Merhabalar,
İhracatımızın en yoğun yapıldığı AB topluluğunun merkezi Brüksel’de merak ve biraz da endişe ile beklediğimiz dönüm noktası olan 28 Ocak tarihi ne getirdi? Kısaca bakalım.
Öncelikle Otomotiv Sanayii Derneği(OSD)’nin 2025 yılı değerlendirme raporundaki bir kaç rakama çok kısaca göz atmakta yarar var.
Geçen yıl toplam taşıt üretimimiz 2024 yılına oranla %4 artarak 1.419.464 adet oldu. Buna mukabil otomobil üretimimiz 2024 yılına oranla %3,5 azaldı ve 872.538 adede indi. Toplam taşıt ihracatımız ise %4,4 artarak 1.057.920 adede yükseldi. Ama otomobil ihracatımız 599.687 adede inerek %8,3 azaldı. En önemlisi; taşıt ithalatımız geçen yıl %11,8 arttı ve 999.003 adede yükseldi. Otomotiv ihracatımız toplam 40,8 milyar dolar gelir sağlarken bunun %70 i AB ülkelerinden sağlandı.
Bu tablo da gösteriyor ki, AB pazarının talep ettiği teknolojiye ve emisyon şartlarına sahip otomobillerin üretimini çeşitlendiremezsek işimiz zora gidiyor.
Bu yıl ek olarak ‘Made In Europe‘ doktrini önümüzde bir başka ihracat engeli çıkarmaya aday konu oldu. Aslında bu doktrin Türkiye için hem büyük bir risk hem de muazzam bir fırsat barındırıyor. AB’nin en büyük sanayi tedarikçilerinden biriyiz. Dolayısıyla bu doktrinin ‘yakın çevre‘ (near-shoring) tanımına girip girmeyeceğimiz her şeyi değiştirecek nitelikte kritik ve önemli!
Otomotiv ve teknoloji ihracatı özelinde beklenen etkileri özetleyecek olursak:
1. Otomotiv Sektörü olarak ‘Avrupalı‘ Sayılacak mıyız?
Ülkemizin ihracat şampiyonu olan otomotiv sanayii için en kritik konu Menşe Kuralları olacak. Batarya konusuna gelince; yasalaşması beklenen doktrine göre bir elektrikli taşıtın ‘Made in Europe‘ sayılması için batarya hücrelerinin Avrupa’da üretilmesi gerekecek. Eğer sektör olarak batarya yatırımını hızlandırmazsak, ülkemizde üretilen taşıtlar AB pazarında yabancı muamelesi görüp ek vergilere veya kamu ihalesi yasaklarına takılabilecekler.
Gümrük Birliği avantajımıza gelince; 28 Ocak kararlarında Gümrük Birliği ortaklarının ‘stratejik ekosistemin parçası’ olarak kabul edilmesi eğilimi güçlendi. Bu iyi haber. Eğer netleşirse, Bursa veya Kocaeli’de üretilen bir taşıt, Hanover’de üretilmiş gibi avantajlı sayılmaya devam edecek.
2. Teknoloji ve Yeşil Dönüşüm AB, artık sadece ‘ucuz’ olanı değil, ‘karbon izi düşük ve Avrupa standartlarında’ olanı istiyor. Sınırda Karbon Düzenlemesi (SKDM): ‘Made in Europe‘ doktrini yeşil teknolojileri destekliyor. Türkiye’deki teknoloji ihracatçıları (beyaz eşya, tüketici elektroniği vb.) üretim hatlarını yeşil enerjiye dönüştüremezse, ürünleri teknik olarak ‘Made in Europe‘ kriterlerini karşılamayacak. Çip ve Yazılım: AB, kritik yazılımların ve çiplerin kendi içinde üretilmesini istiyor. Türkiye’nin savunma sanayisindeki yazılım gücü, AB’nin bu alandaki tedarik zincirine güvenilir partner olarak girmesi için yeni bir kapı açabilir.
28 Ocak görüşmelerinden anlıyoruz ki kritik günler Şubat ayının ortasındaki günler olacak. Zira 28 Ocak görüşmelerinin teknik detayları, diğer bir deyişle bizim hangi grupta yer alacağımız hususu Şubat ortasındaki Avrupa Parlamentosu Sanayi Komitesi toplantısında netleşebilir.
İlgililerin işi sıkı tutmaları ve yoğun temas trafiğini sürdürmesi gerekiyor.
İbrahim AYBAR
Vesiile A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı
aybar@turcomoney.com
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
İsim *
Email *
Bir dahaki sefere yorum yaptığımda kullanılmak üzere adımı, e-posta adresimi ve web site adresimi bu tarayıcıya kaydet.
Δ
Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.