayan 5,6 milyon Türkiye kökenli arasında çalışan nüfus yaklaşık 1,9 milyon civarındadır. Avrupa Birliği ülkelerinde toplam çalışanların yüzde 0,67´sini oluşturan 1,9 milyon çalışan Türk´ün, AB’nin cari fiyatlarla Gayri Safi Yurtiçi Hasılasına (GSYİH) 2008 yılında 100 milyar Euro’luk bir katkı sağlamış bulunuyor.

Türkiye Avrupa Eğitim ve Bilimsel Araştırmalar Vakfı’nın konuya ilişkin ilk araştırmayı gerçekleştirdiği 2015 yılında Türkler‘in AB GSYİH´sına katkıları 68 milyar Euro düzeyindeydi.

Türklerin AB ülkelerindeki makro ekonomik katkısı Türk girişimcileri bazında değil, çalışan Türk nüfusu itibariyle hesaplanıyor. Çünkü Türkler, AB ekonomisinden kopmuş, otonom ve dolayısıyla kapalı bir ekonomi oluşturuyor, aksine çalışan Türkler‘in ezici çoğunluğu, yaşadıkları ülke işletmelerinde çalışıp, yine bu işletmelerin ürünlerini tüketiyor. Türkler‘in yalnız üretici güç olarak değil, aynı zamanda tüketici olarak varlıkları, AB´deki iç talebe satın alma güçleri oranında yansıyor. Mevcut ekonomik bütünleşme Türkler‘i Avrupa ekonomileri için vazgeçilmez kılıyor. 1990´lı yılların başında Almanya´da yaşayan Türk kitlesinin tüketim eğilimleri büyük ölçüde artmış bulunuyor. 1975–1978 yıllarına kadar net gelirlerinin % 45´ini tasarruf eden ve bunların kendi ülkelerine gönderen Türk insanının tasarruf eğilimleri % 14’lere kadar geriledi, özellikle başta otomotiv ve mefruşat talepleri arttı. Ayrıca etnik marketing araştırmaları çerçevesinde Türkler‘in otomotivde, giyimde markalara olan ilgisi Alman toplumu ile aynı düzeye gelmiş bulunuyor.

                                                                            KRİZ BÜYÜYOR

Alman Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel’in kuzey Almanya’da ki tatilini yarıda kesip çok acil bir şekilde basın toplantısı için Berlin’e döndü. Angela  Merkel ile yaptığı görüşmelerden sonra Türkiye ye yönelik zehir zemberek açıklamalarda bulundu. Bunu başka bakanlarda belirli konularda tamamladılar.

Bu yaklaşımlara bir bakalım

1) “Türkiye’ye gidecek turistlere biz bundan sonra güvence veremeyiz. Turistlerin başına bir şey gelirse bu kendi sorumluluklarına dahildir” dedi. Bunun Türkçesi, “Türkiye’ye gitmeyin, Türkiye’de başınıza herhangi bir şey gelebilir, tevkif edilebilirsiniz. Biz bu konuda yardım edemeyiz” anlamına geliyor.

Bu açıklamadan sonra Almanya’daki seyahat acenteleri Birliği Türkiye’ye gidecek Alman turistlerin seyahat acentelerindeki rezervasyonlarını iptal etmeleri halinde paralarını geri alabileceklerini ya da başka bir ülkeye çevirebileceklerini vurgulandı.

  1. 2. “Türkiye’ye yatırımlarda biz güvence veremeyiz. Türkiye bazı yatırımlara karşı yaptırım içine girebilir” dedi. Bu da 8 milyar Euro yatırım yapan Alman şirketlerin yatırımlarını azatlamalarını veya bundan sonra yatırım yapmamalarını beraberinde getirebilir.
  2. Almanya’dan Türkiye’ye mal ihraç eden firmalara Almanya paralarını alamamaları durumunda Hermes garantisi verirdi. Böylece Alman ihracatçıyı bir güvenceli yurtdışına mal satmasını sağlardı. Türkiye için Hermes garantililerini kaldırma kararı uygulanacak.
  3. Türkiye için en önemli konulardan biri Gümrük Birliği anlaşmasının yenileştirilmesiydi. 1996’da başlayan Gümrük Birliği’nde Türkiye’nin aleyhinde olan konuların değişmesi ve güncelleştirilmesi gerekiyordu. Bu konuda Türkiye AB arasında anlaşma çerçevesinde Gümrük Birliği yenilenmesi Temmuz ayında başlayıp 2019’un ilk yarısında tamamlanacak. Gümrük Birliği’nin yenilenmesi Almanya tarafından askıya alınmaya çalışılıyor. Bu da Türkiye çıkarları açısından ters düşen bir gelişme.

5 Sigmar Gabriel Türkiye AB ilişkileri konusunda AB ülkeleri ile temasa geçip çekinceleri anlatacağını belirtti. Bunun anlamı Hollanda Avusturya gibi ülkelerin yanında Türkiye’ye tepkili ülkelerinde Almanya ya destek vermesini beraberinde getirecek. Bu da olumsuz bir gelişme olacak.

  1. Savunma sanayinde de Türkiye’ye satılacak mallar tekrar gözden geçirilecek. Bu da Almanya’nın Türkiye’ye söz verdiği ve satmaya garanti ettiği mallara belirli ambargonun konulacağını beraberinde getiriyor.

Olaylara baktığımız zaman AB’nin tavrı ekonomik yüklerinin ağır olacağından hareket edebiliriz. AB ülkeleri Avrupa Birliği’nin 143 milyar Euro bütçesinin yüzde 43’nü sağlayan Almanya’nın bu yaptırımlarını destek vereceğinden hareket edilebilir. Bütün bunlara karşı Türkiye ne gibi yaptırımlar içine girebilir.

 

                geri kabul anlaşması ile ilgili görsel sonucu                                                       GERİ KABUL ANLAŞMASI

Güncel olarak Türkiye’nin direkt olarak gündeme getireceği yaptırım 28 Mart 2016 imzalanan geri kabul anlaşmasının iptali olabilir. Ab ülkeleri Angela Merkel’in başkanlığında 2016-2017 yıllarında yılda 3 milyar Euro’luk Türkiye ye yardım yapmaya söz vermişti. AB. bunun ancak 840 milyon Euro’luk kısmı verildi. Bu açıdan Türkiye de bir yaptırım olarak gündeme getirebilir. Genel olarak Türkiye Almanya ilişkilerinin bu derece krize girmesi Türkiye AB ilişkilerini büyük ölçüde etki yapacak.

Avrupa’nın iki büyük devi 82 milyonluk Almanya ve 80 milyonluk Türkiye birçok konuda ortak çıkarları olmasına rağmen böyle bir duruma gelmemeliydiler. Bu açıdan Türkiye’nin atacağı akıllı bir adım olabilir. Türk Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan Alman cumhurbaşkanı  Frank Steinmeier  resmi bir ziyaret için Türkiye ye davet edebilir.

Frank Steinmeier görüştüğüm kadarıyla böyle bir davete sıcak bakabilir. İki ülkenin cumhurbaşkanları sorunları masaya yatırıp ortak bir noktada bulaşabilirler.

                                                        TÜRKİYE’YE YÖNELİK YAPTIRIMLAR

Türkiye’ye yönelik yaptırımlar Almanya ve AB’de her geçen gün daha da artıyor. NATO üyeliği bile sorgulanıyor. Almanya Türkiye’yi tam olarak düşman resmi olarak ilan etti. Alman basınında 10 haberden 7’si Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve Türkiye ile İlgili. Son zamanlarda Almanya’daki Türklerinde uyumsuzluğu konusu Alman Basını’nın gündem konusu oldu.

                                                               YENİ YAPTIRIMLAR NELER?

1) Alman Hükümeti seçimlerden sonra çifte vatandaşlığı ele almak ve bu konuya set çekmek istiyor. 1991’den sonra Almanya’da doğanlar çifte vatandaşlık hakkını kazanıyor ve 18 yaşında biri için karar veriyordu. Sonra uygulama, bu yumuşatıldı ve ikisinde de kalabildi. Çifte vatandaşlık Almanya’da katiyetle istenmiyor.

2) Almanya’da 3,2 milyon Türk kökenli insanımızın takriben 750 bini sosyal yardım alıyor. Bu sosyal yardımlar insanların hakkı olan paralar. Şimdi Almanya, Türklerin Türkiye’deki mal varlıklarını araştırıyor ve herhangi bir dikili ağacı olana sizin Türkiye’de yatırımınız var deyip bu paraları vermeme kararı alıyor. 1 Temmuzda uygulamaya geçen bu yaptırım önümüzdeki ay daha da şiddetlenecek.

3) Avrupa Yatırım Bankası’nın “Türkiye kredilerinde AKP’li belediyelere para verilmesin” yaklaşımı var. Bugüne kadar 25,1 milyar Euro kredi aldığımız bu banka, artık Türkiye’ye kredi vermek istemiyor.

4) Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel Türkiye’ye gidecekleri tekrar uyardı ve gidilmemesi konusunda tavsiyelerde bulundu. Ve böylece bu yılsonunda Türkiye’ye gelecek turist sayısı 2 milyonu geçmeyecek.

 

nato türkiye ile ilgili görsel sonucu

                                                    NATO ÜYELİĞİ BİLE SORGULANIYOR

Türkiye’ye yönelik yaptırımlar konusunda Brüksel ve Berlin de tartışılan bir konu var. Türkiye’nin NATO üyeliğini askıya alalım veya üyelikten çıkaralım yaklaşımı artıyor. Bu çok olanaksız olsa bile AB’ye almadıkları Türkiye’yi NATO’dan da çıkarmak istiyorlar. Bu konuda incirlik olayı ve Türkiye’nin komşularının belalı olması da bunda rol oynuyor. Bu gidişle yakında Türkiye’nin tam NATO üyeliğinin ciddi bir şekilde tartışıldığını göreceğiz. Son nokta Almanya’da bugün için seçmen niteliğinde olan 1,2 milyon Türk kökenli Alman’ın üzerinde büyük bir baskı var. Partiler Türk kökenli Almanların oy vermeye gitmesini ve büyük partilere yakın oy vermesi konusunda inderekt çalışmalar yapıyorlar.

 

 

 

 

 

Yorum yok

Yorum Yazın

İlgili Haberler